@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner

4500 Din Görevlisi Atama Heyecanı İçerisinde ve Acı Gerçekler




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hayali olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın personel alımında ilk kez ciddi bir yatırımı olan "Diyanet Akademisi" ilk mezunlarını geçtiğimiz haftalarda verdi.
6000'i aşan sayı ile adaylık kazanan din gönüllülerinden bazılarının gurbete çıkmak istememesi, geçim sıkıntısına düşme kaygısı ve en önemlisi aile birliğinin zedelenmesinden korkması, eğitim aşamasında uyum sağlayamayan, derslerin ağırlığı ve  ara sınavlarda başarısız olanların varlığı ile yaklaşık 1500'ü fire verdi.
Yine de her zorluğa ve şarta bağlı kalarak "8 ay gelir geçer, bu imkanı bir daha bulamam" diyen binlerce "aday din gönüllüsü" dişine tırnağına takarak yola devam etti.
Diyanet'e ait bir çok ihtisas merkezlerinde 8 ayın sonunda imam hatipler, müezzin kayyımlar ve Kuran Kursu öğreticileri zorunlu bir eğitimi başarı ile sonuçlandırdı.
Diyanet İşleri Başkanlığı yaklaşık 4500 Akademi Mezununu ilk kez vermiş oldu.
İhtisas merkezlerinde törenler yapıldı.
Son tören Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde icra edildi.
10 Şubat 2024 günü saat 22.00'de biten atama tercihleri başvurusu yerini heyecana bıraktı.
16 Şubat 2024 günü mesai saati sonrası kura sonucu ilan edilecek.
4500 din görevlisi ya da da güzel bir şekilde ifade edersek "din gönüllüsü" yeni görev yerlerini öğrenmiş olacak..
Diyanet Akademisi mezunlarının yaşadığı 8 ay öyle rüzgar gibi gelip geçmedi.
Ancak ideal bir din görevlisinin yetişmesi için gereken, olmazsa olmaz denilen zorlu bir süreçten geçti. 
Bu eğitimi vermek için Diyanet'in ne kadar geç kaldığını bugüne kadar alımı yapılanlara bakarak kıyaslarsanız ihtisas merkezlerinden yetişenlerin tamamı onlara öğretmen olacak kapasitededir.
Bu merkezlerde verilen eğitime halihazırda görevde bulunan ve geneli 2006 yıllarında işe alınan, aralarında ilkokul, ortaokul, lise mezunlarının bol miktarda bulunanlarını alsalar %90'ı sınıfta kalır.
Hafız olarak görev yapanların %70'i sınıfta kalır.
Hatırlarsanız 2006 yıllarında müftülüklerde fahri kuran kursu öğreticisi olarak sadece ismi bulunan kişiler (geneli diyanet çalışanlarının birinci yakınları) sınavsız olarak işe alınmıştı.
Bugün 15 - 20 yıllık memurlar. Çünkü direk memur olarak alındılar. 
Bugün Diyanet Akademisi mezunları, Diyanet için büyük bir çağ atlama ve gurur kaynağıdır.
İlk kez gerçek anlamda Din gönüllüsü Diyanet'e kazandırılmıştır. 
Hemen hemen tamamı üniversite mezunu, bir çoğu yüksek lisans yapmış, sayısız kere KPSS sınavlarına girmiş, sayısız kere DHBT sınavlarına girip çıkmış, yıllarca fahri imamlık, fahri müezzinlik ve fahri öğreticilik, ücretli öğretmenlik yapmış hatta öğretmenlik formasyonuna sahip kişiler.
Her biri dolu dolu bilgi sahibi, tam donanımlı kişiler.
Ve tarihe geçecek şekilde bir din akademisinin ilk mezunları oldular.
Şimdi bunlar göreve başlayacakları günü bekliyor.
Beklentileri bunun yanında endişeleri da o kadar çok.
Acı gerçekler önlerinde...
Okudukları okulların ötesi yok.
Mezun olması gereken daha da yüksek okullar yok.
Akademide 30'a yakın ayrı dersten 8 ay süresince eğitim aldılar. sayısız sınava girdiler. 
Staj yaptılar..
Yetmedi bir de bitirme sınavlarına alındılar. 
Sonunda "Diyanet Akademisi Mezunu" oldular. 
Mezun olduklarında kendilerine bir sertifika ya da diploma bile çok görüldü. Geçtik..
Şimdi atama tercihleri onaylanacak. 
Çok küçük bir kısmı arzu ettiği yere, bir çoğu seçim yaptığı 25 seçenekten birine, bir haylisi de res'en atanacak.
Görev yapacağı yer neresi olduğu belli değil. 
Görev yapacakları yere atandıklarında mecburi bir çalışmaya tabi tutulacaklar.
Bu insanlar atanacaklar ama nereye derseniz Türkiye'nin dört bir yanına...
Büyük şehirde yaşayanlar küçük bir beldeye denk geldiklerinde biraz daha ilkel ,cağa ayak uydurmamış yerlerde çalışacaklar. 
Bir köy, bir kasaba.. Şehre kimbilir ne kadar uzak .
Onlar din gönüllüsü, din tebliğ edecekler. 
Peygamberimizin vekili olacaklar.
Mihrap gönüllüsü, minber sevdalısı Kuran aşıkları olarak yola çıkacaklar. 
Mezuniyet günlerindeki sevinçleri dalga dalga her yere yayıldı.
Gurbette 3 ya da 4 yıl görev yapacaklar
Ayrıca bu kadar süre sözleşmeli personel olarak çalışacaklar.
Daha düşük ücret, daha düşük sosyal haklar, imkânlar vs.lerle yaşamaya çalışacaklar. 
Memur olma hayalleri 4 yıl daha sürecek.
İmamlar, müezzinler ve kadın kuran kursu öğreticileri allak bullak, karma karışık bir hayatın içine düşecek.
Kimi ve büyük bir çoğunluğu ikamet ettikleri şehirlerin dışına çıkacaklar. 
Kimi bekar, kimi evli, kimi çocuklu..
Bir çoğunun eşi işinden ayrılmak istemeyecek... Ailelerde kaos olacak.
Karı koca ayrı şehirlerde yaşamak zorunda bırakılacak.
Bir çoğunun bakmakla yükümlü olduğu ağır hastası olacak
Bir çoğunun ikinci bir ev açma, ikinci bir ev kurma imkânları olmayacak.
Anayasa'nın 41 maddesinde yer alan "Aile birliğinin korunması" konusunda emredici hükmü yok sayılarak aile düzenleri darmadağın olacak.
Şimdi, bilgisayar tarafından yapılacağı söylenen bu atamalar için Diyanet nasıl bir önlem aldı. 
Bilemiyoruz.
Eşi sabit çalışan olan evliler için ne düşündü, Bilemiyoruz.
Yakını ağır hasta olanlar için ne önlemler alacak, Bilemiyoruz.
Böylesine ağır bir eğitimden geçen, her biri 4 yıllık üniversite hatta yüksek lisans yapmış olanları en azından bir yıl aday memur olarak çalıştırıp, bir yıl sonra asilliğini tasdik etmeleri gerekmez miydi ?
Akademi mezunlarına verilecek en güzel takdir, en güzel ödül, farkındalık olarak düşünmezler mi ? Bilemiyoruz.
Oysa, tercihler yapılırken öğrencilerin ailevi durumları, eş durumları tespit edilmeli değil miydi ?
Bilgisayar programına tercih şartları yüklenirken mezuniyet sınavı puanları, DHBT puanları, okul mezuniyet dereceleri ve doğum tarihleri  ölçüt alınırken ailevi durumlarının da öğrenilmesi de gerekmez miydi.
Ağır hastası olup bunlara bakmak zorunda kalanlar, evlerini başka şehirlere taşımanın yaşlı büyüklerini zor durumda bırakacak olanların, işinden ayrılmak istemeyecek eşlere sahip olanların, evli olup, çocukları eğitim görenlerin dikkate alınması gerekmez miydi.
Bilemiyoruz.
Mağdur edilmek..
Mağdur etmek..
Din ve vicdanın daha fazla konuşulduğu, zulme karşı olmayı insanlara öğreten, aile kurumuna büyük bir önem vermeyi her fırsatta dile getiren bir kurumun, olumsuz durumlar içerisinde personeline  yaşatmayacağına inanan 4500 mezun ve bunların 4 -5  katı sayıya sahip yakınlarının duasını almak ...
Mağdur edilen insan ne kadar işine sahip çıkar..
Aklında ailesinin zor günler yaşayacağını düşünürken hizmette başarılı olunması bir insandan nasıl beklenir.
Parçalanmış ailelere sebep olmanın vicdani rahatlığını yaşayacak bir İNSAN asla düşünülemez.
"Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız" düsturunu öğreten bir dinin mensupları aykırı bir girişimde bulunamaz.
Düşünmek, çözüm bulunması akil insanların olmazsa olmazıdır.  
Hatırlatmak istedik.
Vesselam..

Oral Kaya - 13.02.2024 
 
 
#Yargı, #Magazin, #Hastalık, #Gezi, #Dini, #Kamuda

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.