@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner

Allah, Dini Bölen Tarikat ve Cemaatlere Müşrik Demektedir




Bismillahirrahmanirrahim ( Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla)
Rûm Suresi 31 -  32 . Ayet,


"Munîbîne ileyhi vettekûhu veakîmû-ssalâte velâ tekûnû mine-lmuşrikîn(e)"
"Mine-lleżîne ferrakû dînehum vekânû şiye’â(an)(s) kullu hizbin bimâ ledeyhim ferihûn(e)"

"Allah'a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O'na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; 
"Dinlerinde ayrılığa düşüp - her bir grubun kendindekini beğendiği - fırkalara ayrılanlardan olmayın.
"

Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 312-316'de ayet şu şekilde açıklanmaktadır.
"31. âyetin “Gönülden O’na yönelin” şeklinde çevrilen kısmı, durum bildiren bir yan cümle olduğu için “Gönülden O’na yönelmiş olarak” anlamına gelir; tefsirlerde bunun gramer açısından izahı yapılırken ya daha önce geçen “O doğru dine yönel” cümlesine bağlanır ve öznenin Hz. Peygamber’le birlikte bütün müminler olduğu kabul edilir veya “müşriklerden olmayın” cümlesinin delâletiyle “(yönelmiş) olun” şeklinde takdir edilecek bir ana cümleye bağlanır. Yine âyetin bu kısmına, münîbîn kelimesinin kök anlamına göre “O’na dönün, tövbe edin; O’na itaati sürdürün” gibi mânalar verilebilir (Şevkânî, IV, 258).
32. âyet, önceki âyetin son cümlesini açıklamaktadır; bu da,
Dini ve fıtratın gereklerini olduğu gibi kabullenmedikleri için onu bölen ve bu sebeple fırkalara ayrılanların da bir tür şirk içine düştüklerini göstermektedir. Bu tutumun şirk olarak nitelenmesi, söz konusu kişilerin kendi iradelerini ve kişisel arzularını ilâhî irade ve bildirime eşdeğer görüp dine ve fıtrata kısmen uymaları ve işlerine gelmeyen kısmında başlarına buyruk olmayı tercih etmeleri, üstelik kendi isteklerine taassup göstererek bağlandıkları için onları din mertebesine çıkarmalarıdır; böylece bu kimseler, şirkin hatıra ilk gelen mânasına yaklaşmakta yani başka varlıkları Allah’a ortak koşma kapsamına girmiş olmaktadırlar. Tefsirlerde genellikle burada, değişik fırkalara ayrılan yahudi ve hıristiyanların, hak din olan İslâm’ı terkedenlerin veya İslâm ümmeti içinde bid‘atlar geliştirenlerin ve bölünmeyi körükleyenlerin kastedildiği yorumu yapılmıştır. Bazı müfessirler ise (meselâ bk. Beyzâvî, V, 46) burada kişisel eğilim ve tercihlerine göre mabud seçip ayrılık içine düşen müşriklerin kastedildiğini belirtmişlerdir. Her hâlükârda âyetin, dini kitlelere hâkimiyet aracı olarak kullanıp tefrika çıkaranlara ve böylece onu aslî hüviyeti dışına taşırmaya çalışanlara yönelik bir eleştiri içerdiği, aynı zamanda tarihsel tecrübe ışığında Müslümanlara yönelik önemli bir uyarı taşıdığı açıktır. Tabii ki bu, dinin sağlıklı biçimde anlaşılması için çaba harcamayı ifade eden ictihad ve benzeri fikrî faaliyetlerdeki görüş farklılıklarının kınanması anlamına gelmez; zira bu çerçevedeki faaliyetler bizzat Resûlullah tarafından övülmüş ve teşvik edilmiştir. Âyetin son cümlesine “Her fırka kendi görüşünden memnuniyet duymaktadır” şeklinde de mâna verilebilir."

*****
Yukarıda Kur'an-ı Kerim'deki Allah-u Teala hazretlerinin kelamına yer verdik.
Türkçe kelime anlamını ve daha sonra ülkemizin din konusunda en büyük kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınlarından "Kur'an Yolu Tefsiri"nden bir pasaja da yer vermiş olduk.
Sözün başı, "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" dediğimize göre yazımızda asıl amacın O'nun rızasını kazanmak olduğu, bu nedenle de sürc-i lisan edersek rabbimizin affına sığındığımızı belirtelim.
Her şeyi bilen muhakkak ki Allah'tır.

*****
İslam dünyasını bir ağ gibi saran sayıları net olarak bilinemeyen, popüler oldukça adları duyulan tarikat ve cemaatlerin Müslümanları adeta bölük bölük böldüklerini hemen hemen aklı başında herkes bilmektedir. Bu gerçek görülmektedir. Hatta, dini cemaat kisvesi altında ülkemizi nasıl bölmeye, yok etmeye çalıştıklarını da görmekteyiz. "Benim cemaatim "iyidir" senin ki "kötüdür" sözlerinin yanı sıra "sizden" "bizden" gruplaşmaları da ayyuka çıkmaktadır.
Bunlar acı ama gerçek bilinen sözlerdir.
Yukarıda yer verdiğimiz ayeti kerime bugün bu cemaatleri, tarikatları işaret etmekte olup, bir takım tarikatların elemanları, sözde ilahiyatçı geçinen din cahilleri insanları yanıltmak için ayetin mezhepleri işaret ettiği saçmalığını ifade etmektedirler.  
Mezhepsiz bir insan olmayacağı gibi, dinin en önemli gerekli unsurlarından olan ictihad makamını temsil eden mezheplerin gerekliliğini vurgulamak isteriz.
Ancak tarikatlar ve  tarikatların dalları olan cemaatlere Müslümanların ihtiyacı yoktur. Bu tür yapılanmaların başında yer alan ve bana bağlanın hezeyanlarıyla insanları kendine çeken, araştırmayan, okumayan, taklit eden insanların koyun gibi arkalarından koştukları, servetlerine servet katan, kendini yarı ilah saydıracak söz ve davranışlarda bulunan kişilere, aslında nefsi emellerine uşaklık ettiren insanların varlığını görmekteyiz.
İşte Allah c.c yukarıda yer verdiğimiz ayetinde bunlara, bunlara tabi olanlara "müşrik" demektedir. "Şirkin askerleri" demektedir.
"Şirk peşinde koşuşan insanlar" demektedir.
Neden şirk peşindeler;
Dinde olmayanı dine soktukları için, bidatleri yaydıkları için, Allah'ın hoşlanmadıklarını, peygamberin söylemediklerini söyledikleri, uyguladıkları için.. Ayetlere uymayan, akla mantığa, insanın erdemine uymayan söz ve davranışlarda bulundukları için, din diye uydurdukları dini peşinde koştukları için, Allah'ın kelamını değiştirdikleri için, olmazsa olmazları olurmuş gibi vaaz ettikleri için, İslam'ın şartlarını yerine getirmedikleri halde bunda hile yapa5ak insanları da yanlışa sürükledikleri için, dini ticaretlerine alet ettikleri için, servetlerine servet katmak için Allah'ı, kitabını, peygamberlerini kullandıkları için.. ve daha nice yoldan sapmış hal ve hareketleri için. vs vs  
Bunlara tabi olan bedbahtların da sorgusuz sualsiz peşlerinden gittikleri için, din diye uydurulanların peşine gittikleri için, bidatleri din saydıkları için Allah "müşriklerden olmayın" diye uyarıyor.
Gaflet içinde olanları uyararak "fırkalara ayrılanlardan olmayın." diyerek ikaz etmektedir.
Kâinatı yaratan ve idare eden en yüce varlığın uluhiyetine ortak edecek kadar cemaat / tarikat liderlerine Allah'a itaatten daha fazla önem verenlerin şirk içinde oldukları gerçeği de yine yıkanmış beyinlerce idrak edilmemektedir.
Rum suresi, Mekke'li müşriklere bir uyarı olarak inmiş olmasına rağmen Müslümanların Rumlara karşı zaferle çıkacakları bir savaştan yıllar önce söz etmesiyle adeta ilahi bir kelam olan Kur'an-ı Kerim'in mucizevi bir kitap olduğuna işaret etmektedir.
Bir insan nasıl ki, herhangi bir insanı malına durduk yere ortak etmezken, bu ortaklık kardeşi , ebeveynleri dahi olsa da malına ortak olmasını arzulamazken Allah Teâlâ'yı nasıl birine ortak etmeye kalkar ki. Ya da, kendine ortak etmeye, onun adına sözler, vaatler vermeye kalkar ki.. Allah'ın yanında kendisini bir hiç olduğunu bildiği halde insanları sapıttırarak ahirette yoldaş olacaklarını, hesap günü kendilerini cehennemden kurtaracaklarını, kabirde sual melekleri geldikleri zaman yardımlarına koşacağını, Allah'ın (haşa) kendi sözlerine göre müritlerini ateşten uzak tutacaklarını ifade edebilirler. Bu nasıl bir aymazlıktır ve bu aymazlığa milyonlarca insan nasıl inanmaktadırlar. şaşılacak bir durumdur.
Allah c.c, ayeti kerimde "dinlerini parça parça edenleri" "müşrik" olarak ifade etmektedir. "Her grubun elindekiyle övünmesi" sözü ile kendilerini tek hak zannetmelerinden ötürü.(Beydâvî, 1997, 106.) insanların yanılgısını ifade etmektedir.
Bunun yanı sıra,  "Grup gruba ayrılarak" kendilerini yoldan çıkaranlara ibadet ettiler." uyarısı gerçek değil midir? Hatta Araf suresindeki 3. ayet te net olarak "Rabbinizden size indirilene uyun; O’nu bırakıp da başka önderlerin ardından gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!" demektedir.
Bir Müslüman bilmeli ki, mezhepler olmazsa olmaz, tarikat ve cemaatler de saptırıcı teşkilatlardır. Bilhassa ilahi unsurlar taşıdıklarını ileri sürerek insanları adeta büyüklendiren, kendisine hayran bırakan ilahlık taslayanlar da muhakkak ki vaat edilen azaba tutulacaklardır. Ve onların yardımcıları olmayacaktır. Ha keza, onlara tabi olanlarda yalnız kalacaklardır. Tövbe  etmedikçe benzer azaba  tutulacaklardır.
Her biri "ehli sünnet vel cemaat yolunda" olduklarını ikrar ederek, nefsi arzuları uğruna bidatlarla, sapıklıklarla, Allaha ortak koşacak hal ve hareketlerle insanları kandıranlara karşı mücadelenin tek yolu, yine Rum suresinin 31. ayetinde "Allah'a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O'na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın"  bildirilmiştir. 
Gerçekten Allah'a iman ettiyseniz, etmek istiyorsanız "Sizden bir ücret istemeyen, sizden hiç menfaat beklemeyen, dosdoğru yolda yürüyen bu kimselere uyun!" diye buyrulan Yasin,21. ayetini de tefekkür edin. 
Vesselam..
Şüphesiz en doğruyu Allah bilir.

Erol Kara - 2024 - @erolkaranet
#Yargı, #Magazin, #Hastalık, #Gezi, #Dini, #Kamuda

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.