@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner

İmkânı Olup Borcunu Ödemeyen Kimselerin Ahlaksızlığı




Borç almayı sever olduk. 
Krediye yüklenmeyi amaç edindik. Birbirimizi kandırmayı maharet bildik.
Çek, senet, kredi kartı ile alışveriş yapıp sonra üzerine yatmayı en keyifli yaşam bildik. Dolandıran dolandırana, batan batana..
Borç alıp ödemeyenlerin cinayet haberlerini her gün duyuyoruz. Yadırgamıyoruz. 
İcra dairelerinde dosyalar milyon adetlerle konuşuluyor. Alacaklı mağdur oluyor, zira icradan korkmayan, haczi umursamayan insanlar arttıkça artıyor.
Kanunlar artık borçlunun yanında. Haciz yapılacak olan imkânlar azaltıldı. Hapis cezaları kaldırıldı. Her şeyden öte utanma kalktı. Allah korkusu kalktı. Ölünce, kul hakkından sorgulanacak kaygısı kalktı.
Borç alıp ödemeyi savsaklamak akrabalar, komşular ve arkadaşlar arasında adetten oldu.
Kredi alıp ödememeyi kahramanlık sayanlar var. Kredi alıp, borç alıp ödeyenlere enayi gözüyle bakılıyor.
Borç yapmayanı alay konusu yapar olduk.
Bir zamanlar insanlar arasında “senet” bile ortada yok iken "söz " senet" sayılıyordu. 
Daha sonra "senet", ardından "çek" ve "kredi" çıktı.
Bunları da ödememek marifet sayıldı.
"Ne var canımı mı alacaksın" "Allahtan korkmaz, bir de alacağını istiyor" "Utanmaz herif, ne alacağın var, ödemiyorum ulan" "Bir daha kapıma gelirsen ayağına sıkarım" "Borç morç yok, vermeyeceğim lan, istediğin yere şikayet et" "İcraya verecekmiş, ver ulan, korkan senin gibi olsun " "Bak avukat, başıma bela olma, vurum seni, Ödemiyorum , anlamıyor musun" 
Bu sözleri duymayan var mı ? Ya da utanmazlıkta sınır tanımayanların şu sözleri
“Bu adamın/şirketin ihtiyacı mı var ki?” “Bana verdiği borcun altını çizse ona hiç dokunmaz bile” “O kadar zenginliğiyle utanmadan bir de zamanı geldi diye benden alacağını istiyor, sanki ödemesem batacak!” 
Oysa
Borcuna sadık olmak erdemdir. İnsanlıktır. Allah korkusunu içinde yaşamaktır. “En hayırlınız borcunu en güzel şekilde ödeyeninizdir.” sözünün sahibi olan peygambere (sav) iman etmek demektir. 
  • Borçlu kimse, borcunu ödedikten sonra kendisine yardımcı olana teşekkür etmelidir.  
  • İmkanı varsa borcunu vaktinden önce ödemeli, yarının ne getireceğini düşünmeli, tekrar muhtaç kalırsa yüzü olmalıdır. 
  • Borcu alırken konuşulan bütün şartları mutlaka yerine getirmelidir.
  • Borç alan kişi, alacaklının ağır sözlerine karşılık vermemeli, alacaklının haşin konuşmasına tahammül etmeli ve ona lütufkârlıkla mukabele etmelidir.
Zira Rasûlullah (s.a.v) bir Yahudi’den borç almış ve bu borcundan dolayı Yahudi Rasûlullah (s.a.v)’e ağır sözler söylemişti. Bunu gören Sahabe, Yahudi’ye müdahale etmek istemişler ancak Rasûlullah (s.a.v); “onu bırakın, çünkü hak sahibinin söz söyleme hakkı vardır” buyurmuştur.

İmkânı olup da borcunu ödemeyen kimselerin durumu
  • Herhangi bir kimse, imkânı olduğu halde borcunu vermeyip geciktirirse, borcunu verinceye kadar her gün amel defterine zulmetme günahı yazılır.
  • Ödememek niyetiyle borçlanan kişi Allah Teâlâ’nın huzuruna hırsız olarak gelir.
  • Aldığı borcu ödemeyenin kıyamette iyi amelleri alınıp alacaklıya verilir. Eğer borcunu ödemeyenin iyi ameli yok ise, alacaklının günahları borçluya yüklenir.
  • Borcu vaktinde ödememek zulüm, ödemeyen ise zalimdir. Allah (c.c) ise zalim zengini sevmez, ona buğzeder.
  • Borcu varken verilen sadaka kabul olmaz.
  • Borcun sebep olduğu keder kadar ciddi bir keder, göz ağrısı kadar dayanılmaz bir ağrı yoktur.
  • Borç, Allah'ın yeryüzündeki zillet boyunduruğudur, Allah bir kulu zelîl etmek dilerse onu boynuna geçirir.
  • Kişi borçlanınca konuşur yalan söyler, vâ’deder sözünü tutmaz.
  • Borçtan kaçının zîra o, gece keder, gündüz ise zillet vesilesidir.
  • Nefsimi elinde tutan Zât'a kasem olsun ki, bir adam Allah yolunda öldürülse, sonra ihya edilse, sonra tekrar öldürülse, sonra ihya edilse, sonra tekrar öldürülse, üzerindeki borcu ödenmedikçe cennete giremez.
  • Borçlu ölen kimse kabirde bağlıdır, onu kurtaracak tek şey borcunun ödenmesidir.
  • Allah Teâlâ nazarında, bir kulun Allah tarafından yasaklanan kebîrelerden sonra, beraberinde getirebileceği en büyük günahlardan biri, kişinin ödenecek karşılık bırakmadan üzerinde borç olduğu halde ölmesidir.
  • Kim, ödemek arzusu/niyetiyle ile insanların malını alır ise, Allah (onun borcunu) ona bedel edâ eder (ödeme hususunda sebepler yaratır). Kim de telef etmek (yani geri ödememek) niyetiyle insanların malını alırsa, Allah da onu telef eder. Her kim ödemek niyetiyle borç alırsa, Allah (c.c) ona bir melek görevlendirir, (borcunu) ödeyinceye kadar (o melek) onu muhafaza eder/korur ve ona dua eder.
  • Zenginin (yani geri ödeme gücü olanın) borcunu savsaklaması, (ağır konuşulup kaba davranılarak) haysiyetinin/şerefinin ihlal edilmesini ve cezalandırılmasını (hapsedilmesini) helâl kılar.
  • Kim şu üç şeyden berî olarak ölürse cennete girer: Kibir, ğulûl (yani savaşa katılan askerin ganimetten çalması) ve borç.
  • Hadis-i şerifte, (En iyiniz, borcunu bir an önce ödeyeninizdir) buyuruldu. 
  • Bir kimse, malı olduğu halde, borcunu ödemeyi bir saat geciktirirse, zalim ve asi olur. 
  • Namaz kılarken de, oruç tutarken de, uykuda da, yani her an, lanet altında bulunur. 
  • Borç ödememek öyle bir günahtır ki, uykuda bile durmadan yazılır. 
  • Malı olmak, parası olmak demek değildir. 
  • Satılık bir şeyi olup da, satmazsa, günah işlemiş olur. 
  • Borcu var iken verilen sadaka kabul olmaz
  • Borcu olan kimse, borcunu ödemedikçe yağlı ve sirkeli yemek yememelidir
  • Ödünç veren kimse, "İstediğin zaman öde, benim ihtiyacım yok" dese de, ödeme imkanı varsa ödememek mekruh olur.
  • Güven içinde yaşarken borçlanarak nefislerinizi tedirgin etmeyiniz.
  • Gereksiz olarak borca girip satın almayın... Borçlanma dindarlıktan ve şahsiyetten götürür
  • Kişi cennetliklerden olsa bile borcu varisler tarafından ödeninceye kadar ruhu kabirde hapsedilir.
  • Ancak toplum malına hıyanetten, kibirden korunan ve bir de borçsuz olarak ölen kişi (azab görmeksizin) cennete girer
  • “Bir kimseye borç veren kimse, sonunda alacağını ondan aldığında ondan hoşnut olarak ayrılırsa, yeryüzünde yaşayan canlılar ve suda bulunan balıklar onun için dua ederler. Her kime de borç veren sonunda kendisinden hoşnut olmayarak, sıkıntılı, dargın ayrılırsa, ona her gün ve her gece, her Cuma ve her ay zulüm yazılır, günaha girer.” Taberani, Kebir; Et-Terğib, 4 / 110.
Cenaze namazında ‘borç’ sıkıntısı
Peygamberimiz borçluların cenaze namazını kıldırmaz mıydı?
Allah’ın Resûlü Peygamberimiz (sa.) borçlunun cenaze namazını kıldırmazdı.
Hz. Cabir (R.) anlatıyor:
“Bizlerden biri öldü. Onu yıkadık, kefenledik ve kokuladık. Sonra da onu Allah’ın Resûlü’ne getirerek, “Bunun cenaze namazını kılar mısınız?” ricasında bulunduk.
Allah şanını artırsın Peygamberimiz namaz kıldırmak üzere bir kaç adım attı. Fakat sonra da durup bize sordu:
- Borcu var mı?
- İki altın borcu var.
Bu durumu öğrenen Allah’ın Resûlü cenaze namazını kıldırmadı. “Mümin kardeşinizin namazını kılınız,” demekle yetindi. Cenaze ortada dururken Ebu Katade isimli arkadaşımız iki altın borcu üzerine aldı. Allah’ın Resûlü’ne geldik. Ebu Katade söz aldı:
- İki altın borcu üstlendim Ya Resûlellah!
- Borcu üzerine aldın mı? Merhum borç yükümlülüğünden kurtuldu mu?
- Evet.
Bu cevapları alan Allah’ın Resûlü cenaze namazını kıldırdı.”

Borç vermenin faziletleri
  • “Eğer Allah’a (rızası uğruna) borç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah çok mükâfat verendir, ceza vermekte acele etmeyendir.”       Teğabun su.17.
  • “Sadaka veren erkeklere ve sadaka veren kadınlara ve Allah’a güzel bir ödünç verenlere, verdiklerinin karşılığı kat kat ödenir ve onlara değerli bir mükâfat vardır.”  Hadid su.18.
  • “Allah’a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere…”     Müzzemmil su. 20.
  • “(Sattığı zaman) satımı kolay, (satın aldığı zaman) alımı kolay, (borcunu öderken) borç ödemesi kolay olan kimseye Allah rahmet etsin.” (Buhârî)
  • “Dünyada nefisine zulmedip hiçbir salih amel/hayrı bulunmayan bir adam kıyamet günü hesaba çekilir, fakat hiçbir hasenesi/sevabı bulunmaz. Ona; “hiç mi iyilik yapmadın?” diye sorulunca, (o kimse şöyle) der; “hayır yapmadım, ancak ben borç para verirdim ve işçilerime (hizmetlilerime); “borçları isteme hususunda zengin olanlara müsamahalı davranın (sıkıştırmayın), eli dar (zorda) olanlardan da alacaktan vazgeçin” der idim.” Allah Teâlâ; “buna biz senden daha layığız, öncelikliyiz” buyurur ve ondan vazgeçerek günahlarını bağışlar.” (Müslim)
  • “Bir (tarihe) kadar borç para veren (kimseye), ödeme (günü) gelinceye kadar her gün bir sadaka (sevabı) vardır. Ödeme (günü) geldiğinde (borçlu parayı ödemez) de ileri bir (tarihe) ertelerse, (borç veren kişiye, ertelenen) her gün için verdiği borç miktarınca sadaka (vermiş sevabı) vardır.” (İbn-i Mâce)
  • “Cennetin kapısında, sadakaya on katı, borç (vermeye) ise on sekiz kat (mükâfat olduğunun) yazılı olduğunu dördüm.” (İbn-i Mâce)

@erolkaranet - 2023
#Yargı, #Magazin, #Hastalık, #Gezi, #Dini, #Kamuda

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.