@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner

Tebligat Usulüne Uygun Nasıl Yapılır






Yargıtay Ceza Genel Kurulu, verdiği bir kararda usulüne uygun tebligatın nasıl yapılması gerektiğini maddeler halinde açıkladı.

İşte o karar örneği

Ceza Genel Kurulu 2023/222 E. , 2023/392 K.
"İçtihat Metni"
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza
SAYISI : 9-75

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık ...'ın bandrolsüz ve kaçak eşyayı ticari amaçla bulundurma suçundan 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamülleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un 8/4 ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Aşkale Asliye Ceza Mahkemesince verilen 08.05.2012 tarihli ve 9-75 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 7. Ceza Dairesince 30.01.2014 tarih ve 1271-1961 sayı ile temyiz isteminin yasal süreden sonra olduğundan bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 31.12.2022 tarih ve 140468 sayı ile; "...Sanığın yokluğunda verilen kararın tebligat tarihinde yurt dışında bulunduğu, bu nedenle çalışanına yapılan tebligatın usulüne uygun yapılmadığı, sanığın eski hale getirme talebinin kabul edilmesi, yasal süresi içinde yapılan temyiz başvurusu üzerine hükmün incelenmesi gerektiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 09.03.2023 tarih ve 371-2315 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
İtirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında verilen mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; gerekçeli karara ilişkin tebligatın usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, bu bağlamda sanığın temyiz isteminin süresinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Erzurum-Aşkale istikametinden gelmekte olan 76 ** *** plaka sayılı araçla kaçak eşya nakledildiğine dair ihbar üzerine uygulama noktasında durdurulan inceleme dışı sanık F** A****’ın kullandığı araçta Cumhuriyet savcısından alınan yazılı arama kararına istinaden yapılan kontrolde, sanık ...’a ait 13096 paket kaçak sigaranın ele geçirildiği ve Aşkale Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2012 tarihli ve 10-5 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında 4733 sayılı Kanun’un 8/4 ile TCK’nın 52, 53 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde Aşkale Asliye Ceza Mahkemesince sanığın mahkûmiyetine ilişkin 08.05.2012 tarihli ve 9-75 sayılı gıyabi kararın sanığa tebliği aşamasında tebligatın, posta dağıtıcısı ... tarafından 22.05.2012 tarihinde “Muhatap tevziat saatlerinde adreste hazır bulunmadığından aynı konutta oturduğunu beyan eden ehil ve reşit elemanı ...’a tebliğ edildi.” şeklinde şerh düşülmek suretiyle sanığın MERNİS adresi olan ***** Mahallesi, ***. Sokak, No:***, Doğubeyazıt/ ... adresine yapıldığı,
Sanığın 04.06.2012 havale tarihli eski hâle getirme istemli temyiz dilekçesinin içeriğinde; gerekçeli karar ekli tebligatın usulüne uygun tebliğ edilmediği, tebligatı alan kişinin yetkisiz kişi olduğu, öte yandan tebliğ tarihinde geçici olarak yurt dışında bulunması nedeniyle, temyiz talebinin süresinde kabul edilmesi gerektiği, 11.05.2012-30.05.2012 tarihleri arasında yurt dışında bulunduğuna ilişkin pasaport fotokopisinin dilekçesine ekli olduğu hususlarının bildirildiği,
Yargıtay 7. Ceza Dairesince 30.01.2014 tarih ve 1271-1961 sayı ile sanığın 04.06.2012 tarihli ve eski hâle getirme talepli temyiz dilekçesine istinaden yapılan temyiz incelemesinde; Yerel Mahkemenin 09.11.2012 tarihli ve 9-75 sayılı ek kararı kaldırılıp sanığın temyiz talebinin yasal süresinden sonra olduğu değerlendirilerek temyiz isteminin reddine karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.

V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
İnceleme konusunun çözümünde sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşabilmek için bu konudaki Anayasal ve kanuni düzenlemelerin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
Anayasa'nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi;
"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir...",
Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesi ise;
"Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır...
" şeklinde düzenlenmiş olup Anayasamızın 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, 40. maddesinde, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkının bulunduğu belirtilmiştir.
CMK'nın “Kararların gerekçeli olması” başlıklı 34. maddesinin ikinci fıkrası;
"Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.",
Eski hâle getirme” başlıklı 40. maddesi ise;
"(1) Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir.
(2) Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır." biçiminde düzenlenmiş olup CMK'nın 34. maddesinde, hüküm ve kararlardaki kanun yolu bildiriminin; başvurulabilecek kanun yolu, mercisi, şekli ve süresini de kapsaması zorunluluğu vurgulanmıştır. Aynı Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrasında, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hâle getirme isteminde bulunabileceği, ikinci fıkrasında ise, kanun yoluna başvuru hakkının kendisine bildirilmemesi hâlinde, kişinin kusursuz sayılacağı belirtilmiştir.
Kişilerin hak arama hürriyetlerinin Anayasa ve diğer kanunlarla güvence altına alındığı ve bu hakkın kullanılabilmesi için devlet işlemlerinin kişilere usulüne uygun olarak bildirilmesi gerektiği açıklandıktan sonra, işleme muhatap olan kişilere hangi adreste ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun hangi maddeleri dikkate alınarak tebligat yapılacağı, tebliğ saatinde ilgiliye ulaşılamaması hâlinde bir başkasına tebligat yapılıp yapılamayacağı, yapılabileceğinin kabulü hâlinde bu işlemin hangi usul gözetilerek gerçekleştirilmesi gerektiği hususuna gelince;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun “Bilinen adreste tebligat” başlıklı 10. maddesinde;
"Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.
Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Buna göre tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Adres, muhatabın konut veya iş yeri adresi olabilir. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır. Ancak, tebligatı çıkaran makama bildirilen adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması hâllerinde, muhatabın 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’na göre adres kayıt sistemindeki adresi bilinen son adresi olarak kabul edilerek tebligat buraya yapılacaktır (Canan Ruhi,..., Tebligat Hukuku, Seçkin Yayınevi, s. 82.).
7201 sayılı Kanun’un “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesi;
“Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” biçiminde,
Anılan Kanun’un “Belli bir yerde veya evde meslek ve sanat icrası” başlıklı 17. maddesi;
“Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” şeklinde,
Aynı Kanun'un “Muhatabın muvakkaten başka yere gitmesi” başlıklı 20. maddesi;
"13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21 inci maddeye göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır." biçiminde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye göre, muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi hâlinde tebliğ evrakı, aynı Kanun'un 13 (hükmü şahısların memur ve müstahdemlerine), 14 (askeri şahıslara), 16 (aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye), 17 (belli bir yerde veya evde meslek ve sanat icra edenlere) ve 18. maddesinde belirtilen (otel, hastane, tedavi veya istirahat evi, fabrika, mektep, talebe yurdu gibi içine serbestçe girilemeyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmayan bir yerde) muhatap adına tebligatı kabul etmeye yetkili olan kişilere imza karşılığında tebliğ memuru tarafından teslim edilecektir. Tebliğ memuru, muhatabın geçici olarak başka yere gittiği hususunda bilgi veren kişiye ne zaman döneceğini de sormalıdır. Tebligat Kanunu'nun 20. maddesinin uygulanabilmesi için tebliğ evrakında belirtilen adreste bir kişinin bulunması gerekir. Adreste hiç kimse bulunmayıp komşunun beyanına göre adresin kapalı olduğu durumlarda 20. maddenin uygulanması mümkün değildir. Adreste bulunan kişiden alınacak cevap, hangi maddenin uygulanacağı yönünden önem taşımaktadır. Belli bir süre şehir dışına seyahate çıkan muhataba tebligat, Tebligat Kanunu'nun 20. maddesine göre yapılacakken aynı günün akşamı eve dönecek olan fakat dağıtım saatinde adreste bulunmayan muhataba tebligat, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapılacaktır (Canan Ruhi, Ahmet Cemal Ruhi, a.g.e., s. 444-445.).
Tebligat Kanunu'nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesi;
“Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır ...",
Aynı Kanun'un ''Tebliğ Mazbatası'' başlıklı 23. maddesinin birinci fıkrasının yedinci bendi;
"Tebliğ bir mazbata ile teşvik edilir. Bu mazbatanın:
...7.21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi,
İhtiva etmesi lazımdır.”,
Tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in “Muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi” başlıklı 29. maddesi;
“(1) 21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar.
(2) Bu kişilerin beyanlarını imzadan kaçınmaları ve tebliğ evrakını kabul etmemeleri durumunda, tebliğ memuru bu hususu tutanağa yazar, imzalar ve tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti üyesinden birine ya da kolluk amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve teslim ettiği kişinin adresini içeren ihbarnameyi gösterilen adresin kapısına yapıştırır.
(3) Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır.”,
Şeklinde düzenlenmiştir.
Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre, tebliğ memuru adresin doğru olduğunu tespit eder, ancak adreste tebliğ yapılabilecek kimseyi bulamazsa veya adresin kapalı olduğunu görürse tebliğ imkânsızlığı söz konusu olacaktır (Mahmut Bilgen, Tebligat Hukuku, Adalet Yayınevi, s.197.).
Tebliğ imkânsızlığı durumunda, muhatap veya onun adına tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırmakla beraber, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.04.2011 tarihli ve 252-58 sayılı; 10.02.2009 tarihli ve 165-18 sayılı; 20.02.2007 tarihli ve 39-36 sayılı, 02.07.2002 tarihli ve 154-282 sayılı kararlarında da benzer hususlar vurgulanmıştır.
Tebligat Kanunu'nun 21 ve 23. maddelerinde, tebligatın yapılacağı sırada gösterilen adreste muhatap veya onun adına tebliğ yapılacak kimselerden hiçbirinin bulunmaması hâlinde tebligat evrakının kime teslim edileceği, tebliğ memurunun sırayla hangi işlemleri yapacağı açıkça düzenlenmiştir.
Muhatabın adreste bulunmaması hâlinde tebliğ memurunun öncelikle bunun nedenini, geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek bunların beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri hâlinde de bu durumu yazarak tutanağı kendisinin imzalaması gerekmektedir. Tebligat adresinde ikamet etmekle birlikte muhatabın geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve tevsik edilmesi hâlinde, tebliğ evrakının muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclis azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığı teslim edilip düzenlenen ihbarnamenin kapıya yapıştırılması ve mümkün oldukça komşulardan birinin varsa yönetici veya kapıcının durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir.
Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin uygulanmasında, tebliğ memuru tebligat adresine gittiğinde, o adresin muhatabın adresi olduğunu anlarsa; örneğin, kapının üstünde açık ve seçik bir biçimde muhatabın adının yazılı olması veya yazılı olmamasına rağmen, komşudan, yöneticiden veya diğer kişilerden edindiği bilgiden o adresin muhatabın adresi olduğunu tespit etmesi hâlinde, muhatabın veya onun adına tebligatı kabule yetkili kişilerin neden o anda adreste bulunmadıklarını araştıracaktır. Tebligat memurunun, muhatabın adresten devamlı olarak ayrıldığını veya öldüğünü tespit etmesi hâlinde tebligat evrakını çıkaran merciye iade etmesi gerekir. Buna karşılık tebligat memuru, adreste o anda kimse yoksa da kısa bir süre sonra muhatabın veya onun adına tebligatı almaya yetkili kişilerin adrese geleceğini öğrenirse, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre işlem yapacaktır (Ejder Yılmaz-Tacar Çağlar, Tebligat Hukuku, Yetkin Yayınevi, s. 577.).
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Yerel Mahkemece sanığın yokluğunda verilen hükme ilişkin tebligatın, posta dağıtıcısı.... tarafından 22.05.2012 tarihinde “Muhatap tevziat saatlerinde adreste hazır bulunmadığından aynı konutta oturduğunu beyan eden ehil ve reşit elemanı ...’a tebliğ edildi.” şeklinde şerh düşülmek suretiyle sanığın MERNİS adresi olan ****Mahallesi, ****. Sokak, No:16 Doğubeyazıt/ ... adresine yapıldığı dosya kapsamında;
Sanığın 04.06.2012 havale tarihli eski hâle getirme istemli temyiz dilekçesinin içeriğinde; gerekçeli karar ekli tebligatın usulüne uygun tebliğ edilmediğini, tebligatı alan kişinin yetkisiz kişi olduğunu, öte yandan tebliğ tarihinde geçici olarak yurt dışında bulunduğunu, temyiz talebinin süresinde kabul edilmesi gerektiğini belirtmesi karşısında; sanığın MERNİS adresinde elemanı sıfatıyla tebligatı tebellüğ eden ... adlı şahsın 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerinde yazılı şahıslardan olup olmadığı, tebligatın yapıldığı adresin sanığın ikamet adresi mi yoksa iş yeri adresi mi olduğu ve sanığın tebligatın yapıldığı tarihte yurt dışında bulunup bulunmadığı, yurt dışında bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde geçici süreyle mi yoksa kalıcı olarak mı yurt dışında bulunduğu hususları araştırılıp 7201 sayılı Kanun’un 20. maddesindeki düzenleme de değerlendirildikten sonra sanığın temyiz isteminin süresinde olup olmadığının tartışılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın haklı nedene dayanmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,
2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 30.01.2014 tarihli ve 1271-1961 sayılı ret kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, sanığın MERNİS adresinde elemanı sıfatıyla tebligatı tebellüğ eden ... adlı şahsın 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerinde yazılı şahıslardan olup olmadığı, tebligatın yapıldığı adresin sanığın ikamet adresi mi yoksa iş yeri adresi mi olduğu ve sanığın tebligatın yapıldığı tarihte yurt dışında bulunup bulunmadığı, yurt dışında bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde geçici süreyle mi yoksa kalıcı olarak mı yurt dışında bulunduğu hususlarının araştırılmasından sonra sanığın temyiz isteminin süresinde olup olmadığının değerlendirilmesi için Yargıtay 7. Ceza Dairesine TEVDİİNE, 05.07.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

@erolkaranet - 2023
#Yargı, #Magazin, #Hastalık, #Gezi, #Dini, #Kamuda

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.