@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Reklam


Beyoğlu Müftülük Binası İçler Acısı




İstanbul'un en popüler sarayı Topkapı'dan sonra Dolmabahçe Sarayıdır.
Dolmabahçe Sarayı, İstanbul'un saray ile aynı adı taşıyan semtindedir. Sarayın batı kısmında meşhur saat kulesi ve hemen yakınında ise Bezmialem Valide Sultan cami bulunmaktadır.
Cami, Ömer Avni Mh. Meclisi Mebusan Cd. 36/A Beşiktaş - İstanbul adresinde yer alsa da cami Beyoğlu Müftülüğü'ne bağlıdır. 
Beyoğlu ilçesinin en uç noktasında bulunan caminin müştemalatının bulunduğu yerleşkede konuşlanan da Beyoğlu Müftülüğü'dür. 


İlk etapta Beyoğlu Müftülüğünün ilçeye oldukça uzak bir köşesinde konuşlanması kafaları karıştırmaya yetmektedir. Zira Beyoğlu ilçe halkına hizmet vermesi gereken müftülüğün adeta kendi halkına ulaşamayacak kadar uzakta yer almasının mantığını bulamadık. 
Haliyle, müftülüğe ulaşmak zorunda kalan Beyoğlu halkı adına da çok üzüldük.
Düşünün, Hasköy'den, Okmeydanı'ndan, Çıksalın'dan, Kasımpaşa'dan, Taksim'den vs'den buraya gelmesi için bir insanın bir kaç araç değiştirip, bir günün büyük bir çoğunluğunu yolda harcaması lazım.
Ne var ki, İstanbul'un 10 yalı camisinden biri olan Bezmialem Valide Dolmabahçe Caminin yerini görseniz ve hele ki bahçesinde bir müddet otursanız nefis bir İstanbul Boğaz manzarası, muhteşem bir deniz kokusu huzurun merkezi gibi görürsünüz.
Tabi, böylesine mükemmel bir yerde konuşlanmakta her insanın arzudur. Boğaz manzaralı bir yerde çalışmak varken, ilçenin vatandaşına en kolay ulaşabileceği binalar arasında bir yerde olmayı kim ister ki..
Aslında müftüler görev yaptıkları yerlerde fazla kalmayabilir ama, müftülük personelinin uzun yıllar aynı yerde çalıştığı malım.
Hele bahçede yer alan kameriyenin varlığı da çalışanların tüm yorgunluklarını atması için harika bir yer..
Vaktiyle burada Diyanet İşleri Başkanlığı'nın müfettişlerinin barındığı bir misafirhane ve bölge teftiş merkezi bulunmakta imiş. 
Neyse, bunu bir kenara bırakalım ve konumuza dönelim.
Beyoğlu Müftülüğü Bezmialem Valide Sultan Camii'nin bitişiğinde bulunmaktadır. Daha doğrusu caminin, batı cephesinde ve caminin ana yapısına bitişik iki katlı tarihi mekanda konuşlu bulunmaktadır.

Önünden her gün yüzbinlerce insan ve bir o kadar da araç geçmektedir. Müftülük çevresi kalın demir parmaklıklara çevrili. Bahçe içerisinde müftülük personelinin araçları park etmekte.. 


Sadece, cadde tarafından camiye doğru yürüseniz kafanızı kaldırıp müftülük binasına baktığınızda devasa bir "Beyoğlu Müftülüğü" tabelası göze batıyor.
Binaya bakıyorsunuz, uzun yıllar kullanılmamış gibi bir hava verse de dikkatlice baktığınızda perili köşk misali perdeleri kapalı, içerisinde birilerinin olduğu izlenimini duyabilirsiniz.


Pencerelere isterseniz bakmayın diyeceğim ama, kirli mi kirli, uzun zaman hiç silinmemiş olduğunu göreceksiniz. O kirli pencereleri bina önünde geçen her kişi rahatlıkla görebilir.
Burası İslam'a hizmet etme amaçlı, sözde din gönüllerinin mesaisini geçirdiği bir yapı.
Biraz daha yaklaştığımızda pencerelerin çürüdüğünü rahatlıkla görebilirsiniz. 


Hatta kırılan bir yere takoz konduğunu görünce daha da şaşırdık. Aslında pek şaşırmadık da, bizi şaşırtan bilgisayarların kullanımı ile artık tarihi eser (!) haline gelen uzun süredir, güneşten sarardığı anlaşılan eski bir daktiloyu perde ile cam arasında terk edilmiş halde görmemiz oldu.


Bunun sebebini sormak için müftülük kapısına yönlenmiştik ki, nasıl oldu ise pencereden birinin bize baktığını gördük. 
İşaret dili ili gelebilir miyiz dediğimiz, bize kapı önünü gösterdi.
Kolu ile bina dışını tarif ediyordu.
Kendisine ulaşacağımızı sanarak bahçeden dışarı çıktık. hemen yanındaki cami kapısından başka bir giriş bulamadık.
Vaz geçtik.
Sonuçta, koskoca bir ilçenin din hizmetleri yerine getirmekle yükümlü bir kurum binasının kendisine, misyonuna yakışmayan dış cephesi bizi çok üzdü. üzdü ve şaşırttı.


Oysa, öyle mi olmalı..
İslam'ın merkezleri özenli yapılar olmalıdır.
Her yanında Müslümanlığın şiarı olan temizlik akmalıdır.
Bahçesi varsa cennet bahçesine benzetilmelidir.
Kapılar açık, her gelen geldiği yerin İslam'ın neferlerinin hizmet verdiği bir yere geldiğini anlamalıdır.
Gelenler huzur bulmalıdır.
2012 yılında bir müftülük ile ilgili bir yazı ( buradan okuyabilirsiniz ) yazmıştım. "Bir tabela" demiştim. Müftülükler "dayanışmanın ve kaynaşmanın merkezi" olmalıdır, demiştim. 
Müftülükler çalışanıyla, konumuyla, yapısıyla, dizaynıyla, tertip ve düzeni ile misyonunun izlerini taşımalıdır. 
Beyoğlu Müftülüğü kendi halkına çok uzak.. Yapı itibarıyla da İslam'ın temizlik ilkesine çok uzak, Sürekli kapalı tutulan o demir kapısıyla da gelenlerine uzak.
Şimdi fotoğraflardan ne demek istediğimi anladınız. 
Bundan sonrası size ait..
Belki bir gün yine oradan geçeriz de, gözümüz Müftülük görür.
Aksi halde bir kamu kurumuna, bir dini kurum binasına, bir din hizmeti veren kuruluşa yakışmıyor vesselam..

Erol Kara - 13.06.2023 - @erolkaranet






Yazı ve fotoğraflar @erolkaranet
Hukuk, Yaşam, Din, Sağlık, Magazin, Turizm

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.