@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Reklam

Şirket Sahiplerinin Avukat İstemiyoruz Talebine Bozdağ'dan Red..





Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "İş dünyamızın dünyayla rekabet etme gücünü arttırmak için sadece iyi iş yapmak yetmez. İş yapmanın yerine yanında onunla beraber hukuka uygun iş yapmak da zaruridir." ifadesini kullandı.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen 10. Yılında Türk Borçlar Kanunu Çalıştayı'na katıldı. Çaluştay'da konuşma yapan Bozdağ, bazı iş sahiplerinin "bazı şirketlerin kanunen avukat bulundurma zorunluluğu var. Bu kanunen avukat bulundurma zorunluluğunu kaldırırsanız Türkiye'de yatırım ortamı daha da iyileşir. " şeklindeki önerilerini red ettiğini ifade ederek," ustasız iş yürümüyorsa avukatsız da iş yürümez" dedi.
Bakan Bozdağ, her şirketin hatta iş sözleşmesi yapan herkesin mutlaka avukatlardan yardım alması gerektiğini ifade ederek şu açıklamalarda bulundu.
"Türkiye'de pek çok hukuksal ihtilafa baktığımızda eğer iş dünyamız ve iş insanlarımız bunlarla ilgili süreçlerde bizim Borçlar yasamız ve diğer yasalarımız onların öngördüğü usul ve esaslara riayet ederek işleri yürüttüğü zaman pek çok ihtilafın daha doğmadan önleneceği çok açıktır. Ama maalesef itiraf etmek zorundayım. Yatırım ortamının iyileştirilmesi maksadıyla yapılan pek çok toplantıda şu dile getiriliyor, 'Efendim bazı durumlarda şirketlerin, bazı şirketlerin kanunen avukat bulundurma zorunluluğu var. Bu kanunen avukat bulundurma zorunluluğunu kaldırırsanız Türkiye'de yatırım ortamı daha da iyileşir.' diyen hem de az buz değil yani STK temsilcileri ve iş dünyasının saygın örgütlerinin önerileri var. Üzülerek ifade ediyorum. Yatırım ortamını iyileştirecek şey, avukat bulundurma zorunluluğunu kaldırmak değil. Yatırım ortamını iyileştirecek şey, herkesin hukuka, kanuna uygun hareket edeceği zemini kendinin oluşturulmasıdır. Eğer bugün ekonomide ve başka alanlarda bizden ileride ve farklı alanlarda üstünlük içinde olan ülkeler varsa bunun ana nedenlerinden bir tanesi hukuka ve hukuka uygunluğa verdikleri değerden kaynaklanmaktadır.

İŞİNİZ KADAR KIYMETLİ OLAN ŞEYİN HUKUK OLDUĞUNU GÖZDEN IRAK TUTMAYIN
Binlerce işçi çalıştıran bir iş insanımızın bir şirketin bu kadar işçi çalıştırırken 10 tane, 20 tane veya ihtiyacı her neyse o kadar hukukçu ya da avukat istihdam etmiş olsa acaba bir kaybı olur mu? Siz makinenin imalatıyla ilgili ustayı düşünüyorsunuz. Ama 10’larca, 100’lerce sözleşme imzalıyorsunuz. Bunların ustaları kim? Buna bakmak lazım gelmez mi? Pek çok konuda istişare edilebiliyor. Peki hukuksal anlamda bunların istişaresini kimle yapacağız? Onun için Türkiye'nin Avrupa ve Amerika standartlarında daha güçlü bir ticari hayatı ortaya koyması için hukuka ticari alanda, sözleşme hürriyeti, sözleşmeyle ilgili iş ve istihdam üreten herkesin ve her kesimin diğer kendi ticareti işi için önemli olan esaslar kadar önem vermesi ve hukukçulara da değer vermesi son derece kıymetlidir. Buradan iş dünyamıza da iş insanlarımıza da çağrıda bulunuyorum; Lütfen işçileri çok kıymetli, değerli onlara kıymetini, değerini hissettirin. Ama öte yandan sizin işiniz için en az onlar kadar kıymetli ve değerli olan şeyin hukuka uygunluk ve hukuk olduğunu gözden ırak tutmayın. Bu konuda sizin yolunuzu aydınlatacak, sizin hataya düşmenizi önleyecek yegane şeyin bu hukuka uygunluk olduğunu, bunu sağlayacak kişilerin de hukukçular ve avukatlar olduğunu buradan bir kez daha dile getirmekte fayda görüyorum. Sonra bakıyorsunuz ticari davalarda gerçekten dünyayla mukayese ettiğimizde Türkiye'de çok fazla dava var. Hukuksal ihtilaflarda dünya örnekleriyle Türkiye'yi mukayese ettiğinizde konu konu bizdeki dava sayısının çok fazla olduğunu görüyoruz. Bazı yerlerle kat kat fazla. Peki nereden kaynaklanıyor? İşte bu hukuka uygunluk konusundaki hassasiyetten kaynaklanıyor. Bir iş yaparken fizibilitesini yapıyoruz. Verimli mi, zararlı mı, karlı mı, iyi mi, kötü mü? Her şeyini değerlendiriyoruz. Ama bir de hukuken bunun fizibilitesini yapmak lazım. Buraya bir biz diyelim konut yapacağız. Veyahut da başka bir eser ortaya koyacağız. 'Acaba burada bir ihtilaf var mı? Başka başka hukuksal sınırlamalar var mı? Ben bu işe başladığımda bu işin neticesi mahkemeye gider mi? Gitmez mi? Bana itimat edenler hak mahrumiyetine uğrar mı? Uğramaz mı? Ben bir güven vereceğim. Nasıl vereceğim?' Bunları bir araştırmak icap ederim. Eğer araştırılmış olsa eminim çok şey başka olur.
Ülkemizde baktığınızda kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde pek çok vatandaşımızın mağduriyetini televizyonlar neredeyse ayda bir haber yaparlar. Neden? İhtilaflı araziye binayı daha baştan belediye ruhsat vermemesi veya inşaat izni, imar izni her neyse o skala içerisinde daha Besmelesini başlatmaması gerekirken bir sürü hukuki ihtilaf olan yerde süreci başlatıyor. Hukuki ihtilaf bitmiyor, inşaat bitiyor. Ondan sonra inşaat bitiyor, iskan izni alamıyor. Bina orada, vatandaş orada. Sonra mahkeme mahkeme dolaşıyor. Başka da sıkıntılar var. Çok büyük problemler var. Bunu çözmenin yolu ne? İşin başında bizim bunu, bu arsa böyle bir eseri yapmaya müsait mi, değil mi? Hukuksal ihtilaf burada var mı, yok mu? Varsa izin yok. Hukuksal ihtilaf yoksa izin var. Ve ona göre biz bu süreci başlatıp işlettiğimiz zaman yargıya gelen iş yükü önemli ölçüde azalacağı gibi vatandaşlarımızın bu tür eserler sonucu mağduriyetleri de önemli ölçüde giderilebilir. Ama herkes kara düzen iş yapıyor. Sonra mahkeme kapısına geliyor, hak arıyor. Hukuka uymaya uymaya sonra gelip en sonunda ‘Bu işi hukuka nasıl uygun hale getiririz?’ Noktasına geldiğimizde de bu sefer avukatlara daha önce esirgedikleri diyelim '10 bin lira, 20 bin lira maaş oraya niye vereyim dediğinin' 10’larca katını, bazı zamanlarda belki 100'lerce katını ve belki fazlasını veren iş insanlarımızı görürüz. Şirketini kaybeden, iflasa giden, itibarını kaybeden, bilmeden doğru yapıyorum derken nice yanlışın altına imza atan nice iş insanımızı görüyoruz.

HUKUKA UYGUN İŞ YAPMAK DA ZARURİDİR
Onun için de buradan bir kez daha çağrı yapıyorum; İş dünyamızın dünyayla rekabet etme gücünü arttırmak için sadece iyi iş yapmak yetmez. İş yapmanın yerine yanında onunla beraber hukuka uygun iş yapmak da zaruridir. Eğer bizim yaptığımız işler hukukla bağı yoksa ya da zayıfsa ya da hukuka aykırıysa bizim itibarımız bizi fazla taşımaz. Çünkü her işte hukuka uygunluk, herkese itibar kazandırdığı gibi iş insanlarımıza da, iş dünyamıza da itibar kazandıracaktır. Onun için de diyorum ki lütfen yatırım ortamını iyileştirmek için avukat, zorunluluğunu kaldırın demek gündemini gündeminizden çıkarın artık. Doğru bir şey değil bu. 'Biz kaldırmadık hükümet olarak ama 20 yıldır bizden ısrarlı bir şekilde takiple bu isteniyor. Halbuki bizim iş insanlarımız bu konuda gönüllü olmalı kendi istihdam yapmalı. 1000 tane 100 tane kaç kişi istihdam ediyorsa etsin. Hiç fark etmez. Muhakkak bir hukuk danışmanı en az birden fazla iş yaptığı işin büyüklüğüne göre, farklılığına göre danışmanları olması icap eder. Bizim bu alanda da alacağımız mesafeler var. Ben inanıyorum ki Türk iş insanları bu alanda da diğer alanlardaki gelişmeleri başarıyla sağladıkları gibi gelişmeyi sağlayacaklardır. Ama bizim de bu konuda onlara yol göstermeye devam etmemiz gerekir.
Biz arzu ediyoruz ki her alanda işler hukuka uygun hukuk içinde yürüsün ve yürütülsün. O zaman Yargıtay’da da istinafta da ilk derecede de göreceksiniz pek çok ihtilaflar olmayacaktır. Çünkü daha başlangıç hukuka uygun gelişecek ve ihtilaf haline dönüşmeyecektir ve yargının yükünü azaltma bakımından da bunun önemli olduğunu yürekten inandığımı buradan bir kez daha ifade etmek isterim.
Önümüzdeki günlerde inşallah hukuk sistemimiz içerisinde yeni düzenlemeleri hayata geçirme konusunda kararlıyız. Bu Çalıştay, Türk Borçlar Kanunu ve uygulaması bakımından bize yol gösterecek ve çıktıları üzerinden hem kendi eksiklerimizi hem de uygulayıcılarımızın sıkıntılarını görüp daha iyi çözümleri hayata geçirme konusunda bizi cesaretlendirecektir."

Kaynak : Adalet Bakanlığı - 16.01.2023

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam

Reklam

İlginç Bilgiler

Reklam