@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Reklam

Bozdağ, Manas Destanı Gibi Gerekçe Yazılmaz




Türkiye Adalet Akademisinin 27. Dönem Eğitim Açılış Törenine katılan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, burada yaptığı konuşmada, "Eğer bir iddianame on binlerce sayfası varsa o zaman bir sürü gereksiz şeyi iddianameye koymuş demektir. Bir gerekçeli karar da on binleri buluyorsa Manas Destanı gibiyse orada da sıkıntı var demektir" dedi. 
Bozdağ yaptığı konuşmada iddianame ve gerekçelerin yazıldığında herkesin anlayabileceği şekilde ifade dilinin kullanılmasını belirterek şunları söyledi. 
"Burada gerekçeli karar üzerinde de özellikle durmak isterim. İddianameler üzerinde. Eğer bir iddianame on binlerce sayfası varsa o zaman bir sürü gereksiz şeyi iddianameye koymuş demektir. Bir gerekçeli karar da on binleri buluyorsa Manas Destanı gibiyse orada da sıkıntı var demektir. O kararı kim okur? Sonuna kadar 10 bin sayfa, 20 bin sayfa bir iddianame veya onun gerekçeli mahkeme kararını insanlar ne kadar okuyabilir? Sadece avukatlar belki okur, taraflar belki okur. Ama dışarıdan bakan o kadar okumayabilir. O yüzden siz adil karar verdiğinizde, kararınızın adil olmadığı yahut da eksik karar verdiğinizde, eksik olduğu yönünde çok büyük tartışmalar buradan ortaya çıkar. Eğer siz hakim veya savcı olarak bir karar verdiniz, savcı olarak iddianame tanzim ettiniz hakim olarak da bir karar verdiniz. Sizin kararınız kamuoyunda tartışılıyorsa iki şey vardır; Ya kararınız yanlıştır ya da gerekçeniz yanlıştır ya da eksiktir. Bunun üçüncü bir alternatifi yoktur. Eğer bir hakim karar verir sonra o kararın gerekçesini çok güzel yazar, iddianame tanzim eder, sevk maddelerini neden onları seçtiğini, neden ona göre cezalandırılmasını istediğini gerekçelerini böyle güzel güzel açık açık net yazar, oraya koyarsa okuyan kişi orada taraf bile olsa der ki 'Bunları yapmış mı bu?' der. 'Yapmışsa hak etmiş' der. Sizin kararınıza karşı olan biri 'Böyleyse hakim doğru karar vermiş' der. Ama sizin gerekçeniz kifayetsiz olursa, sadece yasadaki kavramları tekrarlayarak gerekçe oluşturursanız o zaman o gerekçe sizi çok yıpratır. Geçmişte bazı kamuoyuna yansıyan kararlar oldu. Sebeplerinin en başına kararlar dosdoğru ama gerekçeler kifayetsiz. Öyle olunca bir sürü tartışmalara neden oldular. Halbuki bizim gerekçemiz doğru olsa hiç sıkıntı yok.
Eğer bir yerde başsavcılık ya da komisyon başkanlığı alınan bir karar nedeniyle açıklama yapıyorsa bunun en temel nedeni gerekçenin kifayetsizliğidir. Zaten gerekçe açıklamadır bir noktada. 'Ben böyle bir hüküm veriyorum. Bu hükmün gerekçesi de şu şu şu şudur.' O zaman siz açıklamanızla hükmün taraflarını ikna edemezseniz kamuoyunu nasıl ikna edeceksiniz? Onun için de gerekçelerinizi doğru yazın, etraflıca yazın, uzun yazmayın destan gibi. Ama gereksiz şeyleri de yazmayın. Gerekçe, sizin kafanızda olan şeydir, onlardan sizin çıkardığınızdır, niye o sonuca vardığınıza dair size ait değerlendirmedir. Delillerle ilgili, diğer hususlarla ilgili bütün bunları siz kendiniz yapacaksınız. Ve gerekçeye bunları sizler koyacaksınız. Koyduğunuzda da sizin başarınız, sizi daha güçlü noktalara taşıyacak verdiğiniz kararlar adil olduğuna dair hem taraflarda hem de kamuoyunda inanç kuvvetlenecektir. Gerekçe, kanunu tekrarlamak değil, hakimin ve savcının kararının gerekçesi neyse onu ifade etmektir. Kanun size rehberlik ediyor, 'Şunlar, şunlar, böyle olursa, böyle olur' diyor. Siz o kanaate hangi gerekçeyle vardınız? Onu yazacaksınız. Yoksa kanunu tekrarlamayı gerekçe zannederek, gerekçesiz kararlar maalesef verildiğine de şahit oluyoruz."

Bozdağ'ın konuşmasının tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Kaynak : Adalet Bakanlığı - 25.01.2023 - @erolkaranet

Etiket

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam

Reklam

İlginç Bilgiler

Reklam