@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Reklam

İcra Memuruna Yalan Söylemenin Cezası




Resmi belgenin düzenlenmesinde memura yalan söyleme suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 206. maddesinde Kamu Güvenliğine Karşı Suçlar kısmında düzenlenmiştir. “Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.”
Suçun cezai yaptırımında adli para cezası seçimlik yaptırım olarak öngörüldüğünden fail hakkında hapis cezası verilmesi halinde adli para cezasına çevrilmeyecektir. Ancak mahkeme tarafından hapis cezası yerine adli para cezasına hükmedilebilecektir.
Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan söyleme suçunun sınırı nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi mümkündür. 

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2017/3835 Esas, 2019/4150 Karar

Sanık, haciz esnasında evde kendisinin misafir olduğunu, ev sahibinin evde olmadığını ve herhangi bir işlem yaptırmayacağını söylemiştir. Haciz tutanağına da tüm bu söylediklerini yazdırmıştır. Söylediklerinin bitmesinden sonra gerçek kimliğini beyan etmiş ve haciz işlemi sonlanmıştır.
Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan yargılama yapılmıştır. Sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş, karara karşılık sanık ve mahalli Cumhuriyet savcısı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Yargıtay, Ceza Genel Kurulu’nun kararı ile resmi belgenin düzenlenmesinde memura yalan söyleme suçunun oluşması için birisinin beyanı doğrultusunda resmi belge düzenlenmesi gerektiği ve kamu görevlisinin bilgilerin doğruluğunu inceledikten sonra resmi belgenin düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Dosyaya konu olan olayda sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği, bu nedenle mahkemenin vermiş olduğu mahkumiyet kararına karşılık bozma yönünde karar verilmiştir.

YARGITAY 11. Ceza Dairesi 2014/1790 Esas 2014/1192 Karar 

Dairemiz tarafından yapılan tevdi kararı sonunda katılan vekilinin temyiz dilekçesinin 08.02.2010 tarihli olup, temyizin süresinde yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede;
...3. İcra Müdürlüğünün 2007/3 Esas sayılı dosyası ile yürütülmekte olan icra takibinde borcunu yasal süresinde ödemeyen borçluya karşı 13/02/2007 tarihinde haciz işlemi yapılarak eşyaların borçlunun babası M...'e yediemin olarak bırakıldığı, 09/03/2007 tarihinde muhafaza amaçlı olarak tekrar borçlu adresine gidildiğinde borcunu ödeyeceğini beyan ederek sanığı kefil olarak gösterdiği, sanığın ise icra müdürüne adresini ''D... Caddesi No: ...'' şeklinde beyan ettiği, ancak gönderilen icra emrinin adreste borçluyu tanıyan olmadığından geri gönderildiğinin iddia olunması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi için mahalle muhtarı olan H...'ın dinlenip kolluk vasıtasıyla da sanığın "D... Caddesi No: ...'' adresinde hangi tarihler arasında oturduğunun etraflıca araştırılmak suretiyle hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme sonucu beraat kararı verilmesi,
Yasaya aykırı; katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.01.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

YARGITAY 11. Ceza Dairesi 2012/16508 Esas2013/18940 Karar

TCK.nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması gerektiği cihetle,
katılan D... San. Tic. Ltd. Şti vekili tarafından sanığın borcu sebebiyle hakkında yürütülen icra takibi nedeniyle ...1. İcra Müdürlüğü'nün 2007/922 talimat sayılı dosyasında 26.02.2008 günü sanığa ait B... isimli işyerinde haciz işlemi nedeniyle icra müdürlüğü görevlileri tarafından resmi belge düzenlenmesi sırasında sanığın kendisini gerçek kişi olan Y... olarak tanıtıp bu isim ve kimlik bilgileriyle icra kefili olarak tutanağı imzalamaktan ibaret eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 206. maddesinde düzenlenen "yalan beyanda bulunmak" suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgı sonucu uygulama yeri olmayan TCK.nun 268/1. maddesi delaletiyle aynı Yasanın 267. maddesi kapsamında düzenlenen iftira suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 11.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

YARGITAY 11. Ceza Dairesi 2012/1480 Esas 2013/8671 Karar: 

Sanığa yüklenen suçtan doğrudan doğruya zarar gören ve duruşmada sanığın cezalandırılmasını beyan eden şikayetçi vekiline CMK'nun 234. maddesindeki haklar hatırlatıldıktan sonra davaya katılmayı isteyip istemediği sorulmamış ise de; şikayetçi vekilinin duruşmalara gelip giderek davayı takip etmesi ve hükmü temyiz etmesi hususları dikkate alındığında davayı takip etme ve katılma arzusunda olduğu değerlendirilmekle, katılan sıfatını alabilecek suretle suçtan zarar görmüş olan şikayetçi vekilinin 5271 sayılı CMK'nun 260/1. maddesi gereğince yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığın katılan tarafından aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin yapılan tebligatı kendisini Y... olarak tanıtıp tebliğ yapılacak İ...'ın işyerinden ayrıldığı şeklinde beyanda bulunarak imzaladığının iddia olunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından sanığın ve tanık Y...'un mukayeseye esas imzaları temin edilerek suça konu tebligat mazbatası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı şikayetçi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 27.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Derleme @erolkaranet - 07.12.2022

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam

Reklam

İlginç Bilgiler

Reklam