@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Reklam

Banka Kefilliğinden Yakamı Kurtaramıyorum



" 2015 yılında esnaf bir arkadaşımın bank’tan aldığı 20.000.-TL krediye kefil olmuştum.(Ben esnaf değilim, bir şirkette maaşla çalışıyordum.) Bu krediyi o zaman ödenmişti.
04.02.2019 yılında bank’tan 68.075.-Tl. lık bir ihtar geldi.( Bu arkadaşıma benim kefil olduğum krediden sonraki yıllarda da hem bu kredi tekrar tekrar kullandırılmış, hem de değişik ticari kartlar da verilmiş )
Bu ihbar üzerine bankaya gittiğimde "imzaladığınız sözleşme açık sözleşme yapacak bir şeyiniz yok" denildi.
Kefil olduğum arkadaşımda ihbarla gelen miktarın 30.000.-TL lık kısmı hariç, diğerlerini ödediğini, 30.000.-TL lık miktarı da 12 taksitte böldüğünü söyledi. Onu da taksitle ödeyeceğini söyledi. 07.01.2020 tarihinde bank tan 32,064.- TL lık bir ihbar daha geldi. Arkadaşım yaptığı bu taksitlendirmeyi ödeyememiş.
1-2015 yılında 20,000.-TL olarak imzaladığım ve o zaman ödenen bu kredinin daha sonra hem tekrar tekrar kullandırılması, hemde ticari kartlar verilmesi beni ne kadar sorumlu kılabiliyor?
2-İlk gelen 64.228.90.-TL lık ihtardan sonra asıl borçlu; 30,000.-TL kısmı hariç kalan kısmını ödüyor ve 30,000.-TL kısmı için kendisi taksitlendirme yapıyor.
Yapılan taksitlendirme sözleşmesinin hesap numarası farklı bir hesap numarası.
O taksitlendirmeyi ödeyemediği için de icra takibi yapılıyor.
İcra takibi bu hesap numarası üzerinden yapılıyor. Bu dosyadan üzerinde bana yapılan icra işlemi doğru mu?
(Benim 2015 yılında attığım imza hariç hiçbir imzam yok.)
3-Bankaların açılan kredi sözleşmelerini ödendikten sonra tekrar kullandırırken kefillerden tekrar imza almaları yada haber vermeleri gerekmiyor mu?
4-Bankaların açılan kredi sözleşmelerinde, kefile haber vermeden nasıl limit artırımı yapabiliyor? Bu kredi dosyasına bağlı ek krediler vererek kefili nasıl sorumlu tutabiliyorlar?
Yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.

Sayın ziyaretçimiz özetle yukarıda yer verdiğimiz mektubunuza verebileceğimiz ilk cevap ne yazık ki "süresiz" kredi sözleşmelerinde bankalar borçlusuna belirli bir limite kadar kredi açarlar ve kefiller de bu belirli olan limit dahilinde kullanılan "veya kullanılacak" krediler için kefaleten taahhütte bulunurlar.
Kredi kullanılıp, ödendikçe ödenen kısım kadar kredi limiti kendiliğinden açılır. Bu durum kredi sözleşmesinin feshine kadar devam eder. şeklinde olacaktır. Yani , Bankalar ticari kredilerde kefilliğin noter vasıtasıyla sona erdirilmediği sürece devam ettiğini savunur. Her kefil banka tarafında ikinci bir borçlu demek olarak kabul edilir.
Bu konuda da Yargıtay'ın emsal kararlarında böyle bir tezi savunduğuna rastlanılır. Örnek olarak Yargıtay " kredi sözleşmesinden doğan ve borçlu cari hesabı şeklinde işleyen kredi ilişkisinde, bir tarihte hesabın borç bakiyesi vermemesi, başka bir anlatımla borcun sıfırlanması sözleşmeyi sona erdirmez. Bu nedenle borç sıfırlandıktan sonra borçluya tekrar kredi kullandırılması yeni bir borç ilişkisi niteliğinde olmadığından davalının BK'nun 494. maddesinde öngörülen haklardan feragatinin bu aşamada da geçerliliğini koruyacağı ve sözleşmeden doğan kefalet sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur.” demektedir. ( YARGITAY HGK. 2002/19-426E. 2002/513K. İçtihat ) 
Ancak bazı durumlarda da Yargıtay "Ancak kefil, süresiz kredi sözleşmelerinde ödeme kabiliyeti zaifiyete uğrayan kredi borçlusuna yeni bir kredi açılmaması açıldığı takdirde sorumlu tutulamayacağını kredi alacaklısı bankaya ihtar edebilir. Böyle bir ihtarı aldıktan sonra banka yeni bir kredi kullandırırsa artık borçlunun ödememesi durumunda kefile başvuramaz." Yargıtay HGK. bu durumu hakkın kötüye kullanılması kabul edip, kefilin sorumlu tutulamayacağını benimsiyor.
Buraya kadar birinci soru olarak sorduğunuz sorunun cevabı verilmiş olmaktadır. Özetle , kefilliğinizin sadece ilk alınan kredi için geçerli olduğu , ilk alınan 20.000 TL lik borcun ödenmesinden sonra kefilliğinizin son bulması için noterden ihtar çekmeniz gerekirdi. Bunu yapmadığınızdan dolayı kefilliğiniz devam etmiş sayılmaktadır. Kredinin tekrar tekrar kullandırılması verilmiş olan kredi limitinin doldurulması şeklindedir. Yani müracaat ettiğiniz tarihte 20.000 Tl istediniz. Borçlu 15.000 Tl ödedi. Ona otomatikman 15.000 TL lik bir kredi açılmış sayılmaktadır. Kısaca, yeni bir kredi talebi olarak kabul edilmemektedir.
İkinci sorununuz da belirttiğiniz yeni bir hesabın açılması demek yeni bir sözleşme demek değildir. Aynı sözleşme doğrultusunda çok sayıda hesap açılarak sözleşme miktarını geçmeyecek şekilde kredi verilebilir.
Bankalar kredi verdiklerinde ve sonrasında büyük bir ihtimalle hiç okumadan imzaladığınız sözleşmenin her kelimesini okuyup anladığınızı ve asıl borçlunun bankadan sözleşmeye dayalı her talebini kefillerin bilgisi olduğunu kabul eder. Bankaların kefillere bilgi vermesi zorunluluğu da yoktur. Hatta , Bir kredi sözleşmesi süresiz ise sözleşme içinde yer alan hüküm nedeniyle kredi kullanılıp, ödendikçe açılan kredi limiti dahilinde tekrar kredi kullandırma hakkı vardır. Ve kefilin kefilliliği de devam eder.
Şayet bankaya ihtarda bulunup , kefilliğinizin son bulduğunu belirtmiş olsaydınız " kefilin ihtarından sonra kullandırılan krediden kefilin sorumlu tutulmasının iyiniyet kuralı ile bağdaşmadığı gibi, somut durumda bankanın sona erdirdiği kredi ilişkisinden sonra kullandırılan yeni krediden eski sözleşmedeki kefilin sorumlu olacağının kabulü de iyiniyet kuralına aykırıdır, denilebilmektedir.
Dördüncü ve son sorunuzun cevabı olarak limiti artırımı söz konusu olmadığını sanıyorum.
Sayın ........ , yukarıda sorunuzun cevabını vermeye çalıştık. Bunlar geçerli olan hukuk kurallarına göre verilmiş bir cevaptır. Eğer haksız olduğunuzu iddia ediyor , sürekli kefillik kabul edilemez diyorsanız ilk etapta süresi içerisinde itiraz edebilirsiniz. Ancak itiraz ettiğiniz takdirde haksız çıktığınızda %45 inkar tazminatına da muhatap olabilirsiniz. Bunun için bulacağınız bir avukata danışmanız, hukuki yardım almanızı tavsiye edebilirim. Kefillikten vazgeçmeniz için borcun ödenmiş olması gerektiğini de belirtirim. Bu tür bir olayı avukatsız çözmeniz imkansızdır. Bulunduğunuz ilin barosuna giderek oradan da avukatlar hakkında bilgi alabilirsiniz.

@erolkaranet - 07.12.2022

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam

Reklam

İlginç Bilgiler

Reklam