@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner

Reklam

Emlakçılar, Sözleşme İmzalanmadıkça Komisyon İsteyemez




Emlakçılık ya da diğer bir isimle simsarlık, tellallık hayatımızın olmazsa olmazları arasında yer almaktadır. Genelde, emlak piyasasında yetkili yetkisiz sayısız emlak komisyoncularının sayısı, işini usulüne uygun olarak yapanlar olduğu gibi, kaptıkaçtı şeklinde olması gereken dışında yapanlar da bulunmaktadır. Her ne kadar resmi statüye bağlanması gereken emlakçılar karadüzen çalışmaya devam etmektedir. Bakkalı, eczacısı, mobilyacısı gibi önüne gelenin emlak pazarlaması yaptığı da bilinen bir gerçektir.
Emlakçılığın "E" sinden bile haberdar olmayanların satılık ya da kiralık ev arayanları gördüklerinde hemen emlak simsarlığına büründüğü, yasal olmayan kazançların kazanıldığı da görülmektedir. Gayrimenkulü bulan ehliyetsiz kişilerin de haksız kazanç elde ettiği , komisyon ücretini alamadıkları durumda şiddete,tacize, baskıya, tehdide baş vuranlar olduğu gibi mahkemeye yolu düşenlerin de olduğunu görmekteyiz.
Komisyon ücretinin verilmediği durumlar genellikle taraflar arasında sözleşme olmamasından kaynaklanmaktadır. Mal sahiplerinden habersiz gayrimenkul pazarlayanlar, ya da mal sahibinden sözel izin alarak alıcıdan komisyon almayı düşünerek girişimde bulunanlar amaçlarına ulaşsa da gayriyasal bir kazançtır.
Ve yasada yer alan şekliyle "Yazılı ve imzalı bir sözleşme olmadığı sürece emlakçı (simsar, tefeci) , ücretini ya da komisyonunu talep edemez." kuralı uygulandığında kimse komisyon talebinde bulunamaz. 
Örnek Yargıtay kararlarına geçmeden önce kanunlar nezdinde simsar kime denir, şartları nedir,kısa bir şekilde bakalım.
Tellallık (simsarlık) sözleşmesi mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 404-409 maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/1. maddesinde simsarlık sözleşmesinin tanımı "...simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, "Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir" şeklinde anlaşılmalıdır.
Simsarlık sözleşmesinin unsurları şu şekildedir:
a) Simsarlık ilişkisinin tarafları simsar ile iş sahibidir ve simsar, iş sahibi için, konusu özel olarak belirlenmiş bir vekalet edimi üstlenmiştir. O (simsar), iş sahibi için yerine getireceği faaliyetin karşılığında ücret alacaktır.
b) Simsarlık faaliyetinin konusu, çeşitli işlere ilişkin sözleşmelerin kurulması hususunda aracılık etmektir. Bu aracılık faaliyeti, bir sözleşme kurma fırsatı vermek şeklinde olabileceği gibi bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmek şeklinde de olabilir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur; fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir.
c) Simsarlık ilişkisi, simsar ile iş sahibi arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Simsar ile iş sahibi arasında sürekli bir hukuki bağlantı yoktur. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/3. maddesi (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 404/3) taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, "taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz". Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2017 gün, 2017/13-644 E., 2017/460 K. sayılı kararında da aynı ilkelere işaret edilmiştir.
Aşağıda emsal olacak kararlardan da göreceğimiz gibi, emlakçının hangi hallerde komisyon isteyeceği, hangi durumda komisyon talep edemeyeceği kanunlarımızda net olarak belirtilmiştir. İlla da yazılı olacak.. Hatta, sözlü olarak dahi taraflar arasındaki irade ve kabul ilişkisi hukuken geçerli değildir. Bununla birlikte, yazılı olsa bile yetkili olmayan kişi tarafından imzalanmış emlak komisyon sözleşmesi geçersizdir.

Emsal Olacak Yargıtay Kararları

23. Hukuk Dairesi         
2016/3384 E
2019/648 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalıya ait taşınmaz üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılarak satımı için alıcı bulması hususunda müvekkili ile davalının anlaştıklarını, müvekkilinin aracılık hizmetini yerine getirerek davalıya ait taşınmazla ilgili kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılmasını sağladığını, bu sözleşmede komisyon bedeli olarak 1 daire verileceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL.nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın yüklenici firmaya yöneltilmesi gerektiğini bu nedenle husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, davanın ticari dava olmaması nedeniyle mahkemenin görevli olmadığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin adi yazılı olduğunu ve sözleşmenin gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; TBK 520/3 maddesi gereğince taşınmazlara ilişkin simsarlık sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli sayılamayacağı, davacı ile davalı arasında bu anlamda yapılmış yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacının adi yazılı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı durumunda olmadığı, sözleşmenin kurulmasında aracılık yapmış olsa bile, kurulmuş geçerli bir sözleşme bulunmadığı gibi davacının tarafı olmadığı sözleşme ile kararlaştırılan ücreti isteyemeyeceği, bu nedenle de ücret talep hakkı doğmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 21.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

*****************
3. Hukuk Dairesi
 2021/2810 E
2021/12123 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; emlak komisyonculuğu yaptığını, ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, 217 ada 25 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kayıtlı dükkan vasıflı taşınmazın satışı konusunda davalı alıcı ile dava dışı satıcıyı bir araya getirerek satış sözleşmesinin kurulmasına aracılık ettiğini, düzenlenen 12.04.2014 tarihli sözleşmede tapu ve emlak komisyoncu masraflarının davalıya ait olacağının kararlaştırıldığını, sözleşmeye konu taşınmazın davalı tarafından sözleşmeden çok kısa bir süre sonra tapuda satın alındığını ancak komisyon bedelinin kendisine ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine ... 9. İcra Müdürlüğünün 2017/115048 Esas sayılı icra dosyası üzerinden takip başlattığını, davalının borca itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; genel uygulamada tapu ve emlak komisyoncu masraflarının alıcı ve satıcının kendi paylarına düşen miktarla sorumlu oldukları, davacı tarafından ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/170 Esas sayılı dosyası üzerinden davalının ödemekle yükümlü olduğu komisyon ücreti için açılan itirazın iptali davasının bu yönüyle karara bağlandığı, davacı davalı alıcının, satıcının payına da düşen komisyon ücretini ödemekle sorumlu olduğu gerekçesiyle dava açmış ise de sözleşmede yer alan “Tapu ve emlak komisyoncu masrafları alıcıya aittir.” ifadesinin, davalı alıcının hem kendisine hem
de dava dışı satıcıya ait komisyon bedelini ödemekle yükümlü olduğu şeklinde yorumlanamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; taraflar arasında akdedilen sözleşme içeriğinde açıkça ve kuşkuya mahal vermeyecek şekilde davalı alıcının kendi payına düşen emlak komisyon ücretinin yanı sıra satıcının payına düşen emlak komisyon masrafını da ödeyeceği yönünde bir ibarenin olmadığı, bahsi geçen sözleşme kapsamında yer alan “Tapu ve emlak komisyoncu masrafları alıcıya aittir.” ifadesinden, alıcının hem kendisine ait hem de satıcıya ait emlak komisyon bedelini ödemekle yükümlü olduğuna dair bir çıkarıma varılamayacağı gerekçesiyle, davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; karar süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere göre, davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı eldeki davada, 12.04.2014 tarihli sözleşmesi kapsamındaki komisyon alacağının tahsili istemiyle başlattığı takibe vaki itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 1. maddesine göre sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır. (TBK 2. mad.) Konusu taşınmaz olan simsarlık sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması şarttır. (TBK 520/son mad.)
Somut olayda davacı; 12.04.2014 tarihli “Alım Satım Ön Anlaşması” başlıklı sözleşme kapsamında dava dışı satıcının ödemesi gereken komisyon ücretinden davalı alıcının sorumlu olduğunu ileri sürerek, komisyon ücretinin tahsili amacıyla başlattığı takibe vaki itirazın iptalini talep etmiş ise de; tarafların imzasını taşıyan dava konusu sözleşmede, sözleşmenin esaslı unsuru olan davacıya ödenmesi gereken komisyon ücreti kararlaştırılmamıştır. Bu durumda 12.04.2014 tarihli sözleşme esaslı unsuru ihtiva etmemesi sebebiyle geçersiz olup, taraflar arasında akdedilmiş başkaca yazılı bir simsarlık sözleşmesi de bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ise de sonucu itibariyle karar doğru olduğundan hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek hükmün değiştirilen gerekçe ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 25/11/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi

**************

11. Hukuk Dairesi
2020/6808 E.
2021/6524 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ
VEKİLİ : AV. ...
DAVALILAR : 1 -...VEKİLİ : AV. ...
: 2 -... ......VEKİLİ : AV. ...

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.04.2017 tarih ve 2016-757/256 sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne karar verilmesine yer olmadığına dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 01.06.2020 tarih ve 2019-139/450 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı satıcı ... ile diğer davalı ... arasında gayrimenkulün satışı için aracılık sözleşmesi imzalandığını, dava konusu gayrimenkulün satışı için davacı alıcı ile ... arasında imzalanan hizmet bedeli sözleşmesi ve diğer davalı ile ... arasında da imzalanan hizmet bedeli sözleşmesi uyarınca cayma bedeli olarak 150.000.-TL belirlendiğini, davalı satıcının sözleşmeden dönüp cezai şartı da ödemediğini, davacı tarafından kapora ödenmesine rağmen taşınmazın satıcı tarafından üçüncü şahsa satılarak devredildiğini belirterek, sözleşme ile kararlaştırılan 150.000.-TL cezai şart bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Maksimum ... Gayrimenkul vekili, davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, çünkü davalının faaliyetinin aracılıktan ibaret olup talebin diğer davalı satıcıya yöneltilmesi gerektiğini, taşınmazın satılmasına ilişkin olarak sözleşmelerin alıcı ile satıcı arasında yapılmış olmasına rağmen diğer davalının, davacı şirket ile yaptığı aracılık sözleşmesinin üç aylık süresi bitmeden ve taşınmazı şirketin haberi dahi olmadan üçüncü bir kişiye satarak sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan tazminat davasında müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, diğer davalı ... Gayrimenkul ...Ltd. Şti. ile 17/10/2014 tarihli gayrimenkul satışına ilişkin aracılık sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında vekil olarak hareket eden diğer davalının müvekkili yararına hareket etmediğini, taşınmazı almak isteyen müşterileri kendisine bildirmediğini, bu sebeple dava konusu gayrimenkulü dava dışı üçüncü kişiden teklif alarak gayrimenkulü bu kişiye satmak için kapora aldığını, bir an için cezai şarta ilişkin sözleşmenin davalı açısından bağlayıcı olması durumunda bile fesihte kusurlu tarafın davalı satıcı olmadığını, taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığını, imzaladıkları sözleşmenin kargo yoluyla davalı ...'a gönderildiğini, davacıyla henüz sözleşme kurulmadan sözleşmeden dönme beyanını bildirdiğinden haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı satıcı ile diğer davalı şirket arasında gayrimenkulün satımı hususunda vekalet ilişkisi kurulduğu, bu vekalet ilişkisi kapsamında davalı aracı şirketin davacı ile gayrimenkulün satımı hususunda 1.500.000,00 TL bedel ile anlaşmaya varıldığı, anlaşmanın 2. maddesi ile alım satımdan dönen tarafın 150.000,00 TL cezai şart ödemesinin kararlaştırıldığı, bu sözleşmeden sonra sözleşmeye aykırı olarak davalı satıcının gayrimenkulü üçüncü kişiye sattığı, davacı ile davalı arasında akdedilen hizmet bedeli sözleşmesinde imzası bulunan aracı davalı şirketin satıştan vazgeçen taraf olması sebebiyle cezai şarttan sorumlu olduğu, aracı davalı şirket ile diğer davalı satıcı adına, onun nam ve hesabına hareket ederek davacı ile hukuki ilişkiye girdiği, satıcı davalının da kendisi nam ve hesabına hareket eden diğer davalı aracı şirket taahhütlerininden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 150.000.-TL alacağın davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, işbu karara karşı davalılar istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2016/757 esas ve 2017/256 2018/31 karar sayılı ve 03/06/2020 tarihli kararında, davalı ... Maximum ... Garimenkul...Şirketi istinaf başvuru harçlarını yatırmadığı nedeniyle başvurusu yapılmamış sayıldığından ve ilk derece mahkemesinin bu davalı hakkında verilen hükmü kesinleştiğinden, bu davalı yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı satıcı ... bakımından ise, davacı ile davalı ... arasında yapılan 20.11.2014 tarihli simsarlık sözleşmesi satıcı davalının imzası olmadığı, davacı ile davalı satıcı ... arasında simsarlık sözleşme ilişkisi bulunmadığından davacıya karşı, simsarlık sözleşmesinden doğan bir borcundan söz edilemeyeceği, davacı alıcı ile davalı satıcı ... arasındaki ilişkinin taşınmaz satış vaadi ilişkisi olduğu, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin resmi şekilde yapılması zorunlu olup bu şekil şartının geçerlilik şartı olduğu, taşınmaz satış vaadi resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmedeki ceza koşulunun da geçersiz olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılarak, bu davalı hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İşbu karara karşı davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24/11/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

“Taşınmaz alım satım protokolü” imzalanırsa emsal karar örneği

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
2021/1952 E. ,
2021/11350 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ANKARA 5. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacının istinaf başvurusunun reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; emlak komisyoncusu olarak ...'ın sahibi olduğu taşınmaz için davalı ile 29/04/2015 tarihli “emlakçı hizmet bedeli protokolü” imzaladıklarını, aynı gün davalı ile dava dışı satıcı arasında ayrıca bir “taşınmaz alım satım protokolü” imzalandığını ve taşınmazın tapu devrinin gerçekleştiğini, protokolde davalının aracılık hizmeti için 50.000 TL’yi protokolün imzası anında, kalan 21.000 Euro bakiyeyi ise 29/07/2015 tarihine kadar ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalının 50.000 TL’lik ödemeyi yaptığını ancak kalan bakiyeyi ödemediğini, ödenmeyen hizmet bedeli için başlattığı icra takibine davalının takibe haksız itiraz ettiğini iddia ederek; davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı; davacı ile aralarında imzalanmış geçerli bir simsarlık sözleşmesinin bulunmadığını, davacının dayandığı protokol başlıklı belgenin simsarlık sözleşmesi unsurlarını taşımadığını, taşınmaz maliki ile imzalanan protokolün ise gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi niteliğinde ve şekle aykırılık sebebiyle geçersiz olduğunu, sözleşmede satışın 30/04/2016 tarihinde yapılmasının kararlaştırıldığını ancak o tarihte gerçekleşmediğini, davacının ücrete hak kazanamadığını, talep edilen hizmet bedelinin fahiş olduğunu ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 62.maddesi uyarınca, Emlakçılar Odasından alınan bilgiye göre TESK’in 20/07/1999 tarihli ve 1999/122 sayılı yönetim kurulu kararı ile belirlenen emlakçı komisyonunun, alıcıdan % 2, satıcıdan % 2 şeklinde olup Ankara emlak piyasasında da uygulamanın bu yönde olduğu, 700.000 Euro satış bedelinin imza tarihindeki kura göre TL
karşılığı olan 2.057.930 TL'nın %2’sinin ise 41.158,60 TL olarak hesaplandığı, davacının ödediği 50.000 TL tutarın bu bedeli karşıladığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden kanuna aykırılık olmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan "Emlakçı Hizmet Bedeli Protokolü" başlıklı sözleşme ile davalı, satışa aracılık hizmet bedeli olarak davacıya 50.000 TL + KDV'sini protokolün imzalanmasıyla, bakiye 21.000 Euro+ KDV'sini ise 29/07/2015 tarihine kadar elden nakit olarak ödemeyi üstlenmiştir. Bu durumda, davalı söz konusu satış gerçekleştiğinden, serbest iradesi ile imzaladığı sözleşme ile bağlıdır.
Buna göre ilk derece mahkemesince, davalının sözleşme ile bağlı olduğu gözetilerek, sözleşmede kararlaştırılan hizmet bedeli dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 15/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi

Yetkisiz Kişinin Yaptığı Sözleşmeye ilişkin karar örneği

Y.HGK E: 2010/13-388 K: 2010/428 T: 29.09.2010

(... ) Bu itibarla tellallık sözleşmesinin yazılı olması ve taraflarca imzalanması geçerlilik şartıdır. Davacının dayandığı sözleşmenin incelenmesinde, davalının imzasını içeren yazılı bir sözleşme yoktur. Sözleşmeyi imzalayan dava dışı eşi N.’nin davanın yetkili temsilcisi olduğu kanıtlanamamıştır. Davacının düzenlediği tellallık ücretine ilişkin faturaya itiraz edilmemiş olması davalı yönünden sözleşmenin geçerliliği konusunda hukuki sonuç doğurmaz. Bu durumda taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulduğundan bahsedilemez. Bu nedenle de davacı geçerli olmayan bu sözleşmeye dayanarak herhangi bir hak iddiasında bulunamaz. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.

Derleme @erolkaranet - 07.11.2022

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam


Reklam

İlginç Bilgiler

Reklam