@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner

Reklam

Efsanesiyle Fatih’in Yargılandığı Mahkeme




Üsküdar, bir ulu rüyayı gören semttir. Hacca gidenlerin, Hicaz yoluna düşenlerinilk basamağı olan Üsküdar bugün yoğun bir insan ve araç trafiği altında, gizlenen bir çok hikayeyi barındırır, bir çok efsaneyi gizler. Ve koca meydana çıkan sokaklarıyla, caddeleriyle tarihin derinliklerinden gelen bir mitoloji şehri gibidir. 


Bu kez yolumuz Üsküdar'ın en işlek caddesine bakan Eski Mahkeme Sokak'a düşmektedir. Hemen yukarısı ise Aziz Mahmud Hüdayi külliyesine, diğer bir yanı da sahile giden ara sokaklara açılır. Kocaman olmasa da iri yapısıyla kırmızı tuğlalı bir yapı sokağa girenleri karşılar. Bu kaba yapıya yakışmayan bir camla metalin içice geçtiği öndeki vitrinvari grişin üzerinde "Yedi Güzel Adam ve Öncüler Kütüphanesi" diye yazsa da yapı aslında sokağa da isim olmuş bir mahkeme kapısıdır.
Aslında Fatih Mahkemesi olarak tanına yapı, Fatih Sultan Mehmed döneminde yapılmış. Fatih mahkemesi olarak isimlendirilmesinin sebebi Fatih Sultan Mehmed’in, bu binada muhakeme edilmesidir. Yapı, Tarihi Üsküdar Mahkemesi olarak da bilinmektedir.


Erken devir Osmanlı mimarisine sahip yapı, mahkeme salonu ve zindanlar olarak iki bölümden oluşmakta. Kirpi saçaklı, beşik tonozlu mahkeme salonunun altındaki zindan tek pencereli. İki zindan arasından dik ve taş bir merdivenle mahkeme salonu ve birinci zindanın terasına çıkılır. İki mermer sütunun yükseldiği kubbenin altından beşik tonoz çatılı esas mekana gelinir. Niş şeklindeki kadı mahali buradadır. Beş zindanın bulunduğu yapının demir kapıları tüm ağırlığı ile durmakta. Ağırlık yapının genel duruşuna da hakim. 

Rivayet odur ki,
İstanbul fethinden 10 yıl sonra kadardır. Fatih Mehmet, Rum dönmesi olan Mimar Atik Sinan’dan büyük bir cami yapmasını ister. Bazı kaynaklara göre -günümüzde İstanbul Üniversitesi’nin bulunduğu yer- Beyazıt’taki saray yapılırken, bazılarına göre Fatih Külliyesinin olduğu yere dev bir  cami olacaktır bu, sütunlar göğe uzanacaktır. Ne var ki,, Atik Sinan  sütunların bu uzunlukla kubbeyi ayakta tutamayacağına karar verince  onları yaklaşık 3 metreye yakın şekilde  kısaltır. İnşaat biter ama sultan camiyi  görünce çok sinirlenir. Çünkü cami, Ayasofya’dan küçük olmuştur. Fatih Mehmet, sütunları kesen ellerin kesilmesi emrini verir. Emir  uygulanır ve Atik Sinan’ın elleri kesilir. 


Atik Sinan bunu hiç  hazmedemez, kendisine haksızlık yapıldığını düşünür ve Fatih Sultan  Mehmed’i mahkemeye vermek için Galata ve Eyüp kadılarına gider. Onlar  cesaret edemeyince İstanbul'un ilk kadısı ve aynı zamanda bugünkü anlamda belediye başkanı olan Kadı Hızır Çelebi’ye anlatır. Hızır Bey, mimarın haklı olduğuna kanaat getirir. Çünkü  sultan mahkeme edilmeden birini suçlu bulmuş ve cezasını vermiştir.


Yargılama Üsküdar’daki bu binada yapılır.  Sultan savunmasını yapar ama Hızır Bey ikna olmaz.Fatih’in haksız olduğuna hükmedilir. Kısasa kısas kararı verir, yani sultanın da elleri kesilecektir. Atik Sinan bunu duyunca  şikayetini geri alır, ceza maddi tazminata çevrilir. 
Mimar diyeti kabul eder, Fatih’in eli kesilmekten kurtulur.


Evliya Çelebi`ye göre mahkemenin ardından Hızır bey ve Sultan Fatih yalnız kalınca Sultan, demir bir sopayı kadıya gösterir ve “Eğer Allah`ın hükmünü uygulamayıp elimi kesmeye mahkum etmeseydin başını parçalardım” der. Hızır Çelebi de kamasını göstererek “Sen de hükmümü kabul etmeseydin, ben de bununla seni delik deşik ederdim” yanıtını verir.
Evliya  Çelebi böyle anlatır. O bina da işte bu binadır. Gerçi bu "adil"  mahkemeden sonra Fatih'in öfkesi dinmemiş olacak ki,  Atik Sinan tekrar  zindana atılır ve idam edilir.
Türklerin adalet anlayışının en güzel şekilde sergilenip tarihe bir ibret levhası olarak geçen mahkeme kararının alındığı tarihi eser Cumhuriyetin ilanından sonra birlikte kaderine terk edilir.
Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Vakıf mallarının haraç mezat elden çıkarıldığı dönemlerde uzun bir süre terzi, kuaför ve halıcı dükkanları olarak kullanılmış, nihayet tarihi değeri fark edilerek Üsküdar Belediyesi tarafından satın alınmış, 2006’da TOKİ tarafından restore edilmiş. Adalet Tarihi Müzesi olarak kullanılmış.


Bir süre el sanatları eserlerinin sergilendiği müze-sergi salonu karışımı işlev gören mekan 2014 yılından itibaren "Yedi Güzel Adam ve Öncüler Kütüphanesi" adıyla hizmet vermektedir.
Edindiğimiz bilgilere göre kütüphane isminden de anlaşılacağı üzere "Yedi Güzel Adam"ın eserleriyle, hatıralarıyla genç kuşağa bilgi hazinesi sunmaktadır. YediHilal adlı sivil toplum kuruluşu öncülük ediyor.Kütüphanede, öncelikle, Cahit Zarifoğlu'nun şiirinden hareketle, kütüphanede eserleri yer alacak "Yedi Güzel Adam" olarak Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Alaeddin Özdenören ve Mehmet Akif İnan, "Öncüler" olarak belirlenen Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, Cemil Meriç, Malcolm X, Hasan El-Benna, Muhammed İkbal ve Aliya İzzetbegoviç ile ilgili kitaplar yer alıyor.. 


Yedi Güzel Adam ve Öncüler Kütüphanesi
Telefon: +90 216 492 73 79
www.yediguzeladamveonculer.org
Adres: Aziz Mahmut Hüdayi Mah., Eski Mahkeme Sok., No:7, Üsküdar, İstanbul, Türkiye

Derleme @erolkaranet - 25.10.2022

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam


Reklam

İlginç Bilgiler

Reklam