@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner

Reklam


Limited Şirket Ortağının Evine Haciz




“ %99 hisseli bir limited şirketim var.%1 hisse eşimin. Alacaklı, verilen işi yapmadığı halde sözleşmeye dayanarak sözleşmedeki miktarın tamamı için şirketi icraya verdi. Aslında borçlu değilim. İşin yaptığı kısmını ödedim. Ancak itiraz süresini kaçırdığım için takip kesinleşti. Karşı dava açıp itiraz edebilir borçlu olmadığımı ispat edebilirim. Bu davayı açabilmem için borcun %15 i kadar teminat yatırmam gerekiyor. Param olmadığı için davayı açamıyorum.
Alacaklı avukatı şirketin mal varlığı olmadığını bildiği için, bir numara yaptı icra dairesini kandırdı. Evimi şirket adresi olarak gösterip evime hacze geldi..O anın telaşı ve icra memuru ve polis ile üzerime kurduğu baskı sonucu imza attırarak beni ve eşimi borca kefil yaptı. Sakin kafayla düşününce anladım ki asıl amacı haciz yapmak değil, şirket borcuna bizleri kefil yapmaktı. Dilekçemde durumu izah ederek avukat ve icra memuru hakkında adaleti yanıltmaktan savcılığa suç duyurusunda bulundum. Ayrıca icra dairesine yapılanları detaylı şekilde anlatan bir itirazda bulundum. Şirket adresimin tescil edildiği ticaret sicil gazetesini de dilekçeme ekledim. Yapılan haciz işleminin iptalini istedim.
Şimdi olması gereken nedir? Yapılan haczin ve kefaletlerimizin iptali mümkün olur mu? İcra dairesi işlemi iptal etmez ise başka ne yapabilirim? 7 günlük sürem başladı. Acilen cevap verebilirseniz çok sevinirim..Teşekkürler..

Ziyaretçimizin anlattıkları doğrultusunda verebileceğimiz ilk cevap itiraz süresini kaçırdığı için takibin durdurulması için dava açsa da yapabilecek herhangi bir kurtuluş yolu bulunmamaktadır. Kaldı ki fiili haciz dahi yapılmış bulunmaktadır. Bunun için masraf yapmasına dahi gerek bulunmamaktadır.

Evlerinde yapılan haciz esnasında borca kefil olarak tutanak tutulması da kefilliğin iptali için önlerinde bir itiraz yolunu ve muhafaza yapılmışsa istihkak davasını açma hakkı doğurmaktadır. Haciz esnasında memur – polis vs varlığı altında ( bir çeşit manevi baskı altında ) alınan taahhüdün geçersizliği olacaktır. Şöyle ki; Hakkında icra takibi açılmış olan borçlu ister ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra, ister icralık olduğunu anladıktan sonra isterse haciz aşamasında borcunu kabul ettiğini ve taksitler halinde ödeyeceğini taahhüt etmek isterse, Taahhüt sözleşmesi yapmak için icra dairesinde bulunmak zorundadır. Borçlunun haciz aşamasında ya da alacaklının veyahut alacaklı vekilinin ofisinin bulunduğu yere gelerek vereceği taahhüt ne yazık ki ihlal davası aşamasında mahkeme tarafından kabul edilmemektedir. Yerel mahkeme ihlal suçunu kabul etmiş olsa da Yargıtay yerel mahkeme kararını bozabilmektedir.

Mektubunuzda “Ayrıca icra dairesine yapılanları detaylı şekilde anlatan bir itirazda bulundum.” Diye belirtmişsiniz. Bu konuda şikâyetinizi İcra Müdürlüğüne değil, İcra mahkemesine yapmanızı öneririz.

Limited şirketlerde yani sermaye şirketlerinde ortakların sorumluluğu sadece kamu borçlarındandır.
Bir sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir.
Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Türk hukukunda ortaklar, limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Başka bir ifade ile, limited şirket, iki veya daha fazla gerçek ve tüzel kişi tarafından bir ticaret ünvanı altında kurulup, iktisadi konularda faaliyet gösteren, ortaklık borçlarından sadece ortaklığın malvarlığı ile sınırlı olarak sorumlu bulunduğu, esas sermayesi muayyen ve bu sermaye ortakların sermaye paylarının toplamına eşit olan ortaklıktır. Ortakların sorumluluğu sadece ortaklığa karşıdır ve esas sermaye payı ile sınırlıdır.
İlke olarak kanun, ortaklarla limited şirket alacaklıları arasında bir ilişki kurmamış, alacaklılara gereğinde ortaklara başvurma imkânını tanımamıştır. Bu ilkenin üç istisnası vardır. Birincisi, TTK'nun 532/f.3 maddesindeki açığı kapama yükümü, ikincisi selef sıfatıyla sorumluluk ( TTK. 529, 530 ve 531 maddeleri ) ve üçüncüsü ise kamu borçlarından ortakların sorumluluğudur.

HD 11 Esas : 2002/003910 Karar: 2002/007659 Tarih: 16.09.2002
TTK.nun 503. ve 532. maddelerindeki düzelemeye göre, limited şirket, sermaye ortaklığı olup, ortakların sorumluluğu, koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır. Sermaye borçlarını ödeyen ortakların, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı herhangi bir sorumlulukları bulunmadığından, kişisel yönden dava ve takip olunamazlar.
Şirket ( Ltd.Şti.) borcu ve ortaklara gidilip gidilemeyeceği ile ilgili bir hayli açıklayıcı bir Yargıtay kararı da aşağıdadır. Göreceksiniz ki ortaklara gidebilmek için alacağın amme alacağı olması gerekiyor.
Bununla birlikte Teorik olarak, şirket yöneticileri sermaye koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarı kadar sorumludur. Ancak, özel sorumluluk halleri vardır. Örneğin, ihtiyat akçesi ayırmamak, şirketin alacaklılarını zarar uğratacak muvazaalı borçlanmalar yapmak vs. TTK 309 – 336 – 342 gibi maddeler, bu sorumlulukları düzenler

Anlattıklarınız doğrultusunda söyleyebileceklerimiz;
Şirket borcu için evinize haciz yapılmış olması, haciz esnasında sizden ve eşinizden icra kefili olarak taahhüt alınması, şirkete ait olmadığı halde mallarınızın muhafaza altına alınması usüle ve yasaya uygun değildir. Ayrıca kendinizi haklı buluyorsanız, alacaklıya ait bir borcunuzun olmadığını, haksiz takip açılarak zarara uğratıldığınızı, alacaklının sebepsiz zenginleşme içinde bulunduğunu ispat edeceğinize inanıyorsanız, alacaklınızın sebepsiz zenginleşme şartlarını taşıyacak bir durumda olduğunu kanıtlayacak durumda iseniz dava açabilirsiniz. ( Bu konuda önemli bir hatırlatma : BK md. 66'ya göre iade alacaklısının geri alma hakkının varlığını öğrenmesinden itibaren 1 yıl ve herhalde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren 10 yıl sonra nedensiz zenginleşmeden doğan iade istemi zamanaşımına uğrar. Bir yıllık sürenin başlaması için, iade alacaklısının kendisi aleyhine zenginleşen kişiyi ve zenginleşmenin kapsamını (nedensiz olarak uğranılan malvarlığı azalmasını) bilmesi aranmalıdır. Zira davalının zenginleşmesinin, davacının hukuk alanının ihlali sonunda elde edildiği bilinmeden dava açılamaz. ) Haciz işleminin iptalini istemeniz doğru bir davranıştır. Ancak yukarıda da söylediğimiz gibi İcra Mahkemesine yapmalısınız. İptal işlemleri icra dairesinden değil, İcra Mahkemelerinden yapılır

YARGITAY KARARI
Ortaklara gidebilmek için alacağın amme alacağı olması gerektiği yönündeki Yargıtay kararı:

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/10822
K. 2005/7674
T. 14.7.2005

• LİMİTED ŞİRKETLERDE ORTAKLARIN SORUMLULUĞU ( Sadece Şirkete Karşı Ve Esas Sermaye Payı İle Sınırlı Olduğu - Şirketten Tahsil İmkanı Olmayan Kamu Borçlarından Sermaye Hisseleri Oranında Doğrudan Doğruya Sorumlu Olduğu )
• KAMU BORCU ( Limited Şirket Ortakları Sermaye Miktarı İle Değil Sermaye Payları Oranında Sorumlu Olduğu )
• SERMAYE ŞİRKETİ ( Limited Şirket Ortakları Şirketten Tahsil İmkanı Olmayan Kamu Borçlarından Sermaye Hisseleri Oranında Doğrudan Doğruya Sorumlu Olduğu )

6762/m.529, 530, 531
6183/m. 35

ÖZET: Sermaye şirketlerinden olan limited şirketlerde ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Ortakların sorumluluğu sadece ortaklığa karşıdır ve esas sermaye payı ile sınırlıdır. Bu ilkenin istisnalarından biri kamu borçlarından sorumluluktur. Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı olmayan kamu borçlarından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumludur. Ortakların bu borcu sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur. Kamu borçlarından limited şirket ortakları sermaye miktarı ile değil, sermaye payları oranında sorumludur.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Erzincan Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.05.2004 tarih ve 2002/465 - 2004/243 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşü1üp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkili ve davalıların tasfiyesine karar verilen Y. Mobilya İnşaat Turizm Tarım Tekstil İthalat ve İhracat Tic. ve Paz. Ltd. Şti.'nin ortakları olduğunu, anılan şirketin fesih davasının devam ettiği dönemde ve dava sonuçlandıktan sonraki aşamada ödenmesi gereken 16.185.356.000.-Lira şirket borçlarının davacı tarafından ödendiğini, davalı ortakların bu ödemelere katılmadıklarını ileri sürerek, anılan meblağın hisseleri oranında davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının şirketin sorumlu müdürü ve hissedarı olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmayıp şirkete zarar verdiğini, şirkete ait malvarlığının davacıda kaldığını, şirketin iki aracının davacı tarafından satıldığını, davacının tüm ödemeleri şirketin mallarını, demirbaşlarını satmak suretiyle yaptığını, davacının müvekkillerinden herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, tarafların ortağı bulunduğu şirkete ait olan araçlardan birinin dava dışı 3. kişi adına, diğerinin ise halen şirket adına kayıtlı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tasfiyesine karar verilen dava dışı limited şirketin borçlarını ödeyen ortağın payına düşen kısmı aşan miktarın diğer ortaklardan payları oranında tahsili istemine ilişkindir.
Bir sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir.
Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Türk hukukunda ortaklar, limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Başka bir ifade ile, limited şirket, iki veya daha fazla gerçek ve tüzel kişi tarafından bir ticaret ünvanı altında kurulup, iktisadi konularda faaliyet gösteren, ortaklık borçlarından sadece ortaklığın malvarlığı ile sınırlı olarak sorumlu bulunduğu, esas sermayesi muayyen ve bu sermaye ortakların sermaye paylarının toplamına eşit olan ortaklıktır. Ortakların sorumluluğu sadece ortaklığa karşıdır ve esas sermaye payı ile sınırlıdır.
İlke olarak kanun, ortaklarla limited şirket alacaklıları arasında bir ilişki kurmamış, alacaklılara gereğinde ortaklara başvurma imkanını tanımamıştır. Bu ilkenin üç istisnası vardır. Birincisi, TTK'nun 532/f.3 maddesindeki açığı kapama yükümü, ikincisi selef sıfatıyla sorumluluk ( TTK. 529, 530 ve 531 maddeleri ) ve üçüncüsü ise kamu borçlarından ortakların sorumluluğudur.
Somut olaya gelince; davacı, davalılarla ortak bulunduğu dava dışı limited şirketin bankaya olan kredi borcu, çek bedeli borcu, vergi borcu, SSK borçları ile ticaret sicil harçları olmak üzere, toplam 16.185.356.000.-Lira borcunu ödediğini iddia etmiştir. Mahkemece, davalıların hisseleri oranında hesaplama yapan bilirkişi raporu benimsenip davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, davalıların ödenmemiş sermaye borçlan olduğu da iddia edilmediği gibi bu husus kanıtlanmış da değildir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, ödeme kalemlerinden olan kredi borcu ile çek bedeli borcuna ilişkin olarak davacının ödediği şirket borcu için ortaklara husumet yöneltilemeyeceği gözetilip, davanın bu kalemlere yönelik olarak husumet yönünden reddi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.
2- Diğer kalemlere yönelik temyiz itirazlarına gelince; Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 4369 Sayılı Yasa ile değişik 35'inci maddesi, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu kanun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır. Ortağın anılan bu borcu, onun limited şirkete karşı taahhüt ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur. Sorumluluk, sermaye payı oranıyla sınırlıdır. Fakat, bahse konu borcun doğabilmesinin ön koşulu, amme borcunun limited şirketten tahsil imkanının bulunmamasıdır.
Başka bir anlatımla, amme borcunun muhatabı şirketten tahsili yoluna gidilmesine rağmen, bunun tahsilinin mümkün olmaması halinde ortakların sorumluluğu söz konusu olur. Kamu borcundan dolayı ortakların sorumluluğu, belli koşulların varlığında sermaye miktarı ile değil, sermaye paylan oranında olup, davacı ortağın ödediğini iddia ettiği bu kalemlere ilişkin borcun tamamının amme alacağı olup olmadığı, borcun kaynaklan, ödemeler anındaki limited şirketin mali durumu, aktif ve pasifleri, uyuşmazlık konusu borçların ödendikleri tarihlerde borçların asıl muhatabı şirketten tahsil imkanı olup olmadığı, davacının bu borçlan hangi koşullarda ödediği, dava hakkı ve rücu koşullarının bulunup bulunmadığı üzerinde hiç durulmamıştır.
O halde, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde araştırma yapılması, gerektiğinde şirket kayıtlarında bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
3- Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) ve ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.07.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİDİR -  

Yukarıdaki 2014 yılında yayınlanan yazımız sonrasında aşağıda görüleceği gibi içtihatta değişim olmuştur ve limited şirketlerde ortaklara haciz ihbarnamesi gönderileceği yönünde kararlar çıkmıştır. Aşağıdaki bilgiler Adana Barosu'ndan alınmıştır

Şirket ortaklarının, şirkete karşı üçüncü kişi sayılacakları ve kendilerine şirketin borçlarından dolayı HACİZ İHBARNAMESİ (İİK. m.89) gönderilebileceği”30/11/2016
YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ’NİN (ve HUKUK GENEL KURULU’NUN) “Şirket ortaklarının, şirkete karşı üçüncü kişi sayılacakları ve kendilerine şirketin borçlarından dolayı HACİZ İHBARNAMESİ (İİK. m.89) gönderilebileceği” konusundaki yeni görüşü doğrultusundaki içtihatları;
-“Alacaklı tarafından yapılan ilamlı icra takibinde, borçlu Y. A. Elek. Mal. San. ve Tic. AŞ'nin hak ve alacaklarının haczi için şikayetçi 3. kişi E. V.'a sırasıyla İİK.nun 89. maddesi uyarınca 1, 2 ve 3. haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiği, adı geçenin, icra mahkemesine başvurusunda, borçlu şirketin ortağı olup, şirkete karşı üçüncü kişi sayılamayacağından, haciz ihbarnamelerinin iptalini istediği, mahkemece istemin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Hukuk Genel Kurulu’nun, 11.05.2016 tarih ve 2014/12-1078 esas, 2016/1600 karar sayılı kararında, şirket ortağının İİK.nun 89. maddesi uygulamasında, şirket açısından 3.kişi sayılacağı ve şirket hakkına borçlu sıfatıyla yapılan icra takibi nedeniyle borçlu şirketin hak ve alacaklarının haczi için şirket ortağına İİK.nun 89. maddesi uyarınca haciz ihbarı gönderilebileceği kabul edilmiştir.
Dairemizce, daha önce İİK.nun 89. maddesi açısından şirket ortağının, şirket yönünden üçüncü kişi kabul edilmemekte ise de anılan karar doğrultusunda içtihat değişikliğine gidilerek, Hukuk Genel Kurulu’nca kabul edilen ilke benimsenmiştir.
O halde şirket hakkında yapılan icra takibi nedeniyle şirket ortağı olan şikayetçiye İİK.nun 89. maddesi uyarınca haciz ihbarı gönderilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığından, mahkemece şikayetin reddi yerine yazılı gerekçe kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.” (12. HD. 13.06.2016 T. E: 310, K: 16690) (www.e-uyar.com)

*
- “Alacaklı tarafından yapılan ilamlı icra takibinde, borçlu Y. A. Elek. Mal. San. ve Tic. AŞ'nin hak ve alacaklarının haczi için şikayetçi 3. kişi E. V.'a sırasıyla İİK.nun 89. maddesi uyarınca 1, 2 ve 3. haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiği, adı geçenin, icra mahkemesine başvurusunda, borçlu şirketin ortağı olup, şirkete karşı üçüncü kişi sayılamayacağından, haciz ihbarnamelerinin iptalini istediği, mahkemece istemin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Hukuk Genel Kurulu’nun, 11.05.2016 tarih ve 2014/12-1078 esas, 2016/1600 karar sayılı kararında, şirket ortağının İİK.nun 89. maddesi uygulamasında, şirket açısından 3.kişi sayılacağı ve şirket hakkına borçlu sıfatıyla yapılan icra takibi nedeniyle borçlu şirketin hak ve alacaklarının haczi için şirket ortağına İİK.nun 89. maddesi uyarınca haciz ihbarı gönderilebileceği kabul edilmiştir.
Dairemizce, daha önce İİK.nun 89. maddesi açısından şirket ortağının, şirket yönünden üçüncü kişi kabul edilmemekte ise de anılan karar doğrultusunda içtihat değişikliğine gidilerek, Hukuk Genel Kurulu’nca kabul edilen ilke benimsenmiştir. O halde şirket hakkında yapılan icra takibi nedeniyle şirket ortağı olan şikayetçiye İİK.nun 89. maddesi uyarınca haciz ihbarı gönderilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığından, mahkemece şikayetin reddi yerine yazılı gerekçe kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.” (12. HD. 06.06.2016 T. E: 312, K: 15834) (www.e-uyar.com)

*
“Alacaklı tarafından borçlu şirket hakkında kira sözleşmesine dayalı olarak ödenmeyen kira parasının tahsili ve tahliye istemli adi kiraya ve hasılat kiralarına ilişkin ilamsız icra takibi başlatıldığı; şikayetçiler vekilinin icra mahkemesine yaptığı başvuruda, şikayetçilerin ortağı olduğu takip borçlusu E. A. Otelcilik Turizm Ticaret Limited Şirketi aleyhine yapılan takipte, şikayetçilere İİK'nun 89. maddesi gereği haciz ihbarnamesi gönderildiğini, oysa şirket ortaklarının borçlu şirket yönünden üçüncü kişi sayılamayacağını ileri sürerek 02.03.2015 tarihli haciz ihbarnamelerinin gönderilmesine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesini istediği, mahkemece şikayetin kabulüne karar verdiği anlaşılmıştır.
İİK'nun 89. maddesine göre, hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi). Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir.
6102 sayılı TTK'nun 124. maddesinde limited şirketlerin sermaye şirketi olduğu, aynı Kanunun 125. maddesinde ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği haiz olup Türk Medenî Kanununun 48 inci maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilecekleri ve borçları üstlenebilecekleri, bu Kanunun 128. maddesinde ise her ortağın usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu hükme bağlanmıştır.
A. Otelcilik Turizm Ticaret Limited Şirketi'nin borcu için 02.03.2015 tarihinde düzenlenerek 3. kişi sıfatı ile şikayetçilere gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesinin incelenmesinde; "Borçlu şirketin nezdinizde doğmuş ve doğacak hak ve alacakları ile şirkete ödeme taahhüdünde bulunduğunuz ödemeniz gereken miktarın haczine karar verildiğinin" bildirildiği görülmektedir. Kural olarak, borçlunun her türlü mal ve hakkı haczedilebilir. Haczedilmezlik için İcra ve İflas Kanunu’nda veya özel kanununda açık hüküm bulunması zorunludur. Diğer bir anlatımla bir mal veya hakkın haczedilemeyeceğinin kabul edilebilmesi için bu konuda açıkça bir kanun hükmünün varlığı veya maddi hukuk anlamında o mal veya hakkın satış ve devrine engel yasal bir düzenlemenin bulunması şarttır. Şirket ortağı, ortağı olduğu şirket tüzel kişiliğinden ayrı bir kişiliğe sahip olup, TMK anlamında gerçek kişi olduğundan şirkete göre 3. kişi sayılır. TTK'nun yukarıda açıklanan maddeleri uyarınca şirket ortakları, şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduklarından ve borçlu şirketin, şirket ortağındaki sermaye alacağının haczine engel yasal bir düzenleme de bulunmadığından sermaye alacağının haczi mümkündür. Kaldı ki, borçlu şirketin, 3. kişi şirket ortağı nezdinde sermaye borcu dışında tamamen özel hukuktan kaynaklanan ve paraya çevrilmesi mümkün, İİK'nun 89. maddesi kapsamında haczedilebilecek nitelikte başkaca hak ve alacaklarının bulunabileceği de kuşkusuzdur.
Dairemiz; şirket ortağı, borçlu şirket yönünden 3. kişi sayılamayacağından şirket ortağına 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilemeyeceği görüşünde iken, 11.05.2016 tarihinde verilen HGK'nun 2014/12-1078 Esas numaralı içtihadı doğrultusunda ve yukarıda açıklanan olgular karşısında Dairemizin değişen içtihadına göre; şirket ortağı, borçlu şirket bakımından 3. kişi sayılacağından şirket ortağı şikayetçilere 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesinde yasaya uymayan bir yön bulunmayıp mahkemece şikayetin reddine karar vermek gerekirken, şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi. ” ( 12. HD. 02.06.2016 T. E: 1954, K: 15638) (www.e-uyar.com)

NOT: Yüksek mahkeme (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi) -11.05.2016 tarihinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca verilmiş (ve henüz, tüm genel kurula katılanlar tarafından imzalanmadığı için yayımlanmamış) olan karara atıfta bulunarak- “ ‘bugüne kadar 89. maddenin uygulanmasında Dairece şirket ortağının, şirkete karşı üçüncü kişi sayılmayacağı’ kabul edilmekte iken, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca ‘şirket ortağının, şirket açısından üçüncü kişi sayılacağı ve şirketin alacakları tarafından, şirket ortağına haciz ihbarnamesi gönderilebileceği’ doğrultusundaki yeni görüşüne paralel olarak içtihat değişikliğine gittiklerini belirterek ‘şirket hakkında yapılan icra takibi nedeniyle şirket ortaklarına, şirket alacakları tarafından İİK.nun 89.md uyarınca haciz ihbarnamesi gönderilebileceğini’ ” ifade etmiştir…
Gerçekten, yüksek mahkeme bugüne kadar, “şirket ortağının ister ‘sermaye (apel) borcundan dolayı’ ister ‘özel hukuk ilişkisinden doğan herhangi bir borcu -örneğin; kooperatiflerde ‘aidat borcu’- nedeni ile’ şirket ortağına ‘haciz ihbarnamesi’ gönderilemeyeceğini, aksi davranışın ‘süresiz şikayet’e neden olacağını” aşağıdaki şekilde belirtmişti:

-“ 12. HD. 14.02.2011 T. E:2010/20895, K:435”
-“ 12. HD. 15.04.2010 T. E:2009/26814, K:9336”
-“ 12. HD. 22.09.2008 T. E:12445, K:16262”
-“ 12. HD. 21.04.2008 T. E:5994, K:8329”
-“ 12. HD. 27.11.2007 T. E:19782, K:22194”
-“ 12. HD. 16.11.2007 T. E:18459, K:21392”
-“ 12. HD. 15.10.2007 T. E:15611, K:18624”
-“ 12. HD. 07.05.2007 T. E:6642, K:9131”
-“ 12. HD. 26.04.2007 T. E:5637, K:8226”
-“ 12. HD. 13.12.2005 T. E:21013, K:24994”
-“ 12. HD. 18.10.2005 T. E:16517, K:20224”
-“ 12. HD. 28.06.2005 T. E:10552, K:13982”

Bu son (yeni) içtihat değişikliği’nden ö n c e doktrinde “limited şirketlerin (TTK.m.344/(1), 585) -ve ‘anonim şirketler’in ( TTK.m.344/(1) )- kuruluşundan ödenmemiş olan sermaye alacağının, şirket alacaklıları tarafından haczedilip edilemeyeceği” hususu tartışma konusu olmuş ve kimi hukukçular[1] “limited şirketin borçlarından dolayı, şirketin ortaklarda olan bakiye sermaye alacağının haczedilemeyeceğini”[2] kimi hukukçular ise[3] “limited şirketin alacaklıları tarafından, şirketin ortaklarda bulunan bakiye sermaye alacaklarının haczedilebileceğini”[4] ifade edilmişti.
Yüksek mahkeme yukarıda sunulan yeni (son) içtihatlarında, doktrindeki bu tartışmaya -ikinci görüş doğrultusunda- son vermiştir… 29.11.2016  Av. Talih UYAR
[1] ARSLANLI,H/DOMANİÇ,H. Limited Şirketler Hukuku ve Uygulaması, 1989, s:446 – AYHAN,R. Limited Şirketlerde Ortakların Sorumluluğu, 1992, s:65 – COŞKUN,M Açıklamalı- İçtihatlı İİK. C:2, 2016, s:2175 – YILMAZ,E. İİK Şerhi, 2016, s:519
[2] Çünkü “Bir sermaye şirketi olan limited şirketin malvarlığının, şirket alacaklıları için ortak bir garanti oluşturduğunu, sermaye alçağının haczedilebileceğinin kabul edilmesi halinde alacaklılar arasındaki eşitliğin bozulacağını … ”, “ TTK’da , şirket alacaklılarına doğrudan başvurma imkanı tanınmamışken , İİK hükümlerine göre böyle bir imkanın alacaklılara tanınmasının, kanun koyucunun amacına aykırı olduğu, bunu kanuna karşı hile teşkil edeceği…” vb. -bu görüşte olan hukukçularca- ileri sürülmüştür.
[3] ÇAMOĞLU,E Limited Ortaklığın Sermaye Alacaklarının Haczi (BATİDER, 1971, C:VI, S:1 s:62 vd. – TOPUZ,G. Limited Şirketin Sermaye Alacağının Haczi (Prof. Dr. Fırat Öztan’a Armağan, 2010, C:2, s:2109 vd. –YAVAŞ,M. Borçlunun Üçüncü Şahıslardaki Mal, Hak ve Alacaklarının Haczi “İİK.m.89” , 2005, s:166 – İYİLİKLİ,A.C. , Haciz İhbarnameleri “İİK.m.89”, 2012,s:205 vd. – DOMANİÇ,H. Anonim Şirket Ortaklarının Sermaye Temerrüdüne Terettüp Eden Hükümler (İBD. 1966/4-5-6, s:123)
Biz öteden beri bu görüşe katılmıştık: UYAR,T./UYAR,A./UYAR,C. İcra Hukukunda Haciz, 3. Baskı, 2016, s:340 - UYAR,T. İcra Hukukunda Haciz, 2. Baskı, 1990, s:319 - UYAR,T. İcra Hukukunda Haciz, 1. Baskı, 1983, s:256 - UYAR,T. Borçlunun Üçüncü Kişilerdeki Hak ve Alacaklarının Haczi (İzmir Bar. Der. Eylül/2013, s:255) - UYAR,T./UYAR,A./UYAR,C. İİK. Şerhi, C:2, 2014, s:1787
[4] Çünkü “cebri icra hukuku bakımından borçlunun, alacaklılarına karşı malvarlığıyla sorumlu olduğunu, limited şirketin taşınır ve taşınmazlarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına haczin konusunu oluşturduğunu, ‘bakiye sermaye alacağının haczedilemeyeceğine’ ilişkin ne TTK’da ne de İİK’da somut bir hüküm bulunmadığı, oysa ‘bir şeyin haczedilemez olduğu’nun ancak kanun’la belirleneceği” –bu görüş taraftarlarınca- ileri sürülmüştür.

Kaynak : Adana Barosu 

@erolkaranet - 13.04.2014 Son Güncelleme : 01.09.2022

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam


Reklam

İlginç Bilgiler

Reklam