@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner

Reklam


Kahrolsunlar... Kim diyor, Allah. Kimin İçin... Onlar İçin.




Bismillahirrahmanirrahim..
 Esirgeyen Bağışlayan İman Edenlere pek şefkatli olan Allah c.c adıyla
"Andolsun burçlarla dolu göğe, vaad edilmiş güne, tanıklık edene ve edilene ki, o çukurları, alev alev yanan ateş çukurlarını hazırlayanlar mahvolmuşlardır!
Hani o sırada ateşin başında oturmuşlar, inananlara yaptıklarını seyrediyorlardı. 
Aziz, övgüye lâyık, göklerin ve yerin mâliki olan Allah'a inandıkları için, sırf bu sebeple onlara ağır işkence uyguladılar.
Ama Allah her şeye şahittir.
Mümin erkeklere ve mümin kadınlara işkence edip de sonra tövbe etmeyenler var ya, işte onları cehennem azabı, yakıcı azap beklemektedir.
Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır.
Bu, büyük bir kurtuluştur.
Doğrusu Rabbi'nin yakalaması amansızdır... " (Burûc suresi, 1-12. ayetler)

Kıssalar.. Kuran-ı kerim'de okuyarak ibret almamız için yüce Mevla tarafından bizlere anlatılan olaylar. Kimine masal gibi gelse de okuyanın tüylerinin diken diken olması, kalp atışlarının hızlanması, heyecan duyması, korkması ya da ders alıp tatbik etmesi için bilinmesi gereken olaylar.
Bizden önce yaşamış toplulukların kısım kısım anlatıldığı yüce kitabımızda BUruc süresinde bir olay var ki bundan ibret almamak aptallıktır. Beynini yemektir. 
Yukarıda ilk 10 ayetini verdiğimiz sürede geçen topluluk hangi millettir, Allahu Teala açıklamamıştır. Gizli tutmuştur. Ancak geçtiğimiz yıllarda Arakan Müslümanlarının başından geçen benzer olayın ardından bu tür vahşiliğin her toplumda olması imkanı çok fazla olduğundan her milletin tarihinde bunu bulabiliriz. 
İşte çeşitli topluluklara ait rivayetler (1)
  • İran hükümdarı, nikâhları haram olan yakın akraba ile (özellikle kız kardeşlerle) evlenmenin helâl sayılmasını istediği zaman buna karşı çıkan âlimleri bir hendek kazdırıp içine attırmıştır. 
  • Bâbil Kralı Buhtunnasr bir altın heykel yaptırarak halkı ona tapmaya zorla. bunu kabul etmeyen Dânyâl peygamber ile arkadaşlarını alevli fırına doldurmuştur
  • Yemen’de Tübba, MS 524 yıllarında Himyer’de Himyerîler’in son hükümdarı olan Zûnüvâs Yahudiliği kabul etmiş, 523’te Necran’ı ele geçirerek hıristiyanlardan Yahudiliğe geçmelerini istemiş, kabul etmeyenleri ateş dolu çukurlara attırarak yaktırmıştır. Süryânîce kaynaklarda da Necran hıristiyanlarına yapılan zulüm geniş bir şekilde yer almaktadır. Zûnüvâs 120.000 kişi ile Necran’ı kuşatmış, yaklaşık 2000 kişiyi bir kiliseye doldurarak ateşe vermiştir. Diğer taraftan kazdırdığı uzun ve derin hendeklere odun doldurulmuş, bu odunlar tutuşturulduktan sonra hıristiyanlar içine atılarak yakılmıştır.
  • Zûnüvâs tarafından öldürülen hıristiyanların sayısı İslâmî kaynaklarda 20.000, Süryânî kaynaklarda ise 4000 olarak belirtilmektedir (Ignatios Ya‘kūb es-Sâlis, s. 23, 28, 50, 53; Irfan Shahid, s. 46-64). 
  • Suheyb (Radıyallâhu anh)`dan rivayet edilen bir hadis-i şerîfte beyan edildiğine göre; geçmiş ümmette bir hükümdar, büyücüsünün yaşlandığını görünce, ondan sihir sanatını öğrenmesi için bir çocuğu yanına gönderdi. Çocuk ona gidip gelirken yolda rastladığı bir âlimin vaazlarından etkilenerek büyücüyü bırakıp onun öğrettikleriyle amel eder oldu ve o derece ilerledi ki; duasıyla körler, alacalılar vesâir hastalar iyileşmeye başladı. Kralın yakınlarından olan kör biri bunu haber alıp çok değerli hediyeler getirerek kendisine şifa vermesini istediyse de, çocuk, şifayı ancak Allâh’ın vereceğini bildirerek Allâh’a iman şartıyla kendisine dua edebileceğini söyledi. O adam iman edince çocuğun duasıyla gözleri açıldı. Bu durumu gören melik, gözlerini kimin açtığını sordu. O: “Rabbim!” deyince, kral “Senin benden başka Rabbin mi var?” dedi. O: “Senin de, benim de Rabbim Allâh’tır!” deyince, ona işkence yapa yapa çocuğun duasıyla iyileştiğini öğrendi. Sonra çocuğu getirttiğinde ondan da aynı cevapları alınca, işkenceyle on dan da o âlimi öğrendi. Derken onları toplattı ve dinlerinden dönme teklifini kabul etmemeleri üzerine âlimi de, gözü açılan yakınını da demir testereyle biçtirdi. Sonra çocuğa da bu teklifi yaptı, ama red cevabını alınca, onu adamlarına teslim edip bir dağın zirvesinden aşağı atmalarını emretti. O sırada çocuğun duasıyla dağ sallanıp herkes ölünce, çocuk kurtulup krala döndü ve: “Allâh senin adamlarına karşı bana kâfî geldi!” dedi. Bunun üzerine kral, adamlarına onu bir gemiyle açık denize götürüp atmalarını emretti. Ama o yine dua edince gemi ters döndü, böylece o kurtulup krala giderek Allâh’ın kendisine kâfî geldiğini gösterdikten sonra: “Sen ne yapsan da beni öldüremezsin, ancak bütün insanları toplayıp beni bir hurma dalına bağlarsan, sonra torbamdan bir ok alıp: ‘Bu çocuğun Rabbi olan Allâh’ın ismiyle!’ diyerek atarsan, işte o zaman beni öldürebilirsin!” dedi. Kral da böyle yaparak onu şehit etti, ama o muradına erdi. Çünkü bu durum karşısında insanlar onun Rabbi olan Allâh’a iman ettiler. Korktuğunun başına geldiğini gören kral çok sinirlenerek sokak başlarında büyük hendekler kazdırıp içlerini ateşle doldurdu ve dininden dönmeyenin o ateşe atılmasını emretti. Bu sırada kucağında bebeğiyle gelen bir kadın ateşe atılmamak için hafif duraklamıştı ki, o bebek dile gelerek: “Anneciğim! Sabret, çünkü sen hak üzeresin!” dedi. (Müslim, Zühd: 17, No: 3005, 4/2301; Tirmizî, Tefsîr: 77, No: 3340, 5/437) Rivayete göre; o sırada ateş yükseldi ve yanan müminleri izleyen kral ve adamlarını da içine alarak helâk etti. (Celâleyn, Beyzâvî, Nesefî)
  • Kostantaniye’de Kral Konstantin devirlerinde benzeri olaylar görülmüştür. İstanbul'da Kral Konstantin ve annesi Helena zamanında meydana gelmiştir. Konstantin ve annesi Hristiyanlığa girdiklerini söyleyerek Hristiyanlan Hz.İsa'nın tevhid dini olan Hıristiyanlıktan uzaklaştırmaya çalışmış, Hz.İsa'nın Allah'ın oğlu olduğunu söylemiş ve tevhid üzerinde ısrar eden hıristiyanları kazdırdığı ve ateşle doldurduğu hendeklerde yakmışlardır.
  • Allah'a inanmayan kâfir bir beldenin kralı, Allah'a inananları dinlerinden çevirmek, tekrar kendi sapık dinine döndürmek için müminlere eziyet eder, uzunlamasına ve derin hendekler, kanallar (uhdûd) kazdırır. Bu hendeklerin içine büyük ateşler yakılır. Allah'a inanmaktan başka hiçbir günahı olmayan müminler hendeğin başına getirilir, Allah'a imanda ısrar edenler ateşe atılır, küfre dönenler ateşten kurtarılır. Bütün bu zor durumlarına rağmen müminler imanından dönmez ve ateşe atılırdı. Müminleri ateşe atan bu zalimler, hendeğin etrafına oturmuş olarak yaptıkları bu zulmü zevkle seyrederlerdi. Fakat Cenâb-ı Allah o kâfirleri, aynı ateşle veya başka bir yolla helak etmiştir. Çeşitli rivayetlerin bildirdiğine göre, binlerce mümin bu hendeklere atılmış, fakat Allah Teâlâ müminlerin ruhunu, ateşe düşmeden önce kabzetmek suretiyle onları, ateşin azabından kurtarmıştır. (2)
Bu tür olaylar değişik kaynaklarda farklılıklar gösterse de sonuçta bir toplulukta Allah'a iman eden müminler, Müslümanlar sadece iman ettikleri için işkence görmüşlerdir. Hendek anlamındaki Uhdud ve bu isimle anılan Ashâb–ı uhdud, Kur'ân-ı Kerim'de haber verilen eski bir kavim olup ateş dolu hendeklere atıp yakılan müslümanlardır. Ve anlatılan olaydan sonra müminlere sabır ve selametin sonunda mükafat olarak cennetin verilmesidir.

Kuran-ı kerimdeki ayetlere ve tefsirine buraya tıklayarak ulaşabileceğiniz için ayrıca sayfada yer vermedik. 
Ne var ki kıssadan ders alarak şunları ifade edebiliriz.
Ey Müslümanlar hakarete maruz kaldınız diye sakın üzülmeyin. Geçmişte onlaaca millete zulüm edildi. Onlarca yerde sayısını Allah'ın bileceği kadar iman eden insan zulmin ve işkencenin en zorlusuna , yukarıda örneklerini göreceğiniz gibi çoluk çocuk ateşe atılsa da helak edenlerin akıbetleri de onlardan beter oldu. Allah onların her birini yerin dibine batırdı Allah onların hepsini kahretti. Endişelenmeyin ey günümüz Müslümanları, eğer aynı metaneti gösterirseniz Cenab-ı Hak sizin düşmanlarınızı da yerle bir edecek ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlerine koyacak

“İnsanlar, (sadece) “İman ettik” diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar? Andolsun, onlardan öncekileri sınadık; Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir.Yoksa kötülük yapan o kişiler bizden kaçıp kurtulabileceklerini mi sandılar? Ne kadar yanlış düşünüyorlar!
Kim Allah’a kavuşmayı arzu ederse bilsin ki Allah’ın belirlediği sürenin sonu mutlaka gelecektir. O, her şeyi bilir, her şeyi işitir. Her kim elinden gelen çabayı gösterirse yalnız kendi iyiliği için çabalamış olur; çünkü Allah’ın, hiç kimsenin hiçbir şeyine ihtiyacı yoktur. Biz, iman edip dünya ve âhirete yararlı işler yapanların (önceki) kötülüklerini mutlaka sileriz ve onları yaptıklarının daha güzeliyle ödüllendiririz”( 29/Ankebut suresi 2 / 7 

Kahrolsun Müminlere zulüm yapanlar...
Şüphesiz doğrusuyu sadece Allah c.c bilir

Kaynaklar
(1) Diyanet İslam Ansiklopedisi - https://islamansiklopedisi.org.tr/ashabul-uhdud
(2) Sorularla İslamiyet - https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/ashabul-uhdud
Muhtelif yayınlar

Derleme @erolkaranet 

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam


Reklam

İlginç Bilgiler

Reklam