@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner

Reklam

Borçlular Dikkat.. İcralık Borcu Öderken...




Bir borçtan dolayı icra takibi açılırken yapılan masraflar vardır. Bu masraflar nihayetinde borçludan tahsil edilir. Bu masraflardan biri takip açma masrafları ise bir kısmı da icra vekalet ücretidir. Bu ücretler her ne durumda olursa olsun, borçluya aittir. Bazı borçlular bu masrafları ödememek için tebligatlar kendilerine ulaşmadan hemen önce, icra dosyası açıldığından sanki haberleri yokmuş gibi davranarak alacaklının banka hesabına ödeme yaparlar. Oysa, yaptıkları bu çaba boşunadır ve eninde sonunda icra masrafları ve varsa avukat ücretleri de kendilerinden alınır.
Borçlu olanlar şunu bilmelidir ki, takip günü yapılan ödemenin takipten önce yapılan ödeme olarak kabul edilemeyeceği, takip dosyasının açılmasının ardından bir kaç dakika sonra yapılan ödemenin dahi masrafları ödeme sorumluluğundan kurtarmayacağı Yüksek mahkemenin kararlarında yer almaktadır.
Bir çok borçlu, icraya verildiğini duyar duymaz sanki haberleri yokmuş gibi, alacaklının hesap numarasına borcu ödemektedir. Böylece borçtan kurtulduğunu zanneden kişi icra vekalet ücreti ve icra masraflarını ödemeyeceğini sanmaktadır. Bu yanılgı kendilerine pahalıya patlamaktadır.
Oysa, alacaklı kendisine icra takibi açacağı uyarısında bulunan kişiye borcu ödeyip, yazılı şekilde haber verirse, dekontu gönderirse, bunu takipten önce yaparsa ödemeyi takip öncesi yaptığını ispat edeceğinden söz edilen masrafları ödemekten kurtulur. Alacaklı icra takibi açmasıyla kalır. Ancak, her ne şekilde olursa olsun takip sonrası ödeme yaparsa bu masraflardan kurtulamaz.

Borçlu Hangi Harcı Ödemez
Bu arada, icra takibi açıldıktan sonra borçlunun tebligatı almadan önce yaptığı ödemelerde sorumlu olmadığı tek masrafın tahsil harcı olduğunu da burada belirtmekte yarar görüyoruz. Kanun, tebligat almadan ödeme yapan borçlunun tahsil harcından muaf olacağı yönündedir. Buna ilişkin karar örneği yazımızın altında yer almaktadır.

İşte emsal karar örnekleri...

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas: 2017/1771
Karar: 2017/3135
Karar Tarihi: 08.03.2017

ÖZET: Mahkemece, TBK’nun 100. maddesi (BK’nun 84. maddesi) ve İİK’nun 33. maddesi gözetilerek Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde, bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle işlemiş faiz, icra vekalet ücreti ve takip masrafları da dikkate alınarak borç miktarının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsizdir.

(2004 S. K. m. 33) (6098 S. K. m. 100) (818 S. K. m. 84)

Dava: Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Karar: …..Aile Mahkemesi’nin 2012/885 Esas-2013/934 Karar sayılı ilamına dayanılarak başlatılan ilamlı icra takibi nedeniyle borçlu takip konusu borcun icra emri tebliğinden önce dosya numarası da belirtilerek PTT kanalıyla alacaklının hesabına ödendiğinden icra takibinin iptalini istemiş alacaklı vekili yapılan ödemenin taraflarına bildirilmediğini, ödemeden açılan bu şikayet ile haberdar olduklarını belirterek dosya kapak hesabı yapılarak bakiye bedel üzerinden takibe devam edilmesini talep etmiş, Mahkemece borçlu tarafından yatırılan 5000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminat, 2640,00 TL vekalet ücreti yönünden icranın geri bırakılmasına, 59.60 TL alacak yönünden ise takibin devamına karar verilmiş, hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Başvuru bu hali ile İİK’nun 33/1. maddesine dayalı, icra emri tebliğinden önceki döneme ilişkin itfa itirazıdır.
6098 sayılı T.B.K’nun 100. (Eski 818 sayılı BK 84.) maddesinde, ”Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçta düşme hakkına sahiptir. ” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, dayanak ilamdaki alacak, yargılama gideri, ilam vekalet ücreti ve faizlerinin tahsili amacıyla toplam 17.703.97 TL üzerinden icra takibinin 29.01.2014 tarihinde başlatıldığı, icra emrinin borçlu vekiline 12.02.2014 tarihinde yapıldığı, 27.01.2014 tarihinde 17.640,00 TL ödemenin alacaklının adı, ilamın esas ve karar numarası belirtilerek, açıklamaları da yapılarak alacaklıya havale edildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında bu ödemeden takipten önce alacaklı veya vekilinin haberdar edildiği ispatlanamadığından alacaklı tarafından takip başlatılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu durumda borçlunun takip masrafları, icra vekalet ücretinden ve faizden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, TBK’nun 100. maddesi (BK’nun 84. maddesi) ve İİK’nun 33. maddesi gözetilerek Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde, bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle işlemiş faiz, icra vekalet ücreti ve takip masrafları da dikkate alınarak borç miktarının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 08.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

*********

YARGITAY 8. Hukuk Dairesi
2016/587 E.
2016/3553 K.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (İcra Hukuk)

DAVA TÜRÜ : Şikayet

KISMİ ÖDEME DURUMUNDA İLK ÖNCE MASRAFLAR VE AVUKATLIK ÜCRETİNİN MAHSUP EDİLECEĞİ

İcra Dosyasında Toplam Alacak İçin Takibe Başlandığı - İcra Müdürlüğünce Yapılan Dosya Hesabında Alacağın Belirlendiği - Bu Tarihten Sonra İcra Dosyasına Ödeme Yapıldığı - İcra Mahkemesince Yapılacak İş Gerektiğinde Bilirkişi Aracılığıyla Yapılan Ödemenin Kısmi Ödeme Olması Nedeniyle Bu Ödemenin Öncelikle Dosyadaki Faiz ve Masraflara Mahsup Edildikten Sonra Bakiye Dosya Alacağının Belirlenmesinden İbaret Olduğu

Özeti: İcra dosyasında toplam alacak için takibe başlandığı, İcra Müdürlüğü'nce yapılan dosya hesabında alacağın belirlendikten sonra toplam borcun çıkarıldığı, bu tarihten sonra icra dosyasına ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. İcra Mahkemesi'nce yapılacak iş; gerektiğinde bilirkişi aracılığıyla yapılan ödemenin kısmi ödeme olması nedeniyle bu ödemenin öncelikle dosyadaki faiz ve masraflara (avukatlık ücreti de dahil) mahsup edildikten sonra bakiye dosya alacağının belirlenmesinden ibarettir.

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR
6098 sayılı T.B.K'nun 100. (Eski 818 sayılı BK 84.) maddesinde, ''Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. '' hükmü yer almaktadır.
İcra dosyasında 242.417,32 TL toplam alacak için takibe başlandığı, İcra Müdürlüğü'nce 03.12.2012 tarihinde yapılan dosya hesabında alacağın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre vekalet ücreti de belirlendikten sonra 257.637,58 TL borç çıkarıldığı, bu tarihten sonra icra dosyasına 20.12.2012 tarihinde 226.961,30 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. İcra Mahkemesi'nce yapılacak iş; gerektiğinde bilirkişi aracılığıyla yapılan ödemenin kısmi ödeme olması nedeniyle TBK 100. maddeye uygun olarak, bu ödemenin öncelikle dosyadaki faiz ve masraflara (avukatlık ücreti de dahil) mahsup edildikten sonra bakiye dosya alacağının belirlenmesinden ibarettir. Anılan maddeye uymayan ve denetime açık olmayan hesaplama ve raporla sonuca gidilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

**********

T.C.
Yargıtay
8. Hukuk Dairesi
Esas No:2015/15392
Karar No:2015/19647
K. Tarihi:4.11.2015

Özet:
Bu halde Mahkeme'ce takip günü saat farkıyla yapılan ödemenin takipten önce yapılan ödeme olarak kabul edilemeyeceği ve alacaklının takipte haklı olduğu gözetilerek hükme esas alınan bilirkişi raporunun sonuç bölümünün ikinci fıkrasına göre takip tarihi itibarıyla tespit edilen 27.244,87 TL üzerinden borçlunun icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu olacağı kabul edilerek buna göre bir karar verilmesi gerekir
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR
Borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; vekiledeni tarafından Bakırköy 1. Aile Mahkemesi'nin 17/09/2014 kesinleşme tarihli kararında hüküm altına alınan manevi tazminat ve yargılama giderine ilişkin alacak kalemlerinin faizleriyle birlikte 26.000,00 TL olarak alacaklıya ait hesaba 20/11/2014 tarihinde saat: 10:19 da ödendiği halde; alacaklı tarafından aynı gün saat 11:13'de İstanbul A**** *** Müdürlüğü'nün 2014/... esas sayılı doyası ile haksız olarak ilamlı icra takibi başlatıldığını açıklayarak ödeme nedeniyle 25.000 TL asıl alacak, 361,90 TL yargılama gideri ve 394 TL faiz yönünden icra emrinin iptalini, ödeme takipten önce yapıldığından iptali istenen kalemlere ilişkin icra masraflarının taraflarına yükletilmemesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme'ce bilirkişi raporunun sonuç bölümünün birinci fıkrasında yapılan değerlendirme hükme esas alınmış ve buna göre ödemenin takipten önce yapıldığı kabul edilerek, şikayete konu takip dosyasında 1.320,00 TL ilam vekalet ücreti, 162,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam alacağın 1.482,74 TL olduğunun tespitine, kalan takibin iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmiştir. Hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda; Alacaklı tarafından borçlu aleyhine Bakırköy 1. Aile Mahkemesi'nin 17/09/2014 tarihinde kesinleşen ilamında hükmedilen 25.000 TL manevi tazminat, 1.320 TL ilam vekalet ücreti, 361,90 TL yargılama gideri ile bu alacak kalemlerine ayrı ayrı işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 29.971,45 TL üzerinden 20/11/2014 tarihinde saat 11:13 de takip başlatıldığı, borçlu tarafça takibe konu borcun 26. 000 TL'sinin aynı gün saat 10:19'da alacaklının garanti bankasındaki hesabına ödenmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Yine, dosya kapsamına göre; borçlu vekilinin takip günü ve saat farkıyla yapılan ödemeden alacaklının haberdar olduğu yönünde bir iddiası bulunmamaktadır. Öte yandan, alacaklı vekili ise ödeme konusunda bilgilendirme yapılmadığını savunmaktadır.
Bu halde Mahkeme'ce takip günü saat farkıyla yapılan ödemenin takipten önce yapılan ödeme olarak kabul edilemeyeceği ve alacaklının takipte haklı olduğu gözetilerek hükme esas alınan bilirkişi raporunun sonuç bölümünün ikinci fıkrasına göre takip tarihi itibarıyla tespit edilen 27.244,87 TL üzerinden borçlunun icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu olacağı kabul edilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken, ödemenin takip tarihinden önce yapıldığı kabul edilerek bilirkişi raporunun sonuç bölümünün birinci fıkrası esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklı Vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 04.11.2015 tarihinde temyiz edene iadesine 04.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

********

T.C.
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/15142
K. 2015/18936
T. 22.10.2015

* YAPILAN ÖDEMELERİN DİKKATE ALINMAMASI SEBEBİYLE İCRA EMRİNİN İPTALİ İSTEMİ
(Alacaklının Banka Hesap Hareketlerine İlişkin Ekstreler Celbedilerek Dekontlara Uyan Ödemelerin Hesaptan Çekilip Çekilmediği Hususunun Araştırılacağı - Takipten Önce Hesaptan Para Çekildiğinin Anlaşılması Durumunda İcra Takibi Yapılmasının Haklı Olmadığı Hesaptan Para Çekilmemiş İse İcra Takibi Yapmakta Haklı Olduğu Sonucuna Varılacağı)

* BORÇLUNUN TAKİP BAŞLATILMADAN ÖNCE ALACAKLIYA YAPMIŞ OLDUĞU ÖDEMELER
(Alacaklının Hesap Hareketleri Kontrol Edilerek Hesaptan Para Çekildiğinin Anlaşılması Durumunda İcra Takibi Yapılmasının Haklı Olmadığına Karar Verileceği - Hesaptan Para Çekilmemiş İse İcra Takibi Yapmakta Haklı Olduğu ve Bu Durumda da Asıl Alacağa Faiz Vekalet Ücreti ve İcra Masrafı Yürütülebileceği)

* AÇIKLAMA YAZILMADAN GÖNDERİLEN PARANIN ALACAKLI TARAFINDAN HESAPTAN ÇEKİLMEMİŞ OLMASI 
(Mahkemece Alacaklı Şirketin Banka Hesap Hareketlerine İlişkin Ekstrenin Celbi Sonucunda Paranın Çekilmemiş Olduğunun Anlaşılması Halinde İcra Takibi Yapmakta Haklı Olduğu Sonucunun Çıkartılacağı/Bu Durumda Asıl Alacağa Faiz Vekalet Ücreti ve İcra Masrafı Yürütülebileceği Düşünülerek Gerekirse Bilirkişiden Ek Rapor Alınmak Suretiyle Karar Verilmesi Gerektiği)

* İCRA DOSYASINA MAHSUBEN ŞERHİ TAŞIMAYAN BELGELER İLE YAPILAN ÖDEMELER (İcra Emrinin İptali İstemi - Borçlu Tarafından Takip Öncesinde Herhangi Bir Açıklama Yazılmaksızın Yapılan Ödemelerin Alacaklı Tarafından Hesaptan Çekilmemiş Olması Halinde İcra Takibi Yapmakta Haklı Olunduğu Yönünde Karar Verileceği/Asıl Alacağa Faiz Vekalet Ücreti Ve İcra Masrafı Yürütülebileceği/Ödemelerin İnkar Edildiği Kabul Edilerek Sonuca Gidilemeyeceği)

2004/m. 33/1
6098/m. 100

ÖZET : Borçlu, itiraz dilekçesinde takip açılmadan önce alacaklının hesabına yapılan ödemelerin dikkate alınmamış olması sebebi ile yapılan ödemelerin yeniden hesaplanarak yeni bir icra emri düzenlenmesine karar verilmesini istemiş olup alacaklı ise yapılan ödemelerin bir kısmında açıkça takip konusu borca ilişkin olduğuna yönelik açıklamanın bulunmadığını, kısım kısım ödemeler şeklinde şirket hesabına aktarıldığına ilişkin bilgilerin taraflarınca bilinmesinin mümkün olmadığını bildirip yapılan ödemelerin şirket hesabından yetkili kişilerce çekilip çekilmediğinin araştırılmasını talep etmiştir. Bu durumda alacaklı vekilinin beyanında belirttiği üzere şirket hesabı ile ilgili banka hesap hareketlerine ilişkin ekstrelerin istenerek, dekontlara uyan ödemelerin hesaptan çekilip çekilmediği hususu araştırılarak takipten önce hesaptan para çekildiğinin anlaşılması durumunda icra takibi yapılmasının haklı olmadığı, hesaptan para çekilmemiş ise icra takibi yapmakta haklı olduğu ve bu durumda da asıl alacağa faiz, vekalet ücreti ve icra masrafı yürütülebileceği düşünülerek gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece; icra dosyasına mahsuben şerhi taşımayan belgelerle yapılan ödemelerin inkar edildiği kabul edilerek sonuca gidilmesi doğru değildir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda, müvekkili aleyhine başlatılan takipte icra emrinin 02.05.2012 tarihinde tebliğ edildiğini, 10.06.2011 tarihinde 5.000,00 TL, 01.07.2011 tarihinde 5.000,00 TL ve 21.03.2012 tarihinde ise 7.050,00 TL'nin alacaklının hesabına havale edilmesine rağmen ödemeler dikkate alınmadan icra emrinin tanzim edildiğini belirterek icra emrinin iptali ile yapılan ödemeler hesaplanarak yeni bir icra emri düzenlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; dosyaya sunulan banka dekontlarından sadece 21.03.2012 tarihli "E. K. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/81" açıklama şerhli 7.050,00 TL ödemenin takibe konu borçla ilgili olduğu, 7.050,00 TL'nin mahsubu ile 8.262,33 TL bakiye tazminat alacağının bulunduğu ve İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2012/5055 Esas sayılı dosyasında çıkartılan icra emrinin dayanak İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/153 Esas, 2011/81 Karar Sayılı ilamına uygun olarak düzenlenmediği gerekçeleriyle itirazın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İİK'nun 33/1. maddesinde; icra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya imhal iddiası yetkili mercilerce re'sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edildiği takdirde icranın geri bırakılmasına karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda; icra takibinin dayanağı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.11.2011 gün ve 2009/153 Esas, 2011/181 Karar sayılı tazminat ilamında 10.000 TL tazminat ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsiline karar verilmiştir. Borçlu icra emrinin tebliği üzerine icra mahkemesine başvurusunda bu ilama yönelik 10.06.2011 tarihinde 5.000,00 TL, 01.07.2011 tarihinde 5.000,00 TL ve 21.03.2012 tarihinde ise 7.050,00 TL ödeme yaptığını, bu nedenle borcu bulunmadığından icra emrinin iptalini talep etmiştir.
Alacaklı vekili cevap dilekçesinde, yapılan ödemelerin bir kısmında açıkça takip konusu borca ilişkin olduğuna yönelik açıklamanın bulunmadığını, kısım kısım ödemeler şeklinde şirket hesabına aktarıldığına ilişkin bilgilerin taraflarınca bilinmesinin mümkün olmadığını bildirip yapılan ödemelerin şirket hesabından yetkili kişilerce çekilip çekilmediğinin araştırılmasını talep etmiştir.
Bu durumda alacaklı vekilinin beyanında belirttiği üzere şirket hesabı ile ilgili banka hesap hareketlerine ilişkin ekstrelerin istenerek, dekontlara uyan ödemelerin hesaptan çekilip çekilmediği hususu araştırılarak takipten önce hesaptan para çekildiğinin anlaşılması durumunda icra takibi yapılmasının haklı olmadığı, hesaptan para çekilmemiş ise icra takibi yapmakta haklı olduğu ve bu durumda da asıl alacağa faiz, vekalet ücreti ve icra masrafı yürütülebileceği düşünülerek (6098 sayılı T.B.K'nun 100. maddesi de göz önünde bulundurularak) gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece; icra dosyasına mahsuben şerhi taşımayan belgelerle yapılan ödemelerin inkar edildiği kabul edilerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İcra Tahsil Harcı Ödeme Emri Tebliğinden Önce Yapılan Ödemelerden Alınmaz


T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2013/16933
KARAR NO: 2013/24552
KARAR TARİHİ:01.07.2013

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi T.Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
İcra takiplerinde takip çıkışı üzerinden 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarifenin B/I- 3. fıkrasında belirtilen ve takip safhalarına göre tahsil harcı alınır ancak bu tahsil harcının doğabilmesi için takibin o safhasının yerine getirilmesi gerekir. Ödeme veya icra emrinin tebliği, haciz işleminin yapılması veya satış işleminin kesinleşmesi gibi ödeme emri veya icra emrinin tebliğe çıkarılması fakat tebliğ edilmesinden önce yapılan ödemelerden ve icra takibinden vazgeçme halinde tahsil harcı almak mümkün değildir. (HİGM 20.02.1989 T. 8385 sayılı genelgesi) 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda harç alacağının doğması için ödeme veya icra emrinin tebliği gereklidir
Ödeme emri veya icra emrinin tebliğinden önce yapılan ödemelerden tahsil harcı alınmaz. 492 Sayılı harçlar kanuna ekli I sayılı tarifenin icra iflas harçları B bölümünün I-3 maddesindeki tahsil harcının ancak ödeme emri veya icra emri tebliğinden sonraki işlemler nedeniyle alınacağı öngörülmüştür. (12. HD 10.03.2003 T 1505 - 4760 Sayılı ilamı)
Somut olayda, 18.04.2013 tarihli tahsilat makbuzu ile 187.706 TL H H ve T D tarafından itirazi kayıtla borç miktarı yatırıldığı, borçlu T De hakkında çıkartılan ödeme emri tebligatının 19/04/2013 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu H H adına çıkartılan tebligatın da 19/04/2013 tarihinde iade edildiği anlaşıldığından; ilgili tarife gereğince ödeme emri tebliğ edilmeden tahsil harcı alınamayacağından şikayetçi- borçlular yönünden tahsil harcı alınmasının mümkün olmadığı; bazı borçlulara ödeme emrinin tebliğ edilmesi halinde tahsil harcının ancak bu borçlulardan alınması mümkün olduğundan şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Derleme @erolkaranet - 26.09.2022

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam


Reklam

İlginç Bilgiler

Reklam