@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner

Reklam


Malpraktis, Tembelleşen Sağlık Sektörü ve Devlet Hastaneleri




Doktor ya da hemşire olmak, riskli bir meslektir. Sağlıkçıların mesleklerinde yaptıkları tıbbi uygulamalarda kendilerinden beklenen özeni en yüksek şekilde göstermeleri gerekir. Gerekli özen gösterilmediğinde insanın yaşam hakkı elinden alınmış olur.

Türk Tabipler Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kurallarında malpraktis kavramını, bilgisizlik, tecrübesizlik ya da hekimin hatasından dolayı hastanın zarar görmesi şeklinde tanımlamıştır. Doktor ya da hemşirenin hatasından dolayı zarar görecek olan insanın yaşam hakkı da kanunlarımızla güvence altına alınmıştır. Her tıbbi müdahale belli ölçüde hasta açısından risk oluşturur. Hastalara sağlık hizmeti verilirken tıbbi müdahalenin amaçlandığı şekilde tamamlanamaması tıbbi hata olarak tanımlanır. Tıbbi hatalar; yanlış işlemi yapmak, doğru işlemi yapmamak ve yahut doğru işlemi yanlış yapmaktan dolayı meydana gelebilir. Yanlış teşhis, hastanın yanlış tedaviye yönlendirilmesi olası olacağı için doktorların ya da hemşirelerin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sorumsuzluk olarak nitelendirilmektedir. Görevlerini ifada hatalı davranışlarını (mesleki hatayı) ifade eden “malpraktis” , tıbbi hata nedeniyle zarara uğrayan kişilerin açtığı maddi ve manevi tazminat davaları ile ceza yargılamaları için kullanılan davalara "Malpraktis davaları" denir.

15 Haziran 2022'de Resmi Gazete'de yer alan "Sağlık Meslek Mensuplarının Tıbbi İşlem ve Uygulamaları Nedeniyle Soruşturulmasına ve İdarece Ödenen Tazminatın Rücu Edilmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"yönetmelik değişikliği ile kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile devlet ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının, soruşturma ve rücu sürecindeki iş ve işlemleri kapsayan yönetmelikle birlikte, sağlık çalışanlarına yönelik soruşturma izninin verilmesi ve tazminat konularında yetkili "Mesleki Sorumluluk Kurulu" kuruldu.

Kurul, Yükseköğretim Kanununun 53'üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar dışındaki sağlık meslek mensupları hakkında tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle ön inceleme yapmak veya yaptırmak, ön inceleme raporundaki bulgulara göre gerek gördüğünde yeniden inceleme yapmak veya yaptırmak, soruşturma izni verilip verilmemesine karar vermek ve soruşturma iznine ilişkin kararın yetkili mercilere intikal ettirilmesini temin etmekle sorumlu olacak. İşte bu yönetmelikle birlikte bu kurulun vereceği kararlarda doktor ve hemşirelerin hatasından dolayı mağdur edilen vatandaşa ödenecek olan tazminatların devlet tarafından ödeneceği de kesinleşmiş oldu.
Kısaca, Sağlık Bakanının çabaları sonucu sağlıkçılar hata yaparsa bunu devlet yani vatandaş kendisi ödeyecek. Doktorun cezasını yine millet ödeyecek. Her ne kadar yasada "kasıt" olmazsa dense de doktor yanlı kararların çok alınacağı, tüm hataların 7 kişinin ağzından çıkacak olan "kasıtlı olmadan" ifadesiyle iddia edilerek milletin cebinden ödeneceğini düşünmemek anlamsız olur.
Sağlık Bakanlığı görevine geldikten sonra pandemi sürecinin kahramanı olarak görünen ancak daha sonraki zamanlarda hayal kırıklığı yaşatan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, kararla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada sağlıkçıların hatalarından dolayı ödenecek tazminatların devlet tarafından ödeneceğini adeta bir müjde gibi sosyal medyadan duyurmuştu.

Koca,sosyal medyada şu ifadeleri kullanmıştı. "MECLİS’TEN GEÇTİ! Sağlık çalışanlarına açılan ve yaygın şekilde haksızlıklara neden olan MALPRAKTİS davalarında, kasıt olmadığı sürece tazminatı devletin üstlenmesini sağlayan kanun maddesi Meclis’te kabul edildi. Milletvekillerimize teşekkür ediyoruz. Hayırlı olsun. Sn. Cumhurbaşkanımızın 14 Marttaki iradeleriyle başlayan; sağlık çalışanlarını şiddetten, Malpraktis davalarında yaşanan haksızlıklardan yeni kanuni düzenlemelerle korumayı amaçlayan süreç, Meclis’te tecelli eden Milli İradede karşılığını bulmuştur. Kendilerine teşekkür ediyorum.. DEVAM EDEN MALPRAKTİS DAVALARI? Devam eden Malpraktis davaları, yeni kanuni düzenleme kapsamında ele alınacak. Bu davalarda da, sağlık çalışanına ait bir kasıt olmadığı sürece tazminatı devlet üstlenecek."

Pandemi sürecinde sağlık hizmetlerinin "bulaş riski var" denilerek askıya alındığı, sağlıkçıların pandemi servislerinde yoğun şekilde çalıştırıldığı bahanesiyle vatandaşın sağlık hizmetlerini aksatan, devlet hastaneleri yerine özellerin aktif olarak çalışmasını sağlayan kararları alan Sağlık Bakanı nedense hizmet alamayan vatandaşın sesine kulaklarını tıkamaya devam etmektedir.
Aylardır randevu alamayan milyonlarca insan devlet hastaneleri kapılarından dönerken fırsatları kaçırmayan özel hastaneler de paraya para dememekte, fahiş ve tutarsız ücretlendirmelerle vatandaşı yolmaya devam etmektedir.


Bugün hastanelere şansa randevu alarak giden vatandaşlar servislerin boş olduğunu, doktorların rehavet içinde çalıştıklarını, ellerinde çay fincanlarıyla dolaşan sağlık çalışanlarının vurdumduymazlığını gördükçe çileden çıktığını görmek zor olmamaktadır.
Devletin süper denecek şekilde açtığı devasa hastanelerinden randevu alamayan, test ve araştırma yapılabilmesi için gerekli olan tetkikler için aylar sonraya randevu verilerek "ölüme terk edilen" hastaların varlığını nedense görmezlikte gelen Sağlık Bakanı devlet çalışanı sağlıkçıların bitmez tükenmez tüm isteklerini karşılamakta, ödün üzerine ödün vermeye devam etmekte, devleti "yurt dışına kaçmasınlar, bunlara her istediğini verelim" anlayışı ile sürekli yeni kararlar çıkartmasında zorlamasındaki çabasının hastalara hizmet olarak düşünülmesi gerektiğini kimse söylemiyor.
Milyonlarca vatandaş MHRS üzerinde üzerinden veya hastane kapılarından muayene olma imkanı bulmak için yaptığı başvurularına olumsuz yanıt alırken sağlıkçıların vatandaşa hizmet götürmesi gerektiği kulak arkası ediliyor.
Bugünlerde 85 bin sağlıkçının alınacağını duyuran Sağlık Bakanının herşeyden önce vatandaşa hizmet götürmesi gerektiği düşüncesi taşımaması, özel hastanelerin artan aşırı talepler nedeniyle artık randevu vermek zorunda kalışının arkasında yatan nedenin devletin kendi hastanelerinde hizmet vermemesinin sonucu olduğunu kimse görmüyor.
Çıkartılan yasalarla sağlıkçıları koruma kalkanı arkasına alan, yaptıkları hataların bedelini dahi devlete ödettiren bu anlayışın devlete zarar verdiğini birileri görmelidir.
Vatandaş devletinden hizmet bekliyor.
Bir özel hastaneler grubunun sahip olduğu kişinin bakanlığını yaptığı bakanlığa ait devlet hastanesinde hizmet verilmemesini sağlaması olağan gibi düşünülürken gidişatın sonunda devasa yapılan devlet hastanelerinin bir gün özelleştirilmeyeceğini de kimse iddia edemez. Zira bu hastanelerin sürekli zarar ettiğini iddia edecek olan birileri özelleştirme yoluna giderek vatandaşın sağlıoğını tüccar işletmelere vermeyeceğini de kimse iddia etmemelidir.

MHRS'den şikayetler için tıklayınız
MHRS'den randevu almak imkansızlaşıyor şikayetleri için tıklayınız
Hastane Randevusu Neden Alınmıyor haberleri için tıklayınız

@erolkaranet

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam


Reklam

İlginç Bilgiler

Reklam