@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner

Reklam


Avukatlar Haricen Tahsilatları Bekletirse




Merhabalar, benim sorum şöyle,
Borçludan haricen yapılan ödemelerin icra dosyasına beyan edilmesi konusunda, herhangi bir süre var mı? Ya da bu ödemeleri dosyanın infaz aşamasına geldiğinde topluca bildirirsem yasa gereği bir sakınca oluşur mu? Konu ile ilgili yardımcı olursanız sevinirim..saygılar...

Okurumuzun sorusuna vereceğimiz ilk cevap haricen tahsili yapılan dosya ile ilgili olarak İcra dairesine şu kadar gün içerisinde bildirimde bulunmalısınız diyememekteyiz. Zira böyle bir süre bulunmamaktadır.
Ancak , burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta bildirimlerin geç yapılması sonucunda olacak faiz + harçların kalan borca etkisini düşünmek gerekir.
Derdest icra takibinde borçludan haricen tahsil edilen paranın bildirilmemesi ve dolayısıyla tahsil harcının ödenmemesi ya da yapılan tahsilin geç bildirilmesinin ne gibi bir sorumluluğu doğar? diye sorarsanız.
Bir icra takibine esas olmak üzere haricen borçludan elden almış olduğunuz parayı günü birlik icra dairesine bildirmeniz daha iyi olur. Sebebine gelince borçlu haliyle icra takibinden sonra yasal faizin fazla işlememesi için size borçtan düşülmek kaydıyla ödeme yapıyor. Eğer siz bu parayı üzerinde bırakır veya kullanırsanız. Alacaklı vekiliniz bundan haberdar olursa o zaman sizinle ilgili olarak nüfus ve yetkinizi kötüye kullandığınız hususunda Baroya şikayetçi olabilir.
Ayrıca, müvekkiliniz adına olan parayı borçludan tahsil ediyorsanız borçlunun zararına olmayacak şekilde günü birlik icra dosyasına yansıtmanız lazım. O durumda borçlunun da borcu düşünce haliyle ileri ki faizler kalan para üzerinde işleyecektir.
Haricen yapılan ödemelerde, tahsilat tutarlarının icra müdürlüğüne bildirilmesi ve harcının yatırılması yasal zorunluluktur. Aslında harici ödeme yapıldığı anda, tahsil harcının avukata veya alacaklıya tevdi edildiğinin kabulü söz konusudur. Bu tahsil harcının icra müdürlüğüne ulaştırılmaması; görevi ihmal, görevi kötüye kullanma suçlarıyla birlikte ayn zamanda güveni kötüye kullanma suçu da oluşturabilir
Haricen yapılan tahsilat borçlu tarafından kanıtlanırsa tahsil harcının ödenmesi konusunda alacaklı tarafa icra dairesince muhtıra çıkar, gene ödenmez ise Amme Alacaklarının Tahsili usulune göre ilgili vergi dairesi tarafından icra takibi yapılabilir.

TBB DİSİPLİN KURULU KARAR ÖRNEKLERİ

Tarih - Esas No - Karar No Konu
T. 30.09.2005
E. 2005/222
K. 2005/310
* Haricen para tahsili ve tahsilatların icra dosyasına bildirilmemesi
(Av. K. m. 46, 140/3)
Şikayetli Avukat hakkında banka vekili sıfatıyla, kredi sözleşmesine dayalı olarak M.G. İnşaat Limited Şirketi ve yetkilisi Z.G. hakkında Ankara …. İcra Müdürlüğünün 2001/…. esas sayılı icra takibi nedeniyle, borçlu şirket ile arasında düzenlenen 04.10.2001 tarihli protokol gereğince kendisine verilen müşteri senetleri ödendiği ve alacağa mahsuben 21.01.2002 tarihinde 750.000.000.-TL.sı, 20.03.2002 tarihinde 2.850.000.000.-TL.sı, 31.07.2002 tarihinde 240.000.000.-TL.sı, 22.10.2002 tarihinde 1.200.000.000.-TL.sı haricen tahsil ettiği halde, harici tahsilatları dosyaya bildirmeyerek ve vekili olduğu bankaya zamanında intikal ettirmeyerek, müştekinin fazladan temerrüt faizi ödemesine sebebiyet verdiği, daha sonra bankayla yapılan görüşmede kendisine 3.000.000.000.-TL.fazla ödeme yapıldığının anlaşılması üzerine borçlu şirkete bu miktarda senet verdiği, ancak bedelini ödemediği iddiası ile başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda, Baro Disiplin Kurulunca eylem sabit görülmüş ve disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikayetli Avukat savunmalarında, tahsil olunan paralar için Şikayetçinin makbuz istemediğini, yanında çalışan elemanının iyiniyetli olarak vermiş olduğu makbuzun kendisinin bilgisi dışında tanzim edilmiş olduğunu, 17.01.2003 tarihinde Şikayetçi ile aralarında düzenlenen protokolün kendisi tarafından imzalandığını ve bu protokolde borcun kalmadığının belirtildiği, disiplin kovuşturmasına konu olay nedeni ile açılan kamu davasında beraat etmiş olduğunu bildirmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, Şikayetli Avukatın, Şikayetçinin yetkilisi olduğu şirket aleyhinde Ankara …İcra Müdürlüğünün 2001/…. esasında kayıtlı olarak icra takibi başlattığı, takibin devamı sırasında, çeşitli tarihlerde Şikayetçiden haricen para tahsil ettiği ve bu tahsilatları icra dosyasına bildirmediği, icra dosyasına mahsuben ve haricen yapılan tahsilatlar için Şikayetli Avukatın sekreteri tarafından makbuz tanzim edilip, borçluya verildiği anlaşılmıştır.
Şikayetli Avukat hakkında, Disiplin kovuşturmasına konu olan eylemleri sebebiyle Ankara ….Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/… esasında kayıtlı olarak ve Görevi kötüye kullanmak suçundan dolayı açılan kamu davasında ..mahkumiyete yeter ve inandırıcı ve kesin kanıt bulunmaması.. sebebiyle beraat kararı verilmiş ve karar kesinleşmiştir.
Avukatlık Yasasının 140/3.maddesine göre Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatle sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna göre eylemlerden dolayı disiplin kovuşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır.
Şikayetli Avukatın, icra dosyasına mahsuben ve haricen yaptığı tahsilatları icra dosyasına bildirmemesi sebebiyle ihtilafın doğmasına sebebiyet vermesi, Avukatlık Yasasının 46. maddesi uyarınca eylemlerinden sorumlu olduğu sekreterinin borca mahsuben yapılan tahsilatlar ile ilgili makbuz vermesini bilgisi dışında verildiğine dair itirazda bulunması, icra dosyasının borçlusu olan Şikayetçi ile olan ilişkisinin avukatlık mesleğinin gerektirdiği özen, saygı ve güvene uygun olmaması sebebiyle, Şikayetlinin eylemi disiplin suçunu oluşturmaktadır.
Bu nedenle, Baro Disiplin Kurulunca yapılan hukuki değerlendirmede hukuki isabetsizlik görülmemiş ve kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak, itirazın reddi ile, Ankara Barosu Disiplin Kurulunun Şikayetli Avukat hakkında Kınama cezası verilmesine ilişkin kararının onanmasına, oybirliği ile karar verildi.

*************

Tarih - Esas No - Karar No Konu
T. 02.05.2014
E. 2014/39
K. 2014/287
Avukat haricen tahsil ettiği alacağı dosyasına beyan etmelidir. Hele hele dosyadan çekilmiş ise bu bir meslek görevidir de, çünkü dosyayı takip edecek sonraki vekillerin bu tahsilâtı bilmemeleri ve ana borç üzerinden takip işlemlerine devam etmesi büyük olasılıktır ki dosya özeline göre de gerçekleşmiştir.
(Av. Yas 34,134, TBB Mes. Kur 3,4)
İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikâyetli avukatlar hakkında ... Barosu Yönetim Kurulu’nun 08.11.2012 gün ve 230 Karar sayılı kararı ile “Şikâyetli Avukatlar ile ilgili iddia ve şikâyet ciddi mahiyette olup, dosyaya ibraz edilen belgeler şüphe doğurduğundan, zaman aşımı süresi de nazara alınarak, Dosyanın (Şikâyetli Avukatların) disiplin kuruluna şevkinin uygun olacağı düşünülmüştür. Özellikle iki ayrı şahıs adına takip yapılıp yapılmadığı, icra dosyasında Şikâyetli Av. B.D. imzasının kendisine ait olmadığı, tahsilâtların icra dosyasına intikal ettirilip ettirilmediği konularındaki savunmalar dosyanın incelenmesi ile değerlendirilecektir. Şikâyetli Avukat A.S.D.’in kendisine haricen bir ödeme yapılmadığı iddiası karşısında, Şikâyet edenin ibraz ettiği ödeme belgeleri fotokopilerinin Avukat S.D.’e ait olması, kendisinin alacaklıya yaptığı ödemelerin, icra tahsilâtına ait olduğunun belirtilmesi karşısında bu tahsilâtların icra dosyasına intikal ettirilip ettirilmediği ve harçlarının ödenip ödenmediği icra dosyasının incelenmesi ile meydana çıkacak olup, dosyanın mevcut durumu ile Şikâyetli Avukatların mevzuat ve meslek kurallarına uygun davranmadıkları şüphesi doğmaktadır, gerekçesi ile açılan disiplin kovuşturması sonucu disiplin cezası tayinine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli avukatlardan B.D. savunmalarında; Şikâyet konusu olaylarda, icra takibini başlatan ve yürüten Avukat S.D.'ın vekâletten çekilmesi ile takip dosyasını yürütmek üzere vekâlet aldığını, Dilsiz'in dosyada yapılan işlemler ve özellikle varsa harici tahsilâtlar için kendisine bilgi vermediğini, icra dosyasında da bu konuda herhangi bir bilgi ve kaydın olmadığını, kendisi yönünden sorumluluğun söz konusu olamayacağını, takip dayanağı çek ile ilgili icra dosyasında herhangi bir talep ve tedbir kararı olmadığını, icra takibinin devam ettirilmesinde bir hata ve usulsüzlük olmadığını, takibin geri bırakılmasına dair bir karar kendisine tebliğ edilmediğini, dosyada da bir karar olmadığını, doğal olarak 24.08.2011 tarihinde haciz talep etmesinin usule aykırı yönü olmadığını savunduğu, anılan talep ile ilgili olarak haciz mahalline gidildiğini, kapının çilingir marifetiyle İcra Memurluğu’nca açıldığını, emniyet görevlisinin bulunduğunu, haczi kabil mal bulunamadığından tutanak tanzim edilerek haciz mahallinden ayrıldıklarını, şikâyetçi borçlunun herhangi bir zararı olmadığını belirttiği,
Şikâyetli Avukat A.S.D.’in savunmasında; Borçlu Şikâyetçinin yaptığını iddia ettiği ödemeleri kendisine yapmadığını, kendisi tarafından doğrudan alacaklı H.D.'a yapılan ödemeler, müvekkili tarafından kendisine bildirilmediğini bu nedenle icra dosyasına intikal ettirmesinin mümkün olmadığını, kendisinin sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, icra dosyasındaki kayıtlarda alacaklı olarak H.D. ve H.D. isimlerinin geçmesinin maddi hatadan kaynaklandığını, tek bir takip dosyası oluğunu, borcun da tek olduğunu, ... 10. İcra Müdürlüğü’nün 2008/16076 E. sayılı dosyasında iki ayrı alacağın istenmesinin söz konusu olmadığını, şikâyetli borçlunun kötü niyetli hareket ettiğini savunduğu anlaşılmaktadır.
İncelenen dosya kapsamından ... 10. İcra Müdürlüğü’nün 2008/16076 Esas sayılı dosyasında Şikâyetçi aleyhine 29.12.2008 günlü takip talebi ile 08.08.2008 tarihli 15.000.00 TL’lik çek dayanaklı takip talebi ile 17.403.75 TL ve ferilerinin tahsili için takip açıldığı,
Şikâyetli avukatın kaşesi ve imzasını havi makbuzlarla 11.02.2009 tarihinde 350,00 TL, 12.02.2012 tarihinde 1.150.00 TL, 13.02.2009 tarihinde 1.500.00 TL ve 16.02.209 tarihinde 1.000.00 TL ve 16.02.2009 tarihli çek ile 3.000.00 TL olmak üzere ceman 7.000.00 TL tahsil edildiği ve bu tahsilâtın icra dosyasına beyan edilmediği,
30.12.2009 tarihinde asıl alacak üzerinden menkul haczi yaptığı, iş yerinin kapalı olduğu nedeniyle başkaca bir işlem yapılmadığı,
Şikâyetli avukatın 13.10.2010 tarihli dilekçe ile takipteki vekilliğinden çekildiğini 10. İcra Müdürlüğü’nün 2008/1607 Esas sayılı dosyasına beyan ettiği,
Şikâyetli avukatlardan B.D.’in ... 10. Noterliği’nin 08.12.2010 günü vekâletnamesi ile Alacaklı H.D. tarafından vekil edildiği, 22.12.2010 günlü taleple menkul malların haczini istediği,
... 8. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 18.08.2011 gün ve 2011/45 Esas, 2011/45 Karar ayılı kararı ile “Davanın kabulü ile ... 10. İcra Müdürlüğü’nün 2008/16076 sayılı takip dosyasının zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına” temyiz yolu açık olmak üzere Davacı Şikâyetçi A.Ö. ve davalı H.D.’un yokluklarında karar verildiği ve kararın kesinleşme şerhinin bulunmadığı,
... 10. İcra Müdürlüğü’nün 2008/16076 Esas sayılı dosyası ile Şikâyetli avukatlardan B.D.’in 24.08.2011 tarihinde çilingir vasıtasıyla Şikâyetçiye ait evde haciz uygulandığı ancak herhangi bir eşya bulunmadığından haciz ve muhafaza yapılamadığı, sayılı dosyasına ait belgelerin olduğu,
... 8. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 18.08.2011 gün ve 2011/45 Esas, 2011/45 Karar sayılı kararla takibin zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verdiği, Şikâyetli avukat B.D.’in kararda ismini olmadığı,
Şikâyetli avukat B.D. tarafından 24.08.2011 tarihinde Şikâyetçiye ait daire çilingir marifetiyle açtırıldığı, dairenin boş olması nedeniyle haciz ve muhafaza işlemi yapılamadığı,
Şikâyetli avukatların disiplin sicil özetinde ceza bulunmadığı, görülmektedir.
Şikâyetli Avukatlara ait disiplin sicil özetlerinden daha önce disiplin cezası almadıkları,
Şikâyetçinin itirazında özetle; Avukat A.S.D.’in haricen tahsilât yaptığı halde takip dosyasına bildirmemesinin Avukatlık Yasası 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. maddelere aykırı olduğu açık olmasına karşın ceza tayinine yer olmadığına karar verilemeyeceğini, Şikâyetli Avukatlardan B.D.’in de bu tahsilâtları beyan etmeden takip yaptığını, Mahkeme’nin icranın geri bırakılması kararına karşın maliki bulunduğu dairede zorla girerek konut dokunulmazlığını ihlal ettiğini, bununda yasaya aykırı olduğunu bildirerek karara itiraz ettiği görülmektedir.
Şikâyetli avukat A.S.D.’in haricen 7.000.00 TL tahsil ettiği, dosyadan çekilme dilekçesi vermesine karşın yapılan haricen tahsilâtları dosyasına beyan etmediği, dosya kapsamına göre tartışmasızdır.
Avukat haricen tahsil ettiği alacağı dosyasına beyan etmelidir. Hele hele dosyadan çekilmiş ise bu bir meslek görevidir de, çünkü dosyayı takip edecek sonraki vekillerin bu tahsilâtı bilmemeleri ve ana borç üzerinden takip işlemlerine devam etmesi büyük olasılıktır ki dosya özeline göre de gerçekleşmiştir.
Bu nedenle Şikâyetli avukat A.S.D.’in eylemi avukatlık Yasası 34, 134 ve TBB Meslek Kuraları 3, 4. Maddelere aykırı olmakla disiplin suçudur ve Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirme isabetsiz olmakla Şikâyetçi A.Ö.’in itirazının kabulü ile disiplin cezası tayini gerekmiştir.
... 8. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 18.08.2011 gün ve 2011/45 Esas, 2011/45 Kararının tetkikinde Şikâyetli avukat B.D.’in dosyada taraf olmadığı, kararın tarafların yokluğunda verildiği ve 18.08.2011 tarihi itibarıyla dosyaya ibraz edilmediği, kararın 10 gün içinde temyizi kabil olmak üzere verildiği ve kararın kesinleşmediği tartışmasızdır.
Bu durumda özellikle Mahkeme kararının dosyasına kesinleşmemiş olsa dahi ibraz edilmediği gerçeği karşısında yapılan haciz işleminin yasaya aykırılığı ileri sürülemez. Önceki tahsilâtın Şikâyetli avukatın bilgisi dahilinde olduğu iddia edilmişse de bu hususta dosyada tek kanıt yoktur.
Bu nedenlerle Şikâyetli avukat B.D.’in savunmasının aksi kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanmadığından Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirme isabetli olmakla Şikâyetçi A.Ö.’in itirazının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak Şikâyetçi A.Ö.’in itirazının kısmen kabul, kısmen reddi ile ... Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetli Avukatlar hakkında “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 12.07.2013 gün ve 2013/67 Esas, 2013/61 Karar sayılı kararının Şikâyetli Avukat B.D. yönünden ONANMASINA, Şikâyetli avukatlardan A.S.D. hakkındaki “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin kararın KALDIRILARAK şikâyetli avukat A.S.D.’in “Kınama Cezası İle Cezalandırılmasına”, oybirliği ile karar verildi.

************

Tarih - Esas No - Karar No Konu
T. 02.02.2007
E. 2006/440
K. 2007/33

* Mesleğe güveni sarsacak davranışta bulunması yasağı
(Av. K. m. 34; TBB Meslek Kuralları m. 3, 4, ve 43)
Şikayetçi 11.02.2005 tarihli şikayet dilekçesiyle, hakkında kira alacağı için yapılan icra takibi nedeniyle şikayetli avukata 1.800.000.000 TL ödeme yaparak makbuz aldığını, ancak tahsil edilen para icra dosyasına bildirilmediği için evindeki eşyalarının fazladan haczedildiğini, bu nedenle aynı miktarı ikinci kez ödemek zorunda kaldığını, maddi ve manevi olarak zarara uğradığını belirterek şikayetçi olmuştur.
Şikayetli avukat 21.03.2005 tarihli yazılı savunmasında; şikayet konusu iddiaların gerçek olmadığını, dosyanın Yargıtay’da bulunması nedeniyle haricen tahsil edilen miktarın dosyaya bildirilmediğini, mükerrer tahsilat olmadığını, alacağı karşılayacak kadar haciz yapıldığını, fazla mal haczi yapılmadığını, şikayetçinin iddiasının gerçekleri yansıtmadığını ve kötü niyetli olduğunu belirtmiş, Baro Yönetim Kurulu 08.02.2006 tarihli kararıyla soruşturmacının raporu doğrultusunda şikayetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar vermiştir.
Karara şikayetçi itiraz etmiştir. İtiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu, şikayet konusunun mükerrer tahsilat ve zarara uğramış olmak değil, haricen tahsil edilen paranın icra dosyasına geç bildirilmesi olduğunu belirterek şikayetli avukatın Avukatlık Yasası’nın 34 ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4, ve 43. maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle disiplin kovuşturması açılması gerektiğine karar vermiştir.
Baro Yönetim Kurulu 14.06.2006 tarihli kararıyla, şikayetli avukat N.Ç. hakkında Avukatlık Yasası’nın 34. ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4. ve 43. maddelerine aykırı eylemi nedeniyle disiplin kovuşturması açılmasına karar vermiştir.
Baro Disiplin Kurulu, şikayetli avukatın 22.10.2004 tarihli alındı belgesi ile 1.800.000.000 TL parayı tahsil ettiği, ancak tahsil ettiği bu parayı 15.02.2005 tarihinde icra dosyasına bildirdiği gerekçesiyle Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesine aykırı davrandığı kanaati ile şikayetli avukatın uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
Karar taraflara ve Cumhuriyet Başsavcılığı’na tebliğ edilmiş, karara şikayetli avukat itiraz etmiştir. :) Şikayetli itirazında, iş yoğunluğu nedeniyle avukatların bazı güçlükler yaşadığını, bundan avukatların sorumlu tutulmasının hakkaniyetle bağdaşmadığını belirterek hakkında verilen cezaya itiraz etmiştir.
Disiplin kovuşturmasına konu sorun; şikayetli avukatın görevini yaparken mesleğe olan güveni sarsacak bir davranışta bulunup bulunmadığına ilişkindir. Avukatlık Yasası’nın 34. maddesi gereğince avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliği’nce belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. ve 4. maddelerinde; avukatın, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürüteceği ve mesleğinin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorunda olduğu belirtilmiştir.
İncelenen olayda, şikayetli avukat her ne kadar icra dosyasının Yargıtay’da bulunması ve dosyanın dönüşünden haberinin geç olması nedeniyle haricen tahsil ettiği parayı dosyaya geç bildirmek zorunda kaldığını savunmuş ise de, paranın tahsil tarihinde dosyanın Yargıtay’da olup olmadığı belli olmadığı gibi, şikayetli avukatın en geç haciz tarihinde dosyaya bildirimde bulunması gerekirken bunu yapmayarak mesleğe olan güveni sarsacak davranışta bulunduğunun kabulü gerekir. Ayrıca, dosya kapsamından paranın icra dosyasına bildirilme tarihinin şikayet tarihinden sonra olduğu da anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle, şikayetlinin eylemi disiplin suçunu oluşturduğundan, Baro Disiplin Kurulu kararında hukuki isabetsizlik görülmemiş ve kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak; açıklanan nedenlerle, şikayetli avukatın itirazının reddiyle, Antalya Barosu Disiplin Kurulu’nun uyarma cezası verilmesine ilişkin kararının onanmasına oybirliğiyle karar verildi.

*********
Tarih - Esas No - Karar No Konu
T. 20.08.2013
E. E.2013/104
K. K.2013/596
Şikayetli avukatın, haricen yaptığı tahsilâtı icra dosyasına bildirmeyerek, dosyadaki alacak miktarının tamamı üzerinden haciz işlemine devam etmiş olmasından ibaret eylemi disiplin suçu oluşturmaktadır.
( 1136 sayılı Av.Y. m. 34, 134 ; TBB Meslek Kuralları 3, 4 )
Şikâyetli avukat hakkında, … İcra Müdürlüğü’nün 2007/15463 ve 2007/13460 Esas sayılı dosyalarında haricen yapılan ödemelerin icra dosyasına bildirilmeyerek takibe devam olunduğu ve fazla tahsilât yapıldığı, gerçek kalan borç üzerinden değil daha fazla bildirimde bulunmak suretiyle Avukatlık Yasası 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. Maddelere aykırı davrandığı iddiasıyla açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülmeyerek disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmalarında özetle; … İcra Müdürlüğü’nün 2007/13460 Esas sayılı dosyasının infaz edilmiş olup, 491.99 TL olan fazla tahsilâtın icra memurunun yanlış hesaplamasından kaynaklandığını ve istendiğinde dosyaya iade edildiğini, bürolarına ait telefondan gönderildiği bildirilen hesap tablosu başlıklı yazının kendilerine ait olmadığını, … İcra Müdürlüğü’nün 2007/15643 Esas sayılı dosyasında alacak olmasına karşın takibe devam etmediğini, yaptığı haricen tahsilatları dosyasına bildirerek harçları ödediğini, yanında Ali isimli bir avukat çalışmadığını, suçsuz olduğunu savunmuştur.
İncelenen dosya kapsamından; … İcra Müdürlüğü’nün 2007/15463 Esas sayılı dosyasına 20.03.2009 günlü beyanla 22.04.2008 tarihli makbuz karşılığı 1.250.00 YTL, 20.5.2008 tarihli makbuz karşılığı 1.000.00 YTL ve 21.06.2008 tarihli 4.014.00 YTL’lik mal iadesi şeklinde haricen tahsilât yapıldığının bildirilmesine karşın, haricen yapılan tahsilâtlar dosyaya bildirilmeksizin 27.11.2008, 13.01.2009 tarihli haciz ve muhafaza işlemleri yapıldığı, … İcra Müdürlüğü’nün 2007/13460 Esas sayılı dosyasında 01.09.2008 tarihli beyanla 22.10.2007 tarihinde makbuz karşılığı 1.800.00 YTL, 22.10.2007 tarihinde banka havalesi ile 200.00 YTL, 06.12.2007 tarihinde makbuz karşılığı 2.000.00 YTL, 17.01.2008 tarihinde makbuz karşılığı 400.00 YTL, 04.06.2008 tarihinde makbuz karşılığı 1.000.00 YTL, alındığının beyan edilmesine karşın 22.10.2007, 06.11.2007, 03.12.2007, 16.05.2008 tarihlerinde haricen yapılan tahsilatlar dosyaya bildirilmeksizin haciz ve muhafaza işlemleri iden haciz işlemleri yapıldığı, bankalara ve tapuya yazılan haciz müzekkerelerinin tümünde asıl alacak üzerinden bildirimde bulunulduğu, … İcra Müdürlüğü’nün 2008/640 TL dosyasında Avukat A.D. tarafından Şikayetçiden taahhüt alındığı, … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 08.04.2010 gün ve 2009/64 Esas, 2010/397 Karar sayılı dosyasında … İcra Müdürlüğü’nün 2007/15463 Esas sayılı dosyasında 06.11.2007 tarihi itibarıyla 6.264.83 TL ödeme yapıldığından menfi tespit isteminin kabulü ile takibin iptaline ve fazla alınan 543.36 TL’nin iadesine karar verildiği görülmektedir.
Avukatlık Yasası’nın madde 34, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliği’nce belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları madde 3, “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür. madde 4 gereğince de “Avukat, mesleğinin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.”
Avukatlık Yasası madde 2, “Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.” hükümlerini amirdir.
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun birçok kararında belirtildiği üzere, “dosyadaki hesabın doğru yapılabilmesi, borçlunun sorumlu tutulacağı kalan borç miktarının uygun biçimde belirlenmesi, borçlunun gereğinden fazla harç ve faiz ödememesi için, kısmi tahsilâtın hangi tarihte yapıldığının ve miktarının ne olduğunun takip dosyasına doğru olarak bildirilmesi ve kalan borç üzerinden takibe devam edilmesi ” gerekmektedir.
Yukarıdaki yasal mevzuat gereğince avukatın hukuk kurallarına uygun davranması esastır. Avukatın yasa kurallarına aykırı davranarak başkalarının zarara uğramasına neden olması başlı başına kusurlu bir harekettir. Şikâyetli avukat haricen yaptığı tahsilâtı icra dosyasına bildirmeyerek şikâyetçinin fazla faiz ödenmesine neden olmuştur.
Avukatın haricen tahsil ettiği parayı icra dosyasına gecikmeden bildirmesi esas olmakla birlikte, disiplin kovuşturması bakımından asıl sorun, tahsil edilen para dosyaya bildirilmediği için alacağın tahsil edilen kısmını da içerecek şekilde borçlu hakkında haciz işlemi yapılarak borçluya zarar verilmiş olmasıdır. Bu davranış aynı zamanda görevi kötüye kullanma anlamında suçtur. Bu bakımdan cezalandırılan eylem, geç bildirme değil, bildirmeme sonucu borçlu hakkında yapılan haksız haciz vb. işlemlerdir.
Şikayetli avukatın, haricen yaptığı tahsilâtı icra dosyasına bildirmeyerek, dosyadaki alacak miktarının tamamı üzerinden haciz işlemine devam etmiş olmasından ibaret eylemi disiplin suçu oluşturduğundan, Baro Disiplin Kurulu’nun disiplin cezası verilmesine yer olmadığına ilişkin yaptığı hukuksal değerlendirme isabetli olmamakla Şikayetçi itirazının kabulü ile suretiyle Avukatlık Yasası 2, 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. maddeler uyarınca disiplin cezası tayini gerekmiştir.
Sonuç olarak Şikâyetçi İ.E.’ın itirazının kabulü ile …Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 12.11.2012 gün ve 2012/D.69 Esas, 2013/594 Karar sayılı kararının KALDIRILARAK, Şikâyetli Avukat H.Ş.’in KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, oybirliği ile karar verildi.

***********
Tarih - Esas No - Karar No Konu

T. 24.12.2005
E. 2005/342
K. 2005/436
* Haricen yapılan tahsilatın icra dosyasına bildirilmemesi
* Özen yükümlülüğüne aykırılık
* Doğruluk karinesi
(Av. K. m. 34; TBB Meslek Kuralları m. 4)
Şikayetli avukat hakkında, “İstanbul (12). İcra Müdürlüğü’nün 2001/…. esas nolu dosyasında haricen yapılan tahsilatı icra dosyasına bildirmeyerek takibe devam ettiği, İstanbul (7). Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2002/…. esas sayılı dosyasında karşılıksız çek keşide etmek suçundan yargılanan şikayetçinin mahkumiyetine sebebiyet verdiği” iddiasıyla açılan disiplin kovuşturması sonucu, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikayetli, şikayetçi borçlu hakkında İstanbul (12). İcra Müdürlüğü’nün 2001/…. esas sayılı dosyasından 27.11.2001 tarihinde 1.600.000.000 TL ana alacak olmak üzere, ceman 1.870.000.000 TL’lik takip başlattığını, takibin 29.11.2001 tarihinde kesinleştiğini, 30.04.2002 tarihinde 1.340.000.000 TL’lik haciz yapılıp yediemin olarak borçluya teslim edildiğini, 16.08.2002 tarihinde yeniden haciz yapılıp 1.495.000.000 TL’lik menkulün yediemine teslim edildiğini, 01.11.1002 tarihinde 2.000.000.000 TL’lik ek haciz yapılıp menkullerin borçluya yediemin olarak teslim edildiğini ve borçlu ile büro avukatlarından Av. Alev’in anlaşarak 500.000.000 TL peşin, bakiyesinin 10’ar günlük aralarla ödeme yapması gerekirken, 1’er ay ara ile 02.12.2002’de 500.000.000, 23.12.2002’de 500.000.000, 31.12.2002’de 500.000.000 ve 18.02.2003’de 250.000.000 TL olmak üzere toplam 2.350.000.000 TL aldıklarını, Borçlar Yasası’nın 84. maddesi uyarınca borçlunun yaptığı ödemelerden ferilerini mahsup edip takibe devam ettiklerini, 6.500.000.000 TL’ye ulaşan borç sebebiyle 03.03.2003 tarihli haciz talimatında alacak miktarını 4.843.000.000 TL olarak bildirdiklerini, karşılıksız çek ile ilgili davada alacağı tamamen tahsil edemediklerinden mahkumiyet kararı çıkmış olduğunu belirtmiş, suçsuz olduğunu savunmuştur.
İncelenen dosya kapsamından 30.04.2002 tarihli haciz tutanağında borcun 2.900.000.000 TL ve 03.03.2003 tarihli tutanakta 4.843.000.000 TL olarak bildirilmiş olması karşısında, en son 18.02.2003 tarihine kadar yapılan 2.350.000.000 TL tahsilatın dosyaya bildirilmediği açıktır. Kaldı ki, takip dayanağı çeke reeskont faiz talep edilmiş ve 03.03.2003 tarihine kadar hiç bir tahsilat yapılmamış olması halinde dahi, dosya alacağının 3.800.000.000 TL civarında olacağı tartışmasızdır.
Avukatlık Yasası m. 34, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdür.”
Alacağa mahsuben haricen yapılan kısmi tahsilattan kalan borcun borçlu tarafından ödenmemesi üzerine, icra takibine kalan yerden devam edilmesi halinde, dosyadaki hesabın doğru yapılabilmesi, borçlunun sorumlu tutulacağı kalan borç miktarının uygun biçimde belirlenmesi, borçlunun gereğinden fazla harç ve faiz ödememesi, borca yeter haciz yapılabilmesi için, kısmi tahsilatın hangi tarihte yapıldığının ve kalan miktarının ne olduğunun dosyaya bildirilmesi gerekir.
Avukatlık, “doğruluk karinesi”nden yararlanan mesleklerdendir. Kişilerin bu mesleğin mensuplarına inançları asıldır. Bu nedenle, avukatların, kolektif inanca ters düşecek ve bu inancı sarsacak davranışlardan dikkatle kaçınmaları gerekir.
Avukat bir hukuk adamıdır, ayrıca yargı erkinin de bir öğesidir. Yaptığı hizmet kamu hizmetidir. İşini sürdürürken dürüst, açık, kendisine duyulan güvene layık olmalıdır.
Avukat, taşıdığı unvanın ve mesleğe güvenin gereği olarak, haricen yapılan tahsilatı dosyaya bildirmek ve borçluyu yasal yükümlülüklerinin dışında onu rahatsız edecek davranışlardan özenle kaçınmak zorundadır.
Bu sebeplerle haricen yapılan tahsilat icra dosyasına geciktirilmeksizin bildirilmeli ve bakiye borç kalmış ise o miktar üzerinden hacze devam edilmelidir.
Şikayetli avukatın haricen yaptığı tahsilatı icra dosyasına bildirmeyerek, dosyadaki alacak miktarının tamamı üzerinden haciz işlemine devam etmiş olmasından ibaret eylemi Avukatlık Yasası’nın 34., TBB Meslek Kuralları’nın 4. maddeleri hükmü uyarınca “özen” ve “doğruluk” ilkesine aykırı olması sebebiyle eylem disiplin suçu oluşturduğundan, Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirme isabetli bulunmuş ve kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak, şikayetli avukatın itirazının reddine, İstanbul Barosu Disiplin Kurulu’nun “KINAMA CEZASI” verilmesine ilişkin kararının onanmasına oybirliği ile karar verildi.

***********
Tarih - Esas No - Karar No Konu
T. 10.01.2014
E. 2013/582
K. 2014/6
Haricen tahsil edilen alacak dosyaya bildirilmeli, kalan alacak üzerinden takip işlemleri yapılmalıdır.
(Av. Yas 34, 134 TBB Mes.Kur 3, 4)
İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
Şikâyetli avukat hakkında TBB Yönetim Kurulu’nun 09.11.2012 gün ve 2012/779 Esas, 2012/935 Karar sayılı kararında bildirilen “.. 5.icra Müdürlüğünün 2010/7958 sayılı dosyası ile 12.07.2010 tarihinde başlatılan takipte, kararlaştırılan 9.500 TL’nin 23.07.2010, 09.08.2010 tarihleri arasında şikâyetçinin banka hesabına yatırıldığı, yeni dönem kira borcu için .. 4. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1559 Esas sayılı dosyası ile 24.02.2011 tarihinde takip başlatıldığı için, yukarda belirtilen 9.500.00 TL’nin bu dosya borcuna mahsuben ödendiği kabul edilemeyeceği, Şikâyetçinin, gün ve ay olarak aynı, ancak 2011 senesinde banka hesabına stopaj borcu için gönderildiğini iddia ettiği havalelere ait bir hesap belgesi bulunmadığı, şikâyetçi tarafından da stopaj borcu için şikâyetlinin banka hesabına para yatırıldığını beyan etmediği, ibraz edilen protokolde de böyle bir ödemeden bahsedilmediği, Taraflar arasında yapılan 20.09.2011 tarihli protokolün bir ibraname olmadığı, bu protokolün l . maddesine göre … 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/7958 Esas sayılı dosyasında muhafaza altına alınan tüm menkullerin, taraflar arasındaki kira akdinden kaynaklanan kira alacağı, faizi, icra masrafı, vekâlet ücretine mahsuben kiraya verene verileceği, bu şart yerine getirilmediği takdirde protokolün geçersiz olacağı, kiraya verenin bunun dışındaki her türlü hak ve alacaklarından feragat ettiğini belirtilmiş olup, bu işlemler yapıldıktan sonra kiraya verenin avukatı hakkında .. ve .. Barosu Başkanlıklarına yapılan şikâyetten vazgeçileceği belirtilmiştir. Protokolün şartlarının yerine getirilip, getirilmediği belli değildir. Ancak yukarda belirtildiği gibi, taraflar arasındaki anlaşmaya göre .. 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/7958 Esas sayılı dosya borcu 23.07.2010 -- 09.08.2010 tarihleri arasında şikâyetlinin banka hesabına yatırıldığı halde, takip dosyasına bu tahsilâtların bildirilmediği ve 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 34. 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. maddelere aykırı davrandığı” gerekçesi ile açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülmeyerek disiplin cezası tayinine yer olmadığına oy çokluğu iler karar verilmiştir
Şikâyetli avukat savunmasında özetle; Şikâyetçi; .. 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/7958 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığının doğru olduğunu, ancak bu dosya kapsamında ödeme yapılmadığını, şikâyetçinin müvekkiline 70.000.00 TL kira borcu ve 12.000.00 TL da kira stopaj borcu olmak üzere toplamda 82.000 TL borcu olduğunu, 23.07.2011’de 3.000.00 TL, 28.07.2011’de 3.000.00 TL, 28.07.2011 de 1.000.00 TL, 29.07.2011 de 1.000.00 TL, 09.08.2011 de 3.500.00 TL’nin banka hesabına gönderildiğini, ancak bu ödemelerin kira stapoj vergisinin ödenmesi ile ilgili olduğunu, yeni dönem kiraların ödenmemesi üzerine .. 4. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1559 sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, gayrimenkulü tahliye etmemek için itiraz edildiğini, tahliye için dava açtıklarını, yine ikinci dönem taksitin ödenmemesi üzerine şikâyetçi hakkında .. 4. İcra Müdürlüğü’nün 2011/5321 sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, sonrasında şikâyetçi yan ile sözleşme yaptıklarını, aralarındaki ihtilafa sona erdirdiklerini, … l . İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2011/732 sayılı dosyasını da takipsiz bıraktıklarını, dosyadan kaynaklanan vekâlet ücreti içinse (yapılan indirimle tarafıma 3 adet senet tanzim etmiş iseler de ödenmediğini, 4. İcra Müdürlüğü’nün 2011/5321 Esas sayılı dosya borcu halen ödenmemiş olup derdest oluğunu bildirmiş suçsuz olduğunu savunmuştur.
İncelenen dosya kapsamından … 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/7958 Esasında 12.07.2010 tarihli takip talebi ile Şikayetçi aleyhine 17.632.263 TL’lik icra takibi açıldığı,
23.07.2010 tarihinde 3.000.00 TL, 28.07.2010 tarihinde 1.000.00 TL, 29.07.2010 tarihinde 1.000.00 TL, 30.07.2010 tarihinde 1.000.00 TL ve 09.08.2010 tarihinde 3.500.00 TL olmak üzere 9.5000.00 TL “lasemo mersin kira için” meşruhatı ile Şikâyetlinin .. İ. Bank ….. No.lu hesabına para gönderildiği,
Mersin 4. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1559 Esasında 24.02.2011 tarihli takip ile 34.321 TL’lik Şikâyetçi aleyhine takip açıldığı,
01.01.2010-01.12.2010 dönemine ait Şikâyetli vekili M.Ş.K. adına %50 hesaplanan stopaj beyanının 25.03.211 tarihinde yapıldığı ve tahakkuk eden verginin 4.327.00 TL olduğu,
… 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/7958 Esasındaki takipte 17.320.00 TL ana alacak üzerinden 18.07.2011 günlü taleple Şikâyetçinin 38 KH … ve 81 DR … ve 81 DR … plaka sayılı araçlarına haciz konulduğu ve yakalama emri çıkartılmasının talep edildiği,
… 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/7956 Esasında kayıtlı dosyada 25.07.2011 günü yapılan haciz ve muhafaza tutanağında alacak miktarının 17.632.00 TL olarak gösterildiği,
23.07.2010 tarihli makbuzla 3.000.00 TL, 29.07.2010 tarihli makbuzla 1.000.00 TL, 30.07.2010 tarihli makbuzla 2.500.00 TL ve 09.08.2010 tarihli makbuzla 3.000.00 TL’nin kira alacağı+stopaj meşruhatı ile Şikâyetli vekili H.K.’e ödendiği, Mersin 4. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1559 Esas sayılı dosyasında hiçbir icrai işlem yapılmadığı, görülmektedir.
Dosya kapsamına göre Şikâyetli avukat tarafından tahsil edilen ve müvekkiline ödenen 9.500.00 TL’nin … 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/7958 Esasında kayıtlı dosyana bildirilmeksizin ana alacak üzerinden haciz ve muhafaza işlemleri yapıldığı tartışmasızdır.
Avukatlık Yasasının 34. maddesi “ Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ”
Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Kurulumuzun yerleşik içtihadı gereği haricen yapılan tahsilât dosyasına bildirilmeli ve kalan gerçek alacak üzerinden takibe devam edilmelidir.
Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.
Bu nedenlerle eylem Avukatlık Yasası 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. maddelere aykırı olmakla Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirme isabetli bulunmamış ve Şikâyetçi itirazının kabulü ile disiplin cezası tayini gerekmiştir.
Sonuç olarak Şikâyetçi vekili Avukat D.T.’un itirazının kabulü ile … Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 19.07.2013 gün ve 2013/6 Esas 2013/38 Karar sayılı kararının KALDIRILARAK, Şikâyetli avukat O. Ö.’nın “Kınama Cezası İle Cezalandırılmasına”, katılanların oy birliği ile karar verildi.

@EROLKARANET - İlk yayım 08.03.2017 - Son Güncelleme 08.08.2022

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam


Reklam

İlginç Bilgiler

Reklam