@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner



Reklam



Adalet Bakanından Hakimlere "Takdir Hakkı Keyfilik Hakkı Değildir."




Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) Avukatlık Mesleğinden Geçen 10. Dönem Hakim ve Cumhuriyet Savcıları Kura Töreni'ne katılan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yeni mesleğe atanan hakim ve savcılara hayatlarının her aşamasında kendilerini geliştirme tavsiyesinde bulundu.

Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak takdir hakkının kullanılması gerektiğini belirten Bakan Bozdağ, “Adalet savcının ya da hakimin ihsanı değildir. Çünkü adalet hakimin görevidir. Takdir hakkı keyfilik hakkı değildir. Eğer biz takdir hakkını keyfimize göre kullanırsak o zaman hakim de olsak, savcı da olsak verdiğimiz karar adalete hakka, hakkaniyete değil sadece zulme hizmet eder. ” dedi.

Adalet Bakanı Bozdağ’ın konuşmasından bazı bölümler şu şekilde:

"Yol gösterici olan şey sizi güçlü kılacak hakkı doğru tespit ettirecek ve doğru isme teslim ettirecek yegane şey sizin sahip olduğunuz vasıflardır. Bizim bugün sık sık dile getirdiğimiz esasında hakim ve savcılığın fiili Anayasasında donanımınız ne kadar, iyi olursa güvenilirliğiniz ne kadar iyi olursa, eminliğiniz, cesaretiniz ne kadar iyi olursa, dürüstlüğünüz ne kadar iyi olursa, Anayasa ve yasalara sadakatiniz ne kadar yüksek olursa ve ne kadar aklınızı muhakemenizi dosdoğru kullanırsanız, hakimlik ve savcılık vakarını sadece kürsüde, adliyede değil hayatınızın her anında taşımayı bir vazife bilirseniz, ben eminim ki her bireriniz çok başarılı olacak ve çok güzel işlere imza atacak çok hayır dua alacaksınız. Bunları ihmal ettiğiniz de de kararlarınızda da pek çok hatalar olabilir ve o zaman da siz pek çok eleştiriye muhatap olabilirsiniz. Onun için ben bütün genç hakim ve savcılarımıza hayatlarının her döneminde öğrenci gibi meslekteki donanımlarını arttırma konusunda gayret ve çaba içerisinde olmalarını, kıdemli olan hakim ve savcılarımızdan, istinaf ve Yargıtay üyelerimizden, akademisyenlerimizden sormaktan çekinmemelerini istifade etmelerini sorarsak kınarlar, ayıplarlar ‘Hakim olmuş, savcı olmuş daha bunu bilmiyormuş’ derler diye düşünürseniz hatanın büyüğünü yaparsınız. Bizim bilmek, öğrenmek ve bunu her türlü kararlarımıza yansıtmak ana vazifemizdir. Herkes de eksik olabilir bizde insanız bizde de olabilir. Bu eksiklerimizi görüp tamamlamaktan asla çekinmeyelim, asla kaçınmayalım."

"Adalet, mülkün temelidir. Adalet, Allah’ın evrene koyduğu ölçüdür, dengedir. Adalet, bir ülkeyi mamur ettiği gibi o ülkenin her bir vatandaşını da bahtiyar eder. Büyük alim İbn-i Haldun adaleti insanların hak etmiş oldukları durumlara göre muamele yapmak, herkese hakkı ne ise onu vermek, adaleti budur diye tarif ediyor. İşin doğrusu sizin yapacağınız iş esasında tam da budur. Adalet savcının ya da hakimin ihsanı değildir. Çünkü adalet hakimin görevidir. İhsan yapmıyoruz biz. Herkese hak ettiğini veriyoruz. Zira adil olmak ve adaletle hükmetmek hem bizim dinimizin, hem bizim medeniyetimizin, hem de bizim kültürümüzün her birimize ortak emridir. Onun için emirlere uyanlar eğer adalet dağıtırken ikramda bulunduğunu, ihsan yaptığını düşünüyorsa o asla adil bir hakim de, adil bir savcı da olamaz. Çünkü adaletle hak ile hükmetmek bizim vazifemizdir. Biz vazife yapıyoruz. Kimseye ihsan yapmıyoruz, yapmamız da söz konusu değil. Adaletle hükmetmek Anayasa’mıza yasalarımıza demin de söylediğim gibi bizi biz yapan değerlerimize uygun davranmak demektir aynı zamanda."

"Tabi yargı görevi yapanlar büyük takdir hakları kullanıyorlar. Özellikle ceza mahkemelerinde suçu vasıflarken cezayı bireyselleştirirken alt sınır üst sınır arasında tayin yaparken hukuk mahkemelerinde pek çok konuda ihtilafı kesin çözme kararı verirken taktir hakkı kullanıyorlar. Şunu unutmamak lazımdır. Takdir hakkı keyfilik hakkı değildir. Eğer biz takdir hakkını keyfimize göre kullanırsak o zaman hakim de olsak, savcı da olsak verdiğimiz karar adalete hakka, hakkaniyete değil sadece zulme hizmet eder. Bizim takdir hakkımızı Anayasa 138. Madde nasıl kullanacağımızı çok net tarif ediyor. Anayasa’ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak bir vicdani kanaatle biz takdir hakkımızı kullanabiliriz. Biz vicdan sahibiyiz. Ben vicdanıma göre karar verdim dediğimiz de de vicdan bizi doğru noktaya götürmeyebilir. Çünkü Anayasa vicdanı başı boş bırakmıyor. Ne diyor? Anayasa’ya, kanuna ve hukuka bağlı bir vicdanla biz karar veririz. Dosyaya, delillere de bakarak kararda vereceğiz. Yoksa ben vicdanım bana böyle söylüyor, o zaman benim cezamda şu veya benim kararımda bu dersek, haksızlığın büyüğünü bizden adalet bekleyenlere karşı yapmış oluruz. O yüzden biz her zaman vicdanımızı Anayasa, yasa ve hukuka bağlı dosyadaki delilleri bu çerçevede takdir ederek yönettiğimiz de kararlarımızdaki isabet oranı artar. Eğer vicdan Anayasa, yasa ve hukukla bağlı olmazsa o zaman değişik meşreplere bağlı olabilir."

Etiket

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam


Reklam

İlginç Bilgiler

Reklam