@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Reklam


erolkaranet'e Hoş Geldiniz.

Reklam

Hukuk Sempozyumununda Neler Oldu




İki gün süren "Hukuk Eğitimi Sempozyumu" bitti. Sempozyumdan çok farklı fikirler çıktı. Fikirlerden en ilginci Z kuşağı denilen yeni nesil öğrencilerin 1500 sayfalık kitaplara bağlı bırakılmaması, pratik uygulamanın teoriden daha fazla yapılması, her hukuk fakültesine duruşma salonu talebi, teknolojik gelişmelerle Hukuk'un artık birlikte yürütülmesi gibi fikirler ortaya atıldı.

İşte iki günlük sempozyumdan basına yansıyanlar..

Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen ‘Hukuk Eğitimi Sempozyumu’nun ilk gününde, 14 akademisyen, 4 oturumda katılımcılarla bir araya geldi. Aralarında yabancı konukların da bulunduğu akademisyenler, hukuk eğitimini bilimsel yönden ele alırken, sempozyumun son oturumunda hukuk fakültesi öğrencileri görüşlerini sundu.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca ve Danıştay Başkanı Zeki Yiğit’in katılımıyla açılışı gerçekleştirilen Hukuk Eğitimi Sempozyumu, akademisyen ve hukukçuların katıldığı oturumlarla devam etti.

Açılış sonrası gerçekleştirilen ilk oturumda Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Üyesi Prof. Dr. Cumhur Şahin başkanlığında “Hukuk Eğitimine Genel Bakış” konusu ele alındı. Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Feridun Yenisey’in çevrimiçi katıldığı oturumda, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Bahri Öztürk, Gedik Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel ve Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinden Prof. Dr. Fatma Gül Demirel sempozyumda aralarında hakim savcı adayların da bulunduğu katılımcılara hitap etti.

ADLİYE, BARO, ÜNİVERSİTE ENTEGRE BİR EĞİTİM YAPMALI

Programa çevrimiçi katılan Prof. Dr. Feridun Yenisey, pandemi dönemi içinde ve sonrasında üniversitelerin tümünün teknolojinin geliştirmesi zorunluluğu ortaya çıktığını söyledi. İnsanları birbirine bağlaşan teknolojinin hukuk eğitiminde de aktif kullanılması gerektiğini anlatan Yenisey, “Adliye, baro, üniversite entegre bir eğitim yapmalı, hepsi birlikte çalışmalı. Uygulama teoriden kopmasın, teori de uygulamadan kopmasın. Bilişim teknolojisi ile hukuk da iç içe gelmesi gerekiyor. Bundan sonraki hukukta yapılacak bir reform, bilişim teknolojisi ile ilgili olacaktır diyorum” dedi.

HER HUKUK FAKÜLTESİNDE MUTLAKA BİR DURUŞMA SALONU OLMALIDIR

Prof. Dr. Bahri Öztürk de, hukuk eğitimin temel sorunlarını ve çözüm önerilerini değerlendireceklerini belirterek, Adalet Bakanlığı ve YÖK’ün birlikte ‘Hukuk eğitimi reform çalışma grubu’ diye bir çalışma başlatması gerektiğini vurguladı. Öğretim üyesi ve kalitesi üzerinde durmadan hukuk fakültesinden bahsetmenin mümkün olmadığını ifade eden Öztürk, “Her hukuk fakültesinde mutlaka bir duruşma salonu olmalıdır ya da adliye ile irtibatlı olmalıdır. Adliyeden, barodan kopuk hukuk fakültesi sağlıklı bir eğitim öğretim yapamaz. Uygulamadan kopuk, masanın başına geçmiş, kurduğu hayalleri kağıda dökmüş, ondan sonra da öğrencinin kafasına boca eden kişiye ben öğretim üyesi demem.” şeklinde konuştu.

ÇOK YÖNLÜ BİR ŞEKİLDE HUKUK EĞİTİMİNE BAKMALIYIZ

Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel ise, hukukun salt kavramlardan ibaret olmadığını, tüm kavramların insana dokunarak anlam kazandığı söyledi. “Kişi mahkum olup ceza infaz kurumuna girdiğinde, o kişinin kavram değil insan olduğunu” bilincinin öğrencilere aşılanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yücel, “Sadece klasik eğitsel bakımından değil, çok yönlü bir şekilde hukuk eğitimine bakmamız lazım. Hukuk eğitimi; lisans öncesi, lisans ve lisans sonrası olmak üzere çoklu açıdan değerlendirilip ortaya konulması lazım.” ifadelerini kullandı. 

OSMANLI’DAN DEVRALANIN MİRAS AYRICA ANLATILMALI

Prof. Dr. Fatma Gül Demirel, ‘Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Hukuk Eğitimi’ konusunda sunum yaptı. Dönemin adliye ve hukuk fakültelerinde yapılan çalışmalar, hukuk eğitimleri ve adliye ve hukuk fakültesi binalarına ilişkin bilgi veren Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle hukuk tarihi derslerinde Osmanlı’dan devralanın mirasın ayrıca anlatılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

HUKUK KURAMI DERSİNİN OLMAMASI BÜYÜK EKSİKLİK

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özen’in başkanlığını yaptığı ikinci oturumda ise ‘Karşılaştırmalı Hukuk Perspektifinden Hukuk Eğitimi’ konularında Galatarasay Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Ahmet Ulvi Türkbağ, Europa Universitat Viadrina’dan Prof. Dr. Christian Becker ve Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Doç. Dr. İlker Erdem Mutlu konuşma yaptı.

Sempozyuma çevrimiçi katılan Prof. Dr. Türkbağ, hukukta tekniğin amaçla ilgili bir kavram olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Hukuk kurallarının amacı vardır bu amaç bizi belli bir yere götürür. Bu götürdüğü yere ulaşmamız için hukuk sadece öğretim olamaz, aynı zamanda eğitim olmak zorundadır.”

Sempozyuma çevrimiçi bağlanan Prof. Becker da, “Alman Hukuk Eğitimini Genel Bir Bakış”, “Başarılı Bir Hukuk Eğitimine İlişkin Olası Beklentiler” konularında katılımcıları bilgilendirdi. Becker, Almanya’nın pandemi dönemine çok hazırlıksız yakalandığını, hukuk fakültesinde bütün dersleri online ortamda yaptıklarını söyledi.

Doç. Dr. İlker Erdem Mutlu da, yaptığı sunumda Türkiye’deki ve Avrupa’daki üniversitelerdeki hukuk fakültelerinde verilen derslere ilişkin karşılaştırma ve değerlendirme yaptı. Doç. Dr. Mutlu, hukuk kuramı dersinin büyük bir eksiklik olduğunu belirterek, “Hukuk kuramı düşüncesi, Türkiye’de bütün hukuk eğitimi içinde kendiliğinden oluşması bekleniyor. Ya da öğrencinin bunu bir şekilde bütün eğitim sürecinde dışardan yaptığı okumalardan tamamlanması düşünülüyor. İngiltere’de ise üçüncü sınıfın en önemli zorunlu dersi olarak görünüyor” ifadelerini kullandı.

METODOLOJİ GEREKÇELENDİRME İÇİN ÇOK ÖNEMLİ

Sempozyumda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Ekmekçi’nin başkanlığındaki ‘Hukuk Teorisi ve Eğitimi’ başlıklı oturumda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Yasemin Işıktaç, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Yaşar Salihpaşaoğlu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanı Prof. Dr. Muharrem Kılıç ve Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Çetin Arslan görüşlerini aktardı.

Sempozyuma çevrimiçi katılan Prof. Dr. Yasemin Işıktaş, hukuk felsefesi konusunda bilgilendirme yaptı.

Prof. Dr. Yaşar Salihpaşaoğlu da, hukuk metodolojisi eğitimin öneminin fark edilmesi ve kavranması gerektiğini, metot olmadan eğitimin olamayacağını vurguladı. Salihpaşaoğlu, “Aslında toplumdaki adalet düşünce ve duygusunu tatmin etmek, bir yerde verdiğimiz kararın adilliği konusunda o kararın muhataplarını ikna etmek. Gerekçelendirmeyi nasıl yapacağız? Metodoloji bilgisi olmadan hukukta gerekçelendirme yapmak mümkün değildir” şeklinde konuştu.

HUKUKSAL REFORMLAR KONUSUNDA ÖNEMLİ GELİŞMELER YAŞANDI

TİHEK Başkanı Kılıç ise, hukuksal reformlar konusunda önemli gelişmeler yapıldığını belirterek, “Özellikle devlet politikası çerçevesinde hem Yargı Reformu Strateji Belgesi hem de İnsan Hakları Eylem Planın ortaya çıkardığı mevzuat ve kurumsal yapılanma temelinde önemli adımlar atılmaktadır” diye konuştu.

Oturumun son konuşmacısı Prof. Dr. Çetin Arslan da, hukuk fakültelerinin öğretim üyesi olmayan, yetersiz olan ve ihtiyaç bulunmayan fakültelerinin kapatılması gerektiğini belirterek, “Hukuk fakültelerinin öğretim üyesi sayısı ve kalitesi arttırılmalıdır, bu yapılmadığı sürece, hukuk mezununun kalitesini artırmamız mümkün değil” dedi.

ÖĞRENCİLER FİKİRLERİNİ PAYLAŞTI

Sempozyumun Prof. Dr. Feridun Yenisey başkanlığındaki son oturumda, çeşitli üniversitelerin hukuk fakültesi öğrencileri de programa çevrimiçi katıldı. ‘Öğrencilerin Perspektifinden Hukuk Eğitimi’ konusuna yapılan oturumda, hem akademisyenler hem de öğrenciler hukuk eğitimine ilişkin görüşlerini paylaşarak fikir alışverişinde bulundu.

Hukuk Eğitimi Sempozyumu bugün yapılacak 4 oturumla devam edecek.

ADALET BAKANLIĞINCA DÜZENLENEN SEMPOZYUMDA HUKUK EĞİTİMİ TÜM YÖNLERİYLE ELE ALINIYOR

Adalet Bakanlığınca düzenlenen, hukukçular, akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla hukuk eğitiminde güncel sorunlar ve çözüm önerilerinin konuşulduğu ‘Hukuk Eğitimi Sempozyumu’ ikinci günde üç farklı oturumla devam etti.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca ve Danıştay Başkanı Zeki Yiğit’in katılımıyla açılışı dün gerçekleştirilen Hukuk Eğitimi Sempozyumunun ikinci gününün ilk oturumunda Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. M. Fatih Uşan’ın başkanlığında, ‘Hukuk Öğretiminde Yeni Metodlar’ konusu değerlendirildi. Oturumda, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hayri Bozgeyik, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Gülriz Uygur, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Bahtiyar Akyılmaz ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Uğur Yiğit tarafından sunum yapıldı.

DİL VE BİLGİ AÇISINDAN DAHA DONANIMLI ÖĞRENCİLER YETİŞTİRMEK İSTİYORUZ

Güncel uygulamaların ele alınıp hukuk eğitimi alanındaki yeni yaklaşımların değerlendirildiği oturumda söz alan Prof. Dr. Bozgeyik, diğer fakülteler gibi Türkiye’nin hukuk eğitiminin kalitesini yükseltmek, adaletin tecellisine bu anlamda olumlu etki katkı yapma amacı taşıdıklarını söyledi. Prof. Dr. Bozgeyik, “Dil açısından ve bilgi açısından daha donanımlı, adaleti ve hakkaniyeti hayat tarzı haline yaşayan öğrenciler, hukukçular yetiştirmek istiyoruz, bu noktanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

Prof. Dr. Gülriz Uygur da, Ankara Üniversitesi’nde 2006’da başlayan Hukuk Eğitiminde Hukuk Kliniği’nin sağladığı katkılardan bahsederek, “2021 Güz Kliniği Batı Adliyesi modelini kurduk. Yeni bir model üzerinde çalışıyoruz. Bu programda savcılar ve aile mahkemesi hakimleri öğrencilere eğitim verecek. Bu program söz konusu ve devam ediyor. Bunun sonuçları çok daha farklı olacak.” diye konuştu.

İYİ HUKUKÇU YETİŞTİRMEK İÇİN İYİ AKADEMİSYEN YETİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR

Hukuku bir sanat olarak gördüklerini kaydeden Prof. Dr. Bahtiyar Akyılmaz ise, “İyi hukukçu yetiştirmek için öncelikle iyi akademisyen yetiştirmemiz gerekiyor. Hukukçunun erdemli bir insan olması lazım. Akademisyen o özelliklere sahip olmazsa nasıl erdemli insan yetişecek. Biz gerçekten akademisyen eğitimi için gerekli önemi veriyor muyuz, bu ciddi şekilde tartışılması gereken bir olgu.” dedi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Uğur Yiğit ise hukukun, hukukçunun adliyelere hapsedilmeden, hayatın her alanında daha fazla yer alması gerektiğini anlattı. Yiğit, “Yargının bizzat üniversitenin bilimsel merceği altına alınması gerekir. Bu yapıldığı takdirde hem yargıya büyük iyilik yapılmış olur, hem de ülkeye büyük iyilik yapılmış olur.” diye konuştu.

40 YIL SONRASI ÖNGÖRÜLEREK HUKUKÇU YETİŞTİRİLMELİ

Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Refik Korkusuz’un başkanlığını üstlendiği sempozyumun 2’inci oturumunda da Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu, İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Şahin Akıncı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Oğuz Sadık Aydos ve TOBB Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Olgun Değirmenci,  ‘Fakülte Öncesi Sorunlar, Lisans Ve Lisansüstü Eğitime Genel Bakış’ konusu hakkında görüş alışverişinde bulundu. Prof. Dr. Şahin Akıncı, hukuk fakültelerine Adalet Meslek Yüksek Okullarından öğrenci alınmasının hukuk eğitiminin kalitesine katkı sağlayacağını belirtti. Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu da bugünkü hukuk eğitiminde 40 yıl sonrasının öngörülerek hakim yetiştirilmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Köseoğlu, “Hakim ve savcıların akademik bakış açısı kazanmaları, akademik olarak değerlendirebilmeleri, herhangi bir konuyu akademik olarak, bir bütün olarak karşıya aktarabilmeleri, kararlarını aktarabilmeleri, bilimsel eserlerden yararlanma yöntemlerini öğrenebilmeleri açısından mutlaka bir yüksek lisans eğitimi almaları gerektiğini söylüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Z KUŞAĞINA UYGUN EĞİTİM MODELİ GEREKİYOR

Prof. Dr. Oğuz Sadık Aydos ise “Hukuk kitaplarını çok ciddi revize etmemiz lazım. Biz bir kere Z jenerasyonu ile karşı karşıya olduğumuzu asla akıldan çıkarmamız gerekiyor. Bu değerli arkadaşlarımız whatsapp, image fotoğraflarından hayatı öğreniyor. Dolayısıyla biz onlara çok değerli hocalarımızın 1502 sayfalık kitapları ile bilgi öğretemeyiz” dedi.

Hukukun düzenleyen ve düzenlenen bir araç olduğunu ifade eden Prof. Dr. Olgun Değirmenci de, “Bu ilişkiyi şekillenen ve şekillendiren ilişkiyi özellikle son yirmi yılda görmekteyiz. Bu bağlamda teknolojinin şekillendirdiği toplumsal ilişkinin hukukun önünde gitmekte olduğunu, hukukun arkadan yetişmeye çalıştığını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Oturum sonrası sunum yapan akademisyenler, hakim ve savcı adayı gençlerin, hukuk eğitimi ve kapsamı hakkındaki sorularını yanıtladı.

İkinci günün bir diğer oturumunda ise “Hukuk Eğitiminde Geleceğe Bakış Ve Stratejiler” konusu ele alındı. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümit Süleyman Üstün’ün başkanlığını yaptığı oturumda Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Tevfik Fikret Eren, Ankara Hacı Bayram Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Ramazan Çağlayan, TOBB Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Olgun Değirmenci, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Durmuş Tezcan hukuk eğitiminde yeni stratejileri değerlendirdi.

HUKUK BİR BİLİM VE SANAT DALIDIR

Meslekte 65’inci yılında olmanın mutluluğunu duyduğunu ifade eden Prof. Dr. Tevfik Fikret Eren, hukukun bilimin yanı sıra aynı zamanda da bir sanat dalı olduğunu dile getirdi. Hukukun en derin bilgiye sahip eğitimciler tarafından verilmesi gerektiğinin altını çizen Eren, nitelikli hukukçu kavramı ile ilgili şunları söyledi:

“Hukukçu önemli bir kişi olduğuna göre önemli bilgilere özelliklere sahip olmalıdır. Herkes hukukçu olamaz. Hukukçu olmak bir psikolog, bir filozof, bir edebiyatçı, bir şair, bir ressam, bir ahlakçı, bir dinci, bir modern insan demektir, ‘insan’ demektir. İnsanın özgürlüğünü, hücreleri gibi önemli haklarını savunan, konu edinen bir bilim, bir sanat dalı elbette en kutsal sanat ve bilim dalıdır.”

HUKUK FAKÜLTELERİNDEKİ KONTENJAN MUTLAKA DÜŞÜRÜLMELİ

Oturumun ikinci konuşmacısı Prof. Dr. Ramazan Çağlayan, nitelikli fakülteler için fiziki alt yapının önemli olduğunu kaydederek, nitelikli ve yeterli eğitimci olmayan okullara öğrenci alınmaması gerektiğinin altını çizdi. Nitelikli fakülte eğitimi için doktora aşamasının sağlam temellere oturtulması ve doçentlik sözlü sınavının yeniden getirilmesi gerektiğini kaydeden Çağlayan, “Kontenjan sorunu nitelikli eğitimin önündeki en büyük engel. Biz 100 istiyorsak YÖK bize 250 veriyor, 300 veriyor. Hukuk fakültelerindeki öğrenci kontenjanların mutlaka ve mutlaka düşürülmesi lazım.” dedi.

“HUKUK EĞİTİMİNDE PRATİĞE ÖNEM VERİLMELİ”

Prof. Dr. Durmuş Tezcan da öğrencilerin kütüphane araştırmalarına yönelmelerinin çok faydalı olacağını, bu şekilde öğrencilerin özgüvenlerinin de artacağını vurgulayarak, “Eski zamanlarda hukuk fakültelerinde öğrencilerin oluşturduğu senaryolar üzerinden hukuk pratiği yapılırdı. Üniversitelerin iş birliği halinde, hukuk fakültelerinin birlikte her yıl yenileyeceği senaryolarla, hafta bir aktif eğitimle, klasik dersler yanında, iki ortak pratik çalışma şeklinde bunu yaparlarsa eğitim düzeyi büyük mesafe alır diye düşünüyorum.” diye konuştu.

HUKUK EĞİTİMİ SEMPOZYUMU OTURUM BAŞKANLARININ DEĞERLENDİRMESİYLE SONA ERDİ

Hukuk eğitiminde güncel sorunların hukukçular ile akademisyenler tarafından değerlendirildiği Hukuk Eğitimi Sempozyumunun son oturumunda çözüm önerileri kamuoyuyla paylaşıldı. İki gün süren sempozyumda öğrenciler de hem konuşmacı hem katılımcı olarak etkinliklere katıldı.

Adalet Bakanlığı tarafından Yargı Reformu Strateji Belgesi (YRS) ve İnsan Hakları Eylem Planında (İHEP) yer alan hukuk eğitiminin niteliğinin artırılması hedefi kapsamında düzenlenen ve iki gün süren sempozyumda duayen hukuk insanlarının moderatörlüğünde 8 oturum yapıldı. Yurt dışından yabancı konukların da katıldığı sempozyumda 28 hukukçu ve akademisyen ile 5 öğrenci sunum yaptı, görüşlerini paylaştı.

Sempozyumun kapanış programında, tüm oturumların başkanları bir araya gelerek ‘Hukuk Eğitiminde Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri’ konusunu ele aldı. Değerlendirme oturumunda, hukuk eğitiminin iyileştirilmesi için alınması gereken tedbirler ve eğitimin kalitesinin yükseltilmesi amacıyla uygulanacak politikalar değerlendirildi.

Başkanlığını Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Başkan Vekili Prof. D. Yavuz Atar’ın üstlendiği sempozyumun son oturumuna HSK Üyesi Prof. Dr. Cumhur Şahin, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özen, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Ekmekçi, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Refik Korkusuz, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümit Süleyman Üstün ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. M. Fatih Uşan katıldı.

PROF. DR. ŞAHİN: HUKUK DİLİ ARTIK TÜRKİYE İÇİN VE DÜNYA İÇİN OLMAZSA OLMAZDIR

HSK Üyesi Prof. Dr. Cumhur Şahin, eğitim sisteminde kalitenin artırılması için öğrenci sayısının azaltılması ve üniversite sınavı haricinde hukuk fakülteleri için ayrı bir sınav uygulamasının düşünülmesi önerisinde bulundu. Devlet, vakıf ve özel üniversiteler olmak üzere belirli bir kalite standardının yakalanması için tüm hukuk fakültelerinde zorunlu ortak derslerin belirlenerek müfredatın oluşturulması gerektiğini belirten Şahin, ayrıca her fakültenin kendine özgü derslerinin de olması gerektiğini söyledi. Hukuk fakültelerinde hazırlık sınıfı oluşturularak yabancı dil eğitiminin de verilmesinin büyük önem arz ettiğini anlatan Şahin, “Hukuk dili artık Türkiye için ve dünya için yabancı dil olmaktan çıktı. Yani olmazsa olmaz diye sayacağımız bir dil. Onun üstüne artık Almanca, Fransızca, İtalyanca veya başka bir dil olur, İngilizce artı yabancı bir dili daha öğretecek şekilde eğitim vermemiz lazım” dedi.

Prof. Dr. Şahin, eğitim sistemi içinde akademisyenlerin rolünün büyük olduğunu ve akademisyen eğitimine de önem verilmesi gerektiğini kaydetti.

PROF. DR. ÖZEN: HUKUK KLİNİKLERİYLE ÖĞRENCİLER PRATİK KAZANIYOR

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özen de nitelikli öğrenci ve öğretim üyelerinin, eğitim sistemindeki kaliteyi artıracağına inandığını belirterek fiziki şartları yetersiz ve öğretim üyesi eksik olan üniversitelerde eğitimin kaliteli olmayacağını söyledi. Hukuk fakültesi eğitimi için 4 yıllık eğitim süresinin yeterli olduğunu düşündüğünü anlatan Prof. Dr. Özen, eğitim süresinin artırılmasının farklı problemleri beraberinde getireceğini kaydetti. Pandemi sürecinde eğitimin dijitalleşmesinin öneminin herkes tarafından anlaşıldığını belirten Prof. Dr. Özen, öğrenci odaklı aktif bir eğitimin şartlarının oluşturulması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Özen, Ankara Üniversitesi’nde devam eden hukuk klinikleri çalışmalarıyla öğrencilerin eğitimlerine büyük katkı sağladığını dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hukuk kliniklerimiz başarılı bir şekilde sürüyor. Özellikle dezavantajlı gruplara ulaşabilmek için öğrencilerimizi ceza infaz kurumlarına gönderiyoruz. Yine bazen taciz veya cinsel suçların mağdurlarına ilişkin destek yardımları yapıyoruz.”

Prof. Dr. Özen Adalet Bakanlığınca verilen eğitimin çok önemli olduğunu da vurgulayarak “Hukuk eğitimi sonrasının muhatabı sadece Adalet Bakanlığı değil. Bunu dert edinecek başka kurumlar da var. Başta biz üniversiteler, YÖK ve Türkiye Barolar Birliği. Mezunların hepsi hakim-savcı olmuyor. Ağırlıklı olarak avukat oluyor” dedi.

PROF. DR. EKMEKÇİ: HUKUK EĞİTİMİ HERKESİN SORUNU

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Ekmekçi ise hukuk eğitimi veren kadronun yabancı dil bilmesi zorunluluğu olduğunu belirterek, devlet üniversitelerinde bu imkanın sunulduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Ekmekçi, hukuk fakültesi sayısının çok olmasının standartları düşürdüğünü ve bunun birçok kurumun sorunu olduğunu aktardı. Prof. Dr. Ekmekçi, “Sistemde sorun var. Ama bu sadece Adalet Bakanlığı’nın sorunu değil. Hukuk eğitimi herkesin sorunu ama Adalet Bakanı muzdarip olmuş bundan. Genel eğitim sorunlarımızı ayrı düşünmek mümkün değil. Liselerimizde ne sorun varsa üniversitelerimizde de benzer sorun olacak. Ama asistan standardını belirleyen, kaç yüz binden alacağını söyleyen, af çıkarıp öğrenci dolduran, yurt dışındaki okullara denklik veren Adalet Bakanlığı değil. Bunları konuşalım” ifadelerini kullandı.

PROF. DR. KORKUSUZ: ULUSLARARASI HUKUK TAKİP EDİLMELİ

Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Refik Korkusuz yabancı dilin önemine değinerek, fakültelerde akademik kariyer probleminin olduğunu söyledi. Hukuk alanındaki uluslararası gelişmelerin yakından izlenmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Korkusuz “Özel hukukta çalışacaklar için belki uluslararası sözleşmeler hukukuna biraz daha yönlendirmek gerekebilir. Avrupa Birliğindeki gelişmeler, Amerikan hukukundaki gelişmeler takip edilebilir. Biz Anglosakson ülkesi değiliz. Ama dünyadaki ticari ilişkilerin yüzde 80’i Anglosaksonların belirlediği ilkeler üzerinden gidiyor.” dedi.

PROF. DR. ÜSTÜN: HUKUK FAKÜLTELERİNDE DEVAM ZORUNLULUĞU OLMALI

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümit Süleyman Üstün, sempozyum çıktılarının hukuk eğitiminin kalitesinin arttırılması için tüm ilgili kurumlarca değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Fakültelerde devam zorunluluğu ve öğrenci sayısının makul sayıda olmasının eğitim kalitesini etkileyeceğini belirten Prof. Dr. Üstün şöyle konuştu:

“Eğitimin kalitesini artırmak istiyorsak devam zorunluluğunu getirip, ikinci öğretimleri kapatıp, öğrenci sayısını da azaltmamız gerekiyor. Adalet eğitiminden sonra hukuk eğitimi vermek çok daha mantıklı olabilecek.”

PROF. DR. UŞAN: HUKUK ALANINDA YENİLİKLERE AÇIK OLUNMALI

Kamu Görevlileri Etik Kurulu Üyeliği görevini de yürüten Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. M. Fatih Uşan ise oturumun hukuktaki teknolojik yeniliklerle yeni bir döneme girildiğini anlattı. Hukukun klasik anlayışı sürdürmesinin yanı sıra yeniliğe de açık olması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Uşan, “Hukuk eğitimi uzunca zamandır konuşuluyor ama artık buna ilişkin olarak YÖK’ün, Baroların, Bakanlıkla beraber oturup yeni bir şey yapmaktan ziyade mevcudu iyileştirme konusunda bir şeyler yapması gerektiği kanaatindeyim” şeklinde konuştu.

PROF. DR. ATAR: SEMPOZYUMUN AMACINA ULAŞILMASI İÇİN KOMİSYON KURULMALI

Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Yavuz Atar da konuşmasında, Adalet Bakanlığı öncülüğünde gerçekleştirilen sempozyumun kitaplaştırılmasının hukuk eğitimine yapacağı katkıları anlattı. Prof. Dr. Atar, “Ben Sayın Adalet Bakanımız Abdulhamit Gül’ü tebrik ediyorum. Yakından biliyorum, yıllardır hukuk eğitimi ile ilgili kalitenin artırılması, hukuk fakültelerinin sorunları hakkında en az YÖK kadar gayretli, hatta zaman zaman daha da fazla çalışıyor. O açıdan kendisine hukukçular adına teşekkür ediyorum. Komisyon kurularak görüşlerin istişare edilmesiyle sempozyum amacına ulaşmış olur” dedi.

Prof. Dr. Atar, Hukuk Fakülteleri Dekanları Konseyi kurulması için de çalışmalar yapılması gerektiğini belirterek, “Sempozyumdan sonra bütün bu birikimler nasıl hayata geçilir denilirse hukuk fakülteleri için konsey kurulur. YÖK’te örnekleri var. Konseyin içinden İcra Kurulu Komitesinin oluşturulması ilk atılacak adım olabilir” diye konuştu. Her şeyden önce Türkiye’de hukuk fakültesi sayısının üstünde olduğunu sözlerine ekleyen Atar, hukuk fakültesi eğitimlerinin büyükşehirler üzerinden yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

Sempozyum sonunda sunum yapan duayen akademisyenler ve hukukçular, katılımcı gençlerle hatıra fotoğrafı çektirdi. 

Kaynak : Adalet Bakanlığı 

Etiket

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam


Reklam

İlginizi Çekebilir

Reklam