@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner

Reklam

Tadı Zemzem'e Benzetilen Asa Suyu Nerededir ?



" Dünya üzerinde hangi suyu içerseniz için zemzem suyunun hiçbir özelliğini bulamazsınız. Müslümanlık aleminde de en fazla kabul gören Hazreti İbrahim aleyhisselam'ın , eşi annemiz Hacer'i Mekke çöllerinde bıraktığı tarihten bu yana bilinen en kutsal sudur.

Ve zamanımıza kadar bir çok bilimsel çalışmada sırrı bir türlü çözülemeyen ve cennetten geldiği kesin olan sudur, Zemzem.
Zemzem, Mekke'nin ortasında asırlardır bitmez tükenmez halde toplanır, tüketilir ve asla da eksilmez. Azalmaz. Bitmez. 
Dünya Müslümanları da zemzem'e kıyasla nerede bir şifa kaynağı su görse zemzem gibi der. Zemzem gibi denir, de zemzemin bir kolu bizdedir denilerek sahip çıkılır, o yöre insanları tarafından .
Dedik ya, Mekke dışında hiç bir yerde Zemzem ya da ona ait bir kolundan çıkan su yoktur.
Yine de yazımıza konu olan Asa suyu'nun zemzem tadında hatta Zemzem'in bir kolunun olduğu iddiası vardır. Bu iddia sahiplerinden biri Kastamonu diğeri de Bursa halkıdır.
Kastamonu'nun merkezinde evliyanın büyüklerinden olduğu söz edilen Şeyh Şaban-ı Veli hazretlerinin kabrinin bulunduğu yerde mevcut bulunan su, Kastamonulular tarafından "Asa Suyu" olarak bilinir ve her yolu düşene mutlaka içmesi tavsiye edilir. Şifalı olduğu, hatta zemzem suyunun bir kolundan geldiği de söylenegelir. 
Şeyh Şabân-ı Velî Külliyesi’nin içindeki bu asa suyu Kastamonu’da şifalı olduğuna inanılan suların başında gelmektedir. Su çok yumuşaktır ve tadından dolayı zemzeme benzetilmektedir. “Âb-ı zemzem”den galat olarak suya “ebizemzem” denilmektedir. 
Mehmet Feyzi Efendi; bu "Asa Suyu" için, "Nuh Tufanı'nda Cebrail (A.S.), Kabe civarından dört avuç toprak alarak dünyanın dört ayrı yerine atmıştır. Bu yerlerden birisi de Hz. Pir civarıdır. Nitekim bölgenin taşlık yapısı Mekke kayalıklarına benzediği gibi 'Asa Suyu'nun tad ve kokusu da Zemzem ile aynıdır" demiştir.
Edebiyatçı Akademisyen Yazar Prof.Dr. Abdülkerim Abdülkadiroğlu Asa Suyu hakkında "“Çevredeki dağlardan çıkarak buraya akan suda zemzem rayihası vardır. Bu hâl, içilir içilmez hemen fark edilir. Hafif bir sudur ve ne kadar içilirse içilsin şişkinlik vermez. Halk ve ziyaretçiler bereket, bazı hastalıklara şifa ve psikolojik rahatlama duydukları için söz konusu bu sudan mutlaka içerler” bu rivayetler dışında şu rivayetler de dikkat çeker.
"Şeyh Şabân zamanında bir adam hacca gitmek ister, ancak çok fakir olduğundan gidemez. Bir gün Hz. Pîr’in yanında bu isteğini yine dile getirir. Ağlayarak, “[h]iç olmazsa zemzem suyundan içebilseydim” der. Bunun üzerine Hz. Pîr elindeki asayı yere vurur ve yerden su çıkar (Küçükbasmacı, 2000: 163)."
Asa suyunun çıkışıyla ilgili başka bir rivayete göre de "Hz. Pîr’in sabah namazını tayy-ı mekân ederek Kâbe’de kıldığına inanmayanlar delil olarak Kâbe’den zemzem getirmesini isterler. Bunu duyan Şeyh Şabân-ı Velî, şimdi yanında ev bulunan külliyenin önündeki kayalıkların dibine asasını vurur ve vurduğu yerden “asa suyu” çıkar (Atlı, 2012: 56)."
Peki, sadece buradaki suya mı bu isim verilmiştir. 
Kastamonu hakkında her türlü bilgi temasıyla yayın yapan Kastamonu'daki Nur cemaati tarafından derlenen kastamonur adlı web sitesinde konu ile ilgili şu bilgiler yer almaktadır
Yapılan araştırmada "Kastamonu’da kutsal ve şifalı olduklarına inanılan Hz. Pîr Şeyh Şabân-ı Velî Külliyesi Asa Suyu, Benli Sultan Külliyesi Asa Suyu, Abdal Hasan Külliyesi Asa Suyu, Haraçoğlu Türbesi Asa Suyu, ve Mehmet Efendi Türbesi Asa Suyu"dan söz edilir.
Kastamonur web sitesinden detaylı bilgisine ulaşabileceğiniz yazıda özetle şunlar dile getirilmektedir.
"Hz. Pîr, pîr-i hatem, son pîrdir. “Tarih boyunca yaşayan bütün kâmil mürşidlerin ve pîrlerin irfânının vârisi ve hatemi; ledün ilminin manevî tasarrufun zirvesidir. Şabân-ı Velî hazretleri tarikat kurucusu pîrdir” (Tatcı, 2012: 22-23). Tarikat kurucusu bir pîr olan Şeyh Şabân-ı Velî’nin asasını yere vurmasıyla kaynadığına inanılan su da diğer sulardan farklı algılanmıştır.
Tasavvufî terminolojide zemzem kelimesi ile “hakikatlerin bilgilerine işaret edilir” (Cebecioğlu, 2009: 724).
Allah inancı olmayan birisi gelip bu sudan içmek isterse suyun kesileceği inancı da halk arasında görülmektedir. Bu durum kutsalın saflığının bozulmaması, kirletilmemesi düşüncesiyle eski Türklerde de görülen inancı hatırlatmaktadır.
Zekiye Çağımlar’ın çalışmasında geçen başka bir inanca göre de hırsızlar, ayyaşlar, hayat kadınları, vb. rüyalarında Şeyh Şabân-ı Velî’yi görüp Hz. Pîr’in çağrısıyla türbeye gelmekte, tövbe edip türbenin bahçesinde akan zemzemden eve götürüp bununla yıkandıktan sonra rahatladıklarına inanmaktadırlar (2005: 457). Asa suyunun tadının; onu içen kişinin niyetine, kalbinin temizliğine ve türbeyi ziyaret amacına bağlı olarak değiştiğine de inanılmaktadır. Kalbi temiz olmayan kötü niyetli kişilere suyun tadı acı gelirken, iyi niyetli temiz kalpli kişilere tatlı geldiği (Atlı, 2012: 57) söylenmektedir.
Şeyh Şabân-ı Velî’nin Taşköprü’deki evinin bahçesinde bulunan kuyu suyunun da şifalı olduğuna inanılmaktadır. Bu sudan içenler “suyun tadını unutamadık”larını söylemektedirler. Eskiden at koşularına katılacak atlara da bu kuyudan su içirilirmiş. (Abdülkadiroğlu, 1991: 116).
Şeyh Şabân-ı Velî asa suyu etrafındaki inanç ve uygulamalara bakıldığında bu suyun zemzem suyu ile benzerliğine ya da zemzem olduğuna inanıldığı, çocuk sahibi olmak isteyenlerin, psikolojik rahatsızlığı olanların, konuşamayan çocukların şifa bekledikleri, yeni doğan çocuklara ya da ölüm anında içirildiği, her türlü dilek için adak adandığı görülmektedir.

Benli Sultan Külliyesi Asa Suyu
Benli Sultan Külliyesinde, Benli Sultan’ın asasını yere vurmasıyla kaynamaya başladığına inanılan  bu suya da “asa suyu” denir. Benli Sultan asa suyu türbenin güney doğusunda  bulunmaktadır. Rivayete göre Benli Sultan buraya geldiğinde asa suyunun aktığı yerdeki derenin başında bulunan büyük bir ağacın kovuğunda riyazete çekilmiş ve vahşi hayvanlarla ünsiyet kurmuştur (Çifci,  2000: 52).
Benli Sultan türbesinin etrafında pek çok inanç ve uygulama oluşmuştur. Çocuk sahibi olmak isteyen kadınların türbedeki kuşağı sarınmaları, Benli Sultan’ın riyazete  çekildiğine inanılan ağacın kovuğundan şifa niyetine üç kere geçilmesi bu inanç ve  uygulamalar arasındadır. Ayrıca türbeye hemen her dilek, istek ve özellikle çocuk  sahibi olmak için adak adanmaktadır (Küçükbasmacı, 2000: 163).
Asa suyundan şifa bulmak maksadıyla içilmekte ve bu suyla yıkanılmaktadır. Çocuğu olmayanlar  yıkanırlarsa çocuklarının olacağına ve suyun çeşitli cilt hastalıklarına şifa olduğuna inanılır (Abdülkadiroğlu, 1987: 8; Çifci, 2000: 52). Asa suyu her türlü hastalığa şifa kabul edildiği gibi büyümeyen, sürekli ağlayan çocuklar bu suyla yıkanırlarsa şifa bulacaklarına inanılır. Bu sudan doldurup götüren kimse suyu hiçbir yere dökmemelidir. Suyun yere dökülmesi hastalanmaya sebep olur (Küçükbasmacı, 2000: 164).
Tevfik Doğruoğlu adlı kaynak kişi asa suyu ile ilgili olarak şunları anlatmıştır:
“Benli Sultan Hazretleri’nin suyu var, asa suyu denir. Orada büyük bir ağaç var. İşte o ağacın dibinde yedi yıl yaşamış derler. O yedi yıl içinde, yedi gün olsa gine su ihtiyacı olacak değil mi? Asasını kakmış toprağa, süt gelmiş. ‘Yaa mübarek, bana su lazım.’ diyerek asasını bir daha kakınca su gelmiş. Şu sigara kalınlığında bir su. Akar şimdi, hâlâ akar. Efendim, şimdi sevmediği, mındar bir kişi olursa o su dururmuş. Eski uslulardan8 böyle duyardık. O kişi başından ayrılınca su gine devam edermiş” .

Abdal Hasan Külliyesi Asa Suyu
Derlemeler sırasında İbrahim Demirbaş adlı kaynak kişi, türbenin karşısındaki çam ormanının içinde bulunan ve söğüt olduğunu söylediği bir ağacı göstererek Abdal Hasan’ın asasını bu ağacın dibinden fırlattığını anlattı. Asa, türbenin biraz ilerisine düşmüş ve süt akmaya başlamış. Bunu gören Abdal Hasan, “Allah’ım ben süt istemedim, su niyaz ederim.” deyince süt suya dönüşmüş . “Asa suyu” denilen bu suyun yanına yıkanmak için bir yer yapılmıştır. Vücudunda kaşıntı olanlar, cinnet geçirenler, büyümeyen çocuklar ve her türlü hastalığı olanlar şifa ümidiyle bu suyla yıkanmakta ve sudan içmektedirler. Özellikle konuşamayan çocuklar şifa için buraya getirilmektedir 
Hayat ağacı ve hayat suyu ilişkisi, su ve süt ilişkisi Benli Sultan asa suyu örneğinde olduğu gibi Abdal Hasan asa suyunda da karşımıza çıkmaktadır. Her türlü hastalık için bu suyla yıkanıldığı ve sudan içildiği görülmektedir.

Haraçoğlu Türbesi Asa Suyu
Saadettin Efendi buraya bir ikindi vakti gelmiş. Namaz kılmak için su bulamayınca bir çınar ağacının dibine gitmiş. “Allah’ım namaz kılacağım, abdest almak için su ihsan eyle” deyip asasını yere vurmuş. Süt akmaya başlamış. Bunun üzerine, “Süt ile abdest alamam, su niyaz ederim.” deyince süt suya dönüşmüş. Şifa niyetine bu sudan kim içerse, suyla yıkanırsa şifa bulur
Bir başka rivayete göre ise söz konusu su, havaların kurak gittiği bir dönemde Saadettin Velî hazretlerinin abdest almak için kayaya asasını vurarak çıkardığı sudur.

Şeyh Mehmet Efendi Türbesi Asa Suyu
Şeyh Mehmet Efendi Türbesi “Sacayaklı Sultan Türbesi” olarak da bilinmektedir. Kaynak kişilerin ifadelerine göre Şeyh Mehmet Efendi defnedildikten sonra oğlunun rüyasına girerek mezarından su çıktığını, kendisini rahatsız ettiğini söyler. 
Bunun üzerine oğlu Şeyh Mehmet Efendi’yi türbenin olduğu yere defneder. Türbenin dışında akmakta olan su “asa suyu” olarak bilinmektedir ve Şeyh Mehmet Efendi’nin mezarından çıkan su olduğuna inanılmaktadır 

Kastamonu ilinde sözü edilen Asa suları bunlar. Ülkemizde Asa Suyu olarak adlandırılan bir başka şehir ise Bursa'dır.

Bursa, Emirsultan Mahallesi’nde, Emir Sultan’ın elindeki asayı yere vurarak çıkardığı bir pınar olduğu söylenir Bu suyun hastalara şifa verdiği de söylenmek­tedir. Uludağ’ın ünlü pınarlarından biridir. Ab-ı Asa olarak da anılır. XVIII. yüzyılda yaşamış Bursalı şair Hasib'in yazdığı Miyahiyye adlı kitabında, bu kaynaktan övgüyle sözedilir. Ayrıca Pınarbaşı'nda iki kahve arasından çıkan başka bir kaynak daha vardır. Burada, küp içinde akan bu suya Hacıilyas Suyu da denir. Hocailyas Camii'ne akar. Suyu Pınarbaşı gibidir. Bursa'da birçok Asa Suyu vardır. Bunlardan biri de Şeyh Ahmed Gazzi'nin Tekkesi’nin mihrap arkasındadır. Bu suyu da, Ahmed Gazzi'nin asasıyla vura­rak açtığı söylenir. Bir diğer Asa Suyu da Hüsameddin Tekkesi altında, Seyidler Türbesi yakınlarındadır. Bu pınardan Evliya Çelebi de söz eder. Çelebi; kentin dışında ve doğu tarafında, yarım saat uzaklıkta olduğunu yazıyor. Kestanelik içinde bir hayat pınarı gibi kaynayıp aktığını belirten Evliya Çelebi, buradaki kestanelerin aşılı ve bu nedenle de çok iri olduğunu yazar. Bu kestaneler yaklaşık 40 yıl önce tümüyle kurumuştur. (VikiBursa)
Şehirdeki rivayetlerden biri şöyledir "Bursa'da Emir Sultan hazretlerinin soyundan gelen Pir Emir dergahında talebe yetiştirmekle meşgul olduğu sırada, bir grup misafir Pir Emir’i ziyârete geldi. Uzunca sohbetten sonra namaz vakti gelince misafirler Pir Emir’e nerede abdest alabileceklerini sordular. Pir Emir elindeki asa ile caminin batı tarafını işaret etti. Ancak oraya giden misafirler su falan göremediler. Geri dönüp durumu bildirdiklerinde Pir Emir; “Beni takip ediniz” diyerek misafirleri yeniden az önce asasıyla işaret ettiği yere getirdi. Misafirler şaşırarak az önce kupkuru olan yerden küçük bir suyun kaynayıp aktığını gördüler. O günden sonra bu suya “Asa suyu” dendi."
Babasultan Asa Suyu, Bursa'nın Kestel ilçesine bağlı Babasultan köyündeki asırlık kaplıca suyunun, birçok hastalığa iyi gelmesinin yanı sıra vücudu gençleştiren bir özelliğe sahip olduğu bildirildi.

Derleme @erolkaranet - 02.12.2021

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam


Reklam

İlginç Bilgiler

Reklam