@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Reklam

Yurt Dışı Camilerde Okunacak Olan Cuma Hutbeleri Yayınlandı




KKTC ve Avrupa'da bulunan camilerde irat edilecek olan Cuma Hutbeleri yayınlandı
Sevdiklerine cuma mesajları göndermek isteyenler buraya tıklayabilir.
Cuma Günü konularına ulaşmak için buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Avrupa camilerinde okunacak cuma hutbesi aşağıdadır
Tüm okuyucularımızın cuma gününün feyzinden ve bereketinden faydalanmasını canı gönülden Allah'tan dileriz

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti camilerinde okunacak cuma hutbesi

TARİH : 26.11.2021 ÂYETÜ’L-KÜRSİ

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Ayetü’l-Kürsi adıyla bildiğimiz muhteşem bir ayet vardır. Bu ayette Rabbimiz kendini bizlere veciz bir şekilde tanıtmıştır. Esma-i Hüsna’sından örnekler vermiştir. Peygamberimiz (s.a.s) de, “Namazın ardından Âyetü’l-Kürsî’yi okuyan kimse, sonraki namaza kadar Allah’ın himayesi altındadır.”[1] buyurarak bizlere bu âyeti okumamızı tavsiye etmiştir. Geliniz bugünkü hutbemizde Rabbimizin Ayetü’l-Kürsi’de[2] bizlere öğrettiği hakikatlere hep birlikte kulak verelim.

Aziz Müminler!
Rabbimizin Ayetü’l-Kürsi’de bizlere öğrettiği ilk hakikat Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığıdır. Hepimiz, Allah’ın kuluyuz. Hepimiz, O’nun kudreti karşısında aciziz. Hepimiz O’nun yardımına, rahmetine, affına muhtacız. Dünyanın türlü meşakkatleri karşısında el açıp aman dileyebileceğimiz, yegâne sığınağımız, dayanağımız O’dur. Bize düşen, Rabbimize hakkıyla kul olmaktır..

Kardeşlerim!
Rabbimiz, ’dur. O, her daim diridir, bâkidir. Hayatı veren de alan da O’dur. Her şeyin varlığı O’na bağlıdır. Bize düşen, dünyanın fani, hayatın bir emanet olduğu bilinciyle yaşamaktır.
Allah, yaratılmışlara özgü niteliklerden münezzehtir. O, her anımıza, her davranışımıza hâkimdir. Bize düşen, Rabbimizin bizlere şah damarımızdan daha yakın olduğunu aklımızdan çıkarmamaktır.
Kâinatta var olan her şey Allah’a aittir. Mülk O’nundur, Hüküm O’nundur. Nimet O’nundur. Varlık da yokluk da, darlık da bolluk da O’ndandır. Bize düşen, her durumda zikreden bir dile, şükreden bir kalbe, tefekkür eden bir zihne sahip olabilmektir.
Rabbimizin izni olmadan hiç kimsenin bize ne faydası olabilir ne de zararı dokunabilir. Allah katında bizi değerli kılan, O’na olan imanımızdır, teslimiyetimizdir, sadakatimizdir, sâlih amellerimizdir.

Aziz Müminler!
Âyetü’l-Kürsi’nin bizlere öğrettiği bir hakikat de, yani Rabbimize hiçbir şeyin saklı, gizli kalmayacağı gerçeğidir. O, dilimizden dökülen her bir sözü, gönlümüzden geçen her bir duyguyu, zihnimizdeki her bir düşünceyi bilir. Bize düşen, bütün varlığımızla kötülükten sakınmaktır. Elimizi, dilimizi, zihnimizi, gönlümüzü iyiliğin merkezi ve hizmetkârı kılabilmektir.
Rabbimiz, ilmin ve hakikatin yegâne kaynağıdır. O bildirmezse biz bilemeyiz. O duyurmazsa biz duyamayız. O söyletmezse biz söyleyemeyiz. O göstermezse biz göremeyiz.
Rabbimizin kudreti, yüceliği, azameti ve ilmi, her şeyi kuşatmıştır. O hiçbir zafiyete düşmeden her şeyi yönetendir. Bize düşen, kulluğu ve ibadeti yalnızca Âlemlerin Rabbine has kılmaktır. Kula kulluk etmemektir. Zira, her türlü yücelik ve üstünlük Allah’a mahsustur. Bizler bu gerçeği namazlarımızın her rek’atında dile getiririz. Rükûlarımızda secdelerimizde yani “Şanı yüce olan Rabbim! Her türlü noksanlıktan uzaksın” diyerek Rabbimizi yüceltiriz.

Aziz Kardeşlerim!
Geliniz! Ayetü’l-Kürsi’nin bu derin anlamlarını yeniden tefekkür edelim. Kötülüklere karşı kalkan kıldığımız namazlarımızın akabinde okuduğumuz bu âyet, bizleri kötülerin şerrinden, bela ve musibetlerden korusun. Rabbimiz, bizleri Âyetü’l-Kürsi’nin hakikatlerinden, Yüce Kitabımızın ilkelerinden bir an olsun ayırmasın.

[1] Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, III, 83.
[2] Bakara, 2/255.

******************************
Almanya'daki Türk Camilerinde Okunacak Cuma Hutbesi


İslam Kadına Merhameti Emreder - (26.11.2021)



Değerli Mü’minler!

Cenab-ı Hakk’ın 99 güzel isminden biri Rahîm’dir. Anne karnında 9 ay boyunca gelişerek insan sûretine büründüğümüz ilk yurdumuzun adı da rahimdir. Bu, yaradılışımızın merhametle başlayıp merhametle sona erdiğini ve her kadının Allah’ın rahmet ve merhametinin tecelligâhı olduğunu gösterir. Gerçekten merhamet, şefkat, sevgi ve fedakârlığın en büyük kahramanıdır kadın. Zarafet ve güzelliğin kaynağında kadının eli vardır. İşte bu yüzden yüce dinimiz, kadına merhameti emretmiş, ona büyük bir değer vermiş ve onu her türlü saygıya ve hürmete layık görmüştür.

Kardeşlerim!

İslam dininde kadın; eğitim, eş seçimi, mülk edinme, ticaret yapma ve ibadet gibi hayatın her alanında hak sahibi kılınmıştır. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda, kadınlarla erkeklerin hem insan olma hem Allah’ın kulu olma hem de dinî hak ve sorumluluk bakımından eşit tutulduğunu görmekteyiz.[1] Yüce dinimiz, kadını erkeğe, erkeği kadına emanet ederek onların hak ve yükümlülükler bakımından birbirlerine karşı sorumlu olduklarını ortaya koymuştur.[2] Nitekim hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır: “Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan eşini var eden ve her ikisinden pek çok kadın ve erkek meydana getiren Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun. [...] Allah'a karşı gelmekten ve yakınlarınızın haklarını ihlal etmekten sakının. Şüphesiz Allah, sizi daima gözetlemektedir.”[3]

Kardeşlerim!

Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) kadını ve erkeği “bir bütünün birbirini tamamlayan iki eşit parçası”[4] olarak tanımlamış olması da okuduğum ayet-i kerimeyi en güzel şekilde tefsir etmektedir. Nitekim Bakara sûresinin 187. ayetinde de “Kadınlar, sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz.” buyurularak kadının ve erkeğin birbirlerinin koruyucusu, kollayıcısı ve tamamlayıcısı olduklarına işaret edilmiştir.

Abdullah b. Ömer’in “Kur’an-ı Kerim nâzil olurken, hakkımızda kınayıcı bir ayetin inmesinden korktuğumuz için kadınlara ‘öf!’ bile demekten çekinir olmuştuk.”[5] ifadesi vahiy sürecinin kadınları nasıl bir koruma altına aldığını göstermesi bakımından oldukça ilgi çekicidir.

Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) kadınlarla ilgili bizleri şöyle uyarmaktadır: “Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah‘tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onları kendinize Allah’ın emriyle helal kıldınız. Biliniz ki, sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır.”[6] "Kadınlara ancak kerîm olanlar iyi ve güzel davranır; onlara kötülük edenler ise gerçekten leîm, yani kötü kişilerdir."[7]

Öyleyse Kardeşlerim!
Geliniz, “En hayırlınız, kadınlara karşı en güzel davrananınızdır.”[8] buyurarak kadınlara karşı iyi muameleyi bir hayır ve güzellik yarışına dönüştüren Sevgili Peygamberimiz’e lütfen kulak verelim.

Cumanız mübarek olsun!

DİTİB Hutbe Komisyonu

[1] Âl-i İmrân, 3/195; 9/71; 49/13.
[2] Bakara, 2/187.
[3] Nisa, 4/1.
[4] Ebû Dâvûd, Tahâret, 94.
[5] Buharî, Nikâh, 80.
[6] Tirmizî, Radâ, 11.
[7] Ebû Dâvûd, Edeb 6.
[8] Tirmizî, Radâ, 11.


***************************
Hollanda'daki Türk Camilerinde Okunacak Cuma Hutbesi


Tarih: 26-11-2021 

 ميحرلا نمحرلا للّا مــــــــــــــــــــــسب   هلها نم امكح اوثعباف امهنيب قاقش متفخ ناوحلَصا اديري نا اهلها نم امكحو  للّا قفوي ا امهنيب اريبخ اميلع ناك للّا نا  ملسو هيلع للّا ىلص للّا لوسر لاق  قلَطلا لجو زع للّا ىلإ للَحلا ضغبأ 

ALLAH’IN SEVMEDİĞİ HELAL: BOŞANMA  

Değerli kardeşlerim! 
Yüce dinimiz İslam’a göre aile hayatı oldukça önemlidir. Aile hayatının kurulmasındaki en temel amaç, iffet ve namusun korunması ve hayırlı nesiller yetiştirmektir. Ancak günümüzde aile kurumunun gittikçe yıprandığı, boşanmaların giderek arttığı bir gerçektir. Yaklaşık üç evlilikten biri boşanmayla sonuçlanmaktadır. Boşanmaların büyük çoğunluğu henüz evliliğin ilk yıllarında gerçekleşmektedir. Sebepsiz ve sıradan bahanelerle aile kurumunu yıkmak çok büyük bir vebaldir. Çocuklarımızı, en çok ihtiyaç duydukları bir çağda anne ve baba şefkatinden mahrum bırakmaktır. Bunun için Peygamberimiz (sav), “Yüce Allah'a en sevimsiz gelen meşru işlerden biri, boşanmadır.”1 buyurarak, boşanmanın ancak zorunlu durumlarda başvurulabilecek bir yöntem olduğunu belirtmiştir.  

Aziz Müminler!  
Dinimize göre, boşanmayı meşru kılan sebeplerin başında; tarafların birbirini aldatması ve evlilik kurumunun hukuki altyapısını oluşturan nikaha sadakatsizlik gelmektedir. Günümüzde ekonomik sorunlar, geçimsizlik, ihmal, kişilik ve mizaç uyuşmazlığı, değer yargılarındaki ciddi farklılıklar, taraflardan biri ya da her ikisinin aşırı bağımlı veya zayıf kişilikte olmaları, uyuşturucu, alkol ve kumar bağımlılığı gibi hususlar boşanmalara sebebiyet verebilmektedir. Toplumumuzda daha sık görülen boşanma sebeplerinden bir diğeri de, yakın akrabaların, evliliğe müdahale etmeleridir. Bu durum, evliliğin ahengini bozmakta ve çiftlerin birbirine duyduğu saygıyı zedelemektedir.  Peygamber Efendimiz, “Kadını kocasına karşı kışkırtan bizden değildir.”2 buyurarak karı kocanın arasını bozmanın, onların huzurunu kaçıracak söz ve eylemlerde bulunmanın, olgun bir mü’mine yakışmayacağını ifade etmiştir.  

Değerli Kardeşlerim! 
Huzurlu bir aile, sevgi ve fedakârlıkla kurulur. Adalet ve vicdanla ayakta durur. Sevgi ve muhabbetle korunur. En sıkıntılı anlarda bile, gönül alıcı bir çift söz, aileyi birbirine kenetler. Büyük küçük, her cana saygının hâkim olduğu bir ailede, şefkat konuşur, şiddet susar. Aile reisi olarak ta bizlere en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimiz, hayatı boyunca kimseyi incitmemiştir. Eşlerine karşı daima anlayışlı, sabırlı, nazik ve hoşgörülü olmuştur. “Mümin bir kimse, eşine karşı nefret beslemesin. Onun bir davranışından hoşlanmasa da, razı olduğu bir başka davranışı mutlaka vardır”3 buyurarak, bizleri hayata olumlu bakmaya ve merhametli olmaya davet etmiştir. Hayatın doğal seyri içinde elbette aile içinde sorunlar yaşanabilmektedir. Bu sorunlar bazen aile yapısını tehdit edecek seviyelere ulaşabilmektedir. Bu durumda eşleri barıştırmak için girişimde bulunmak ve yuvanın dağılmasını önlemek yakın akrabalara yüklenen görev ve sorumluluktur. Yüce Rabbimiz: “Eğer karı ile kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, o vakit kendilerine, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem gönderin. İki hakem arayı düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır.”4 buyurmaktadır.   

Değerli Kardeşlerim! 
Aile hayatı toplumun en temel yapı taşıdır. Bu yapının korunması ve muhafaza edilmesi toplumun geleceğini güven ve emniyet altına almak için önemlidir.  Büyük umutlarla kurduğumuz aile yuvasını, basit bahanelerle bozmayalım. Aile hayatını devam ettirmek için katlandığımız sıkıntıların ve yaptığımız fedakarlıkların, ahirette kurtuluşumuza vesile olacak salih ameller hükmünde olduğunu unutmayalım. Rabbimizin bize öğrettiği şu duayı da dilimizden düşürmeyelim: "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı, bize göz aydınlığı kıl ve bizi, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle."


1 EbûDâvûd, Talâk, 3; İbnMâce, Talâk, 1.
2 Ebû Dâvûd, Talâk, 1; İbnHanbel, V, 353.
3 Müslim, Radâ’, 61. 5  
 4 Nisa, 4/35. 
5 Furkan, 25/74. 

Hollanda Diyanet Vakfı
*******************************
Fransa'daki Camilerde Okunacak Cuma Hutbesi

26  KASIM  2021  TARİHLİ  CUMA  HUTBESİ KİŞİLİK  GELİŞİMİ

 م ﻛ ْ ُ ٌ ر ﱡ ﺿ ُ ﯾ م َ ْ ﻛ ُ نوُﺑْﻐَﻣ  َوُﮭَﻓ    هﺎَﻣ ْوَﯾ      ِ ﻌ َ ُ ِ ﺟ ْ ر َ َ ﻣ ﱣ ِ مﯾ ٖﺣ ﱠرﻟا  ِن ٰﻣ ْﺣ ﱠرﻟا  ِ ﱣ�  ِمْﺳِﺑ ﻻ  ْۚمُﻛَﺳُﻔْﻧَا  ْمُﻛْﯾَﻠَﻋ  اوُﻧَﻣٰا  َنﯾ ٖذﱠﻟا ﺎَﮭﱡﯾَا ﺎَٓﯾ � ﻰَﻟِا  ْؕمُﺗْﯾَدَﺗْھا  اَذِا  ﱠلَﺿ  ْنَﻣ نوُﻠَﻣْﻌَﺗ  ْمُﺗْﻧُﻛ ﺎَﻣِﺑ  ْمُﻛُﺋِّﺑَﻧُﯾَﻓ    ًﺎﻌﯾ ٖﻣ َﺟ ى و َ َ ﺗ ْ ﺳ ا ِ ۪ نﻣ:  (ص)    ﻲﺑﻧﻟا  لﺎﻗ 

Muhterem  Müslümanlar! 
Okuduğum  ayet-i  kerimede  Allah Teala  şöyle  buyurmaktadır:  “Ey  iman edenler!  Siz  kendinizi  düzeltin.  Siz  doğru yolda  olursanız,  yoldan  sapan  kimse  size zarar veremez.  Hepinizin  dönüşü Allah’adır.  O  zaman  Allah,  size yaptıklarınızı  haber  verecektir.”1 
Bu  ayette  geçen  ‘Kendinizi  düzeltin’ ifadesi  bir  değişim  ve  dönüşüm  çağrısı olarak kişilik gelişimine dikkat çekmektedir.  Nitekim  Resûl-i  Ekrem  (s.a.s.) “iki  günü  birbirine  eşit  olan  ziyandadır”2 buyurarak  Müslümanın  sürekli  bir  gelişim içerisinde olması gerektiğini  beyan etmektedir.   

Değerli  Müslümanlar! 
 Müslüman,  nefsini  yani  kişilik  ve benlik  yapısını  maddi  ve  beşerî  baskıdan kurtarıp  manevî  ve  ilahî  olana  doğru dönüştürmelidir.  Zira  insan,  varlığın  özü olması  itibariyle  hem  maddî  hem  de  manevî bir  boyuta  sahiptir.  Söz  konusu  bu  iki  boyut bir  bütün  halinde  gelişmeli  ve  dönüşmelidir. 

Bu  nedenle  beden  ve  ruh  sağlığımıza özen  göstermeliyiz.  Ruhun  taşıyıcısı  olarak yaratılan  bedenimizi  zararlı  maddelerden uzak  tutmalı,  helal  ve  yararlı  gıdalarla beslemeliyiz.  Çünkü  sağlıklı  bir  kişilik  ve benlik  gelişimi  için  bedeni  koruma  altına almak  ilk  basamaktır.  Bununla  birlikte ahlaki  ve  manevî  yaşamımıza  da  dikkat etmeli,  düşmanlık,  nefret  ve  intikam duygusu  gibi  tutum  ve  davranışlardan kaçınmalıyız.  Zira  ruhumuz  güzeldir  ve güzel  davranışlardan  hoşlanır.  Buna  karşın nefsimiz  ise  kötülüğü  ister  ve  şeytanın dürtmesi ve  yönlendirmesiyle  kötü davranışları  benimser. 

Aziz  Mü’minler! 
Maddenin  daha  hâkim  ve  kötülüğün daha  görünür  olduğu  bu  çağda  doğru  ve güzel  olanın  kişilik  yapımıza  ve  topluma yerleşmesi  için  gayret  etmeliyiz.  Bu  yolda maddî  ve  manevî  bütün  fedakarlıkları yapmalı,  çocuklarımızı,  gençlerimizi  ve yetişkinlerimizi  maddî  ve  manevî  anlamda koruma  altına  almalıyız.  Bu  çabanın  dünya ve  ahiret  hayatımız  için  son  derece  önemli olduğunu unutmamalıyız.   

Ne  mutlu  Hak  yolunda  gayret edenlere. 

1Maide,  5/105. 2Aclunî,  Keşfu’l  Hafa,  2/276. 

Hazırlayan:  Fransa  DİTİB  Hutbe  Komisyonu 

*******

KKTC ve Avrupa'da Okunacak Olan Cuma Hutbeleri 

#cuma #dinişleri #hayırlıcumalar #Cumahutbesi #CumamızMubarekOlsun #FridayKhutba #Friday #Khutba #cuma #cumagünü #hutbe #islam #vaaz #cumavakti #cumanamazı #perşembe #29ekim #KKTChutbe #Ditibhutbe #Almanyahutbe #Avrupahutbe

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam



Reklam

İlginizi Çekebilir

Reklam