@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Reklam

KKTC ve Avrupa'da Cuma Hutbeleri yayınlandı




KKTC ve Avrupa'da bulunan camilerde irat edilecek olan Cuma Hutbeleri yayınlandı

Sevdiklerine cuma mesajları göndermek isteyenler buraya tıklayabilir.

Cuma Günü konularına ulaşmak için buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Avrupa camilerinde okunacak cuma hutbesi aşağıdadır

Tüm okuyucularımızın cuma gününün feyzinden ve bereketinden faydalanmasını canı gönülden Allah'tan dileriz

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti camilerinde okunacak cuma hutbesi aşağıdadır

 وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ ﴿١٥٤﴾  
         
Değerli Mü’minler!

Vatan; bir kimsenin doğduğu, yaşadığı, huzur bulduğu ve duygusal yönden bağlı olduğu toprak parçasıdır. Bu nedenle insan; tarih ve kültürünün şekillendiği, akraba ve ecdadının yaşadığı topraklara ayrı bir muhabbet duyar. Ecdadımız bundan hareketle: “Ana gibi yar, vatan gibi diyar olmaz.” diyerek bu duyguyu ifade etmişlerdir.

Bugün üzerinde yaşamış olduğumuz bu aziz vatan bizlere bir emanettir. Bu değerli emanet bugünlere kolay gelmemiştir. İslam'ı dünyanın dört bir yanına ulaştırma amacında olan Sahabi Efendilerimiz çeşitli sıkıntı ve meşakkatlere rağmen buralara kadar gelmiş, Hala Sultan validemiz başta olmak üzere bir çoğu da şehit düşmüşlerdir. Daha sonra 1571’de ecdadımız Osmanlı Devleti'nin adayı fethetmesi ile 1974 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin barış harekâtına kadar dedelerimiz şu güzel vatanda ezanın susmaması, bayrağımızın inmemesi için büyük mücadeleler vermişlerdir.

Aziz Kardeşlerim!

Özellikle 1963 ve 1974 yılları arasında Rumlar, ENOSİS ideallerini gerçekleştirmek için alçak saldırılar yaparak adadaki Türk varlığını tamamen silmek istemişlerdir. Fakat Kıbrıs Türkü o zor günlere rağmen hiçbir zaman varoluş mücadelesini bırakmamış her zaman ümit var olarak adeta Allah'ın şu ayetini kendisine düstur edinmiştir:

وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَنْتُمُ الْاَعْلَوْنَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ

“Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz.”

Değerli Mü’minler!

İşte bu aşk ile tarihler 15 Kasım 1983’ü gösterdiğinde KKTC Kurucu Meclisi oybirliğiyle bağımsızlığını dünyaya ilan etmiştir. Bizler özgürlük ve bağımsızlığımızı, bu vatan için canlarını bir gül bahçesine girercesine feda eden şehitlerimize, belki de şu an yanımızda aynı safta durduğumuz kahraman gazilerimize borçluyuz.

Muhterem Mü’minler!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 38. yılını kutlar, başta toplum liderimiz Dr. Fazıl Küçük ve Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş olmak üzere bütün devlet büyüklerimize, şehitlerimize ve ebediyete irtihal eden tüm gazilerimize Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiret dileriz. Rabbim milletimizi, hürriyetimizi, bağımsızlığımızı ve zor şartlar altında kurduğumuz devletimizi kıyamete kadar daim eylesin. Hutbemi başta okumuş olduğum ayeti kerimenin meali ile bitiriyorum. “Allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler lâkin siz onu anlayamazsınız.”

Almanya'da irat edilecek 12 Kasım 2021 tarihli Hutbe İklim Krizi Geleceğimizi Tehdit Ediyor

Aziz Mü‘minler!

Dünyanın bazı bölgeleri kuraklık ve yok edici yangınlarla boğuşurken, diğer bölgeleri ise kontrol edilemeyen sel felaketleriyle mücadele etmektedir. Ayaklarımızın altındaki toprak sallanmakta, kasırga ve fırtınalar önüne gelen her şeyi alıp götürmektedir. İnsanlar hayatlarını, sevdiklerini, varlıklarını ve geleceklerini kaybetmektedir. Pek çok insan, yıkılmış ve harabeye dönmüş evlerinin ve kentlerinin önünde çaresizce oturmakta; ne barınabilecekleri bir yer ne de içebilecekleri su, kullanabilecekleri elektrik, yiyebilecekleri yemek veya giyecekleri elbise bulabilmektedir.

Değerli Mü‘minler!

İnsanoğlu, çaresiz bir şekilde dünya çapındaki tüm bu vahim doğal afetlere karşı savaşırken, doğal afetlerin insan eliyle oluşan nedenlerine karşı maalesef duyarsız kalmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de bütün canlıları kapsayan doğal dengenin korunması hususunda defalarca uyarılmamıza rağmen, bu dengeyi, maalesef, kendi ellerimizle bozmuş bulunmaktayız.

Bugün bilimsel bir tartışmaya girmek istemiyoruz. Daha ziyade, küresel ahengin bozulmasından gerekli sonuçları çıkarma amacı içerisindeyiz. Korona krizi, işsizlik, eğitim, güvenlik, ekonomik ve finansal krizler gibi her bölgenin veya ülkenin kendi sorunları olsa da, iklim krizi, içinden sadece ve sadece ortak bir bilinç ve çabayla çıkabileceğimiz ahlakî, küresel ve varoluşsal bir kriz olarak öne çıkmaktadır.  İnsanlık, bu dünyada, dünyanın bütün canlıları ve varlıklarıyla ancak karşılıklı sorumluluk çerçevesinde yaşayabileceğini kabul etmelidir. Çevremize karşı olan bu sorumluluğumuzun, insanlığın geleceğine yönelik temel bir yükümlülüğümüz olduğu unutulmamalıdır.

Aziz Mü‘minler!

Çevreye karşı olan sorumluluğumuz Kur’an-ı Kerim‘de ‘denge’ ifadesiyle anlatılmakta ve şöyle buyurulmaktadır: “Güneş ve ay bir hesap ve ölçüye göre hareket ederler. Yıldızlar ve ağaçlar da secde ederler. Göğü yükselten de O’dur; her şeyi bir denge ve ölçü içinde yaratan da. (Öyleyse ey insanlar!) O dengeyi sakın bozmayın!”[1] Yine Kur’an’da bu dünyanın herkesi besleyebilecek kaynağa sahip olduğu ifade edilmekte ve saydığımız-sayamadığımız her şeyin, hayvanlar, bitkiler hatta rüzgâr ve suyun bizlere birer emanet olduğuna dikkatimiz çekilmektedir: “Yeryüzünü de (yaşamınız için bir döşek gibi) yaydık, oraya sağlam dağlar yerleştirdik, orada ölçüleri belli her türden ürünler bitirdik. Yine orada hem sizin için hem de rızkı size borç olmayanlar için uygun geçim şartları yarattık. Her şeyin hazineleri sadece bizim katımızdadır ve biz oradan indirdiğimizi belirli bir ölçüye göre indiririz. (Nitekim) biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik de gökten su indirip onunla sizin su ihtiyacınızı karşıladık. Onu (bulutlarda) saklayan siz değilsiniz.”[2]

Kardeşlerim!

Çocuklarımıza ve torunlarımıza yaşamaya değer bir dünya bırakabilmek için her birimizin kendisine, bu sorunun giderilmesi için neler yapabileceğini sorması gerekmektedir.

Tüketici davranışlarımızı gözden geçirebilir, tüketim mallarını daha uzun süre kullanabilir ve geri dönüştürebiliriz. Hareketliliğimizi, yani araç kullanımımızı sorgulayabilir ve alternatif ulaşım araçlarını kullanabiliriz. Yiyeceklerimizi değiştirebilir, yöresel, mevsimlik ve organik ürünleri daha bilinçli satın alabiliriz. Kalorifer, soba ve diğer ısıtma davranışlarımızı değiştirebilir, enerji ve kaynak israfını önleyebiliriz. Bu şekilde Almanya‘daki sera gazı emisyonlarının %10’luk payını azaltabiliriz. Bunun yanında dünya çapındaki diğer sera gazı emisyonlarının kalan %90‘ının nasıl azaltılabileceği sorusunu da kendimize sormamız gerekmektedir.

Elektrik şirketleri, otomotiv endüstrisi, tarım ve elbette şehir planlaması, konut ve ulaşım daha çevre dostu bir hale getirilmelidir. Daha yoksul bölgelerin ve gelecek nesillerin yararına, iklim adaletini sağlamak için, gelişen sanayileşmenin yeniden düşünülmesi gerekmektedir. Kâr hırsı, ekonomik büyüme, kitlesel tüketim ve çöpe atma, yani israf zihniyeti gelecek nesiller veya dünyanın daha fakir bölgeleri aleyhine ve zararına kontrolden çıkmamalıdır. Zira bu, orantısız bir şekilde kaynakları israf eden ve çevre kirliliğine yol açan sanayileşmiş ulusların resmî ve ahlakî başarısızlığının bir ifadesi olacaktır.

DİTİB Hutbe Komisyonu

[1] Rahman, 55/5-7.
[2] Hicr, 15/19-22.

İşte Hollanda'da  irat edilecek 12 Kasım 2021 tarihli hutbe - Ölüm ve Ötesi

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim! 

Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Allah'a itaatsizlikten sakının. Herkes ahiret için ne hazırladığına baksın; [dünyada yaptığı her şeyin ahirette karşısına çıkacağını düşünsün de ne yapacaksa buna göre yapsın] Evet, Allah'a itaatsizlikten sakının. [Unutmayın ki] Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.”1   

Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:
“Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini iyi bilmelisin; meşguliyetinden önce boş zamanın, hastalığından önce sağlığın, fakirliğinden önce zenginliğin, ihtiyarlığından önce gençliğin ve ölümünden önce hayatın.”2 

Muhterem Müminler!
Yüce Rabbimiz dünya hayatının anlam ve önemini birçok ayette açıklamıştır. Buna göre insanoğlunun bu dünyada bulunuş gayesi Allah’a iman etmek ve imanına yakışır ahlaklı bir insan olarak yaşamaktır. Bu imtihan yurdunda en büyük sermaye ise ömürdür.  Her başlananın bir sonu olduğu gibi ömrün de bir sonu vardır. Hayatta hep yüz yüze olduğumuz bu sona, yani ölüm ve ötesine hazırlıklı olmak en doğru yaşam şeklidir. Peygamberimiz (s.a.s) bir hadislerinde, “Ağız tadını kaçıran, lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın.”3  buyurmaktadır. 

Şöyle geriye  dönüp baktığımızda zengin-fakir, genç-yaşlı, iyi-kötü, nice insanlar bu dünyadan gelip geçtiler. Bizlerde doğumla geldiğimiz bu dünyadan ölümle ayrılıp gideceğiz. Bu gerçeği Yüce Rabbimiz bizlere şöyle bildirmektedir: “Nerede olursanız olun, sağlam ve güçlendirilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm sizi bulacaktır.”4 “Her canlı ölümü tadacaktır.”5 Öldükten sonra artık dünyaya geri dönüş olmayacaktır. Herkes bu dünyadaki amelinin karşılığını eksiksiz görecektir. Kimseye haksızlık da yapılmayacaktır. Yüce Allah bu hakikati şöyle dile getirmektedir: “Her kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca kötülük işlerse onun cezasını görecektir.”6   

Kardeşlerim! 
Peygamberimiz (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Ben, dünyada bir ağacın altında gölgelendikten sonra yola koyulup orayı terk eden bir yolcu gibiyim.”7 Evet, hepimiz ahiret yolcusuyuz. Bir misafir misali konakladığımız bu dünyadan göç edeceğiz. O büyük gün geldiğinde, dünyada yapıp ettiklerimizle yüzleşeceğiz. Amel defterimiz elimize verilecek, adalet terazileri kurulacak ve hesaba çekileceğiz. Her iyiliğimizin mükâfatını göreceğimiz gibi, her günahımızın da hesabını vereceğiz. Yüce rabbimiz ölüm ve ölümden sonraki hayatın gerçek olduğunu şöyle ifade etmektedir: “Ey İnsanlar! Allah'ın [kıyamet, diriliş, mükafat ve azapla ilgili] vaadi mutlak gerçektir, mutlaka gerçekleşecektir. Öyleyse dünyadaki üç günlük hayat sizi aldatmasın. Sakın ha şeytan sizi Allah'ın af ve merhametine güvendirerek kandırmasın.”8  

Değerli Kardeşlerim!
Mademki ölüm var, ahiret var, hesap var, mizan var, sırat var, cennet var, cehennem var; öyleyse ölüme, ahirete ve hesaba hazırlıklı olalım! Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekelim! Ne mutlu, kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışanlara! Ne mutlu, mahşer günü kitabı sağından verilenlere! Allah’ın ebedi lütfuna mazhar olanlara! Bir duayla hutbeme son vermek istiyorum. Ya Rabbi! Ömrümüzü bereketli kıl! Ömrümüzü sâlih amellerle yaşayabilmemizi bize kolaylaştır! Bahşettiğin iman nimetini son nefesimize kadar taşıyabilmeyi bizlere lütfeyle! 

Hollanda Diyanet Vakfı 
1 Haşr, 59/18. 2 İbn Ebî Şeybe, Musannef, Zühd, 6. Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 1. Hâkim. 3 Nesâî, Cenâiz, 3. 4 Nisâ, 4/78.  5 Âl-i İmrân, 3/185. 6 Zilzâl, 99/7-8. 7 Tirmizî, Zühd, 44. 8 Fatır, 35/5 


#cuma #dinişleri #hayırlıcumalar #Cumahutbesi #CumamızMubarekOlsun #FridayKhutba #Friday #Khutba #cuma #cumagünü #hutbe #islam #vaaz #cumavakti #cumanamazı #perşembe #29ekim #KKTChutbe #Ditibhutbe #Almanyahutbe #Avrupahutbe
Etiket

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam



Reklam

İlginizi Çekebilir

Reklam