@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Reklam

İmamdan Vefa Örneği.. Sıra Bizde..



Bilindiği gibi, ülkemizde en çok yardım camilerde toplanır. Caminin yapımı, masrafları dışında Kur'an-ı Kerim öğretmek üzere açılan kurslar için para toplanır.

"Camiye yardım" sözü öylesine alışık olduğumuz kelime oldu ki, artık yadırgamıyoruz. Kuran öğrenmek isteyen bilhassa küçük yaştaki çocuklara açılan kurslar para toplanması için talep edilen yerlerden bir ikincisi.

Ve bir üçüncü olarak, hafızlar için toplanan paralar. Artık, kademe daha ilerlemiş ve Kuranı Kerim'i öğrenmenin daha ileri aşamalarına erişmek isteyenler için açılan kurs ve yurtların iaşesi için yardım toplanması da bilinen bir başka gerçek.

Her ne kadar, bu ülkede öğretmen, mühendis, avukat, hakim, sanatkar, bilim adamı yetişmesi için hiç kimse elini cebine atmaz, bu amaçtaki insanlar için yardım toplanmazken sadece Kuran öğrensin, namaz kıldırsın, cenaze işlerinde yardımcı olsun diye insanlara para toplanır. Bundan kimse şikayetçi olmaz. Çünkü, "Allah için" derler, "Allah'ın rızası için" derler, "ahirette arazin olsun, cennette toprağın olsun, sırattan hızlı geçmen için" derler uyuyan, sormayan, sorgulamayan ve taklitçi Müslüman itiraz etmeksizin sadece Kuran öğrenmesi ya da olabilirse ileride müezzin, imam, müftü kısaca din görevlisi olacak birileri için kesenin ağzını öyle bir açar ki, hesabı sorulmaz. Günahtır...!

Hatta bu para toplama olayı o kadar abartılır ki, Cuma, bayram ve kandil günlerinde cemaatin arasında safları dolaşarak, açılmış sepet ya da kutulara para atılırken kimse, para atan o insana "akşama yiyeceğin ekmeğin var mı" diye sormaz. 

Zengin olan ise herkesin içinde cüzdanını açar, para tomağını gösterir sonra içinden bir 5 lira çıkartır, kimseye çaktırmadan atar, büyük paraları cami görevlilerine bizzat verir ki, göze girme çabasında, işi düşerse kendisine farklı davransın diye verir.

Para toplayanların içinde öyle haddini aşmış olanlar var ki, parmaklardaki alyansa, kollardaki, hanımların boynundaki altınlara dahi göz diker. Onu bile almanın gayret ve hevesi içinde adeta ağlayarak merhamet dilenir.

Düşünmeden Müslüman, o kutuya, sepete parayı atar. Belki de , evine götürecek ekmeği bile olmayacaktır. Ama hoca "cebindeki en son bir lirayı veren, parası çok olan birinin vereceği bin liradan daha cömerttir" dolmuşuna gelir, verir. Bir de bir başka düşünce var. Elimde yok ama yine de cemaate gösteriş yapmak, hoca ne der sonra deyip hocaya mahcup olmamak için verir vs ..

Bu milletten toplanmış paralarla müezzin, imam, hafız ve hatta müftü belki de Diyanet İşleri Başkanı olan bu kimseler, görev aldıktan sonra nedense de pek kolayına da "ulaşılamaz" olurlar. Birden Kaf dağının zirvesine çıkıvermişlerdir. Önlerinde el bağlanır, divana durulur. Ceket düğmeleri iliklenir. 

Namazdan namaza görülen bu insanlar, cemaatin arasında namaz bile kılmazlar. Oysa yönetmelikte camiye en erken gelmesi, en önde olması, cemaati beklemesi, cemaatin arasında saf tutması istenir de, kimse buna aldırmaz. Çırakları bile aynı yolda yürürler. İmam odasında namaz kılıp kılmadıkları belli olmaz ama farz için bekleyen cemaati bekletip, kametin sonunda salına salına arzı endam ederek saf halinde namaza durmak için bekleyenlerin ya üzerinden atlayarak ya da açtıkları kanaldan mihraba doğru yürürler.

Halkın parasıyla yetiştiğini unutarak müftülük makamında oturanları hiç sormayın. O makama oturduğu zaman küçük bir sırça saraydaymış gibi halka inmez. Halkı bırakın, meslektaşı olan cami görevlileri bir iş için kapısına gelse bulamaz, bulsa içeriye alınmaz, onları bile küçük görür.
Ola ki, Diyanet İşleri Başkanlığının o görkemli şatosunda görev yapmaya başlasa, halka rağmen halktan uzak dururlar

Memleketin Cumhurbaşkanı halka iner, halkla çay içer, halkı arar, sevincine, taziyesine katılır da ne yazık ki halkın parasıyla bir yere gelenler burunlarından kıl aldırmaz.

Ulaşılmaz olurlar, çok çok sıkıştırırsanız belki burun ucuyla yaklaşır. Kibir haramdır, şeytandandır ama memur olunca kibir yol arkadaşları olur. Onlar da bilir ki, şeytan kibri yüzünden cennetten kovuldu. Yoksa o melun şeytan da Allah-u Tealadan korkar. 

Onların namaza gelmelerini bile hasretle bekler olursunuz. Ezan okumasını özlersiniz. Hatta daha ileri gider, yine cemaatten topladığı paralarla ezanmatik alır, kendisi yerine makineye görevi verir. Kendisine yardım etmiş insanları yüzüstü bırakır. Sabah namazlarında bile camiyi açmaz. Cenazesi bir yana cemaatin duasına gitmez, gitse de parasını ister. Nikah kıyılacaksa, cebinin ağzı açıktır. Ekstralar adeta ikinci maaşı olur da, yine de gözleri doymaz olur.

Ola ki bir hatasını gördünüz, hizmette aksak gittiğini hatırlatırsınız, yaptığı yanlışlığı hatırlatırsanız adeta sizi düşman beller. Aforoz eder. Camiye gelmenizi dahi istemez. Hatta, maşa bile kullanır. Birilerini üzerine dahi tetikler. Camiden soğutur

Bunu hepimiz yaşarız ama görmezlikten geliriz. Hocayla uğraşılmaz, cehennemlik oluruz, cenazemizi yıkayan olmaz yoksa :)))

Bu arada , hepsi mi diyeceksiniz.

Asla..

Asla hepsi değil. İçlerinde öyle güzel insanlar var ki, uğruna can verir olursunuz. İki dudağın arasından çıkanlar size mutluluk verir. Sizinle oturur, dinler, çare ararsanız birlikte.... Onu dinlemek, ilminden ve hizmetinden faydalanmak için hep onu arasınız. Olduğu yere gitmek istersiniz. Çok kıymetlidir.

Gıyabında, ona bir şey olmasın diye canı gönülden dua bile ettiğiniz olur. Çok seversiniz. O bir peygamber varisidir. Din gönüllüsüdür. hep cemaati için, mahallesi için, çevresindeki insanlar için çalışır. Misyonu bilir. Haddini, bilir. nereden geldiğini, kimin için görev yaptığını bilir.

Helal süt emmiştir. Arkasında hayır dua vardır. İnsandır. Gönlündeki Allah korkusu, peygamber sevgisi ve temsilcisi olan dinini onun yüzünde nakış nakış görürsünüz,, hayran olursunuz.

Camide görev yaparsa cemaati camiye bağlamak için kırk takla atar. . Gecesi gündüzü hizmet aşkı ile olur Hatta, bulunduğu mevkiye nasıl geldiğini, kimlerin desteğiyle geldiğini unutmaz minnetini hizmetle gösterir.

İşte bunlardan biri, birileri.. İstanbul Fatih ilçesi Kocamustafapaşa semtinfe bulunan Sümbül Efendi Cami imam hatibi İbrahim Yıldırım.

Kendisi ile şahsen tanışıklığımız yoktur. Konuşmuşluğumuz yoktur. Cemaat olarak katıldığım namazlar sonrası, sosyal medyada gördüğüm videolar ve yapılan duyurular ile tanıdım. Takip ediyorum Allah için gıyabıında da olsa seviyorum.

İbrahim Yıldırım hocaefendi gerçek anlamda hocaefendi. Yerini, sözünü, niçin yaratıldığını bilme idrakinde olduğunu zannediyorum.

Çalışıyor, cemaati "ne olursunuz, gelin." diye yalvarırcasına davet ediyor. Hizmetleri bir sürü. Gecesi gündüzü faaliyet içinde geçer. İrşad hizmetleri, cemaati ile bir olma hali, gayretleri imrenecek düzeyde. Takdir edilecek decede.. Camiyi gece gündüz şenlendirmek ister. İnsanla doldurmak ister, insan görmek ister. Zira kendisi de insandır.

Ve geçtiğimiz cuma günü,bir hutbe sırasında konuşmaları bu yazımı yazmaya iten neden oldu.

Alemlerin efendisi Hazreti Muhammed'in (aleyhisselam) mevlit yıldönümü dolayısıyla Diyanet İşleri Başkanlığı haftayı "Vefa" olarak isimlendirdi. 

İşte bu "vefa" haftası, bu güzel imamın da vefasını ortaya çıkardı.

Diyor ki..

"Teşekkür ediyorum."

Diyor ki, hoca efendi. Yüreği kocaman imam.. Bir din gönüllüsü. Görevli değil. Gönüllü.. Koca yürekli imam efendi derki "şunu hatırlatmazsam " diyor "vefa" konusu işlenirken, eğer bunu ifade etmezsem, kendimi vefasız addederim. Şunu özellikle ifade etmek istiyorum. " diyor, minberden... 

Ve dahi diyor ki 

"Kıymetli dostlar, değerli cemaatim.
Bütün cemaate bir vefa borcumuz var.. Yani ödeşme borcumuz var. Bizler bugünlere geldik, hafızlık yapıp ilahiyatlarda, imam hatiplerde okuyan bütün ahali bütün eğitim gören eğitimcisinden hocasına kadar herkes bu halkın yardımlarıyla büyüdü, okudu ve bugünlere geldi. Dolayısıyla kıymetli dostlar, değerli cemaatim ben bu destekleri hayatım boyunca unutamam bu desteklere karşı vefa borcumuzu bugün elimizden geldiğince seferber olarak bizlere nasıl ki, biz okuyalım topluma yararlı bir nesil olalım diyerek yetiştirilen, emek verilen o büyük insanlar, yardımsever insanlar bugün vakit bizim ödeşme vaktimiz, bugün kendimizle öğünme vaktimiz değil. Kıymetli dostlar, bunun bilincinde ve şuurunda olan bir kardeşiniz olarak elimizden geldiğince bütün camide ve camiada görev yapan hocalarımız nasıl halka tekrar bize verilen bu ilmi geri dönüşümünü sağlayabiliriz. Tekrar bu halkın ibadetle, itikatle veya hafızlıkla, eğitimle nasıl  yetiştirebilmemizin gayreti içindeyiz. Rabbim birinizi bin eylesin. Rabbim bizi her daim başta Rabbine, peygamberine, ailesine, çevresine, efradına ve kendisine yararlı olan tüm insanlığa vefalı olan insanlardan eylesin" 


Kuura Hafız İmam Hatip İbrahim Yıldırım hocaefendinin konuşmasının tamamını yukarıdaki videodan dinleyebilirsiniz.

Vefa buna denir. 

Hakkımızı sana ve senin gibilere binlerce kez helal olsun. Bu yolda bu aşkla yürüdüğünüz sürece, Allah'ın rahmet ve merhameti üzerlerinizden eksik olmasın..

Erol Kara - @erolkaranet - 01.11.2021


************

Sümbülefendi Camiindeki faaliyetler için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz

İmamdan Vefa Örneği.. Sıra Bizde..

#imam #müezzin #dingörevlisi #dingönüllüsü #vefa #vefakar #mazlum #nankör #islam #hafız #camiyeyardım #vakıf #dernek #kurankursu #sümbülefendi #imamhatip #vaiz #müftü #haber
Etiket

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam



Reklam

İlginizi Çekebilir

Reklam