@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!


Banner


PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED (SAV) DOĞUM GÜNÜ 18 EKİM 2021

Anayasa Mahkemesinden Halk Otobüs Şöförüne Tokat Gibi Karar



Binlerce yolcu taşınan Halk otobüsünde bölücü terör örgütünün marşı niteliğinde şarkı dinlenmesine sebep olan şoförün Anayasa Mahkemesine yaptığı "ifade özgürlüğü ihlal " gerekçeli başvurusu reddedildi. Yüksek mahkemenin verdiği karar tokat etkisi yaptı. 

Halk otobüsünde bölücü terör örgütünün propagandasını içeren bir şarkı dinleyen ve otobüste bulunan bir polis memurunun uyarısına önce " bana karışamazsın" demesi üzerine yolcuları da polis aleyhine kışkırtacak tavırlara devam eden şoförün tepkisi üzerine, memurun polis ekiplerini araması sonucu, “Bana senin devletin bir şey yapamaz” diye karşılık veren otobüs şoförünün Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru sonuçlandırıldı. 

Anayasa Mahkemesi, terör örgütü propagandası yapma suçundan cezalandırılma nedeniyle özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna karar verdi.

Şoförü olduğu halk otobüsünde bölücü terör örgütünün propagandasını içeren müzik açan ve yolcuların da duyabileceği şekilde yüksek sesle dinleyen Kadri Pervane, otobüste yolcu olarak bulunan bir polis memuru tarafından uyarılmasına rağmen müziği dinlemeye devam etti. Polis memurunun 155 Polis İmdat hattına ihbarda bulunması üzerine otobüs şoförü Kadri Pervane, "Kime şikayet ediyorsan et, bana senin devletin bir şey yapamaz" diyerek polis memurunu araçtan indirmeye çalıştı.

Bahsi geçen olay nedeniyle soruşturma başlatıldı ve soruşturma sonucunda Cumhuriyet Başsavcılığı, Kadri Pervane'nin terör örgütünün propagandasını yapma suçundan cezalandırılmasını talep etti. Yargılamayı yürüten Ağır Ceza Mahkemesi Pervane'nin 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetti ve mahkûmiyet kararı Yargıtay tarafından onandı.

Kadri Pervane, otobüste yüksek sesle dinlediği müzikte geçen ifadeler nedeniyle terör örgütünün propagandasını yapma suçundan cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulundu.

Başvuruyu değerlendiren Yüksek Mahkemenin emsal olacak o kararı;

"Terör Örgütü Propagandası Yapma Suçundan Cezalandırılma Nedeniyle İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddianın Kabul Edilemez Olduğu

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 8/6/2021 tarihinde, Kadri Pervane (B. No: 2015/12115) başvurusunda, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucu, şoförü olduğu halk otobüsünde bölücü terör örgütünün propagandasını içeren bir müzik parçası açmış ve yolcuların da duyabileceği şekilde yüksek sesle dinlemiştir. Otobüste yolcu olarak bulunan bir polis memuru, parçada geçen sözler nedeniyle başvurucuyu ikaz ederek parçayı çalmamasını istemiş ancak başvurucu kendisine kimsenin karışamayacağını söylemiştir. Polis memurunun 155 Polis İmdat hattına ihbarda bulunması üzerine otobüs polis ekiplerince durdurulmuştur.

Bahsi geçen olay nedeniyle başlatılan soruşturma sonucunda Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun terör örgütünün propagandasını yapma suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. Yargılamayı yürüten Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) başvurucunun 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine mahkûmiyet kararı, Yargıtay tarafından onanmıştır.

İddialar

Başvurucu, otobüste yüksek sesle dinlediği marş formundaki müzikte geçen ifadeler nedeniyle terör örgütünün propagandasını yapma suçundan cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 

Mahkemenin Değerlendirmesi 

Anayasa Mahkemesi, daha önce pek çok kararında propaganda suçunun soyut tehlike suçu olarak kabul edilmesinin başta ifade özgürlüğü olmak üzere anayasal hak ve özgürlükler üzerinde bir baskı oluşturma potansiyeli olduğuna dikkat çekmiştir.

Cezalandırmaya neden olan söz konusu şarkı bir bütün hâlinde incelendiğinde marş boyunca açıkça terör örgütünden bahsedildiği, terör örgütünün ve onun silahlı elemanlarının açık biçimde övüldüğü ve terör örgütüne katılımın teşvik edildiği anlaşılmaktadır. Marşta saygı duyulan, değer verilen semboller ve kavramlar kullanılarak terör örgütüne hayranlık duyulması amaçlanmaktadır.

Başvurucu, bir halk otobüsü şoförü olup otobüse binen sayısız kişinin söz konusu şarkıdan haberdar olmasına neden olmuştur. Bu yolla başvurucu; toplumsal sorunların çözümünde her tür siyasal yöntemi reddeden ve terör yöntemlerini tek ve geçerli yöntem olarak benimseyen terör örgütünü, onun elebaşı ile takipçilerini överek, başkalarına benimsetmeye çalışarak insanları cesaretlendirmeye, halkın örgüte olan sempatisini artırmaya ve giderek aktif desteğini sağlamaya imkân vermiştir.

Şarkıda yer alan ve mahkûmiyete esas alınan ifadeler bir bütün olarak ele alındığında başkalarını terör örgütü tarafından gerçekleştirilmekte olan şiddet eylemlerinde bulunmaya teşvik niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.

Başvurucu, şarkıda geçen sözler nedeniyle kendisini uyaran polis memuruna karşılık vererek diğer yolcuları ona karşı kışkırtmak istemiştir. Polis memurunun 155 Polis İmdat hattına ihbarda bulunması üzerine polis memurunu araçtan indirmeye çalışmış ve bu esnada gelen polis ekiplerinin müdahalesiyle muhtemel şiddet tehlikesi önlenmiştir.

Başvurucunun bir terör örgütünün sesini başkalarına duyurmayı sağlama çabaları ile yarattığı tehlike, bir soyut tehlike olarak görülmemiş; somut olayın şartlarında Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi'nin açıklayıcı raporunun 95. maddesinde ifade edilen terör eylemlerini ve bu eylemlerin faillerini öven mesajlardan olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Anayasa Mahkemesine göre bu tür ifadeler dolaylı yollardan terör suçunun işlenmesi tehlikesine yol açacak bir mesajın kamuoyuyla paylaşılması niteliğindedir.

İlk derece mahkemesinin başvurucunun cezalandırılmasını gerekçelendirmek için sunduğu nedenler bu tür bir mahkûmiyeti haklı göstermek için ilgili ve yeterlidir. Başvurucunun terör örgütünün propagandasını yapma suçundan 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılması şeklindeki müdahalenin zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiği gibi orantılı da olduğu, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. "

Kaynak : AYM

Etiket

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam



Reklam

İlginizi Çekebilir

Reklam