@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner



Avrupa'da, Yüzbinlerce Çocuk Mülteci Köle Olarak Satılmış



 


Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, geçtiğimiz haftalarda yayınladığı haberde, "Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türk Heyeti Üyesi Serap Yaşar’ın Raportörlüğünde hazırlanan ve Parlamenter Meclisi Genel Kurulu’nda 47 ülkeden katılan 98 parlamenterin oyuyla kabul edilerek “karar” haline getirilen “Avrupa’da Kayıp Mülteci ve Göçmen Çocuklar” başlıklı rapor mülteci ve göçmen çocukların haklarının korunması açısından önemli tespit ve tavsiyeler içerdiğini" belirtmişti.

Haberde, 2324 sayılı raporda üye ülkelere, organ mafyasının eline düşen, cinsel istismara uğrayan kayıp mülteci ve göçmen çocuklarla ilgili iş birliği çağrısı yapılıyordu. Savaştan, yoksulluktan kaçıp Avrupa ülkelerine giden binlerce mülteci ve göçmen çocuğun kayıp olduğu belirtilirken yaklaşık 5 yıl içinde Avrupa'ya gelen çocuklardan 20 bin kadarının nerede olduğunu  bilinmediği de batı medyasında sık sık gündem olarak belirtilmektedir.

Konuyu işlememize neden olan ise, ekranlara yansıyan bir haberde,  Fas bölgesinden İspanya'ya deniz yoluyla kaçan mülteciler içerisinde karaya çıkmayı başaran çocukların güvenlik güçlerince yakalanıp kamplara götürüldüğü, yetişkinlerin ise silah zoruyla, darp edilerek tekrardan geldikleri denizlere acımasızca döküldüklerini görüyorduk.

Konuyu incelerken, Avrupa Polis Örgütü Europol'un, 10 binlerce göçmen çocuğun Avrupa Birliği (AB) ülkelerine geldikten sonra kaybolduğunu, binlerce çocuğun gittikleri ülkede kayıtlarını yaptırdıktan sonra izlerini kaybettirdiklerini açıklaması hiç mantıklı gelmiyordu.Ve mantıksız cevabına "Bu çocukların hepsi çetelerin eline düşecek diye bir şey yok. Bir kısmı Avrupa'daki akrabalarının yanına gitmiş olabilir. Ama nerede olduklarını, ne yaptıklarını ya da kimin yanında olduklarını bilmiyoruz" şeklinde devam edilmesi de kör gözlülüğün örneği olmaktadır.

Bu aptalca açıklamaya paralel olarak gelen bir başka açıklama da Çocuk göçmenlerin ortadan kaybolmasını araştıran sınır ötesi gazetecilik projesi "Lost in Europe" ile araştırma programı Argos'un ortaklaşa gerçekleştirdiği çalışmada da görülmektedir. Yapılan açıklamaya göre, Avrupa Birliği (AB) üyesi 30 ülke ile Norveç, İsviçre ve Moldova'dan sağlanan resmi verilere dayanan araştırmaya göre, 2018 - 2020 yılları arasında toplam 18 bin 292 kimsesiz çocuk ve genç, sığınma evlerinden "bilinmeyen bir yere gitti" diye kaydedildi. Araştırmaya göre, Fas, Cezayir, Eritre, Gine ve Afganistan'dan gelen çocuk ve gençlerin, insan kaçakçılığı ve köleliğin kurbanı olma riskiyle karşı karşıya kaldığı belirtiliyor. 

Her ne kadar, batı medyası kaybolan mülteci çocuk sayısını 10 bin, 20 binlerle  belirtse de bu sayının milyona ulaşan bir rakam olabileceği de farklı ve tarafsız kaynaklarda yer almaktadır. 

Avrupa'ya bir şekilde iltica eden büyüklerin sayıları yok durumunda dikkate alınmazken milyon sayısına eşdeğer rakamlarla konuşulurken zihinlerde yankılan soru, bu çocukların ebeveynleri yok muydu? Oysa bunun cevabını haber yayınlarında net olarak görmektedir. Barı güvenliklerini sağlayanlar ülkelerine kaça olarak gelsin gelmesin tüm mültecilerin anne babalarını geri göndermekte, çocukları tutmaktadır.

Bu düşüncemizi destekleyen örneklerden biri de, Almanya'dan geldi. Almanya Haber Ajansının (DPA) haberinde, Başbakan Angela Merkel başkanlığında hükümeti oluşturan partilerin liderlerinin yaptığı toplantıda, Yunanistan’daki kamplarda bulunan ve özellikle korunmaya muhtaç sığınmacı çocukların bir kısmını ülkeye kabul etmek istediği yönünde karar aldığı bilinmektedir. Ve soralım. Neden. Bunların ana babaları kabul edilmeyecek mi ? Biz cevap verelim, o ana babalar Yunanistan tarafından geri gönderilenlerin arasındadır. .

Göçmen çocuklar hakkında detaylı bilgiye yer veren Wikipedia makalesinde yer alan cümleler tüyler ürpertici.

İşte bazı ara başlıklar

Göç dönemi, mültecilerin ana ülkeler ile ev sahibi ülkeler arasındaki yolculuğu içerir ve genellikle bir mülteci kampında geçirilen zamanı içerir. Çocuklar, ev sahibi ülkeye nakledilmeleri sırasında tutuklanma, alıkonulma, cinsel saldırı ve işkenceye maruz kalabilirler. Çocuklar, özellikle kendi başlarına seyahat edenler veya ailelerinden ayrılmış olanlar, muhtemelen göç dönemi boyunca çeşitli şiddet ve istismar biçimleriyle karşılaşacaklardır. Bir ülkeden diğerine seyahat etme deneyimi kadınlar ve çocuklar için çok daha zordur, çünkü sınırda ve mülteci kamplarında karşılaştıkları kişilerin saldırılarına ve sömürüsüne karşı daha savunmasızdırlar 

Birçok ebeveyinsiz çocuk, kendilerini işçi olarak sömürmeye çalışabilecek insan tacirlerinin eline düşüyor. Yetişkinler de dahil olmak üzere, seks ticaretinin malı olabiliyorlar.

Mülteci erkek çocuklar işgücü piyasasında sömürünün ana kurbanları olarak tanımlanırken, 13 ile 18 yaşları arasındaki mülteci kızlar cinsel sömürünün ana hedefleri oldu. Özellikle, İtalya'ya sömürü için getirilen genç Nijeryalı kadın ve kızların sayısı artıyor: İtalya'da,  kızlar, tipik olarak üç ila yedi yıl arasında değişen süreler boyunca kölelik koşulları altında çalıştırılıyorlar.

Mülteci kamplarında refakatsiz kızlar da kamp muhafızları ve diğer erkek mülteciler tarafından taciz veya saldırıya uğrayabilmektedir.

Bu arada,yabancı medyada yer almayan bir söylentide, Müslüman çocuk mültecilerin özel kamplarda din değiştirilerek kendilerine hizmet eden silahlı askerler olarak yetiştirilip, yine düşman olarak belletilen Müslüman ülkelerde çatışmalarda kullanıldığı, bir kısmının yine Müslüman ülkelere misyoner olarak gönderilerek terör olaylarına karıştırıldığı ifade edilmektedir.

Derleme :@erolkaranet - 25.05.2021

Etiket

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam

Reklam

Bilmeniz Gerekebilir