Type Here to Get Search Results !

Banner

erolkara.net

Hadi Aslanıım... Sen Yaparsın


 Nereye ? Nasıl ? Kimin İçin ! 

"Hadi Aslanıım... Sen Yaparsın.."

İnsanları hakikaten anlamak zor.
Sırası geldi mi her şeyi kendisi bilir. Burnundan kıl bile aldırmaz.
Bazen akşam yediği yemeği hatırlamaz iken gün olur 1000 yıl önce hatta binlerce yıl önce meydana gelmiş bir olay için fikir yürütür.
İnsanı anlamak hakikaten zor.
Sorsanız telefon numarasını hatırlamaz belki…
Ama gün gelir farklı bir toplumda yaşamış, zamanında o toplum için iyi ya da kötü bir akım peşinde fikirler üretmiş, eylemlerde bulunmuş bir insan için akla hayale gelmedik sözler eder, eylemlerde bulunur.
Hatta yollara dökülür.
Kendi akrabasını tanımaz asırlar öncesi yaşanmış insanların taraftarlığını ya da muhalifliğini yapar.
Kısacası anlaşılmaz…
İnsanı yaratan dahi “O ne nankördür” (Şura 48) diye buyursa bile ya da “Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?” (Yasin 78 ) ikazı olmasına rağmen yaratanının emirlerini kendi acizliğine bakmadan eleştirir, durur.
Hatta meydanları doldurarak yığınları peşinden sürükler.
Peşinden sürüklemezse kargaşa çıkartır.
Şiddete yönelir.
Yaşadığı ortama sıkıntı verir.
Kendisi aciz ama acizliğini göremez. Çünkü…
Çünkü birileri tarafından pohpohlanmıştır. Sırtı sıvazlanmıştır. Okşanmıştır.
Bunlar da yetmediyse, karnı doyurulup hayal ettiği yaşamdan çok ama çok küçük bir parça yaşatılarak onu pembe dünyaların insanı etmişlerdir.
İnsanın huyunda vardır.
Kanında vardır.
Hele ki nefsine yenik düşmüş ise büyüklenme vardır.
Dikkat ederseniz şeytanın, nefsin esiri olmuş insanların özelliklerini taşır bunlar.
Bir de bu insanların dışında düşünme ve akıl etme yetisini kaybetmiş “sürü” olanlar vardır.
Nereye çekerseniz oraya gelen tarzı bir sürü.
Meşhur masal vardır.
Hepimiz az ya da çok duymuşuzdur.
Fareli Köyün kavalcısı…
Çalan kavalın sesine uyuşmuş bir halde takılıp giden çocuklar misali.
Fareli Köy dedim de aklıma geldi.
Birine hayvani sıfatlardan bir kaçını taksanız. Size şiddet gösterir. Ama “aslanım” dediğinizde ise yere göğe sığmaz.
İşte bu zaaf yüzünden insan yüzüne gülene, sırtını sıvazlayana asla yanlış bir harekette bulunmaz.
İnsan bazen öylesine kendini kaybeder ki “yeryüzündeki halife” olarak yaratıldığını unutur da kendi gibi aciz bir insanın “her şey sensin” sözlerine muhatap olduğunda onun kölesi olur hale gelir.
Aslında “her şeyse” neden “her şey sensin “ diyen insanın kölesi olur, bunu akıl edemez.
Çünkü “akıl” kalmamıştır.
“Akıl” insanı hayvandan ayıran en üstün fark iken “akıl” nimetinden yararlanamayan insan nedense “maşa” olur.
Birileri tarafından “ateş”e atılır da bunun farkında olmaz.
Hatta “ateş” kendini daha da ileri gidersek çevresini de yakar bitirir de yine farkına varmaz.
Nedeni basit.
Sırtı sıvazlanmış, başı okşanmıştır.
Eline bir elma şekeri verilmiş “zavallı” olduğunu bilmeden kendilerinde bir “farklılık” olduğunu zannederler. Aslında “farklılık” olumlu yönde değil onun da hayatını zehir etmeye yeten bir “acizlik” içindedir.
Yakın tarihe baktığınızda ülkemizde kutuplaşmalar çeşit çeşit olmuş.
Hep birileri birilerinin sırtını sıvazlayarak başını okşayarak kendi egosunu tatmin ederek meydanlara iteklerken o zavallıların sonları ile adeta “kahkahalarla” gününü gün etmiştir.
Karmaşanın, terörün, bunalımın mimarları(!) kurdukları oyundan bıkınca sahneye yeni bir oyun, yeni bir oyuncular sürer.
Ve oyuncuların sayısı da tarih boyunca bitmez.
Tükenmez…

Dilara Nur Kara - Şubat 2008

Yukarıdaki yazı Genç Öncüler dergisinde Şubat 2008 tarihinde yayınlanmıştır



Tags

Yorum Gönderme

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam



Reklam



Bilmeniz Gerekebilir