erolkara.net






Vefa semtinde her ayın birinde telaşlı bir hareketlenme olur. Ve yıllardır yaşanan bu hareketlenme Vefa semtinde İMÇ bloklarının arkasında semtin bir ucundan bir ucuna uzanan Katip Çelebi caddesi üzerinde yaşanır.


Her ayın birinci günü bu cadde üzerinde uzayıp giden bir kuyruk görürseniz bilin ki burası aradığınız yerdir. Hacı Kadın Mahallesi'nde bulunan ve halk arasında 'Ayın Biri' Kilisesi olarak anılan kiliseye dilek dilemek isteyenlerin oluşturduğu uzun kuyruklarda bulunanlar sıra kendilerine geldiklerinde  anahtar alıp, mum yakarak dileklerini dilemek isteyenlerdir.



Belki aralarında tanıdık simalara da rastlayabilirsiniz. 
O gördüğünüz kişi dini bütün biri olarak tanıdığınız Müslüman bir yakınınız olabilir.
Geliş nedenini sorarsanız, bu kilisede dileklerin kabul edildiği inancı içinde olanlarıdan duyduklarına inandığı için o da bir derdine çare bulmak için buradadır. Kısaca, rivayete göre, her ayın birinde burada edilen duaların kabul olduğu kiliseye gelenler tarafından anlatılagelmiştir.
Ayın birinci günü bereket, bolluk, sağlık, güzellik ve yeni güzelliklere , yeni umutlara açılan bir gün gibi düşünülüğü için Vefa Kilisesine gelenler özellikle bu birinci günü tercih ediyor. Diyelim ki, her zaman açık olan bu kiliseye gelinmez mi. Gelinir tabi, lakin dilekler için önemli olan ayın birinde gelmek ya da yılın ilk günü gelmek daha iyidir diye tavsiye ediliyor. 
Sadece gelip, dua etmek mi.. Tabii ki hayır..


Bakın bir müdavim neler anlatıyor, dinliyoruz.
"Burada önemli olan inançla, ilk maaşınızı tanrıya harcamak, satın alacağınız  Hastalığa şifa, derde derman bulması için Meryem Ana suyundan içiliyor ya da bir şişe alınıyor. Ssuyla papaz tarafından kutsanıp, içmek, kalan suyu eve götürüp yıkanmak, evini ve işyerini o suyla kutsamak... O zaman o ayın bütün kötülüklerinden ve şaşırtıcı olaylarından arınmış olursunuz..."gibi öneriler. 


Ve bir başka öneri.
Bir kere yetmiyor gelmek için peşpeşe üç kez geleceksiniz.. sadece su almak da yetmiyor. Anahtarlardan satın alacaksınız. Her ne kadar anahtarları 2 TL mumlara 1 TL istense de bozuk yoksa daha fazla para vermek zorunda kalabilirsiniz. mesela anahtara 5 TL suya 5 lira muma 5 lira gibi. Sürprizlere alışık olmak lazım.


Ve bu anahtarları kilise duvarlarına sürerken , ikonlara sürerken, papaz efendiye suyu üfletirken dileklerinizi de içinizden söyleyeceksiniz. İnanışa göre dilek sayısı kadar anahtar satın alınıyor. Ardından alt katta dileğini söylemeden Papaza kutsanmak gerekiyor. Dilekler kabul olduğunda yine ayın ilk günü ziyaret edip anahtarları teslim etmek gerekiyor.


Cadde boyu uzayıp giden kuyruklar arasında kendinize bir yer bulur ve sıra size geldiğinde demir kapıdan içeriye girme şansına sahip olduğunuzda kendinizi taş döşeli bir avlunun girişinde bulursunuz. 
Zaman zaman dış kapı önünde genellikle bahçe duvarlarına paralel olarak tezgahlar göreceksiniz. Bu tezgahlarda birbirinden ilginç anahtarlar, mumlar, içinde ne suyu belli olmayan ancak ayazma suyu, kutsal su diye satılan küçük şişeler, dilek kağıtları göreceksiniz. Ancak siz siz olun ilk gördüğünüz tezgahlardan almamaya bakın. Zira dediklerine göre hakisi su ve anahtar içeride kilise çalışanları tarafından satılıyormuş..


 Kilisenin alt katında Ayazma bulunuyor. Ayazma Nedir? derseniz bilmeyenler için hemen açıklayayım; Ayazma, Hıristiyanlık dünyasında Ortodokslarca şifa verdiği kabul edilen ve bu nedenle kutsal sayılmış ya da sonradan kutsanan su kaynakları üzerine inşa edilmiş binalar. Yunanca "kutsal yer" anlamında olan "hagiasma" sözcüğünden dilimize yerleşmiş. Genellikle bulunduğu bölgenin halkı tarafından saygı duyulan aziz veya azizeye ithaf edilmişler. Şifa dağıtıcı özelliklerinden ötürü Ortodoks'ların önemli ziyaretgahlarından sayılan ayazmalar, adını aldıkları, başka bir deyişle ithaf edildikleri aziz veya azizenin, Ortodoks takvimine göre yortularına rastlayan zamanlarda kalabalık halk toplulukları tarafından ziyaret edilir


Tütsünün kokusu ve dumanı içinden geçerek kilisenin bodrum katındaki ayazmaya iniyoruz. Karşınıza Ayazma Çeşmesi çıkıyor. Buradan çıkan suyun şifalı olduğuna inanılıyor. 3 musluk başlığı var ayrıca Meryem Ana resimleri, Hz. İsa’nın ikonası ve çeşmeden akan suyun ortasında bir papaz… İnsanların dertlerini dinliyor, İncil'den dualar okuyor… Fırsat bulup papazla konuşup da niçin geldiğinizi açıklarsanız. İki arada bir derede bir kaç üfleme ile sizi okuyan papazın önünden ayrılarak uzaklaşıyorsunuz.  Sonra da İsa’nın önünde kendi inancınıza göre dua etmenizi istiyor. Hatta şifa bulmasını istediğiniz kişi yok ise varsa elinizde o kişinin fotoğrafını gösteriyorsunuz okuyor, üflüyor ve sizde bir umutla geldiğiniz gibi çıkıp gidiyorsunuz. Dileğiniz gerçekleşene kadar anahtarı üzerinizde taşımanız lazım. Gerçekleşince de kiliseye teslim ediyorsunuz.


Ziyaretçiler aziz veya azizenin gözyaşları olduğuna inandıkları bu suları şifa bulmak niyetiyle içerler, vücutlarının hasta olan yerlerine derman olsun diye sürerler, şişelere doldurup evlerine götürürler. Ayrıca bu suların canlılara manevi güç aşıladığına da inanılmaktadır. Bunun yanısıra bu aziz veya azizeye dileklerde bulunulur, onun ikonası önünde mumlar dikilerek adaklar adanır. Ayazmalar yalnızca bu özel günler içinde değil, sair günlerde de ziyaret edilirler


Buraya gelenlerin sadece Hristiyan olmadığını her dinden ve tabii ki kendisinin Müslüman olduğunu söyleyenler de gelmektedir. Ve hiç bir yerden eksik kalmayan bazen hacda, umrede gördüğümüz bazen noel ktlamalarında yer alan ünlüleri de buralarda görüldüğü söyleniyor. Birkaçkelime edinmeyi fırsat bularak buraya ünlü kişilerin geldiğini söyleyen kişiden ve daha bir çok kaynaktan edindiğimiz bilgilere göre bakın kimler var. En ünlüsü gazeteci Ayşe Arman.. Onun yazılarında konu etmesiyle daha fazla gelen olmuş. Ve dahası Ajda Pekkan.. Bir kaç kere gelmiş gitmiş. Gülben Ergen, Bülent Ersoy, Selahattin Alpay, Serpil Örümcer, Zerrin Özer Sabancı ailesinden kadınlar, ünlüler, iş adamları, şarkıcılar, sanatçılar, müzisyenler vs vs... 



Gelelim Vefa Ayın Bir Kilisesinin tarihine...

Burası, Vefa Ayazması ve Kilisesi, Ay Bir Kilisesi ya da Meryem Ana Kilisesi olarak da biliniyor. 
Vefa Ayazması'nın bahçesinde Bizans dönemine ait sutun ve sütun parçaları bulunmakla birlikte, Kilise tarihi hakkında net bir bilgi yok. Bunlar "eski kilisenin parçaları mı, bir başka kiliseden buraya mı nakledilmiş" sorularının cevapları bilinmiyor. 18. Yüzyıl başlarında, 1730 – 1740 yapımı bir ayazma.  Öğrendiğimize göre, Burası Arnavut asıllı bir Ortodoks’un bahçesiymiş. Maria adındaki kızı bir gece rüyasında Meryem Ana’yı görür ve "burada bir ayazma var, kilise inşa edelim" der. Rüyasında Meryem Ana’yı gören kız, bu rüya ile birlikte evin yani kilisenin altında ayazma olduğunu öğreniyor. Uyandıktan sonra durumu ailesine anlatan kız sayesinde işler büyüyor ve evin altı detaylı olarak araştırılınca gerçekten ayazma olduğu ortaya çıkıyor. Aile kendi parasıyla ufak bir kilise inşa eder ve Hz. Meryem’in ölümüne ithaf edilir. 



Mine ESMER adında bir Yüksek Mimar'ın tez çalışması arasında bulduğumuz bilgiye göre kilisenin edinilmiş bilgileri şu şekilde;
Bugünkü Vefa Bölgesi’nde, erken Bizans Dönemi’nde, Konstantianai adında bir saray ve kilise bulunuyordu  Bir Ortaçağ efsanesine göre, I. Constantinus döneminde, şehre Ayios Stefanos’un vücudunu getiren konvoy Unkapanı’na varınca, cenazeyi taşıyan katırlar ayak direyerek ileri gitmemiş; azizin vücudu orada indirilerek, gömüldüğü yerin üzerine bir kilise inşa edilmişti (Janin, 1953, s.219). 
Bu kilise, daha sonraki yıllarda bir manastıra dönüştürülmüştü (Berger, 1988, s.473). Manastırın 14. yy.’da varlığını sürdürdüğüne dair son kaynak 1389’da şehri ziyaret eden bir Rus hacıya aittir (Berger, 1988, s.473). Bugün Unkapanı’nda, Atatürk Bulvarı, Katip Çelebi Caddesi’nde bulunan Kimiseos tis Theotokou ( Meryem’in Ölümü) Ayazması ve yanında bulunan Meryem Ana Kilisesi’nin bu erken dönem kilise ile bir bağlantısı olabileceği düşünülmektedir İstanbul’daki ayazmalar ile ilgili bir kitap yazan Nikos Atzemoglou’na göre, bugünkü kilise ve ayazmanın bulunduğu yerde, İmparator Anastasios döneminde (491-518) de bir kilise vardı (Atzemoglou, 1990, s. 21).  1080’de burada bir sarnıç, tünel ve ayazma bulunmuştu (Atzemoglou, 1990, s.22).  Etrafında bostanlar olduğu için buraya Ayazmalı Bostan deniyordu (Atzemoglou, 1990, s. 22). Fetihten sonra, kilise yıkılmış, fakat bostan Rumlar tarafından ekilip biçilmeye devam etmiştir (Atzemoglou, 1990, s.22).  1750’de ayazma tekrar inşa edilmiş, 1921’de sarnıcın üzerine Meryem Ana Kilisesi yapılmıştır (Atzemoglou, 1990, s.23).  1914 tarihli Alman Mavileri’nde J8 numaralı paftada ayazma ve kilisenin kuzeybatısındaki sokak Ayazmalı Bostan Sokak olarak gösterilmiştir. 6-7 Eylül 1955’te zarar gören ve yağmalanan kilise ve ayazma 1956’da onarılmıştır (Atzemoglou, 1990, s.23). 


Ayın Biri Kilisesine Nasıl Gidilir

İstanbul’un Fatih ilçesinde yer alan Ayın Biri Kilisesi, Fatih ilçesinin Vefa semtimde yer almaktadır. Ayın Biri Kilisesine özel araç ile gitmek mümkündür.
Eğer otobüsle gelir de İMÇ Bloklarının 3 ve 4. blok arasındaki yoldan geçerseniz hemen önünüzde İstanbul Belediyesinin ilk Belediye Başkanı Hızır Bey'in Türbesi'de görmüş oluyorsunuz. 50 metre ileride Ayın Biri Kilisesini de karşınızda bulacaksınız.
Ayın Biri Kilisesine gidiş için en rahat ulaşım aracı otobüs olarak tavsiye ediliyor. Aksaray İstikametinden Unkapanı yönüne (Taksim ya da Eminönü) Unkapanı köprüsü yönünden Aksaray istikametine giden otobüslerle buraya ulaşmak mümkün. Unkapanı ya da Vefa durağında inmelisiniz. 

Vefa  durağından geçen otobüsler için tıklayınız

Kendi aracınızla gelirken de Bozdoğan kemerini geçip ilk sağ köşede Şehir tiyatrosundan girip Vefa Bozacısının sokağına girip sürekli solu takip ederseniz Katip çelebi caddesinde seyir etmiş oluyorsunuz. Yolun sonuna doğru sol tarafta kiliseyi görebilirsiniz. Veya Atatürk Bulvarı üzerinden Küçükpazar yönüne saparsanız soldan ilk sola girince sağ tarafta göreceksiniz.

Haritadan bulun


Derleme @erolkaranet - Güncelleme : 31.01.2021

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski