erolkara.net





 


Lafı dolandırmadan en başta soralım.
Salgın dönemi sürecinde camilere gidilmeli mi gidilmemeli mi ?
Neden soruyoruz. ?
Başlık başlık konuya giriyoruz.

  • Diyanet İşleri Yüksek Kurulu "Salgın Sebebiyle Cuma Üzerinizden Düşer".
Diyanet İşleri Yüksek Kurulu bir süre önce bilhassa kış mevsimi dolayısıyla yayınladığı bir yazısında hava şartları dolayısıyla camilerin dışında namaz kılmanın imkansız oluşu yüzünden cami içini doldurmamak için mümkün olduğunca gidilmemesi gerektiğini açıkladı.
Tarihler 04.12.2020 tarihini gösterdiği gün "Salgın Tedbirleri ve Elverişsiz Hava Şartlarında Cuma Namazı" başlığı altında " Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı" imzası olan bir açıklama yayınladı. Bu açıklamada aynen şunlar belirtildi.
"Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığınca, salgın tedbirleri ile elverişsiz hava şartlarının bir araya gelmesi ve son zamanlarda vaka sayılarındaki artış sebebiyle aşağıdaki açıklamanın yapılması uygun görülmüştür:
İslam dini hayat ile sağlığın korunması ve bunlara zarar verecek şeylerin giderilmesi yönünde son derece açık hükümler getirmiştir. Müslümanlar, bu hükümlerin gereklerini yerine getirmekle ve ilgili tedbirleri almakla yükümlüdür. Özellikle bulaşıcı hastalıklara karşı gereken tedbirlerin alınması dinimizin bir gereğidir.



Ayrıca hastalıkların bazı ibadetlerle yükümlü olmayı kaldıran bir mazeret olduğu bilinen bir hükümdür. Bu bağlamda, Cuma namazıyla yükümlü olmanın şartlarından birisi de, cemaate katılmaya mani bir mazeretin bulunmamasıdır. Zira meşru bir mazeretin varlığı, Cuma namazının farziyetini düşürmektedir. Hastalık, şiddetli yağış, aşırı sıcak ve soğuk gibi elverişsiz hava şartları yanında salgın hastalık da kişiye cumanın farz olmasını düşüren bu tür mazeretler kapsamındadır.
Tüm dünyayı etkileyen Kovid-19 salgını ile ilgili tedbirler, kış mevsiminin getirdiği elverişsiz hava şartlarıyla birleştiğinde, cemaatin bir kısmının camide yer bulamaması ve Cuma namazını kılamamasına yol açabilmektedir. Camide mesafe şartını sağlayacak şekilde yer bulamayanların, hem kendilerini hem de cemaati tehlikeye atacak şekilde içeriye girmeleri doğru değildir. Bu şekilde Cuma namazını kılamayan kişilere, diğer meşru mazeretlerde olduğu gibi, öğle namazını kılmak farz olmaktadır. Dolayısıyla bu durumdaki kişiler imkân buldukları bir yerde öğle namazını kılmakla yükümlüdürler. Hz. Peygamber  (s.a.s.) döneminde sabit olduğu bilinen ve günümüze kadar ittifakla uygulanan hüküm böyledir.
Burada bir kez daha ve önemle ifade edelim ki, bulaşıcı salgın hastalığa yakalananların ve temaslı olanların cemaate katılmamaları ve karantina şartlarına riayet etmeleri dinen zorunludur."
Kamuoyuna saygıyla duyurulan duyuru böyle idi.
Bir çok haber kanalında bu yayınlandı. gerçekten sağlığına dikkat eden, başkasına zarar vermekten kaçınan, camide yer bulamaz endişesi taşıyan Müslümanlar acı da olsa, zorlarına gitse de cumadan mahrum kalarak evlerinde öğle namazını eda ederek Allah'tan af dileyerek bu uyarılara hassas davranmaya başladı.
  • Din İşleri Yüksek Kurulu Uzman Yardımcısı "Camiye Gitmek İçin Bahane Uydurma"
Ancak.. DİB'e ait bir haber sitesinde yine aynı günlere denk gelen bir yazı ortalığı karıştırmaya yetti. Tarih 20.11.2020 ..
Bu kez yazıyı kaleme alan Din İşleri Yüksek Kurulu Uzman Yardımcısı Gülsüm Soydan...
Soydan, resmen cumaya ya da camiye gitmeyenleri "bahaneler arkasına sığınan geflet sahibi kişiler" olarak göstermiş.
Diyor ki Soydan "Az Kalsın Yapmayacaklardı!" başlıklı yazısında...
"......... O kadar ki hanımlar, virüs mazeretiyle Cuma namazına gitmeyen kocalarının vebalini sorar hale geldi. İşe ve alışverişe giden, toplu taşıma kullanan, ayıp olmasın diye düğüne derneğe, cenazeye giden insanımız, camiden uzak durmaya başladı. Halbuki bütün endişeleri giderecek kadar, belki de hiçbir ortamda olmayacak kadar tedbir var camilerimizde; ön ve arka saf boş, sağ ve soldaki saf boş… Şadırvanda abdest almak istemezsen, abdestli gel. Cami halısına yüz sürmek istemezsen, seccadeni getir; getirmediysen merak etme o da var camide, hem de tek kullanımlık! Her kapıda dezenfektanın hazır. Yine de içeri girmekten endişe mi ediyorsun? O halde kapının ardından uy hâzır olan imama."


Sayın Soydan güllük gülistanlık bir Türkiye camileri sunuyor. Oysa 81 ilin tüm camilerini gezmesi imkansız olsa da selatin camilerde ya da merkez camilerinde belki.. Bakın belki diyoruz bunları bulabilse de bunun dışında ne dezenfektan, ne tek kullanımlık seccade, ne mesafe olmadığını bilemeyebilir. Hem kadın olarak dolaşması, kadın olarak erkeklerin arasına girmesi,  hem de hayallerini bırakıp camiye gitmesi mümkün.. Oturmuş hayalleriyle, internette gördüğü bir kaç yazıya veya gördüğü birkaç fotoğrafa bakarak seyreylemiş.Sonra Diyanetin haber sitesi diye bir yerde kendisine verilmiş bir köşeye yazmış yazacağını..
Ve sayın uzman bir bilse zaman zaman camilerde kıyamet koptuğunu.. Bir bilse insanların birbirlerine "sanane""Senden mi akıl alacağım" sözlerini... Bunları yazar mı ?
Hatta kış kıyamet dolayısıyla kapı ağızlarına kadar dolu camilerde hangi babayiğit imam ya da bir başka din görevlisi gelene "yasak hemşerim" diyebilir. Tabii, yaşamadan görmedenn, bilinmez...
Din İşleri Yüksek Kurulu "gelme" diyor, aynı kurulun üyesi dalga geçiyor. "Neden gelmiyorsun, mazeret uyduruyorsun" diyor. 
Adam ne bilsin camide yer var mı ? Çıkmış gelmiş. Kapıdan içeriye girecek. Alma da görelim. Küçük çapta çıkan tartışmaları da yok sayıyoruz. Cemaat bile birbirine söyleme cesaretini bulamıyor. Uyaramıyor. "Uzak dur, seccaden nerede" diyemiyor, denmiyor. Hele hele kamet sırasında ya da cumanın ilk sünnetinde son dakika girenlerin hemen yanı başında namaza durmalarına engel olamıyor. 
Sonrası sayın uzman, olayı Hazreti, Musa aleyhisselamın yaşadığı olaya getiriyor. Ne alaka ise.
Kurul üyesi Soydan, bir de ayetlerden örnek vererek muhakkak Cumaya gidilmesini şart koşuyor.iyi güzel de, üyesi olduğunuz kurulun buna izin vermediğini biliyor musunuz.
Yoksa muhalif olmak mı daha hoş.. 
Koskoca Kurul'un kararına muhalif olmak onu yok saymak.. Sahi buna ne demek..
Vatandaş hangisine uysun.
Siz cumaya ya da cemaate gitmeyenlere "Gaflet Gemisi" yolcuları gibi bakıyorsunuz öte yandan din görevlileri dahil koronaya yakalanan cami müdavimleri için ne diyeceksiniz.
  • Cami Görevlilerinde Pozitif Hastalıklı Cemaat Korkusu

Bilhassa sağlık görevlileri arasında Covid19 hastalığına yakalananları medyadan duyuyoruz. Zaman zaman bu hastalıktan ölen Emniyet görevlilerinin haberlerini sosyal medyadan öğreniyoruz. Öğretmenler uzaktan eğitim yaptığı için ne durumdalar bilemiyoruz. Lakin dün imamın arkasında namaz kılanın bugün covid19'dan hastaneye kaldırıldığını yada hastalıktan kalktığını, bu hastalık yüzünden ertesi gün öldüğünü kulaktan kulağa bolca duyuyoruz. 
Bir de zaman zaman sendikacılar sayesinde duyuyoruz.
Mesela Aralık ayında açıklama yapan Türk Diyanet Vakıf Sen Genel Başkanı Nuri Ünal, vefat eden imam sayısının 10'u geçtiğini söylemişti.
Siz , Diyanet camisine bakarak tüm camilerin o disiplin içinde ibadet edildiğini sanıyorsanız, aldanıyorsunuz.
Bugün imam da müezzin de cami görevlileri de cemaatin içine çıkmaya korkuyor. Zira kimin ne olduğu bilinmiyor. Giriş kontrolü yapılmayan camilere gelenlerin ne kadarı pandemi süreci yaşıyor, Allah biliyor. 
İmamlar korkuyor dedik, Koronayı atlatan imam ve aileleri nedense kamuoyuna yansımıyor. Sosyal medya olmasa imam ve müezzinlerin korona olup olmadığını da bilemeyeceğiz tabi..
Eskişehir, Kütahya, Samsun ve Ordu gibi illerin de arasında olduğu pek çok camide koronalı görevlilerin varlığı ortaya çıktı. Kendilerini gizleyen ister din görevlisi ister cemaatten kişiler asla ve asla belli olmuyor. Bir camide HES kodu uygulaması başlamıştı. Ne kadar sürdü bilinmez ama başarılı olamayacakları, kuralları kabullenemeyen insanlar yüzünden besbelli.
Camiye, bilhassa cumaya gelenlerin yoğunluğunda seccade, mesafe asla söz konusu değil. Mesela, İstanbul Laleli Camiinde onca zabıta görevli olmasına rağmen seccadesiz onlarca insanı namaz kılarken gördük. Hele hele varoş dediğimiz yerlerde mesafeler hak getire..Bir de her ne kadar din görevlileri sakınsa da musafaha yapmak arzusu engellenemiyor.

  • Bir çok ülke Korona yüzünden cami kapatıyor.
Geçtiğimiz günlerde sitemizde de yer verdiğimiz gibi bir çok ülke ibadete gelenler arasında covid19 hastalığına tutulanlar yüzünden camilerin kapatıldığını duyuruyor. ( Bakınız Korona Yüzünden Bir Günde 10 Cami Kapatıldı) .. Bu ülkelerde camiye gelenler koronalı olur da Türkiye'dekiler sütten çıkmış ak kaşık mıdır ? 
Camiyi kapatmaya korkuyor muyuz, desem.. Yok.. Biliyoruz, zamanında yasak edildi. Sorun bir kaç aklı evvelin tepkisi dışında pek de olumsuz eylemlere sebep olmadı. Aklı başında Müslüman devletine itaat eder. Gitme dediğinde gitmez. Lakin o devlet organlarından biri çıkar da yasak denildiği dönemde gitmeyeni "Gaflet gemisine" "Mazeretçi bir kavme" benzetirse olmaz.
Bugün 20 yaş altı ve 65 yaş üstü toplu taşım araçlarına binemiyor. Hes kodu olmayan hangi yaşta olursa olsun bu araçlara binemiyor. Kahvehaneler, cafeler, lokantalar, parklar kapalı.. Misafirlik hayal oldu. Düğün dernek kendini bilmezlerin dışında yapılamıyor. Heryer gitmesi yasak olan, akrabasının evine gidemeyen camiye gidiyorsa bunda bir gariplik yok mudur?
Dedik ya, imamın arkasında namaz kılanın ertesi gün yoğun bakımda olduğu haberi geliyor. İmam ne yapsın cemaat ne yapsın.
Masa başında ahkam kesmek ne kadar kolay..
Din İşleri Uzman Yardımcı sözde makale yazıp, camiye gitmeyenleri ayetlerle korkutuyor. Herkesin ezbere bildiği ve her hafta söylenen o ayetleri herkes biliyor. Hatta cuma mesajlarıyla birbirlerine hatırlatan milyonlar var. 
Bari siz yapmayın. Tahrik etmeyin. Bu halk devletine saygılıdır. Yapma dediyse yapmaz.
Gemiyi içeriden batırmamak için her söze her eyleme o gemiyi yürütenler olarak dikkat etmeliyiz.

@erolkaranet * 15.02.2021


Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski