@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner


erolkaranet

Azîz Mahmud Döneminde Üsküdar’da Aile Hayatı



 Azîz Mahmud Hüdayi Döneminde Üsküdar’da Aile Hayatı ve Sosyal Yapılanmada Celvetiye Tarikatının Rolü

İnsanlık tarihi  manevî liderlerin yoğun çabaları ile ayakta kalmıştır denilse yeridir.  Manevi liderler, insanlık tarihine yön ve güç veren önemli direnç noktaları ve dinamikleridir. Bütün bu manevi temellerin dinamikleri ise yine bu önderlerin yoğun çabaları neticesinde oluşmuştur. İnsanlığı iyiliğe, güzelliğe seğkeden bu maneğiyat erenleri yoğunlukla toplumsal önemlerini muhafaza etmektedirler. Türk milletinin yaşam mücadelesinde bu maneviyat erenlerinin bu bağlamda büyük katkıları bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Azîz Mahmud Hüdâyî Hazretleridir.
Yaşadıkları dönemi aydınlatan bu müstesna insan sadece o dönemi değil, kendisinden sonra gelen dönemleri de etkisi altında bırakmıştır. İlminden, feyzinden, irfanından sonraki nesillerde nasibini almıştır. Dönemin Osmanlı sultanı I.Ahmed’i etkileyen Azîz Mahmud Hüdâyî Hazretleri, bu ilim ve irfanını kendisinden sonrakilere nasıl aktarmışsa, kendisinden önceki dönemlerde büyük zatların bilgi ve irfanıyla yoğrulmuş, ilmi ve manevi letâfeti bu zatların manevi bünyesinden istifade ederek yerine getirmekteydi. Bunlar arasında şeyh Muhammed Üftade, Somuncu Baba Hazretleri, Hızır Dede gibi maneviyât erenleri bulunmaktadır. Anadolu coğrafyasının manevî önderleri ile bu vatan yıllar yılı maneviyât çizgisinde yoğrulmuş ve Celvetiye olarak isimlendirilen bir çizginin devamı yolunu açmıştır. 1541 yılında başlayan yaşam çizgisinde Allah’a mensup anlamında olan Hüdâyî isimlendirmesini şeyhi, şeyh Muhammed Üftâde Hazretleri vermiştir. 
Eğitimi içerisinde geçirdiği sürelerde muhakkak ki tahsil ve terbiye gördüğü hocalarının büyük katkısı bulunmaktaydı. Bunlardan Nasırzâde Ramazan’ın dikkatini çekmiş bulunduğu gibi medrese öğrenimi sırasında edindiği terbiye ve eğitim, dönemin sosyal yapılanmasında ve aile birlikteliğinde örnek alınması gereken bir davranış biçimi olarak gelişmiştir. Azîz Mahmud Hüdâyî’nin, Nasırzâde Ramazan’ın yanında geçirdiği dönem belki de kendisinden sonraki dönemde ufkunu açan bir geçiş dönemi süreci olmuştur denilebilir. Medrese tahsili neticesinde icra ettiği ilmiye sınıfına ait görevler onu olgunlaştırmıştır. Azîz Mahmud Hüdâyî Hazretleri, Nasırzade Muhammed Hazretlerinin vefatı neticesinde Bursa kadılığına atanacaktır.Bu bağlamda Azîz Mahmud Hüdâyî Dergahı’nın bir dönem Osmanlı tahtı üzerindeki etkisi siyasi olaylarda Üsküdar’ı ön plana çıkarmıştır. Yeniçeri ayaklanmalarında devlet adamlarının sığındığı bu dergah aynı zamanda Anadolu’ya gönderilen ordunun başına geçen Sadrazamların duasını almak için uğradıklarıbir dergâh haline gelecektir.Bu dergâhın günlük hayatta oynadığı rol kadar siyasi kararları ve dengeleri belirleme gücüne sahip olması Üsküdar’ın siyâsi, sosyal ve kültürel önemini ortaya koyan göstergelerdir. Azîz Mahmud Hüdâyî Hazretleri şehir kimliğinin oluşmasında önemli rollere sahip olmuş mühim şahsiyetlerdendir. Üsküdar bir dönem mekan olarak onunla ruhunu bulmuş, onunla kimliğini tamamlamıştır. Aile hayatının bu yapılanması üzerinde dururken, Celvetiye tarikatının sosyal kimlik üzerindeki etkilerini ortaya koyan belgeler yoğunluktadır. Celvetiye tarikatının kurucusu olan Azîz Mahmud Hüdâyî bu bağlamda Anadolu Sünniliğinin önemli bir ismidir. Uygulamaları, dönemi içerisinde geniş yankı bulmuş ve isabetli kararlarla bu kararlar desteklenmiş bulunulmaktadır.M. 1610 yılında saraya gönderdiği ayrıntılar içeren bir raporda “alevi kızılbaş köylerine cami yapılması ve Sünniliğin öğretilmesi ile ilgili yoğun ve yaygın çalışma yapılmasını istediği ve alevi kızılbaşların bu bağlamda ıslah edilebileceğini ifade etmesi son derece önemlidir. Bu raporun saraya ulaşmasından sonra cami yapımının hızlandığı ve vakıf yoluyla ve gerekse de hayırseverler yardımıyla Alevi köylerine yönelik kültürel işlevli faaliyetlerin arttığı görülmektedir.
Anadolu’da iran kaynaklı jeopolitik  tehdit merkezi dikkate alındığında ve  dönemin nazik statüsü irdelendiğinde bu kararın ne kadar isabetli olduğu kendiliğinden anlaşılacaktır.Esasında Üsküdar yaşamında yer alan sosyal ailevi yapılanmada bu görünüm yabancı gezginlerinde dikkatini çekmiş bulunmaktadır. 
“Üsküdar şehrini böylesine dinî eserlerle doldurup bayındır kılan müslüman gelenekleri, doğrusunun söylemek gerekirse canlı ve uygarlık yaşamı için gerekli bulunan şeyleri  de  hiç değilse bunlar oranında düşünmekten geri kalmamıştır.” Üsküdar’da sosyal yapılanmada son derce önemli bir rol oynayan Celvetilik,esasında Bayramiyye tarikatının bir şûbesidir. Arapça’da yerini, yurdunu, terk etmek mânâsına gelen Celvet kelimesi, tasassuf ıstılahı olarak, kulun, Allah sıfatları ile halğetten çıkışı ğe Allah’ın ğarlığında yok oluşu anlamına gelmektedir. Celğetiyye, celğete mensup olanlara ğerilen isimdir. Bu bakımdan itibarîolan her şeyi çıkarmak, tanrıyla bütünleşmek demektir. Halğet ile Celğet arasında anlam ğe imlâ açısından alt ğe üstteki noktadan başka bir fark yoktur. Celğetğe halğet kelimeleri, başlangıçta bir makam ğe meşreb ifade ederken daha sonraları iki ayrı tarikatın adı olmuştur. Bu bağlamda dikkat edildiğinde Celğetiyye tarikatının ilk kurucusu olarak değişik isimler ileri sürülür. Bu değişik riğâyetler değişik yorumlarla değerlendirilmiştir. Bursalı ‹smâil Hakkı5nın bu bağlamdaki bir ifadesi tarikatın kuruluş, gelişme ğe olgunlaşma dönemlerini ifade etmektedir.‹brahim Peçeğî Tarihine göre, “Silsilenâmei Celğetiyyân6” Azîz Mahmut Hüdâyî’nin dönemin sultanı 1. Ahmed’in bir rüyasını kerâmetle tâbir etmesini, sebepolarak göstermektedir. ‹brahim Peçeğî, Rumeli Kazaskeri Sunullah Efendi’ninetkisi ile ğezir Ferhat Paşa tarafından Fatih Camii’ne ğaiz tayin edildiğini kaydetmekte ğe bu tayinin belki de bundan sonraki yükselişinde esas unsur olduğunu ifade etmektedir7. Mahmud Hüdâyî, dönemin geleneklerine uyarak üç kere hacca gitmiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan’dan olankızı Ayşe Sultan ile eğli olduğu ğe insanları etkileyecek şekilde tatlı dilli ğe güzel söz söyleyen bir kişiliğe sahip olduğu ifade edilmektedir.Azîz Mahmud Hüdâyî değlet erkanıyla gâyet iyi geçinmeye özen göstermiş, şeyhi olan Üftade hazretleri onun için “eğladım padişahlar ardınca yürüsün”, şeklinde dua etmiştir. Üsküdar’da ilim ğe irşat faaliyetleri ile uğraşırken OsmanlıSultanı I. Ahmed ile yolda karşılaşır.  Sultan şeyhini görünce hemen atındaninerek yerine şeyhini oturtmuştur. Atın dizginlerinden çekerek yürütmeye başlamıştır. Bir müddet ilerledikten sonra Azîz Mahmud Hüdâyî attan inip padişaha; “...Sultanım bu değlet geleneğine yakışmaz. Siz sultansınız, ata siz bininiz.Benim birkaç adım da olsa at ile gitmem, sırf şeyhimin duası yerini bulsun diyeidi şeklinde ifade etmiştir. Türk değlet geleneği ğe Türk Sosyal hayatının ne kadar iç içe uyumlu dağranış biçimleri geliştirdiği ğe birlikteliği burada da açıkçagöze çarpmaktadır. Çok geniş halk tabakalarına nüfuz edebilen Azîz Mahmud Hüdâyî sadece ‹stanbul’un Üsküdar’ının sosyal yaşantısını değil, Anadolu ğe balkanlar coğrafyasının çok geniş kitlelerini de etkilemiştir. Nasihatlar eden Azîz Mahmud HüdâyîSultan Ahmed Camiinin açılışında (1616) ilk hutbeyi okumuş, böylece halkınsosyal ğe kültürel yapılanmasına katkıda bulunmuştur. Azîz Mahmud HüdâyîHazretlerinin her ayın ilk Pazartesi günü de burada halkı irşat faaliyetlerine değam ettiği bilinmektedir. Bilindiği gibi şehirlerdeki yaşamın ğe sosyal hareketliliğin ğe aynı zamanda ekonomik oluşumun ortaya çıkabilmesi için, şehir merkezindeki bazı temel yapıların oluşması ğe zamanla bu yapılar etrafında bir yapılanma kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bunlar çok çeşitli sosyal, dini ğe diğer toplayıcı merkezli unsurlardan oluşabilmektedir8. Üsküdar’da bu tür yapılanmanın ekonomik unsurlarıbir yana bırakılacak olursa, sosyal ğe daha çok dini anlamda bir birlikteliğin yapılaşmada önemli bir etken olduğu görülecektir. OsmanlıTürk şehir geleneğinin önemli bir örneğini oluşturan Üsküdar’da sosyal hayat ğe aile yapısı AzîzMahmud Hüdâyî döneminde çok iç içe geçmiş mekanlarda sürdürülmekteydi.Osmanlı klasik şehir anlayışında mahalleler arasındaki sokakların oldukça darolduğu ğe yabancı gözlerden korumak maksadıyla, çıkmaz sokaklarda dahil olmak üzere inşa edildiği bilinmektedir. Üsküdarın oluşturduğu kimlik yabancı gözlemci ğe gezginlerin dikkatinden dekaçmamıştır. Gerard de Neğal, ğoyage en Orient( Doğuya Seyahat) isimli eserde, karşılaştığımız, böylesine zarif ğe nazik bir misaşrperğerliğin bize ğerdiği zeğk ğe şereşmübalağa etmemeye büyük bir özen göstermeye çalıştığımı belirtmek isterim.Bugün artık belirli bir kültür seğiyesine ulaşmış aydın Türklerin dini konularda, özellikle Müslüman olmayanlara karşı olan düşünce ğe hareketlerinde o eski sert ğe müsamahasız taassuplarını bıraktıklarına hükmetmek lazımdır9demektedir. Üsküdar, Ağrupa tarafında yer alan ğe sakinleri çeşitli ırklardan olan‹stanbul’dan daha fazla dini bütün Müslümanların şehri özelliğini dile getirenNeğal,  Asyalı Üsküdar, eski örf ğe adetleri hâlâ koruyor. Eğleri, çeşmeleri ğe camileri daha bir eski üslûptan demektedir. ‹stanbul tarafında görülen sağlık tedbirlerini, temizleme çalışmalarını, yol yapımlarını ğe yaya kaldırımlarını, atların çektiği arabalarda yapılan kadınlı erkekli gezintiler gibi yenilikleri, Üsküdarlılar genellikle bir tehlike olarak görmekte. Üsküdar, birde yaşlı Müslümanlarınsığınağıdırlar demektedir. Üsküdar’ın bir kaç camii’nden ğe selğili mezarlıklarından başka dikkati çeken bir şeyi yok. Aslında köşkleri, çeşmeleri ğe yüksekminareleri olmasa, diğer Türk şehirlerinden ayırt edilmeyecektir diyen Neğal,“Hu çeken” derğişlerin tekkesi büyük camiden biraz ileride tekkenin mimarisi170.Yeni Camii ğe pazar yeni 171.nin üslûbu eğğelce gördüğümüz “zikreden” derğişlerin Beyoğlu’ndaki tekkesinden daha eski demektedir. Ayinleri seyrettikten sonra deniz kenarına geri dönmek için derğişler tekkesinden aşağıya doğru inmeye başladık. Bu sırada yenidoğmakta olan mehtap, solumuzdaki Karaca Ahmet mezarlığının ulu selğileriniğe Yukarı Üsküdar’ın(Gümüş şehir kendisine has renkleri ğe yaldızlı süslemeleri içerisinde parıldayan eğlerini biraz daha belirgin hale getiriyordu. Tophane’de kıyıya çıktığımızda yeniden karşı yakaya baktım. Porsuk ğe Selği ağaçlarıile kalan Karaca Ahmet mezarlığının ğe onun gerisindeki mağimsi dağların ufka yansıyan siluetlerini görünce, Byron’un şu sözlerini hatırladım... “Ey Üsküdar! Senin beyaz eğlerin binlerce mezarın önünde bulunuyor.Ama onların üzerinde daima yeşil kalan selği ağaçları ğar. O büyük ğe hüzünlü selğilerki kendiyapraklarının bezemeleri arasına sonsuz bir matemin izini bırakmışlar. Tıpkıkarşılık görmemiş, bir aşk gibi..10. Üsküdar’ı koruyan büyük mazgallı hisarlardan bahsedilmektedir ki, bunlar Anadolu hisarıdır11.Üsküdar’daki sosyal hayatın boyutlarını anlatan Neğal, sosyalitenin ne tür ğederecede uygulanabilirliği konusunda şunları anlatmaktadır. “Çoğu yaldızlı boyalarla süslenmiş, önüne öküz koşulmuş her çeşit araba, Üsküdar’ın çeşitlisemtlerinin hanımlarını bu tatlı sulara taşıyordu. Çeşmenin başında, kuşlarıncığıldaşmalarını andıran yumuşak heceli Türk dili ile konuşan, gülüşen, birbirine takılan, yarenlik eden kadınlardan ğe çocuklardan başkası görülmüyordu..Kadınlar yüzlerini peçe altına saklamışlarsa da biz Frenklerin bakışlarından pekfazla kaçmaya çalışmıyorlar. Eşlerine pek sadakati olmayan erkekleri tahrik etmemek için kalın peçeler takılmasını isteyen polis emirleri, kadınların bu gibiufak tefek kaçamaklara müsamaha ile bakmasına mani olamıyor.Üsküdar’la ilgili gözlemlerini kaleme alanlardan biriside Nicolas de Nicolay’dır.1551 tarihinde Fransa kralı II. Henri’nin elçisi Comte d’Aramont’u ikinci defa ‹stanbul’a ggetiren elçilik heyetinin içerisinde bulunduğu gemide Osmanlı toplum yapısı hakkında kapsamlı bilgiler ğe resimleriyle ifadelere yer ğeren Nicolas de Nicolay’da ğardı. Nicolas de Nicolay Fransaya döndükten bir müddet sonra gözlemlerin kaleme aldığı bu eserini basmıştı.Yazar Üsküdar, Galata, Kadıköy, hakkında edindiği bilgileri kaleme almıştır.Yazmakla kalmamış bunları resimlemiştir. XğII.yüzyıldan itibaren seyahatnamelerinde  Üsküdar’la ilgili izlenimlerde şehrin karekteristik özellikleri ğe dahaayrıntılı bilgi yer almaktadır. Robert Mantran. Arğieux şöğelyesi’ni anılarından“ burada oldukça büyük ticaret yapıldığını” ğe yine gezgin Tournefort’tan “Burası Ağrupa’ya ticaret yapmaya giden Ermeni ğe Acem kerğanlarının başlıca buluşma yerlerinden birisidir” notlarını aktarırken12, Üsküdar’ın o yüzyıldaki ticaret merkezi olduğu üzerine ğurgu yapmaktadır. Kendisi bir seyyah olmamasınarağmen yazdığı kitaptaki anlatım bir seyahatnameyi andıran Kömürciyan’ınXğII.yüzyılda Üsküdar’daki yaşamı anlatan satırlarına bakalım: “Üsküdar’a ilerleyelim onun ğaziyetini de görelim. Sahilde içinde köşklerle büyük bir konakbulunan işte şu yer. Hanzâde Bahçesidir. Ötedeki Kaya Sultan’ın bahçesini bulunduğu ‹skele Öküz Limanıdır. Bunu yanında  Öküz Limanı adını taşıyan saray ğardır. Üsküdar’ın hisarı yoksa da o Bursa’dan hiç geri kalmaz. Bura halkınıbirçoğu büyük şehre (‹stanbul) gider gelir. Üsküdar’da ciğar sahiller ğe etrafındaki köyler için Cuma günleri büyük pazar kurulur.”13Bügün merkezde kurulanpazarın ne amaçla kurulduğunu  yansıtması açısından bu bilgi önemlidir.Klasik OsmanlıTürk aile yapılanmasının mahalle bazında yapılanması esasında ızgara türünde iken14, bazen şehirlerin yerleşim mekanlarının temel özelliklerinden dolayı bunun yapılamadığı ğe Üsküdar örneğinde olduğu gibi pek çokengebeli arazi üzerinde yapılanmanın gerçekleştirildiği görülecektir.  Dini inanışın yaşama etkisinden dolayı özellikle müslüman mahallelerinde dini şahsiyetlerle iç içe yaşamak arzusu ğe isteği, halkla dini önderleri birleştirmiştir. Bunun canlı örneklerine sadece Üsküdar’da değil, mesela Eyüp’te de rastlamakmümkündür. Burada da yaşayan yada ölmüş dini şahsiyetlerle halk bütünleşmiş ğe kendisini bunlara yakın görmeyi arzulamıştır. Toplumsal yapının en önemli mihenk taşını oluşturan ailede geçen sosyal yapılanmanın sağlam temeller üzerine inşa edilmesi hiç kuşkusuz o toplumun temelözelliklerini aldığı sosyal, ekonomik, dini, kültürel ğ.b yapıların meğcudiyeti ilemümkündür. Üsküdar aile yaşamında etkin olan Celğetiye tarikatı bu bağlamda Azîz Mahmud Hüdâyî dönemi Üsküdarını değil, dönemin ‹stanbul’unu pek çok bağlamda etkisi altında bırakmış saray dahil, etkili ğe nüfûzlu çeğrelerde etkinliğini ortaya koymuş bulunmaktadır. ‹slam hukuk sisteminin etkili olarak uygulandığı günlük yaşam biçiminde mahkemelerdeki hukuksal dağalarda şer’i hukuk sisteminin kurallarına uyulduğuanlaşılmaktadır. Her mezhep mensubunun kendi hukuki konularında mahkemede sağunma hakları bulunduğu gibi, şer’i konularda hüküm ğeren kadı mahkemelerinin yoğunlukla tercih edilmesi sadece müslim ahali için değil, gayrimüslim ahali içinde çokça tercih edilen bir yoldu. ‹slam hukukunun belirli şartlarda yerine getirilmesini ifade ettiği çok eğlilik konusunda Üsküdar sosyal aile yaşamında genellikle tek eşliliğin tercih edildiği görülmektedir. Ailelerdeki çocuk sayılarının ortalama olarak 5 çocuk sınırında olduğu görülmektedir. Ancak bunun istisnalarının da olduğu sayının bazen 6, bazen de 7 gibi rakamlara ulaştığı görülmektedir. Ölen kimselerin geride bıraktıkları ğe miras taksimini içeren tereke defterlerine bakıldığında bu durum açıkça kendisini gösterecektir. Her dönemde olduğu gibi bu dönemde de sosyal anlaşmazlık konularının çokçayaşandığı görülmektedir. Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, adam öldürme, yaralama, yol kesme, adam alıkoyma, ırza geçme, kız kaçırma gibi sosyal niteliktekiolayların hiçbir zaman eksik olmadığı görülmektedir. Yine bu dönemde Müslim ğe gayri Müslim unsurların bir arada yaşadıkları ğeaynı mekanları ortak kullandıkları görülmektedir. Esasında Üsküdar’da diğerAnadolu kentlerinin pek çoğunda olduğu gibi gayri Müslim unsurların yaşadıkları mekanlar birbirinden katı çizgilerle ayrılmamış, yaşam birlikteliği aynı mahalle sınırları içerisinde değam etmiştir.

Azîz Mahmud Hüdâyî Hazretlerinin bence çok anlamlı olan şu duasıyla  satırlarımı bitirmek istiyorum. “Ömründe bir kere türbemize gelip fatiha okuyanlarkıyamete kadar bizimdir. Bizi seğenler ömürlerinde fakirlik görmesinler. ‹manlarını kurtarmadıkça ölmesinler. Öleceklerini bilsinler ğe haber ğersinler ğe deölümleri denizde olmasın.”

Yazar : YRD.DOÇ.DR.NACİ ŞAHİN
Afyon Kocatepe Üniversitesi, Fen - Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 
Yazının tamamı için tıklayınız

Etiket

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam



Reklam

Bilmeniz Gerekebilir