@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner




Yargıtay'dan Görevi İhmal Eden Doktorlara Mahkumiyet Kararı



 


Yargıtay 9. Ceza Dairesi, rahatsızlanan hamile kadını radyoloji raporuna rağmen uzman hekime sevk etmeyerek evine gönderen acil servis doktorunun görevi ihmal suçunu işlediğine hükmetti.

9. Ceza Dairesi         2020/1781 E.  ,  2020/1707 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Görevi kötüye kullanma
Hüküm : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay tarihi olan 14/03/2012 tarihi itibariyle 33-34 haftalık gebe olan katılan ... ...’ün sancı ve kanama şikayetiyle Adana Marsa Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi acil servisinde nöbetçi hekim olarak görev yapan sanığa müracaat ettiği, katılanın yakınmasını dinleyen sanığın radyoloji ünitesine yönlendirerek doppler çektirmesini istediği, Radyoloji Uzmanı Dr.... ... tarafından düzenlenen aynı tarihli, “Obstetrik Color-Dopler Usp” raporunda; uterin ve umbikal arter S/D oranları normalin üzerinde olup, 6 olarak izlendiği ve “fetal distres yönünden anlamlı olabilir” uyarısının raporda yer alması durumunda sanığın hastayı derhal ilgili uzman hekime yönlendirmesi gerekirken, haftaya doktoruna görün diyerek evine gönderdiği, katılanın rahatsızlığının artması üzerine 19/03/2012 tarihinde kendi doktoru tanık ...’ye muayene olduğu ve bebeğin anne karnında öldüğünün tespit edilmesi üzerine ameliyetla bebeğin alındığı somut olayda;
Sanığın radyoloji uzmanının uyarı içeren raporuna rağmen hastayı derhal ilgili uzman hekime sevk etmek yerine evine göndererek görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle katılanın sağlığını tehlikeye düşürdüğü anlaşılmakla; görevi ihmal suçundan mahkumiyeti yerine hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi;
Yasaya aykırı, katılanlar ve katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

******

9. Ceza Dairesi         2020/1893 E.  ,  2020/1642 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Görevi kötüye kullanma
Hüküm : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay tarihinde Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan ... sanığın katılanın ayağında kalkaneus kırığı olduğu halde, çekilen film ve grafileri gereğince incelemeden, yanlış teşhis ve yetersiz tedavi uygulayarak mağduriyetine sebebiyet verdiği ve bu suretle görevini ihmal ettiği iddia edilen somut olayda; dosya içerisinde sanığın katılan hakkında herhangi bir tanı, karar ve düşünce belirttiğine ilişkin belge bulunmaması ve katılanın “Sanığın kendisine bir şeyi olmadığını söylemesi üzerine hastaneden ayrıldığını” beyan etmesi karşısında katılan ile sanığın konuşmaları esnasında olayın tanığı olan kişilerin ve olay tarihinde acil serviste uzman ... olarak görev yapan ......’nın tanık olarak dinlenilmesinden ve Başhekimlikten Hastanenin uygulamasını da içerir şekilde asistan hekimlerin hastaya teşhis konulması, uzman doktora bildirim yapılması ile görev ve sorumluluklarının sorulması, varsa konuya ilişkin belgelerin getirtilmesinden sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;
CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03/02/2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, CMK’nın 231/6-c maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilerek, "Giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu dikkate alınarak, öncelikle olay nedeniyle katılanın uğradığı maddi bir zararın bulunup bulunmadığının saptanması, var ise sanığa bildirilip tazmin edip etmeyeceğinin sorulmasından sonra, daha önce işlediği kasıtlı bir suç bulunmayan, hakkında takdiri indirim uygulanan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, ''Katılanın zararının giderilmediği'' şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Yüklenen suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi

28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,

Bilirkişi ücretinin yargılama giderlerine dahil edilmeyerek eksik yargılama giderine hükmolunması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 20/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Etiket

Yorum Gönderme

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam

Reklam

Bilmeniz Gerekebilir