erolkara.net






 Muhterem mü’minler,

İnsanların hakimiyetleri altında yaşadığı her sistemin, hakim olduğu insanlık kesimine gerek insanların şahsında; gerekse toplum hayatında uyulması lazım olan kurallar koyduğu bir vakıadır. Bu sistem, ister ilahi-semavi kaynaklı olsun, isterse beşeri kaynaklı olsun farketmez. İslam Dini insanlık için gönderilmiş en son ilahi-semavi bir din olarak, muhatap kabul ettiği bağlılarına inanç, ibadet, insani ilişkiler ve ahlak gibi temel konularda uyulması gerekli kurallar koymuştur. Bu kurallara uygun yaşandığı takdirde de evvela dünya hayatında inanan-inanmayan herkesin -akl-ı selimle düşünülerek hareket edildiğinde- mutlu olacağı garantisini de vermiş bulunmaktadır. Özellikle kişinin şahsında ve toplum içinde sergilediğinde, toplumu huzurlu kılacak ve adına müslüman denilen, İslam dini bağlılarının sahiplik ettikleri dinlerinin, hem daha rahat kabul edilmesini sağlayacak görgü ve edeb kurallarına uygun davranmaları, müslümanlar için son derece önemli bir meseledir. Hertürlü kuralsızlığın ve başıboşluğun hüküm sürdüğü dünyamızda, yeniden, evvelemirde, müslümanın şahsında, sonra da bütün insanlığın saadeti için, İslam’ın getirdiği bu güzel edeb ve ahlak kurallarının yeniden inşası büyük bir görev olarak bugünkü müslümanların karşısında durmaktadır. İşte bu hutbemizde hepsini ifade edemesek bile bir kısmıyla bile olsun bu edeb ve görgü kurallarından bahsederek özellikle genç müslüman neslin bu sıfatlarla bezenmelerine yardımcı olmak istiyoruz:

Muhterem kardeşlerim,

“İnsanın başı boş bırakılmadığını” beyan buyuran Rabbimiz teala hz.leri Kur’an-ı Kerim’inde, “Ben ancak bir muallim olarak gönderildim” buyuran Peygamber efendimiz (as) da mübarek sünnet-i seniyyesinde, bu kuralları bize beyan buyurmuşlar ve bunlara uygun yaşayan müminler olmamızı bizden istemişlerdir. Bu görgü ve edeb kurallarının başında günlük olarak yerine getirmemiz lazım olan ibadet gibi Allah’a karşı ifa etmek zorunda olduğumuz görevlerimizin yanında yine övülmüş olan davranış biçimlerini sergilememiz de gerekmektedir. Bunları şöylece özetleyebiliriz:

Giyilen elbiseler, başta temiz ve helal olan şeylerden ve İslam’ın belirlediği tesettür kurallarına uygun olarak dikilmiş, toplumda müslümanın dış görünüş itibariyle yadırganmasına sebeb olmayacak bir tarzda olmalıdır. Toplumda nefreti celbedecek, İslamı şahsında hor ve çağdışı gibi gösterecek bir kıyafet ve görüntü içerisinde olmak doğru değildir.

Saç ve sakal bakımlı, el ve ayak tırnakları kesilmiş ve temiz, pejmürde ve pespaye bir görünümden uzak olunmalıdır. “Çünkü Rabbimiz güzeldir ve güzellikleri sever”

Yiyecek ve içeceklerin helâl olmasına hassasiyet göstermek, yemekten önce ve sonra elleri yıkamak, yemeğe başlarken “Bismillâh”, yemek bitince de “El-Hamdülillâh” demek. Yemeği kendi önünden almak ve sağ el ile yemek. Lokmayı ağıza göre almak ve iyice çiğnedikten sonra yutmak. Lokma ağzında iken konuşmamak. Bir lokmayı yutmadıkça diğerini almamak. Yemeği soğutmak için, yemeğin içine üflememek. Su içerken bardağın içine nefes vermemek. Başkalarını tiksindirecek söz ve davranışlarda bulunmamak. Yemekte israf etmemek, tabağa yiyebileceği kadar yemek koymak ve koyduğu yemeği bitirmek. Toplu yemek yenirken herkes yemeği bitirmeden sofradan kalkmamak. Yemeğe önce büyüklerin başlamasını beklemek .

Söyleyeceği sözün sonunu düşünerek ona göre konuşmak.

Dünya ve ahiret için yararı olmayan sözleri söylememek, sözleri ile kimsenin gönlünü kırmamak, konuşurken başkasının sözünü kesmemek, diğer insanları huzursuz edecek kadar yüksek sesle konuşmamak, İnsanların makam ve şahıslarına göre konuşmak, Bir insanı öğerken aşırı gitmemek, Büyüklerin yanında yüksek sesle konuşmamak, Boşboğazlık, gevezelik etmemek, Konuşurken ağzını eğip bükmemek, bilgiçlik taslamamak, başkalarının sözlerinde kusur aramamak, Dilini kötü sözlere alıştırmamak, yalan söylemekten, yalan yere yemin etmekten, başkalarının aleyhinde konuşmaktan, koğuculuk yapmaktan, yalan yere söz vermekten sakınmak. Başkalarıyla alay etmemek, kimseye kötü bir ad takmamak,

Söylenmemesi istenen bir sırrı başkalarına söylememek. Bunun içindir ki,

Peygamberimiz, kurtuluş yolu nedir? diye sorana şu cevabı vermiştir: «Dilini muhafaza et.»

Toplum içerisinde uyulması beklenen genel ahlak kurallarına uygun hareket edilmeli: Bu cümleden olarak, bir müslüman çevresini temiz tutmalıdır. Elindeki artıkları gelişi güzel sağa sola atmamalıdır. Bindiği arabasının camından su şişesini bir müslüman genç, şehir içi ve şehir dışı yollarda etrafa savurarak yoluna devam etmemelidir. Sokaklara edebsizce tükürerek, burnunu atarak, sağı-solu kirleterek toplum içerisinde yaşanamayacığını insanlığa biz öğretmeliyiz. İnsanlık bu güzellikleri bizden öğrenmelidir.

Selamlaşmak insanlığın kaynaşmasına vesile olan en büyük ilişki ve sevgi köprüsüdür. Onun için de müslüman her toplumda selam manasını ifade eden parola sözcükleri yaymalıdır.

Son olarak, müslüman, yaşadığı toplumdaki insanlarla iyi ilişkiler içinde bulunmaya özen göstermelidir. İş, okul ve benzeri yerlerdeki arkadaşlarımız, başka dinden olsalar bile onlarla iyi geçinmeli, kaba ve kırıcı davranışlardan sakınmalıdır.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: «Mü’min uysaldır. Başkaları ile iyi geçinir, kendisi ile iyi geçinilir. İyi geçinmeyen, kendisi ile de iyi geçinilmeyen kimsede hayır yoktur.»

Muhterem Kardeşlerim,

Özetle hatırlatmaya çalıştığımız İslami görgü kurallarını hayatlarımızda teşhir ederek görevlerimizi yerine getirelim, Rabbimizin buyurduğu gibi, insanlığa hidayet rehberi ümmet olmaya devam edelim. “Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder; kötülükten meneder ve Allah’a inanırsınız..

Kaynak : igmg.org/tr


Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski