erolkara





 Türk Tabipler Birliği, sağlık hizmetinde çalışanların istifa, emekli olma taleplerine getirilen yasaklamaya tepki gösterdi.

Sağlık Bakanlığı tarafından 27.10.2020 tarihinde yayınlanan “Personel işlemleri” konulu Genelge’nin 1. maddesinde “Her ne sebeple olursa olsun bu süreçte görevinden çekilme (istifa) talebinde bulunan personelin mezkur talebi kabul edilmeyecektir” denilmişti. Bu yasaklama sonrası Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ve Türk Tabipleri Birliği Hukuk Bürosu tarafından yapılan yazılı açıklamada "kimsenin zorla çalıştırılamayacağı" ve "Emeklilik haklarının engelenemeyeceği" konusunda tepkilerini şu şekilde dile getirdi.

"Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 27.10.2020 günlü “Personel işlemleri” konulu Genelgesi’nin 2. Maddesinde “5434 sayılı Kanunun 40. Maddesine göre yaş haddinden emekli olacaklar ile 5510 sayılı Kanuna göre malulen emekli olanların ayrılışları yapılacak olup bu kapsam dışındakilere yönelik olarak emeklilik işlemi tesis edilmeyecektir” denilmiş sağlık hizmetinde görevli işçiler için de benzer düzenleme yapılmıştır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Kanununun 28. maddesinde kamu görevlilerinin emekliliklerine dair “yetkili makamdan emekliye sevk onayı alındıktan sonra ilişiklerinin kesilmesi şartı” bulunmaktadır. Kanunun “Kamu görevlilerinin emekliye sevk onayları” başlıklı 48. maddesine göre istek üzerine emeklilik işlemlerinde sevk onayının kamu idaresinin en yüksek amirinin onayı ile tekemmül edeceği kuralı bulunmaktadır. Aynı maddede yer alan “Özel kanun hükümleri hariç olmak üzere yetkili makamın emekliye sevk onayı, talep tarihinden itibaren bir ayı geçemez” kuralı ile idareye verilen azami süre belirlenmiştir. Maddede idareye düzenleyici işlem yapma yetkisi de tanınmamıştır. Ayrıca, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununda da emekliliğin ertelenmesi veya izne bağlanmasına olanak veren bir hüküm yoktur.
Emekli olmak isteyen ve bu hakkı kazanmış olan bir hekimin bu hakkını kullanmasına izin verilmemesi zorla çalıştırmaktır.
Anayasa’nın 18. Maddesine göre “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz.” “Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere …ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.
Zorla çalıştırma yasağına ilişkin kural Anayasa’da Temel Hak ve Ödevler arasında düzenlenmiştir. Anayasa’nın 13. Maddesine göre “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
Hekimlerin yaş haddi ve malullük dışında emekliliklerinin ertelenmesine olanak veren yasal bir düzenleme olmadığı için mevcut Genelgeyle kişilerin emeklilik onaylarının bir aydan uzun süre bekletilmesi hukuka uygun değildir." açıklamasının ardından yapılan diğer açıklama ile kanun ve yönetmeliklere atıfta bulunularak şunlar belirtildi.
"29 Numaralı Cebri ve Mecburi Çalıştırmaya İlişkin Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi'nin 2. maddesine göre zorla çalıştırma, "herhangi bir kişinin ceza tehdidi altında ve bu kişinin tam isteği olmadan mecbur edildiği tüm iş veya hizmetleri" ifade etmektedir. Zorla çalıştırma yasağına ilişkin kuralın da içinde olduğu temel haklar ve ödevlere ilişkin sınırlamanın sınırını düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesine göre “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.” Düzenlenecek kanunun Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen sınırlamalara uygun olması şarttır.
Devlet memurlarının istifa hakkı 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 94 ve devamındaki maddelerinde düzenlenmiştir. 94. maddeye göre, “Devlet memuru bağlı olduğu kuruma yazılı olarak müracaat etmek suretiyle memurluktan çekilme isteğinde bulunabilir… Çekilmek isteyen memur yerine atanan kimsenin gelmesine veya çekilme isteğinin kabulüne kadar görevine devam eder. Yerine atanan kimse bir aya kadar gelmediği veya yerine bir vekil atanmadığı takdirde, üstüne haber vererek görevini bırakabilir.
94. maddeye uygun olarak istifa ederek görevinden ayrılan kişi altı ay süreyle yeniden devlet memurluğuna alınmaz. 95. maddede ise olağanüstü hallerde istifa düzenlenmiştir: “Olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde veya genel hayata müessir afetlere uğrayan yerlerdeki devlet memurları, çekilme istekleri kabul edilmedikçe veya yerine atanacaklar gelip işe başlamadıkça görevlerini bırakamazlar.” Bu maddeye aykırı davranan kişi bir daha devlet memurluğuna alınmaz.
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’da “Deprem (Yer sarsıntısı), yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ, tasman ve benzeri” olarak tanım yapılmıştır. Afetlerin Genel Hayata Etkililiğine İlişkin Temel Kurallar Hakkında Yönetmelik’te “Meydana gelen veya gelmesi muhtemel olan afetlerin genel hayata etkili olup olmadığına, bu yönetmelikte belirtilen ölçü ve esaslara dayanarak İmar ve İskan Bakanlığınca karar verilir” denilmektedir.
7269 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik birlikte değerlendirildiğinde umumi hayata müessir afet olarak ani etkili doğa olaylarının kabul edildiği ancak çeşitli etkenlerle ortaya çıkan salgın hastalıkların bu anlamda afet olarak değerlendirilmediği, yetkili Bakanlığın İmar ve İskan Bakanlığı olarak belirlenmiş olmasından da anlaşılmaktadır.
Bakanlığın yayınladığı Genelge’deki, görevden çekilme (istifa) taleplerinin kabul edilmeyeceği hükmünün bütün bu bilgilere göre değerlendirilmesinde; yasaklanan şeyin çekilme (istifa) değil idarenin bunu kabul etmesi olduğu anlaşılmaktadır. Bir başka anlatımla, devlet memurlarının, çekilme isteğinin idare tarafından kabul edilmesiyle bir aylık sürenin beklenmesine gerek olmaksızın ayrılabilmesi, yaşanan salgın hastalık sürecinde engellenmekte; talepte bulunan sağlık çalışanlarının bir aya kadar daha görevde kalmaları sağlanmaktadır." denildikten sonuç olarak başlığı altında da TTB getirilen yasağın söz konusu olamayacağına işaret ederek "Sonuç olarak, yaşanmakta olan COVİD-19 salgın hastalığı genel hayata müessir afet kapsamına alınmadığı sürece, bu dönemde devlet memurluğundan ayrılmak mutlak surette idarenin kabulüne bağlı değildir. Devlet memurluğundan çekilmek isteyen sağlık çalışanları çekilme isteğini bildirdikten sonra, bir ay daha görev yaptıktan sonra görevden ayrılabilirler." dedi

Kaynak : TTB

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski