erolkara





 

Komşuluk ilişkileri her zaman iyi gitmeyebilir. İlk tanışmalarda herşey güllük gülistanlık iken zamanla bir takım davranışlar, binanın yapısından kaynaklanan  eskimeler, kötü kullanımlar ve adam sendecilik, kültür farklılıkları, toplum içinde yaşama alışkanlıklarının kaybedilmesi, farklı bakış açıları vs gibi durumlar zamanla  iyi komşuları birbirine düşman komşu durumuna düşürebilmektedir.

Kat Mülkiyet Kanunu'na göre, komşuluk hakkı sınırlarını çiğneyenler para ve hapis cezasına çarptırılabiliyor. Gürültü çıkarmak, halı silkelemek ve evcil hayvan beslemek gibi durumlar ceza almanıza sebebiyet verebilir.

Günümüzde komşuluk ilişkileri pamuk ipliğine bağlı gibi. Herkes herkesten şikayetçi oldu. Oysa Müslüman bir toplumun bireylerinin çok iyi bildiği bir hadisi şerif vardır ki, "komşunun komşuya mirasçı kılınacağı" konusudur. "Komşunun komşunun duvarına çivi çakmasına müsaade edilmesi" dahi komşuluk ilişkileri boyutunda İslam'da yer alırken, hatta "komşu komşunun külüne muhtaçtır" atasözümüz olmasına rağmen bizler apartman hayatında üstten gelen sese bile tahammül edemez olduk. Tabi ki, normal şartlardaki sesten bahsediyoruz. Aksi halde top oynayan, tepinen, gürültüde haddi aşanlardan söz etmiyoruz.

Günümüzde komşusuyla yaşadığı problemleri mahkemeye taşıyan binlerce vatandaş bulunuyor. Komşusuyla yaşadığı problemleri diyalogla ya mahkeme yoluyla çözümlemek yerine, “hakaret” “yaralama” "öldürme" gibi suçları işleyen kişiler sıklıkla duymaya başladık. 

Türk Medeni Kanunu’nda yer almaktadır. Medeni Kanun’da “taşınmaz mülkiyetinin kısıtlamaları” bölümü altında  “komşu hakkı” başlıklı bölümde; 737. madde ile başlayıp devam eden hükümlerle, komşuların hakları ve yükümlülükleri düzenlenmiştir. Bu yükümlülüklere aykırı davranan kişiler yani komşulara karşı dava açar. Başka bir ifadeyle, birbirinin külüne muhtaç olduğu söylenegelen komşular, “davalı” ve “davacı” olur.

Resmi Gazete’de yayımlanan "Kabahatler Kanununda GÜRÜLTÜCÜ KOMŞULAR" için bir madde bulunmaktadır. Bu madde şöyledir;

Ev için Gürültü Nedir derseniz Resmi Gazete'de "Ev faaliyetleri ve komşuların oluşturduğu gürültü: Konutlarda kişilerin kendi davranış ve alışkanlıklarından kaynaklanan; kapı, pencere kapatma, yürüme, konuşma, temizlik yapma, mobilya çekme, televizyon seyretme, radyo dinleme, her türlü müzik aleti, çamaşır makinesi, buzdolabı, elektrik süpürgesi, mekanik veya motorlu dikiş makinesi, matkap, testere, öğütücü, çim biçme makinesi, koşu bandı gibi ekipmanları kullanma, hava kanalları, temiz ve pis su tesisatı, jeneratör, hidrofor, kompresör, yakma kazanı, asansör, çöp bacaları, mahalle aralarında ve meskenlerde yapılan düğün, asker uğurlamaları ve benzeri kutlamalar, evcil hayvan besleme ile bina içinde yapılacak tadilat nedeniyle oluşan gürültüyü,”diye ifade edilir

Ve cezası da 
Madde 36 – (1) Başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.
(2) Bu fiilin bir ticarî işletmenin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
(3) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.

Gürültü yapan komşu nereye şikayet edilir?
Gürültü yapan, rahatsız eden komşunuzun hareketleri Kat Mülkiyetleri Kanunu’ndaki sınırları aşıyorsa ve ‘çekilmez bir hal’ aldıysa katlanmak zorunda değilsiniz. ‘Komşuluk hukuku’ çerçevesinde önce nezaketle siz uyarın. Yöneticiniz ve kiracıysa ev sahibinden de uyarmasını isteyin. Uyarı işe yaramazsa, kolluğa şikâyet edin.
Eğer komşunuz ile bir türlü anlaşamayıp, şikayet etmeye karar vermiş iseniz, başvurabileceğiniz 2 farklı makam bulunmaktadır.
Polis, Jandarma, Zabıta
Alo zabıta:153
Alo polis: 155
Jandarma: 156
Cumhuriyet Başsavcılığı

Komşuluk sınırları ve ilişkisi içerisinde olan, komşusunun verdiği zararlardan dolayı mağdur olanların yasal hükümler çerçevesinde başvurularını yapmaları gerekmektedir. Aksi halde hukuksuz ve gereği gibi hareket etmeyenlerin hem mağduriyetleri artarak devam edecek ve hemde kanunilik ilkesi dışında olmaları halinde fayda sağlayacak bir sonuç almaları da mümkün olmayacaktır

Yasal düzenlemeler ve hükümler
A) 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası'nın maddesi hükmü uyarınca ‘‘ kat malikleri gerek bağımsız bölümlerini, gerekse eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kurallarına uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla, karşılıklı olarak yükümlüdürler...’’ 19.maddesinin son fıkrasına göre; ‘‘her kat maliki ana taşınmazında ve diğer bağımsız bölümlere kusuruyla verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumludur’’ hükmü açıktır.
B) 4721 sayılı 730.maddesine göre; ‘‘taşınmazın kullanılmasından zarar gören veya zarar görme tehlikesi olan kimse durumun eski hale getirilmesini ve zararını isteyebilir’’. Keza 737. maddede; komşuları olumsuz etkileyecek taşkınlıklar men edilmektedir. 738.madde de yine; Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır. Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır.
C) Türk Borçlar Kanununun 41. maddesine göre; ‘‘Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur’’ hükmü amirdir.
Zarar veren komşu dairenin maliki değil de kiracısı ise, kiracı BK.41. madde delaletiyle doğrudan sorumlu olur. Maliki bu durumda kiracı ile birlikte (müteselsilen) BK.58. maddeye göre kusursuz sorumlu olur. 

Komşusunun haksız eylem ve davranışlarından dolayı mesken yada işyerinde oluşan zararlarından mağdur olanlar, sağlıklı yaşam hakkı ihlal edilenler, can ve mal güvenliği tehdidi altında olanlar vakit geçirmeksizin silsileyle başvuruda bulunmalı ve olumlu bir sonuç alamamaları durumunda da her halukarda Sulh Hukuk Mahkemelerine dava açmaları gerekmektedir. Davanın zamanaşımı süreleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız eylemlere ilişkin zamanaşımı süreleri uygulanmak gerekecektir ki bu süre (2) ve (10) yıldır(md.72). Mevcut yasalarımızdaki maddelerde ve Yargıtay kararlarında malik, kiracı ve apartman-site yönetimi ile koruyucu ve önleyici tedbirler almaları açısından da kamu kurum ve kuruluşları sorumluluk altındadırlar.


SADECE GÜRÜLTÜ MÜ ?
Yargıtay, üst kattaki komşusunun dairesinden su sızdığı için sıkıntı duyan ev sahibine tazminat ödenmesinin önünü açtı. Yüksek Mahkeme; alt kattaki daireye su sızması sonucu tamirini yaptırmayan kişinin, komşusuna tazminat ödemesi gerektiğini ve gerekli tamirat işlemini yaptırmakla sorumlu olduğuna dair hükümler verdiği bir çok karar mevcuttur.

ÖRNEK YÜKSEK MAHKEME KARARLARI


YARGITAY 20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/1851
Karar No: 2020/581
Karar Tarihi: 10.02.2020

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KAR AR:
Dava dilekçesinde, davacının üst kat komşusu 11 numaralı daire sahibi davalı …’ın balkon ve banyosundan gelen sızıntılar nedeniyle dairesinin zarar gördüğü, zararların tespiti için Bakırköy 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/8 Değişik iş sayılı dosyasında tespit yaptırdığını bu nedenle verilen zararların toplamı 1.168,20.-TL maddi tazminat ile 1.000,00.-TL manevi tazminata hüküm edilmesi istenilmiştir.
Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 17/9/2013 tarihli kararı ile “Açılan maddi tazminat talebinin 850,00.-TL’sinin kabulü ile dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının istemiş olduğu manevi tazminatın tamamının reddine karar verilmiş, ilgili hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2014/9551 E. – 2014/16828 K. sayılı ilamı ile “Manevi tazminat istemi yönünden; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlar ile yasal gerektirici nedenlere göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına, maddi tazminat ve onarım yapılmasına dair talep yönünden; dava, davalıya ait bağımsız bölümünden, davacıya ait bağımsız bölüme su sızması nedeniyle oluşan zararın tahsili ve onarım istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinden kaynaklanmaktadır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun Ek 1. maddesinde, bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlığın -değerine bakılmaksızın- sulh hukuk mahkemesinde çözümleneceği hükme bağlanmıştır. Buna göre mahkemece kat mülkiyetinden kaynaklanan maddi tazminat istemi ve onarım yapılması konusundaki davanın tefrik edilip görevsizlik kararı verilerek dosyasının görevli ve yetkili sulh hukuk mahkemesine gönderilmesi gerekirken bu istem yönünden de işin esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmediğinden” hükmün bozulmasına karar vermiştir.
Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 18/06/2015 tarihli görevsizlik kararından sonra yargılamaya devam eden Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabülü ile; 1.168,20.-TL’nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacıya ait balkon ve banyodaki rutubetlerin, dökülmelerin ve kararmaların davalının dairesinden kaynaklandığı anlaşılmakla davalının balkonunu doğrama korkulukları ile balkon çıkıntısı arasındaki kılcal boşlukların su geçirmez likit izolasyon malzemeleri ile dolgusunu yaptırmasına, bu işlem için davalıya 1 iş günü süre verilmesine, davalının dairesinin banyosunda bulunan küvetin sökülerek seramik kaplamaların ve derzlerin yenilenmesi ve daha sonra akrilik küvetin monte edilmesi için davalıya 2 iş günü süre verilmesine karar verilmiştir.
Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tazminat ve hakimin müdahalesi istemine ilişkindir.

SONUÇ:
1) 5219 ve 5236 sayılı kanunlar ile HUMK’nın 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2017 tarihinden itibaren 2.270 TL’ye çıkarılmıştır.
Temyize konu maddi tazminat miktarı 1168,20.-TL olup, HUMK’nın 5219 sayılı Kanun ile değişik 427. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca miktar veya değeri 2.270,00.-TL’yi geçmeyen kararlar kesin olduğundan miktar yönünden temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2) Davalının müdahalenin önlenmesi bakımından yaptığı temyiz itirazlarına gelince; Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve gereği yerine getirilerek taşınmazda gerekli önlemlerin alınmasına ve yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA 10/02/2020 günü oy birliğiyle karar verildi

FARKLI KONULARDAKİ KARAR ÖRNEKLERİ
Bir ağacın dallarının ve köklerinin komşunun mülküne geçip zararına sebebiyet vermesi halinde, ağaçların kesilmesinin istenebilir. Bu hükmün uygulanabilmesi için zararın oluşması şarttır. İleri­de oluşacak muhtemel bir zararın giderilmesi istenemez. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2006/3505 E., 2006/5212 K.,5.5.2006 tarihli karar)

**** 
Mahkemece, dava dilekçesinde tanık deliline de dayanıldığı dikkate alınarak tarafların süresinde göstereceği tanıkların dinlenmesi ve bu şahadet dikkate alınarak köpeğin komşuları rahatsız edip etmediği saptanıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir. Köpeğin rahatsız verip vermediği konusunda hiç bir tanık dinlenmeden yazılı olduğu şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 1992/13261 E., 1993 /1653 K. , 15.2.1993 tarihli karar)

****
Maktulün güvercin beslediği yerin apartman sakinleri tarafından şikayet edilmesi üzerine maktulün komşularına husumet beslediği, maktul ile sanık arasında çıkan tartışma sırasında maktulün sanığa hakaret etmesi üzerine sanığın silahla maktule ateş ederek onu öldürdüğü olayda; Maktulden sanığa yönelen ve hakaretten ibaret olan haksız eylemi sebebiyle sanık hakkında asgari düzeyde haksız tahrik indirimi yapılması gerekir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2015/5845 E., 2016/4203 K, 7.12.2016 tarihli karar)

****
Dava, Türk Medeni Kanunun 737. ve devamı maddelerinde düzenlenen komşuluk hukuku ile ilişkilidir.
Türk Medeni Kanunun 683. maddesi hükmünce bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içerisinde o yer üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip ise de, az yukarıda sözü edilen 737 madde hükmü taşımaz maliklerinin yararlanma sırasında komşularını etkileyecek taşkınlıktan kaçınmasını öngörmüş, böylelikle mülkiyet hakkına sınırlama getirmiştir.
Özellikle taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan taşkınlıklardan kaçınılmalıdır.
Buradaki taşkınlıktan amaç, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisini ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş veya eylemlerdir. Bu eylemlerin varlığının saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanım amacına, niteliğine mahalli örf ve adetlere bakmak gerekir.
Eğer davacının 554 parselinden akmakta olan su, doğal olarak akan su kabul edilirse davalı buna o yerde tabii ark olmasa dahi katlanmak zorunda olacağından su akışını diğerinin zararına değiştiremeyeceği gibi, alt taraftaki arazi maliki boşaltma dolayısı ile akan sulardan zarar görmekte ise gideri üstteki arazi malikine ait olmak üzere kendi arazisinden bilirkişinin öngöreceği mecra ile bu suların akıtılmasına rıza göstermek zorundadır.
Somut olay bu çevrede incelendiğinde mahkemece yapılacak iş; yerinde yeniden keşif yapılarak davalıya ait 555 parsele, davalının 554 parselinden akan suların, doğal olarak akan su olup olmadığın belirlemek, olağan hoşgörü sınırları içerisinde katlanıp katlanamayacağını saptamak, davalı ileri derecede bir zarara maruz kalmakta ise ve davacıya ait 554 parselde su baskınına uğrayıp zararlanıyorsa gideri üstteki arazi malikine ait olmak üzere davalı zarara uğramadan ne gibi önlemlerle alt taraftaki arazisinden yapılacak mecra ile suyun akışının sağlanabileceğini tespit etmek, bütün bunlardan sonra oluşacak sonuç dairesinde bir hüküm kurmak olmalıdır. Değinilen yönler bir yana bırakılarak istemin yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır?

****
YARGITAY 14. Hukuk Dairesi 2008/2268 E.N , 2008/2723 K.N.

İlgili Kavramlar
KOMŞULUK HUKUKU
TAŞINMAZ MÜLKİYETİ SINIRLAMALARI

İçtihat Metni
Davacı vekili tarafından, davalı 01.01.2006 aleyhine gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.03.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışların giderilmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının mülkiyet hakkının kullanılmasından kaynaklanan iş ve eylemleri engellenemeyeceğinden, İmar Hukukuna aykırılıkta Genel Mahkemelerde değerlendirilemeyeceğinden söz edilerek dava reddedilmiştir.
Hükmü davacılar temyiz etmiştir.
Gerçekten; Türk Medeni Kanununun 683. maddesince bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içersinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Ne var ki; Türk Medeni Kanununun "komşu hakkı" başlıklı 737. maddesi ile anılan hükme sınırlama getirilmiş, "herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoşgörülebilecek dereceye aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkarmak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır." hükmüne yer verilmiştir.
Yasanın anılan hükmünün "özellikle" sözcüğü ile başlaması hükümde yer verilenlerin örnek olduğunu göstermek amacıyladır.
Görüldüğü gibi bu hükmün malike yüklediği yükümlülük kendi taşınmazını kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken komşusuna zarar verecek taşkınlıklardan kaçınmaktır. Komşular arasında hoşgörülebilecek derecedeki rahatsızlık, taşkınlık teşkil etmez ve komşu buna tahammül göstermek zorunda ise de, komşudan taşkın kullanmaya tahammül etmesi de beklenemez.
Taşkınlıktan amaç, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Kuşkusuz bir fiilin taşkınlık teşkil edip etmediğini Hakim gerek duyarsa bilirkişi incelemesi de yaptırarak taşınmazlığın bulunduğu yere, kullanma amacına, niteliğine özellikle de örf ve adetlere göre karar verecektir.
Komşuluk hukukuna ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davacılar üzerinde ayrı ayrı bloklar bulunan 111 parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölüm malikidir. Bağımsız bölümlerini halen konut olarak kullanmaktadır. Davalı şirket ise 110 parsel sayılı taşınmazda bina yapmak üzere 25.01.2007 tarihli krokili raporda B harfi ile gösterilen yolu mevcut araziye istinat duvarı yaparak ve doldurmak suretiyle meydana getirmiş ve eldeki davanın açılmasına neden olmuştur. Bilirkişinin 18.12.2006 tarihli raporunda; davalının 110 parsel üzerindeki B harfli yolu yapmasının hırsızlık gibi bazı durumlara kolaylıkla yol açabileceği yapılan yoldan araçların gelip geçmelerinin 111 parseldeki 1. kattaki dairelerde kazalara neden olacağı saptanmıştır. Bu saptamalar davalının komşuluk hukukuna aykırı aşırı kullanımını gösterir. Böylelikle eldeki davada zarar unsurunun gerçekleştiği açık ve seçiktir.
Böyle olunca mahkemece; 18.12.2006 tarihli raporu düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak ortaya koyduğu zararlandırıcı işlemlerin giderilme yöntemi ayrıntılı ve gerekçeli olarak sorularak belirlenmeli, hükümde alınacak ek rapor hükmün eki sayılarak davalının komşuluk hukukuna aykırı davranışlarının giderilmesine karar verilmelidir.
Mahkemece, değinilen yönler bir yana bırakılarak somut olaya uygun düşmeyen bazı gerekçelerle davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 04.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski