erolkara





 Zeyrek Cami, Molla Zeyrek Cami, Molla Zeyrek Medresesi, Molla Zeyrek Sağlık Evi ve ilk adı ile Pantokrator Manastır Kilisesi

İstanbul Fatih'te 900 yılı aşkın zamandır hizmet veren bunun 600 yıla yakın tarihinde Müslümanlara hizmet eden devasa bir yapı. Ayasofya Kebir Camiden sonra ki en büyük ibadethane. Ve camiye çevrilen ilk kilise. Hem cami, hem üniversite hem de hastane olarak hizmet vermiş müthiş bir yapı.

Hakkında ne biliyoruz. Sırları, gizemleri, efsanesi ve değer veren öne çıkan bilgileri ile İşte madde madde İstanbul'un göz bebeği Molla Zeyrek Cami

  • Birbirinden farklı 3 yapının bir araya gelmesiyle oluşan bir ibadethane
  • Bizans döneminde Hristiyan külliyesi İstanbul'un Fethinden sonra İslam Külliyesi
  • Bizans döneminde bünyesinde şapel, kütüphane, elli yataklı, beş bölümlü, iyi düzenlenmiş bir hastahanesi, göz sağlığı merkezi, tıp mektebi, eczahane ve yaşlılar evi de bulunmaktaydı

  • Günümüzde göz hastanesi kitap-kafe olarak kullanılmaktadır.
  • İmparator 2.Yannis’in eşi ve aynı zamanda Macaristan Kralı Ladislaus’un da kızı olan İmparatoriçe İrene'nin mezarının bulunduğu yer 

  • İmparatorun en küçük oğulları imparator 1.Manuel ve Paleologos hanedanlığından 5.Yannis de burada gömülmüştür. Kilisede Demetrios,Flours, Laurus’un cesetleri ve Aziz Blasius’un kafatasının bulunduğu söylenmektedir. 

  • Hz. İsa’nın (aleyhisselam) çarmıhtan indirildikten sonra üzerine yatırıldığı anlatılan sehpanın da burada olduğu söylenmektedir. 
  • Yine burada Meryem Ana’nın (Allah ondan razı olsun) gözyaşlarının izlerinin bulunduğu bir mermer tablanın olduğu rivayet edilmektedir.
  • İmparatoriçe İrene, Bu yapının temellerini atan, yaşlılar evi ve hastanenin yapılmasını isteyen ancak tamamlandığını göremeden ölen kişidir 
  • Camiyi oluşturan birbirine bitişik üç kilisenin Bizans devrindeki isimleri Evrenin Hâkimi Îsâ Mesîh (Hristos Pantokrator), Başmelek Mikhail (Arhangelos Mikhail) ve Şefkatli Meryem Ana’dır (Theotokos Elaiusa).
  • İstanbul’un Doğu Katolik İmparatorluğu’nun başkenti olarak kaldığı 57 yıl boyunca bir kısmı saray olarak kullanılırken bir kısmı da konuk evi olarak kullanılmıştı.
  • Latinlerin kenti istila ettikleri dönemde birçok Hıristiyan azizine ait kutsal eşya da Venedik’e yollanmıştır. Yarım yüzyıl boyunca hiç bakım ve onarım görmeyen Pantokrator Kilisesi, tüm kıymetli madenleri tükenene dek yağmalanmıştır.
  • Bizans’ın son devrinde manastır hastahanesinin varlığını sürdürdüğü, başhekimliğini de bir Türk’ün yaptığı kaynaklarda belirtilir.

  • 1453 yılında İstanbul'un fethinden hemen sonra Fatih Sultan 2.Mehmet Han yapıyı dönemin büyük alimlerinden Molla Zeyrek Mehmet Efendi’ye emanet ederek, kilisenin medreseye çevrilmesi için görevlendirdi. Eğitime oldukça önem veren büyük Fatih, kendi külliyesi tamamlanan dek öğrencilerin burada okumasını emretti ve mollayı buranın müderrisi olarak atadı.
  • Molla Mehmet Efendi’nin “hazırcevap” anlamına gelen Zeyrek lakabından esinlenerek külliyenin bulunduğu yer Zeyrek olarak anılmaya, külliye de Molla Zeyrek olarak anılmaya başlanmıştır.

  • Fâtih Külliyesi’nin medreseleri inşa edildiğinde yapı Abdullah-ı İlâhî’ye verilmiş ve bir zâviye şeklinde faaliyetini sürdürmüştür.
  • Talebelerin Fatih Külliyesi’ndeki medreseye taşınmasından sonra ise Zeyrek Medresesi, Zeyrek Cami olmuştur. 

  • Caminin güneyinde hünkâr mahfili yer almaktadır. 1756’da bölgede geniş ölçüde tahribat yapan Cibali yangınının ve 1766’daki büyük depremin (Pamukciyan, s.12-16) ardından, XVIII. yüzyılın sonuna doğru kapsamlı bir onarım geçirdiği ve hünkâr mahfilinin I. Abdülhamit (1774-1789) tarafından bu onarım esnasında ekletildiği düşünülmektedir

  • Cami yapılarının güneyinde Bizans dönemi duvarlarının çevrelediği avluda, Akşemseddin veya Semerci İbrâhim Efendi Tekkesi diye bilinen tekkeler mevcuttu
  • Güney tarafında tonozlu 3 Osmanlı hücresi bulunmaktadır. Burası, Akşemseddin, Emir Buhari ve Şabaniye Şeyhi'nin dergahı olmuştur.
  • Zeyrek Caminin Batı duvarında Osmanlı döneminde açılan bir pencerenin üzerinde bulunan yedi satırlık mermer kitâbede Akşemseddin’in burada geçirdiği zamandan bahsedilmektedir.
  • Fatih ile birlikte İstanbul’a gelen sufilerden olan Akşemseddin’in Zeyrek Medresesi’nde kısa bir süre ders vermesi nedeniyle “Akşemseddin Tekkesi” adını almıştır. 

  • Akşemseddin (Zeyrek) Tekkesi varlığını, medresenin Fatih’e taşınmasından sonra, 1925 yılında tekkelerin kapatılmasına kadar sürdürmüştür
  • Evliya Çelebi 16. yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapının temizlenip onarıldığını, kubbe ve kemerlerin içindeki altın sürülmüş resimlerle, kıymetli taşlardan yapılmış sütunları gördüğünü kaydeder ve şöyle anlatır: " Hazreti Yahya'nın ruhu için yaptırılmıştır. Hıristiyanlar zamanında adına (Saint-Jean: Hazret-i Yahya) manastırı denirdi. Malta korsanları Hz. Yahya'nın cesedini ellerine geçirip onunla yükseklik ve ve zaferler kazanacakları iddiasındadırlar. Yahya Peygamber Hz. İsa'nın annesi tarafından akrabası olduğundan Konstantin'in annesi bu Zeyrek-başı camiini yaptırıp Yahya Peygamber'in ruhuna ithaf etmiştir. Dört tarafını başka başka kale duvarı ve su sarnıcı ve patriklere mahsusu odalar yaparak mamur etmiştir. Küçük ve büyük hepsi 46 kubbedir ve dikili direkleri kıymetli çeşitli taşlardandır. Düzgün bir minaresi vardır. Caminin kubbe ve kemerleri içinde altın sürülmüş çeşitli resimler ve tasvirler vardır ki, görenler hayran olurlar. Bir tepe üzerine yapılmış yüksek bir camiidir."

  • Çok nitelikli ahşap müezzin mahfili 1960’larda kaldırılmıştır.
  • XX. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren ilgi gösterilmeyen yapı hızla harap olmuş, 1953 ve 1966 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü bazı onarım çabaları göstermişse de başarılı olamamıştır.

  • Molla Zeyrek Camii’nin bulunduğu bölgede 15 civarında türbe bulunmaktadır. Bunların arasında en önemlisi ve en tanınanı Mehmet Emin Tokadi’nin makamı olarak bilinen mezardır.

  • Halk arasında dolaşan ve bilhassa bir kaç kuşak burada yaşamış olan yaşlıların aktardığına göre Zeyrek Cami uzun yıllar ahır olarak kullanılmıştır. 
  • Manastırdan, toprak üstünde günümüze intikal eden hiçbir iz kalmamıştır. Yalnızca, caminin çevresinde evvelce manastır yapılarının altında oldukları anlaşılan sarnıçlar bulunmaktadır.
  • Bu bölgenin altında yer alan mahzen ya da sarnıç son yıllarda restore edilen ancak halka açılamayan yer olarak belirtilse de bir dehlizden Ayvansaray’a çıkıldığı da iddialar arasında.

  • Ahır olarak kullanılan alandan zaman zaman çığlıklar yükseldiği de söylenen ancak tam olarak ispatlanamayan söylentiler arasındadır. 
  • EvliyaÇelebi, Seyahatnamesinin bir bölümünde, İstanbul halkının Pantokrator Kilisesi bitişiğindeki sarnıçlarda kışın zemheri geceleri olunca, nice koncoloz denilen cadıların çıkıp arabalara binip dolaştıklarına inandıklarından bahseder. İnanışa göre bu cadılar seher vaktine yakın mağara içerisinde kaybolurlarmış
  • Molla Zeyrek Cami, 1986 senesinde UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine dahil edilmiştir.

  • Vakıflar Genel Müdürlüğü ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan protokolle 2009 yılında İBB tarafından restorasyonu başlatılan 901 yıllık tarihi geçmişi sahip anıt eser 29 Mayıs 2019 yılında tam teşekküllü olarak hizmete yeniden açılmıştır
  • Camiye bağlı olan ve Zeyrek Öğrenim Biriminin içerisinde yer alan Ayazma haçlar oyulmuş mermer muhafaza içindeki bir kuyudur 

  • Pantokrator Manastırı’nın da ayazması olduğu düşünülen çeşmenin üzerinde bulunan Saliha Sultan Sıbyan Mektebi, 1997’de “Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı Zeyrek Öğrenim Birimi” olarak kullanılmak üzere yeniden yapılmıştır 

  • Rivayete göre, kilisenin altındaki ayazma, 1080 yılından beri varlığını muhafaza etmektedir. Ancak, Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u aldıktan sonra kilise ve ayazma yok olmuştur. 

  • Ancak, 1750 yılında bir Arnavut asıllı Ortodoks Rum bu araziyi satın almıştır. Rum’un kızı Maria, rüyasında Meryem Ana’yı görmüş ve Meryem Ana, bahçenin altında bir ayazma olduğunu söylemiştir. Maria babasını, o ayazmayı bulmaya ikna etmiştir. Ayazma 1755 yılında bulunmuştur. Akan suyun kutsal olduğuna, her derde deva olacağına inandıkları için de buraya kendi paralarıyla kilise yapmışlardır. Sonra da bu kiliseyi İstanbullu Rumlara bırakmışlardır.
  • Molla Zeyrek Camii önünde Haliç, Süleymaniye, Galata ve Boğaz’a uzanan manzarayı seyretmek doyumsuzdur
  • Zeyrek Camiinin tam adresi: Sinanağa Mahallesi. İbadethane Sokak. Fatih/ İstanbul
DETAYLI BİLGİLERE AŞAĞIDAKİ KAYNAKLARDAN ULAŞABİLİRSİNİZ

Derleme : erolkaranet / 30.10.2020

GÜNÜMÜZ FOTOĞRAFLARI VE DETAYLI VİDEO ÇEKİMİ DE AŞAĞIDADIR
















Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski