erolkara






 Vefa Lala Paşalar Türbesi

Şeyh Vefa haziresinde bulunup gözden kaçırılan yapılardan birisi Lala Paşalar Türbesidir .(Kaynaklarda bu türbenin ismine rastlanmamaktadır. )
Türbede iki lala paşanın medfun oluşundan ötürü türbeyi Lala Paşalar Türbesi olarak adlandırdık) Batı hazirede yer alan bu türbede Lala Mehmed Paşa (Aslen Teke’li olan Lala Mehmed Paşa, lala olmadan önce çavuş imiş. Sultan III. Mehmed’in dâyesi ile evlenmiş ve defterdar, nişancı ve daha sonra da lala olmuştur. Sultan III. Mehmed’in tahta çıkmasıyla vezirliğe yükselmiş ise de kısa bir süre sonra yakalandığı şirpençe hastalığından kurtulamayarak ölmüştür (Mehmed Süreyya, Sicill-i Osmanî, c. IV, s. 1062; Erdoğan, Şeyh Vefa Hayatı ve Eserleri, s. 26).) (1004/1595), Lala Ramazan Paşa (Lala Ramazan Paşa, maliyeden yetişmiş, önce baş defterdar daha sonra da Sultan III. Mehmed’e lala olmuştur. Konya ve Kıbrıs valiliklerinde bulunmuştur. (Mehmed Süreyya, Sicill-i Osmanî, c. IV, s. 1348).) (1013/1604) ve bir kişi daha medfun bulunmaktadır.
1977 yılında yapılan mezarlık düzenlemesinde taşlar, bilgisiz ve dikkatsizce yerleştirildiğinden, mezarlıktaki birçok kabir taşı gibi, burada yatan üçüncü kişinin taşları da karıştırılmıştır. Türbede yatan üçüncü kişinin baş tarafında Mustafa b. İbrahim’e ait bir taş, ayak tarafında ise Sultan III. Mehmed’in dâyesi Halime Hatun’a ait bir şâhide bulunmaktadır.
Dört veya altı sütun üzerine oturan bir kubbe veya tonozdan ibaret olduğu sanılan Lala Paşalar Türbesi, Pervititch’in haritasında altı sütunlu, doğu cephesi kapalı, batı cephesi yandaki binanın duvarına bitişik, kuzey ve güney cepheleri ise bir sütunla ikiye bölünmüş açık, yapının üstü tonozla örtülü şekilde gösterilmiştir (R.01). (Pervititch, Sigorta Haritalarında İstanbul, s. 185) Bu çizimin temsilî mi yoksa aslına sadık kalınarak mı çizildiği konusu, ancak bulunacak yeni belgeler le açıklığa kavuşacaktır. Zira türbenin doğusunun kapalı olduğuna dair bir belirti bulunmamaktadır.
Güney ve kuzey yönde ortada gösterilen sütunlara ait bir iz de görülmemektedir. Batı kısmın yandaki duvara yaslandığı ise gerçektir. Şimdiki haliyle türbenin üst örtüsü hakkında hiçbir ipucu bulunmamaktadır.
Ancak bu türbenin sütunlar üzerine oturan kubbeli bir yapı olduğunu, mezarlıkta bunan baklava dilimli sütun başlıklarının da bu türbeye ait olduğunu tahmin ediyoruz. 460x460 cm. ölçülerindeki kare plan üzerine kurulan türbenin, bugün yalnızca üç yönde üzerine sütunların oturduğu temel kaidesi ve doğu cephesinde, yukarı doğru daralan sekiz köşeli iki sütun ayakta durmaktadır.
Türbenin hariminde 337x260 cm. ölçülerinde üstü açık, içerisinde üç-dört kişinin medfun bulunduğu sofa şeklinde geniş bir taş sanduka yer almaktadır 
Sanduka içerisinde bulunan taşlar üstüvanî olup kavuk veya benzer bir serpuş taşımamaktadırlar. Sandukanın doğu pahlısına oyulmuş üç küçük su haznesi bulunmaktadır. Su haznesinin bulunduğu kısmın yan satıhları gülbezekler ve saksı içinde görülen şükûfelerle bezenmiştir.

Kaynak : Aziz Doğanay - Divan Dergisi

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski