@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!


Banner


Hoş Geldiniz..

Yarın 16 Mart.. O Caddeden Geçerken Bir Fatiha Okuyun.




İstanbul
'un göbeğinde bir cadde var. Üzerinden binlerce ara, kat be kat fazlası insan geçer. Caddenin bir kısmında Mecidiyeköy - Yenikapı metro istasyonu, Vezneciler kız yurdu ile diğer tarafında İstanbul Üniversitesinin yerleşkesi içinde olan bölümleri yer alır.Caddenin bir ucunda Bozdoğan kemeri ve yetim, garip bir cami diye nitelendirdiğimiz Kalenderhane cami vardır.

Bir ucu Süleymaniye'ye diğer ucu Vezneciler'e dolayısıyla Şehzdebaşı'na ve Laleli'ye bağlanır.Burası bu cadde acı hatıralarla doludur. "Şehzadebaşı" denildi mi ve bir de "karakol" dendi mi, bu acı hatıra gelir insana. Tabii, tarihini bilen İstanbullulara.
Bu cadde o acı hatıranın adını taşır. 16 Mart Şehitleri Caddesi.
Nedir, bu 16 Mart Şehitleri olayı. Ne olmuştur.
16 Mart 1920 tarihinde İngiliz işgalciler tarafından katledilen Mehmetçikler uyurken şehit edilmiştir.

Olayı irdeleyelim..

Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından birkaç gün önce 10. Kafkas Tümeni İstanbul’a gelmiş, tümene bağlı birlikler şehrin çeşitli semtlerine; tümen karargâhı şubeleriyle birlikte Şehzadebaşı’ndaki Letafet Apartmanı’na; tümen karargâhı ve tümene bağlı mızıka takımının askerleri ise, bu apartmanın karşı köşesindeki iki katlı harap ve ahşap binaya yerleştirilmişti
13 Kasım 1918’den beri işgal altında bulunan İstanbul, 16 Mart 1920 ‘de ikinci kez işgal edilmiştir. İngilizler tarafından yapılan bu işgalin resmi olarak başlayacağı saat 10.10 olarak Türk tarafına bildirilmiştir. Bunu gündüz gözüyle yapmak istemişlerdir sebebi de Türk devletini Türk askerini Türk milletini aşağılamak ve buna da herkesin tanıklık etmesini istemeleridir. İşgalin gündüz yapılacağını bildirmelerine rağmen İngilizler kendileri için zararlı gördükleri şahsiyetleri tutuklamak için İstanbul’un uykuda olduğu zamanı seçmişler ve ani baskınlarla bu tutuklamalar yapmışlardır. Görüldüğü üzere İngilizler, kendilerince zararlı olarak belirledikleri isimleri tutuklama gibi, kimseye gerçek yüzlerini göstermek istemedikleri girişimlerini gece yarısı, herkesin tanıklık etmesini arzu ettiği gösterişli işgâl merasimlerini ise gün ışığıyla yapmayı tercih etmişti.Özellikle baskın ve tutuklamalarda İstanbul’un uykuda olduğu zamanı seçen İngilizler, şehrin çeşitli semt ve mahallerinde hemen aynı saatlerde hanelere zorla girerek, aralarında eski Harbiye Nazırı Cemal Paşa, eski Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa, Meclis-i Ayan üyelerinden Çürüksulu Mahmud Paşa ve Göz Doktoru Esat Paşa gibi kişileri tutuklamıştı 
Bu ani baskın ve tutuklamalar esnasında sadece muhatapları değil, hanelerdeki aile efradı da İngilizlerin gayri insani muamelelerinden nasibini almıştı 
Ancak İngilizlerin İstanbul’u işgâl programları yukarıdaki eylemlerle sınırlı kalmamış, o gün için plânladıkları eylem listesinde bir başka adres ve isme daha yer ayırmışlardı. Bu, tarihe en çok bilinen ismiyle geçen Şehzadebaşı Karakolu idi.
Basılmasına karar veriler yerlerden birisi Şehzadebaşı’ndaki 10. Kafkas Tümeni Karargâhı ve Karakol Cemiyeti kurucularından olan tümen komutanı Kemalettin Sami Bey’i alıkoymak idi.
İngilizler 16 Mart 1920 sabahı saat 5.45 sularında, Şehzadebaşı Direklerarası’nda 10. Kafkas Tümen Karargâhı’nın bulunduğu caddeye iki yük otomobili ile geldi. Otomobillerden biri Saraçhane’ye gidip gözetleme yaparken diğer otomobilden karargâh önünde inen 50-60 askerlik karma bir İngiliz müfrezesiMüzika Takımı’ erlerinin kaldığı binanın yani Şehzadebaşı Karakolu'nun kapısında nöbet bekleyen askere saldırdıktan sonra yardım için gelen nöbetçi onbaşıyı yaraladı; arkasından koğuşa giderek henüz uykuda bulunan ve o sırada yataklarından kalkmak isteyenlerin üzerine ateş açtılar. Bu arada üst kat koğuşlarda kalan hepsi müzisyen olan ve silahları bulunmayan Karargâh Mızıka efradını koridora çıkarıp pijamalarıyla sıraya dizmişlerdir. dizen İngiliz subay hiçbir direnme göstermeyen, ’biz müzisyeniz, silahımız dahi yok’ diyen silahsız bu efrad için ateş emri verdi. İngiliz askerler baskın sırasında karargahta bulunan 61 Türk askerinden kimi kayıtlarda 4, kimisi 5 ya da 6 kişi oldukları söylenilen  vatan evlatlarını vahşice, alçakça katletmişlerdir. On civarında Mehmetçik yaralanmıştır.Bir askerin de kayıp olduğu bilgilerine ulaşılmıştır. Burada da erlerden 2'si şehit düşer, 2 er ise yaralanır, diğer erlerin bir kısmı ise firar ederek ve yere yatarak sağ kalmayı başarmışlardır.
Olayı protesto eden ve olay gecesi yardıma gelen Türk subaylar gözaltına alınmıştır. Baskının nedenlerinden biri olarak söylenen 10. Kafkas Tümen Kumandanı Yarbay Kemaleddin Sami Bey’in karargahta olmadığı kayıtlara geçer.
Zamanın gazetesi olan, Tevhid-i Efkâr Gazetesi’nin 5 Ekim 1923’de Şehzadebaşı Olayı’na yer verdiği bir haberde, İngilizler tarafından şehit edilen ve işgâl sabahı Şehzadebaşı Karakol kapısında nöbet bekleyen askerin Reşadiyeli Veli oğlu Mehmed olduğu ve tek başına görevini yapan bu kahraman Türkün İngilizlerden iki kişiyi öldürdüğü belirtilmekteydi. 



16 Mart 1920'de Şehzadebaşı'ndaki Mızıka karargahına düzenlenen İngiliz baskını sırasında öldürülen Fırka Mızıka Efradından Ahmed oğlu Nasuh (Bal›kesir) cesedi

Şehzadebaşı karakolu baskını İngilizlerin 1. dünya savaşı yıllarında işledikleri bir başka savaş suçudur

Hayatını kaybeden ve yaralanan askerler 

Baskın sırasında hayatını kaybedenler 
Fırka Karargâhından 
Reşadiye'li Onbaşı Veli oğlu Mehmed
Zile'li Çavuş İbiş oğlu Abdullah/Abdulkadir 
Mızıka Efradından
Balıkesir'li Ahmed oğlu Nasuh 
Şarkışla'lı Kadir oğlu Ömer Osman 

Yaralılar :Fırka Karargâhından 
Vezirköprü'lü Onbaşı Mustafa oğlu Mehmed Pehlivan
Merzifon'lu Er Mustafa oğlu Hafız İbrahim
Söğüt'lü Er Mehmed oğlu Hasan
Erbaa'lı Er Hasan oğlu Abidin
Tavas'lı Er Hüseyin oğlu Mehmed
Rize'li Er Şakir oğlu Maksut
İskilip'li Er Hasan oğlu İsmail
Ödemiş'li Er Halil oğlu Osman Yaralı erlerden biri olup yolda hayatını kaybetmiştir.
Sivas'lı Onbaşı Süleyman oğlu Musa
Bursa'lı Er Hasan oğlu Bekir

Kayıp:
Mızıkadan Edirne'li Osman oğlu Mehmed 

(Allah hepsinden razı olsun, mekanları cennet olsun. Amin )

Mezar yerleri
Şehitlerden üçü Eyüp’te Bahariye yolu üzerindeki mezarlığa törensiz ve gösterişsiz biçimde defnedilmiş, mezartaşları Türk Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasından sonra dikilmiş; 1947’de de Edirnekapı Şehitliği’ne nakledilerek buradaki Sakızağacı Şehitliği’ne gömülmüşlerdir.

Gazeteci Galip Kemali Bey, şehitlerden Kadiroğlu Ömer Osman’ın İplikhane Hastanesi karşısındaki selviler arasında defnedildiğine dair bilgi vermiştir; yaralıyken yolda hayatını kaybeden Ödemişli Er Halil oğlu Osman’ın defnedildiği yer ve baskında yaralanan diğer dokuz askerden hayatını kaybeden olup olmadığı bilinmiyor

Olaydan 3,5 yılç sonra 5 Ekim 1923’te Tevhid-i Efkâr Gazetesi’nin “İngilizlerin Hiçbir Türk’ün Ebediyen Unutmayacağı Menfur Alçaklığı” başlığı altında, gazetede yazılan makalelerde  “İngilizlerin 16 Mart’taki Alçaklığı Hakkında” “Ey Türk ve Müslüman bu cinayeti unutmak ve affetmek de bir cinayet olduğunu unutma!” denilmişti.

Sonuç, 16 Mart Şehitleri demek Şehzadebaşı Karakolu demek. Unutmadık, Unutmayacağız, Unuıturmayacağız



FOTOĞRAFLARIN HİKAYESİ
İngilizlerin baskını gerçekleştirip karakolu terk etmesinden sonra, olay yerine ilk olarak Tevhid-i Efkâr gazetesi girmiş, bu kanlı eylemin kurbanlarından dört Türk şehidini fotoğraflamıştı. Ancak işgâl altındaki İstanbul’da bu fotoğrafların yayınlanması mümkün olmadığından, fotoğraflar o sırada İstanbul’a gelen İtalyan Gazeteci Filippucci Guistiniani’ye, İtalyan gazetelerinde yayınlanması için verilmişti. Ertesi gün Tevhid-i Efkâr gazetesi sahibi ve başyazarı Velid Ebüzziya Bey, İngilizler tarafından sorgulandığı gibi, gazetenin matbaası da birkaç kez baskına uğramış, bu sırada fotoğrafların asılları kaybolmuştu. Fakat İtalyan gazeteci Roma’ya döndüğünde bu fotoğrafları, Osmanlı Hükümeti’nin Roma’daki gayr-ı resmi temsilcisi Galip Kemali (Söylemezoğlu) Bey’e vermişti. 
İtilaf Devletlerinin 2 Ekim 1923’de İstanbul’u tahliye etmesinden sonra, Tevhid-i Efkâr Gazetesi bu fotoğrafları, Büyük Türk Zaferinin ardından, İstanbul’a dönmüş bulunan Galip Kemali Bey’den istemiş ve 5 Ekim 1923’de aynı gazete tarafından yayınlanmıştı. Böylece İngilizlerin Şehzadebaş› Karakolu’nda giriştikleri bu menfur olayın delilleri, 3,5 y›l sonra Türk kamuoyuyla paylaşılabilmişti

Önemli not. Bir çok sol mecrada 16 Mart Şehitleri Caddesinin adının 16 Mart 1978 yılında İstanbul Üniversitesi ile Eczacılık Fakültesi arasında meydana gelen bombalı olayla karıştırıp, bu caddenin adının bu olaydan kaynaklanarak verildiğini iddia etse de aslı yoktur. 

Kaynakça
Şehzadebaş› Karakolu Bask›n› ve Olay Mahalline Giren İlk Gazete Tevhid-İ Efkâr Doç.Dr. Serpil SÜRMELİ)
Şehzadebaşı Baskını'nın tüm detayları". Dünya Bülteni 4 Nisan 2010.

16 Mart 1920 Şehzadebaşı Karakolu Baskını

TRT'nin Ya İstiklal Ya Ölüm dizi filminde Şehzadebaşı Karakol Baskını canlandırıldı

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam



Reklam

İlginizi Çekebilir

Reklam