videoerk






Peygamberimizin ( selam onun ve tüm peygamberlerin üzerine olsun) ayak izi, mührü, elbisesi, nalını şerifi derken elinin tasvir edildiği bir kabartmanında İstanbul'da olduğunu öğrenip araştırmaya koyulduğumuzda garip ve sorularla dolu bilgiye kavuştuğumuzu bilmenizi istiyoruz.
Önce geçmiş yıllara dönelim.
Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed'in (aleyhisselam)  çocukluğu ve Şam'a yapılan yolculuğunu hatırlayıp Rahip Bahira'ya kadar zihinlerimizi zorlayalım.
Rahip Bahira ve peygamberimizin yaşadıklarına sadece bir iki cümle olarak yer verip Tur-i Tur-i Sina Manastırı'na değinelim.
Hazreti Muhammed aleyhisselam, Rahip Bahira'nın unutulmayan hatıralarına binaen Peygamber olduktan sonra kendisini ziyarete gelen manastır keşişlerine ümmetinin manastırı koruyacağını belirten bir eman vermiş ve emana elini basmış.
1517 yılında Yavuz Sultan Selim Mısır'a sefere çıktığında manastır keşişleri ellerinde korudukları fermanı padişaha gösteriyor. Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi dönüşünde bu emannameyi görünce öpüp başına koyar ve bu emannameyi vermeleri karşılığında evlatlarının bu dokunulmazlığı ilanihaye sürdüreceklerini ve İstanbul'da Tur-i Sina'ya ait manastır ve kilise yaptıracağını beyan ve ferman eder. IV. Murad'ın verdiği H. 1048 tarihli ferman da bu hususu teyit etmektedir. Bu fermanda da eskilerde âdet olduğu gibi el resmi bulunmaktadır.

Kaynaklar Haliç kıyısındaki manastırın 1593 yılında harap bir halde olduğu ve tamir için ayrılan paranın başka bir kiliseye aktarıldığı (yönetimdeki değişiklikler dolayısıyla), 1623 sayılı bir fermanla sahiplik ve tamir belgesi verildiğini anlatıyor. Manastır 1640 yılında yanıyor. Yine 1670 yılında İskenderiye Patrikliği'ne ait iken 1686'da Rusya'nın müracaatı ile Sina Manastırı'na devrediliyor ve bu yıl Rusların yardımı ile yeniden inşa ediliyor.
Zamanla harap olan kilise 1729 yılında Sina Manastırı tarafından yeniden yaptırılıyor. 1730 tarihinde yine yandığından Giritli Nikeforos tarafından yaptırılmıştır. Kilise 1851/1852 ve 1855 tarihinde tamir görmüştür. Manastır daha sonra Tur-i Sina keşişlerinin barındığı bir kilise olarak tanınmıştır.
Tur-i Sina Manastırı Aya Yani Kilisesi Ruhani Kurulu'nun 3.6.1986 tarihli yazısında kilisenin Yavuz Sultan Selim'in emriyle inşa edildiği belirtilmiştir. Ayrıca kapı üstündeki el tasvirinin Hz. Muhammed'in elini temsil ettiği şifahen belirtilmiştir.
İşte kapının üzerindeki el kabartması yazımızın konusu..
İstanbul İli, Fatih İlçesi’nin Balat Semti’nde yer alan pek çok kiliseden biri olan Tur-i Sina Kilisesi (Balatkapı İoannes Prodromos Metokhion Kilisesi), İstanbul’daki Rum Ortodoks yapılarından biridir. Kilise İstanbul Patrikliğine değil Mısır’daki Sina Başpiskoposluğu’na ve Aziz Katherina Manastırı’na bağlıdır.
İşte bu kilisenin kapısında yer alan peygamber efendimizin mübarek eli olarak tasvir edilen elini bulunduğu kısım ne hikmetse bir gün kayboluyor.
Geçtiğimiz yıllarda tahrip edilerek bir parçası kırılmış kabartmadan geriye hiçbir şey kalmadığını dikkatli ve meraklı gözler görüyor.


Öncelikle şunu belirtelim: El izinin kaldırıldığını fark eden kişi, İstanbul sevdalılarından araştırmacı-gazeteci Fahri Sarrafoğlu. Konu, gezi sayfalarında şu şekilde yer alıyor "Sarrafoğlu, bu gezilerden birinde -2007’nin yaz aylarından bir gün- manastıra gidince izi yerinde görememiş ve çok üzülmüş. ‘Acaba düştü mü ya da çalındı mı?’ diye düşünmüş.
Oysa ki Anıtlar Kurulu, tarihî yapılarda, izin alınmadan küçük bir taşın bile yerinden oynatılmasını istemiyor. Fahri Bey, konuyla ilgili Kültür Bakanlığı’na, Diyanet İşleri Başkanlığı’na kadar yazılar yazmış, ama bir sonuç alamamış. Hatta birçok kurumun, manastırın bu özelliğinden bihaber olduğunu görmüş. Bir vesile ile taşın Fener’deki Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin bahçesinde bulunduğunu öğrenmiş. Sarrafoğlu, “Daha sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyan bir öğrenci Patrikhane ile görüşerek bu taşı gördü ve fotoğrafını çekti. Patrikhane bakım yapmak için yerinden söktüğünü söylüyor. Kırık olan bölümleri tamir edilmiş.” diyor.
Konuya yine bir gezginin sosyal medya sayfasındaki notlarından kabartma ile ilgili olarak "Zamanla yıpranan, kırılmaya başlayan el izi 2007 yılı yaz aylarından kilisenin girişinden sökülerek düzenleme bahanesi ile Fener Rum Patrikhanesinin bahçesine götürülmüş ve bir daha da yerine koyulmamış." anekdotunu görüyoruz.
Bunların dışında Diriliş Postası yazarı Şeref Yumurtacı'da yazısında şunları yazıyor "Birçok kişi bilmez ama en son geçtiğimiz günlerde bir Ayvansaray – Balat- Fener turu esnasında Fener Rum Patrikhanesinde denk geldiğimiz patrik ayini esnasında kilisesinin bahçesinde anlatım yaparken tesadüfen denk geldim el izine. Uzun zamandır görmek istediğimiz ancak göremediğimiz, akıbetinden de habersiz olduğumuz, hatta birçok kişinin kaybedildiğini dahi iddia ettiği bu el izini merdiven altı diye tabir ettiğimiz harabe bir yerde üç beş kişi ile birlikte birkaç parça taş ve ufak birkaç parça eşya ile birlikle gördüğümüzde adeta şok oldum. İnsanların anlam veremediği ve ne olduğunu sorguladığı pislik içindeki bu taş, Âlemlere Rahmet Peygamber Efendimiz’in (sas) merhametinin ve şefkatinin bir simgesi olarak yıllarca Tur-i Sina kilisenin kapısında sergilenmişti… (2007 yılından sonra ilk defa görüldüğünü düşünüyorum)"
 Kabartmanın akıbetine dair söylentiler bir yana her ne kadar resmi bir açıklama olmasa da kabartmanın Fener'de bulunan Rum Patrikhanesinin bahçesinde  merdiven altı diye tabir edilen bir yerde olduğunu görenlerin yazdıklarından öğreniyoruz. Gezgin notlarında "Resimde gördüğünüz el izi Fener Rum Patrikhanesinde atıl bir vaziyette bir mahzende saklanan El izinin orijinalidir. diyerek aşağıdaki fotoğrafı eklemiş.
Konu hakkında en detaylı bilgiyi araştıranların dahi sormaktan kendilerini alamadığı kabartma için söylenen "Kim kaldırmış, neden kaldırmış, neden 400 yıldır dururken şimdilerde birden bire kaldırıldı…" sorusuna biz de buradan yer veriyoruz.

Fener Rum Patrikhanesinde atıl bir vaziyette bir mahzende saklanan El izinin orijinali

TUR-İ SİNA MANASTIRI ; İstanbul ili Fatih İlçesi Balat, Mürsel Paşa Caddesin de Eyüp yönüne giderken yolun kuzey tarafında 2332 ada 4 parsel de yer almaktadır.
Manastır yapısına zaman içinde kütüphane ve misafirhanede eklenmiştir. Külliye yapılarına kütüphane ve misafirhane eklenme yeniliği ise XVII yy da ortaya çıkmış kütüphane binası da XVIII yy kitaplıkları ile benzer özellikler taşır.
Genel itibari ile moloz taş kullanımı söz konusudur. Ön cephe ve pencere sövelerinde kesme taş kullanılmıştır.
Bina toplam üç kattan oluşmaktadır. Borum kat duvarları 110 cm olup moloz taş duvardır. Duvarlar iç mekanda horasan sıva ile sıvanmıştır. Mekan da yapıyı taşıyan toplam dört tane fil ayağı bulunmaktadır. Döşemeler tonoz şeklinde geçilmiştir. Yapıyı taşıyan bu dört ayak ve tonozlardır. Dış cephede sıralı moloz taş duvar olup iç mekanlar sıva ile kapatılmıştır. Taşıyıcı ayaklar moloz taş ayaktır. Tuğla taş karışımı kemer ve tonoz yapılmıştır. Bodrum kat zemini sıkıştırılmış topraktır.

Kaynaklar : 
Baytekin Balkan
Kültür Envanteri Atlası
Nilsen İnşaat AŞ
Payitaht'ta Bir Gün Facebook Sayfası
Fahri Sarrafoğlu - Tur-i Sina Manastırı’ndaki Peygamberimiz’in el izine ne oldu?,
Tur-i Sina (balatkapı İoannes Prodromos Metokhion) Kilisesi Koruma Projesi
KORUMA PROJESİ
Şeref Yumurtacı

Derleme : erolkaranet

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski