videoerk







Rapor alıp bu yaz günlerinde tatil havası yaşamak isteyenlerin sayısı pek az olmasa gerek. Ancak yıllık izni bitmiş, rapor alacak durumu yoksa da kara kara düşünen binlerce insan rapor almanın yollarını araştırmakta. Pekala, hasta olmadan rapor almayı becerebilmenin bir yolu var mı ? Herkes kolaylıkla rapor alırken 'İyi de biz niye beceremiyoruz' diyorsanız, işte size de uzmanından sahte rapor almanın püf noktaları:

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Haber7'ye bu konuda sahte rapor almak isteyenler için bu işin püf noktalarını yazmış.

Biz de özetle sayfalarımız arasına bu önerileri alalım dedik. Ancak, yazıyı sonuna kadar okumanızı istiyoruz. Keyfi rapor almanın bir de acımasız sonuçlarını da öğrenmeniz lazım.

RAPORLARIN EN TATLISI

Rapor almak deyince herkesin aklına gelen tek rapor 'istirahat raporu'dur. Bu, raporların en sevileni, en tatlısıdır.

RAPOR ALMANIN ŞARTLARI

Rapor almak için, Allah korusun ama önce hasta olmak gerekir. Yani, rapor hasta olan kişilere verilir. Tamam, bunu herkes biliyor.

Hasta olmadan rapor almanın en kolay yolu tanıdık bir doktor bulmaktır. Herkesin böyle bir 'resmi kuruluşta çalışan doktor tanıdığı olması' iyidir, hoştur da, doktorun branşı da önemlidir. Erkekseniz, tanıdık jinekolog işinize yarar mı ? Veya bir psikiyatristten rapor almak ister misiniz?

Bu nedenle size önerim, tanıdık doktorunuzun pratisyen ya da dahiliyeci olmasıdır, çünkü rapor verme spektrumları en geniş olanlar bu doktorlardır.

SADECE RİCA ETMEK DE YETERLİ OLABİLİR

Birkaç günlük rapora ihtiyacı olanlar bu isteklerine doktora rica ederek de ulaşabilirler. Bunu güler yüzle ve makul bir bahane ile söylediğinizde rapor alma şansınız oldukça yüksektir. Doktorlar gerçekten yardımsever insanlardır ve canları bir şeye sıkılmamışsa sizi asla üzmezler.

HASTAYMIŞ ROLÜ YAPILABİLİR

Rapor almanın yollarından biri hasta rolü yapmaktır, mesela karın ağrısından kıvranabilirsiniz, bayılma numarası yapabilirsiniz. Bunu çok iyi becerenler de vardır, eline yüzüne bulaştıranlar da. Genç bir doktora düşmüşseniz başarı şansınız yüksektir, ama tecrübeli bir doktor durumu hemen anlayıverir.

Yüksek tansiyon, astım... gibi kronik hastalığı olanlar hastalıklarını abartarak da rapor almayı deneyebilirler, ancak bu da çok garantili bir yöntem değildir.

EN GARANTİLİ YÖNTEM

Her durumda rapor almanın en garantili yolu ise hasta imiş gibi doktorun muayenehanesine gitmektir. Burada, uydurma bir şikayetle güzelce muayene olup viziteyi ödedikten sonra 'Doktor bey, acaba bana yarın sevk yaptırıp hastaneye gelsem birkaç gün de rapor verebilir misiniz' diye ricacı olmanız durumunda sizi kırabilecek bir doktor olabileceğini düşünemiyorum.

RAPOR NEDENİYLE İŞ AKDİNİN FESHİ

Yasa koyucu işçinin hastalık halinde işini koruyabilmek, hastalık nedeniyle işe gelemeyen işverenin yükümlülüğünü de kendince dengelemek için 4857 sayılı yasanın 18 ve 25. maddelerinde özel düzenleme yapmıştır.

4857 sayılı yasanın 18. Maddesi “Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz” dedikten sonra nelerin hiçbir durumda geçerli fesih nedeni olamayacağını saymıştır. Geçerli neden olmayacak durumlardan birisi de maddenin (f) bendinde dile getirilen “Hastalık veya kaza nedeniyle 25’inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık” halidir.

18. maddenin yollama yaptığı 4857 sayılı İş Yasasının 25/I.b bendinde hastalık nedeniyle devamsızlığın işverene geçerli fesih hakkı vermesi için devamsızlığın ihbar önellerini altı hafta aşmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.

Yani, işçinin işyerindeki kıdemi işçinin kıdem süresi 6 ayla 1,5 yıl arasındaysa 4 hafta+6 hafta, toplamda 10 hafta, işçinin kıdem süresi 1,5 yılla üç yıl arasındaysa, 6 hafta+6 hafta toplamda 12 hafta, işçinin kıdem süresi üç yılı aşmışsa 8 hafta+6 hafta toplamda 14 hafta geçmeden işveren işçinin hastalık nedeniyle işe gelmediği gerekçesiyle iş sözleşmesini geçerli nedenle sona erdiremeyecektir.

4857 sayılı İş Kanunu, işçinin uzun süreli ve kesintisiz devam eden bir raporu var ise raporlu olunan süresinin, işçinin ihbar süresini 6 hafta daha aşması durumunda, işverene sözleşmeyi haklı nedenle feshetme imkânı tanımaktadır.

Bu durum 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/I-(b) maddesi ile açıkça şu şekilde belirtilmektedir; “…işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar…”

EMSAL YARGITAY KARARI

Yargıtay 9. Hukuk Dâiresi emsâl bir karara imza attı. Kararda, davacının iş akdinin haksız ve geçersiz olarak hasta olmadığı halde raporlar getirip kasten devamsızlık yaptığı gerekçesiyle İş Kanunu'nun 25/2. maddesi gereğince feshedildiği hatırlatıldı.

Kararda şöyle denildi:

"Sık sık rapor alma halinde, işveren aralıklı da olsa işçinin iş görme ediminden faydalanamayacaktır. Sık sık hastalanan ve rapor alan işçinin, bu sebeple devamsızlığının iş yerinde olumsuzluklara yol açacağı açık bir olgudur. İş Kanunu'nun gerekçesinde sık sık hastalanmanın yeterlilikten kaynaklanan neden olarak örnek kabilinden sayılması, iş yerinde olumsuzluklara yol açtığının kabul edilmesindendir. Somut uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesi 'Muhtelif sağlık birimlerinden hasta olmadığınız hâlde raporlar getirip, işe kasten devamsızlıkta bulunmanız' gerekçesi ile 4857 sayılı kanunun 25/I2. maddesi uyarınca tarihinde feshedilmiştir. Davacının haklı sebep niteliğinde olmayan ancak sık sık rapor alma şeklindeki davranışının iş akışını bozacağı açık olup, işverenin buna katlanması beklenemez. Davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığı, ancak sık sık rahatsızlanarak rapor alan davacının davranışının fesih için geçerli sebep oluşturduğu kabul edilmelidir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dâiremizce İş Kanununun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına, davanın reddine oy birliği ile karar verilmiştir."

SÜREKLİ RAPOR ALAN MEMUR İSE DURUMU NE OLUR

Yukarıda 4857 İş Kanununa bağlı olarak çalışanın keyfi rapor almalarına yönelik kararları açıkladık. Pekala, 657 sayılı kanuna bağlı yani devlet memurları açısından durumu ne olur.
Bu sorunun cevabını da Sabah gazetesi yazarlarından Faruk Erdem özetle şöyle açıklıyor. Yazının tamamına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz  

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Hastalık ve refakat izni" başlıklı 105 inci maddesinden ve bununla birlikte; 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğinden söz eden yazar, sonuç olarak şunları açıklamıştır.

1)Devlet memuruna aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verileceği; azamî izin sürelerinin hesabında, aynı hastalığa bağlı olarak fasılalarla kullanılan hastalık izinleri de iki izin arasında geçen sürenin bir yıldan az olması kaydıyla dikkate alınması; izin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izninin bir katına kadar uzatılması; bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümlerinin uygulanması,

2)Bu durumda olan personele verilen hastalık izinlerinin yukarıda yer verilen açıklama çerçevesinde hesaplanması neticesinde ilgilinin hastalığının uzun süreli tedaviye ihtiyaç gösteren hastalık olması halinde en fazla 36 ay, diğer hastalık hallerinde ise en fazla 24 ay hastalık izni verilmesi, bu sürenin sonunda da iyileşememesi halinde ilgili hakkında emeklilik hükümlerinin uygulanması,

3) Devlet memurunun almış olduğu ve Yönetmelikte belirtilen sürede çalıştığı kuruma intikal ettirdiği hastalık raporunun fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması hâlinde kamu kurum ve kuruluşlarınca söz konusu raporların hastalık iznine çevrilmemesi ve kurumca belirlenecek en kısa sürede memurun bulunduğu yere yakın ve Sağlık Bakanlığınca belirlenen bir hakem hastaneye sevk edilmesi,

4)- Memura, Sağlık Bakanlığınca belirlenen hakem hastaneye gitmesi için usulüne uygun olarak tebligat yapılmasına rağmen hakem hastaneye gitmemesi halinde ise memur hakkında 657 sayılı Kanunun disipline ilişkin hükümleri uyarınca işlem yapılması gerekir.

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski