videoerk






İl ve ilçe müftülükleri kapatılsın ve bunun yerine her ilde her ilde Din Hizmetleri Müdürlükleri kurulsun. Buna bağlı olarak nüfus yoğunluğuna bakılarak ilçelerde de Din Hizmetleri İlçe Müdürlükleri kurulsun.
Geçtiğimiz günlerde haberlere düşen bir müftünün makam aracı olarak imam ve müezzin maaşlarından 1200 TL promosyon ücretlerini topladığını öğrendiğimizde bir müftünün başkalarının kazancında gözü olmaması, başkasının hakkını kendisinin kullanmaması gerektiğini bilecek kadar Allah c.c korkusu içinde bulunması gereken toplumun örnek alacağı/alması gereken kişi olarak bildiğimizden çok üzüldük.
Tabi, müftülerin yaptıkları yüz kızartıcı ve makama zarar verici hal ve hareketleri bununla sınırlı değil. Dini haberler yaptığımız onca yıl içerisinde yayınlamaya mecbur kaldığımız o vahim ve utandıran haberlerin ardı arkası kesilmediği için biz o tür haberleri yayınlamama kararı aldık ve misyonumuzu tebliğ yönünde devam ettirme kararı aldık.
Yine de camianın üzerinde gözümüzü, elimizi ayağımızı çekmedik. Ve yukarıda zikredilen haber sonrası yıllar önce yazdığımız yazıları arşivimizden çıkartıp incelediğimizde haklılık payımız olduğunu bir kez daha gördük.
"Müftülükler saygınlıklarını kaybediyor mu ?", "Desem ki, Müftülükler kaldırılıyor" ve "İlçe Müftülükleri Kapatılmalıdır" yazılarımıza baktığımızda haklı olduğumuzu görür gibiyiz.Tabi, buna paralel yazdığımız "Müftülerde söz sahibi olma hakkı verilsin" dediğimiz yazımızda da bugün konu edindiğimiz amaca benzer istekte bulunmuştuk
Tabi zamanında o yazılarımıza yapılan yorumlar da bu haklılığımızı pekiştiriyordu.
Gelişen, büyüyen ve özgürleşen ve Dünya'ya "Türkiye Beşten Büyüktür"ü söyleten ülkemiz her geçen gün farklılaşmaya başladı. Başkanlık sistemi ve bağlı bakanlıklar, başkanlıklar farklı bir ülke olma yolunda ilerlemektedir. Sesimizi her düvel duyarken içimizde halen düzeltilmesi gereken kavramlarda ortaya çıkmaktadır.
Bunlardan din alanında baktığımızda en göze batan müftü kavramı ve kavramı taşımaktan uzak müftülüklerin varlığı olmaktadır. Müftü toplumun lideridir, Müftü, maneviyat dünyamızın olmazsa olmazı ve ağzından çıkacak sözün kesin ve itiraz edilemeyecek durumda olması demektir.
Nasıl ki, Cumhurbaşkanımızın dediğine itaat farz ise müftünün dediğine itaatte o denli farz olmalıdır.
Olmalıdır ancak ne yazık ki müftülerimize baktığımızda bunun olmadığını görmekteyiz.
Müftülük asli haline getirilmelidir.
Müftülük her önüne gelenin unvan olarak kimlik kartına yazılacak bir makam değildir.
"Müftüler saygınlıklarını kaybediyorlar mı, kaybettiriyorlar mı? Adları söylenince akan suların durduğu müftülük makamı dejenerasyona mı uğruyor." dediğimiz sözün üzerinden çok yıllar ve çok sular köprülerin altından aktı, geçti.
Ve o yazımızda "Müftü kim"bilinen ve sıkça tekrarlanan tarifi nedir deyip yazmıştık.
Dinî konularda fetva vermeye yetkili olan kimse olup, toplumu İslam dini hakkında aydınlatan, din hizmetlerini düzenleyen ve denetleyen kişidir. “ dersiniz.
Bugün fetva vermeye yetkili olan değil, “İslâm âlimlerinin dini bir konuda vermiş oldukları hükümleri yani fetvayı, insanlara bildiren kimse; nakleden memur” olarak bilinen kimse durumundadır.
Bugün müçtehit müftü yok gibidir, olanlarda memur oldukları için konuşmamayı tercih etmektedir.
İslama uygun olarak konuşursa ve bazı çevreleri rahatsız edecek olursa hakkında soruşturma açılır korkusu ve endişesi ile “susmak, susturulmak” durumunda olduğunu bilir.
Fıkıh kitapları “açıktan günah işleyen” müftü olamaz der.
Günümüz müftülerinin nasıl o makama geldikleri tartışılır." demiştik.
Ve sonra diğer bir yazımızda "Diyanet'i Diyanet yapan eski Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Mehmet Görmez hoca'nın gayretleri ile canlandırılmaya çalışılan müftülükler için "Alışılagelmiş bir görev olduğu için yıllar yılı artık rölantide kalmış Müftülük makamlarının sınavla, atama ile birilerini göbek büyütmesine, sırça köşk yapmasına ya da kurtarılmış bölge haline getirilmesine çalışılan bu makamlara dokunmanın, yeniden şekillendirmenin zor olacağı bilinse de" yeni bir şekle, yeni bir misyona sokulması için destek verdiğimiz yazılarımız olmuştu.
“Hizmet ederken de bunu beceremeyip topu il müftülüklerine atan ilçe müftülükleri.. Öylesine müftülük denilen yerler var ki adamlar rehavet içine yakınlardaki camiye bile gitmeyip odalarında namaz kılıyor. Uğramadıkları bile oluyor. Diğer çalışanlar da yarı uykulu kapıdan biri girecek diye korkuyor. Halkı aydınlatacakları yerde sosyal paylaşım sitelerinde, haber sitelerinde yorum peşindeler. Ya da artık yaşını almış bilişimden anlamayanlar da birkaç dostun gül cemalini görelim babında sohbetlere giderek ya makama uğramıyor ya da ne iş yaptığını unutmuş.… Bu müftülükler kapansın. Çok iyi olacağına inanıyoruz.” Demişiz ve devamında "Görmez, “Bir şehrin müftüsü, o şehrin ruhunu, o şehrin dini ve manevi hayatını elinde, avucunda tutan; o şehrin manevi hayatını takip eden ve en küçük bir hastalık gördüğünde oradaki bütün din görevlileri ile vaizleri ile müdahale eden bir insandır. Bir mürşittir aynı zamanda. Tüm müftülerimize ve vaizlerimize sesleniyorum. Lütfen görev yerlerinizde zamanınızı o koltukta oturarak geçirmeyiniz.”dememiş miydi?" diyerek konunun vehametinin ne denli zorlayıcı olduğunu yazmıştık.
O zamanlar başta ülkemiz olmak üzere Korona salgını da yoktu. Ama atalet içinde bulunan il ve ilçe müftülükleri sosyal medya sayesinde kendilerini duyurmaya çalışmaya başladılar. hareketlendiler.
Ne var ki 2020 yılının bedbaht geçmesine sebep olan Korona hastalığı yüzünden kısa sürede boşaltılan camiler, gevşeyen saflar, yapılamayan Kur'an eğitimleri iyice din görevlilerimizi yatar hale getirdi. İstisnalar ve hali hazırda aldığı maaşı hak etmek için canla başla çalışmaya, elinden geleni yapmaya çalışan bir avuç din görevlisi dahi bunu örtmeye yetmemektedir. Başta KKÖ'ler olmak üzere atıl hale gelen din görevlilerinin denetlenemez oluşu müftülüklerin kapısının açılamaz oluşu, çalışanların olmayışının nedenidir.
Günümüz Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali Erbaş'ın Diyanet'i canlandırması için ve kocaman bir imza bırakmasının ve tarihte devrim yapan Başkan olmasının bir yolu da Müftülük makamına vereceği değerdir. Nasıl ki, Din İşleri Yüksek Kurulu bir yerde kendine bir mevki edinmiş ve en azından saygı ile kendisinden bahsettiriyorsa Müftüler yada Müftülük makamı'da yıllar öncesindeki ağırlığını hissettirmelidir. Bu da Sayın Erbaş'ın istikrarlı, kararlı ve isabetli bir karar almasına bağlıdır. Fatih Sultan Mehmed hanın İstanbul'u feth etmek istediği kararı gibi, Cumhurbaşkanımız Recep tayyip Erdoğan'ın yedidüvele kafa tutması gibi..Müftülüklerin varlığını seçkin bir konuma getirmesi gerekir.
Müftülük koltuğunda oturanlar azaltılmalıdır. Nadir olmalıdır. Sayıca az etken olarak çok güçlü olmalıdır. Ve il ve ilçelerde bulunan Müftülüklerin adının başta söylediğimiz gibi "Din Hizmetleri Müdürlüğü" olarak değiştirilmesi gerekir. Bugünkü müftüler çok zorlu bir sınavdan geçirilmelidir. Sınavı kazanan yine müftü olarak kalmalı, başaramayanlar müdür unvanı ile yine görevlerine ancak fetva vermeyen kimseler olarak görev almalıdır. Her ilde değil her bölgede müftü sayısı bir elin parmaklarını geçmemelidir.
Müftü olarak görevlendirilenler Bölge valiliklerinde görevlendirilmelidir. İllerin değil bölgelerin müftüsü olmalıdır. Vali yardımcısı konumuna getirilmeli ve sadece bölgelerde Dini Hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu olmalıdır. Sadece il müdürleriyle muhatap olmalıdır. Hesabı da her ay kanıtlarıyla Diyanet İşleri Başkanına sunmalıdır. Müftü gibi müftü olmalıdır. Bağlı tüm personeli canlı kanlı hale getirmelidir. 2012 yılında "Müftü olmak zorlaşacak. Herkes müftü olamayacak. Müftüler toplumun ışığı, pusulası olacak ve yukarıda sayılanlardan daha iyi olma yolunda bir peygamber temsilcisi olarak halka ışık verecek. Yol gösterecek. Halk müftünün ne olduğunu anlayacak. Öyle herkes piyango ile müftü olamayacak. Olmamalı da.." demiştik ve sözümüzü yineliyoruz.
Atıl halde ve nüfusu .çok olmayan yerlerde Din Hizmetleri Müdürlükleri kurulmamalıdır. Hani iş yükü olmayan adliyelerin kapatıldığı gibi. Nahiyelerin tarihe kaydedildiği gibi....
Diyanet, Müftüleri hak ettiği saygıya çıkartmalıdır

Erol Kara - 24.08.2020

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski