videoerk






Basur konusunda araştırma yaparken bu hastalığın en büyük nedenlerinden birinin çok oturmadan kaynaklandığı söylense de, sebebin bu olacağına pek ihtimal verememekteyim. Ben yaklaşık 30 - 35 yılı masa başında geçirmiş biriyim. Ve böyle bir şikayetim olmamıştı. Belki bir çok insanın başına gelen basur derdinde etkenlerden biri bu olabilir ama bende meydana gelen basur'un kalp bypass ameliyatı olduğum dönemden sonra ikinci ayda meydana gelmesi bu araştırmayı yapmama neden oldu. Ve araştırmada ameliyat döneminde aldığım kan takviyelerinin vücuduma verdiği zarar olarak ortaya çıktığını öğrendim. Vücuduma verilen kanın fazla ve bir kısmının vücut tarafından kabul edilemeyerek atıl hale getirilmesi, bunun da vücuttan atılamamasının sonucu olarak basura neden olduğu kanısındayım.
Araştırmalarımda gördüğüm kadarıyla, kanın fazlasının insan sağlığı üzerinde ciddi rahatsızlıklara sebebiyet veren unsurlardan biri olduğunu öğrendim. Vücutta kan fazlalaşırsa kendi cinsinden birçok hastalıkların oluşmasına sebebiyet verdiği ve bunların başında gelen şikayetlerden birinin de basur olduğunu öğrendim.
Öğrenirken de çok ilginç bir bilgiye ulaştım.
Bir çok insanın şikayetçi olduğu basur tedavi edilmeli midir?
Tedavi ve sağlığı korumak maksadıyla damardan veya deri altında fazla ve kirli kanı aldırmak sağlıklı bir vücut için olmazsa olmazlardandır. Kan bilindiği gibi ya damar yolu ile ya da nsan derisinden vakum yoluyla kan alınması olan ve halk arasında 'bardak çekme' olarak da bilinen hacamat denilen metotla alınır. Vücuttaki fazla kanın alınmaması durumunda vücut bunu atmak için bir çok yol dener. Ve bunun adı da kan hastalıklarıdır.
Nebevi Tıbbı ile ilgilenen bir çok araştırmacı, Peygamberimiz Efendimizin (s.a.v.): "Damardan veya derialtından kan aldırmak, tedavi olduğunuz şeylerin en faydalılarındandır" (Bağdadi. Sf: 45) buyruğundan yola çıkarak sağlıklı insanların kan hastalıklarından uzak durmasının yolu olarak kan vermenin önemini vurgular.
Dr.Aidin Salih'in Tıbbi Nebevi adlı kitabında konu ile ilgili olarak "Basura sakın müdahale etmeyin, basur kanı ile vücut karaciğer ve dalakta birikmiş toksinleri atıyor. Basur kanaması durdurulursa siz belki kanser olursunuz. Burada yapılması gereken basuru vücuttan kesmek değil, içerideki hasta organları tedavi etmek, boşalmaktır. İçerisi tedavi olduğunda dışarıdaki hastalıkların hepsi kendiliğinden vücudu terk ederler. Çünkü onlara artık gerek kalmaz. Oruçlar, hacamat ve sülükler ile hepsi geçiyor." demektedir.
Halk arasında hemoroid hastalığının tekrarlandığıyla ilgili yaygın bir kanı oluşmuştur. Aslında bu kanı pek yanlış sayılmaz. Basur hastalığının tedavisi yönünde pek çok hastane reklamlarında kesin çözüm dese de bu da doğru değildir. Zira basur ameliyatı olan pek çok kişi daha sonra yine aynı durumdan muzdarip olduğunu söylemektedir.
Konu hakkında uzmanlar, "İster tıbbı müdahaleler ister bitkisel tedavi yöntemleriyle çareler aransın sonuçta vücudun fazla ve zehirli kanı atmak için çareler üreteceği asla unutulmamalıdır" demektedir.
Yine önemli bir hatırlatmada bulunan uzmanlar, "Basur memesini indirmek için satılan krem veya bitkisel ilaçlar inanmayın" diyerek hassas bir uyarıda bulunarak bu hastalık üzerine ticaret yapanların çokluğundan ve bu hastalığı yaşayanların sürekli artmasından yola çıkarak " Bu bitkisel kremleri kullanarak farklı bir komplike durumu ile karşı karşıya kalabilirsiniz." demektedirler.
Korunmak için nelere dikkat edilmeli?
Su içmek hastalıktan korunmada en önemli unsurdur. Günde en az 2-3 litre su içmek gerekir. Bol su tüketmenin en büyük avantajı dışkının yumuşak çıkmasını sağlamasıdır. Kırmızı etten ve baharattan kaçınmak gerekir. Baharatlı gıdalar açığa çıkan hemoroit yarasını travmatize etmekte ve yaranın daha çok yanmasına sebebiyet vermektedir. Lifli gıdalara ağırlık vermek, zeytinyağı tüketimini artırmak, sebze meyve tüketimini artırarak kırmızı et tüketimini azaltmak önemli koruyucu faktörlerdir. Günlük 20-30 dakikalık yürüyüşler yapmak bağırsak hareketlenmesini artırmakta, bu dönemde yer çekiminden daha fazla yararlandığımız için dışkılamaya yardımcı olmaktadır.
Korunma: Peygamberimiz (s.a.v.): “Sizlere su ile temizlenmenizi (taharetlenmenizi) tavsiye ederim. Zira makadın iyi temizlenmesi basur hastalığından koruyucudur.” buyurmuştur. (İ.Sünni vr. 396)
Tedavi: Peygamberimiz (s.a.v.): “Sizlere zeytinyağını tavsiye ederim. Hem yeyiniz hem de onunla yağlanınız. Zira zeytinyağı basur hastalığı için şifadır.” buyurmuştur. (Bağdadî)
İbn-i Abbas (r.a.) demiştir ki: “Ben, benzi sararmış olarak Peygamber (s.a.v.)’in yanına varmıştım. “Ey ibn-i Abbas, bu ne haldir?” diye sordu. Ben de: “Basur hastalığı var” dedim. “Küçük yaşta olmana rağmen öyle mi? Gebre otunun çiçek tomurcuğunu alıp iyice döversin, sonra sulandırıp içersin!” buyurdu. Bende aynen yaptım ve iyileştim.” (E.Nuaym vr. 8106)

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski