videoerk


Çanakkale şehitliğine gitmeyi çok seviyorum.
Ne var ki, her gidişimde yüreğime bir hançer giriyor. Türk topraklarını korumak için yedi düvele karşı duran ve canlarını veren Mehmetçiklerin kanı ile sulanmış bu beldede "Haç" görmüyor muyum.
Ölüyorum. Kahroluyorum.
Bilhassa Anzaklara ait olduğu mezarların bakımlı, insanın yüreğini delip geçen "haç"  figürlerinin büyüklüğü rahatsız ediyor.
Bir yer de değil bir çok yerde rastlamak mümkün.
Anzak Koyu'nda Anzak ordusundaki Hintli, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerlerin anısına yaptırılmış Shell Gren, Sharapnel Walley, Anzac, The Neck, Walkers Ridge, Embarkation Pier ve 7th Field Ambulance mezarlıkları yer alıyor.
Her yıl 25 Nisan'da Avustralya ve Yeni Zelanda'dan gelen ziyaretçiler; burada hayatını kaybetmiş Anzak askerlerinin anısına törenler düzenliyor.
Gelibolu'daki 31 mezarlık ve beş anıt bizi ülkemizden atmak isteyenlerin leşleri ile dolu ve her birinin üzeri bakımlı, üzeri "HAÇ" figürleri ile dolu.
Mehmetçiğiimize adeta zulüm gibi geliyor, bu görüntüler


Ziyaret etmek için buraya gelen Türkler ve Türk dostları bunların farkında olmadan, Türk kabirleri zannedip bu düşmana da ister istemez, bilinçsizce dualarında yer vermektedirler.
Duydunuz yada duymadınız.
Her yıl 25 Nisan tarihinde 10 binlerce Anzak Gelibolu yarımadasında Anzak Koyu’nda toplanırlar. Yaklaşık 10-15 gün burada anma törenleri yaparlar.
Ölüleri anmak için cenabet ayakları ile buraları çiğnemeye çalışırlar.
Oysa, Müslüman Türk toprağında adlarının bile asla anılmayacak olan o Anzaklar ki, Çanakkale’de Türk askerlerine karşı savaştılar.
Ve o Anzak denen Avustralyalı askerler ki, 6 Ağustos 1915 tarihinde büyük bir saldırıya geçmiş ve bölgede şiddetli çatışmalara sebep olmuştu. Bu saldırıyla birlikte yapılan savaşta 2300 Avustralyalı asker hayatını kaybederken, 7 bin Türk askeri de şehit düşmüştü.
Ve bu Anzak denen güruhun tüm mezar yerleri bakımlı. Adlarına dikilen anıtları kıskandıracak kadar görkemli.
Daha önceki ziyaretimde Anzaklar adına dikilen bir anıtın Atatürk'ün heykelini gölgede bırakacak kadar büyük olduğunu yazmıştım. (Gölgede kalan Atatürk heykeli ile ilgili detaylar için tıklayınız)
Mezarlıkları o kadar bakımlı ve gösterişlidir ki, kıskanırsınız.
Öğrendiğimiz kadarıyla bunların mezar bakımları 14 kişilik Çanakale'de yerleşik bir kadroyla yıl boyu sürekli yapılıyor.
Sadece Anzak Koyu’nda değil Gelibolu Yarımadası’na yayılan tüm Anzak mezarlıklarında çimler biçiliyor, yeni bitkiler dikiliyor, her mezar taşı inceleniyor, gerek duyulursa taş işçileri tarafından tek tek keski ile düzeltiliyor.
Bu arada Türk şehitlikleri ile ilgili olarak Prof. Dr. Ayhan Aktar'ın Diken adlı haber sitesinde yazdığı "Bir ‘hac yeri’ olarak Çanakkale ve Köken Ergun’un ‘Şehitler’ belgeseli" başlıklı yazısında bir Türk insanını kahredici, isyan ettirici sözlerin olması da haklı tepkimize destek olacak şekildedir. Prof. Dr. Ayhan Aktar yazısında bakın neler diyor
"1992’de müttefik mezarlıklarına nazire olarak 57’nci Alay Şehitliği inşa edilmiştir. Laf aramızda, araziyi iyi bilen askeri tarihçiler o alanda fiilen gömülü Osmanlı şehidi olmadığını söylemektedir! İlginçtir, 2004’te Bomba Sırtı (Quinn’s Post) gibi yüzlerce Osmanlı şehidinin yattığı alandaki siperlerin üzeri betonlanarak otopark yapılmıştır! 2014’e kadar yarımada Orman Bakanlığı’na bağlı olduğu için ormancılar akla gelen her yere ağaç dikmiş ve Osmanlı siperleri toprakla dolarak artık görünmez olmuştur. Kısacası, bir yandan yağmur, sel rüzgar gibi doğal afetler ve diğer yandan da devlet eliyle yapılan tahribat sayesinde Gelibolu Yarımadası savaş alanı özelliklerini kaybetmiştir."

Fotoğraf : Al Jazera
Bütün bu işlerin yapılmasından sorumlu kurum Commonwealth War Graves Commission ya da Türkçesiyle, İngiliz Milletler Topluluğu Savaş Mezarları Komisyonu, CWGC Bizimkilerin ise temsili bir kaç yerde kabirleri vardır ki, Bunlar 57. AlayŞehitliği, Soğandere Şehitliği, Akbaş Şehitiği ile Büyük Abidenin bulunduğu yerlerdir.

Amaçlarını çok iyi bildiğimiz, sonradan sözde pişmanlıklarını pek dikkate almayacağım neticede benim için düşman olarak görünen, Vatan topraklarımı işgale kalkan bir ordunun unsuru olarak orada bulunup askerime kurşun sıkmış bir 
topluluğa bu kadar hoşgörü çok ama çok fazla abartıdır.
Hele hele yüzbinlerce Müslüman Türk şehit kanının halen kokusunun hissedildiği ve Türkiye toprakları olarak bilinen yerde düşman bayraklarının dalgalandırılması, bir çok yere düşmanın adının verilmesi kesinlikle yanlıştır. Geçmiş hükümetlerin bu konuda ne düşündüğü, kimlere yaranmak istediği beni asla ilgilendirmiyor. Önemli olan şehitlerimizin arasında düşmanın varlığının söz konusu olmasıdır. Bunu da hazmedemiyor oluşumuzun bilinmesidir.

253 bin şehidimizin kefensiz yattığı şehitler bölgesinde rahatsız olduğum görüntüler..


Atatürk'ün Anzak torunlarına hitaben 1934 yılında söylediği sözlerin yer aldığı kitabe
Atatürk’ün Anzak Annelerine Yazdığı Mektup
“Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar!
Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yanyana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”
Atatürk, 1934


"Çanakkale Savaşı Sonrasında Mezarlıklar İle İlgili Ortaya Çıkan Sorunlar Ve Yapılan Tartışmalar" başlıklı yazısında Burhan Sayılır, bu mezarlıklar hakkında şunları dile getirmektedir.
"Britanya Savaş Mezarları Komisyonu, Arıburnu-Conkbayırı (Anzak) alanında 4300 mezar içeren 29 mezarlık, Seddülbahir (Helles) alanında 5900 mezar içeren yedi mezarlık; Suvla’da 4300 mezar içeren dört mezarlık ve Yarbay Doughty-Wylie’ye ait ayrı bir mezar ile Cape Helles ve Conkbayırı anıtlarını tamamlamıştı. Fransızlar ise, 3236 mezar ve bir anıt içeren Fransız Mezarlığı’nı 1926’da tamamlamışlardı.
Kabatepe-Arıburnu-Conkbayırı cephesinin, Kabatepe’den Sâros sahili boyunca kuzeyde Arıburnu ve Büyük Anafarta sahiline ulaşan Anzak alt bölgesi, Lozan Antlaşmasının 129’uncu maddesiyle sadece mezarlık olarak kullanılmak üzere Britanya İmparatorluğu’na tahsis edilmişti. “Kabatepe Tarihî Sit Alanı” içinde kalan Anzak alanının tamamı 409 hektardır. Deniz ve kara sınırları toplamı ise 10 kilometreyi bulmaktadır. Yabancı mezarlık ve anıtlarının yoğunlaştığı bu alanın bekçilik ve bakıcılığını da Britanya Savaş Mezarlıkları Komisyonu üstlenmişti Hâlen bu durum geçerlidir. 25 Nisan 1915 Anzak çıkarmasının 70’inci yılında, Anzak alanı içinde kalan Arıburnu güneyindeki kıyı kesimi, Anzak koyu olarak adlandırılmıştı. 1999 yılında ise Avustralya Savaş Mezarlıkları Ofisinin hazırladığı “Anzak Tören Yeri” düzenleme projesi, “Barış Parkı Uluslararası Fikir ve Tasarım Yarışması” sonuçları ve sürmekte olan “Tarihî Millî Park Uzun Dönem Geliştirme Plânı” çalışmalarında belirlenen ilkeler ışığında değerlendirilerek uygun bulunmuştu. Söz konusu tören yeri, Anzak çıkarmasının 85’inci yılında kullanıma açılmıştı.

Anzaklara ait mezarlık fotoğrafları



Yeni Zelanda, Fransız ve İngilizlerin Çanakkale ve çevresinde arazi alarak ev ve işletme yapmaya başladıklarını dile getiren tavsiye bir yazı : Prof. Dr. Anıl Çeçen yazdı: "Çanakkale, Anzak Eyaleti Olamaz".

Anzak Koyunda Yapılan Törenlerden Bazı Fotoğraflar aşağıdadır. Daha fazla fotoğraf için bu linki tıklayabilirsiniz. ( Çanakkale Travel'dan alınmıştır )


Milli gazete'den Ekrem Şama'nın "Anzaklar Nasıl Kandırıldı" başlıklı yazısındaki "Anzaklar her yıl dedelerinin çıkarma yaptığı yer olan Anzak Koyuna gelirler, 25 Nisan şafak vakti anma törenleri düzenlerler. Buna "Şafak Ayini" adını verirler. Bunu milli bir gelenek haline getirmişlerdir. Doğrusu ya, gerek konakladıkları şehirlerde, gerekse şehitlik kenarlarında Müslüman olan bizim milletimizin tasvip etmeyeceği şekilde içkili ve müstehçen eğlenceler düzenleyerek ülkelerindeki gelenekleri buraya da taşırlar. Yetkililerimizin turizm gelirleri adına bu tür rezilliklere müsaade etmemeleri gerekir. Hele hele şehitliklerde bu işlerin yapılması son derece yanlıştır.
Çünkü Gelibolu Yarımadasının her yerinde şehitlerimizin kanları ve kemikleri bulunmaktadır. Ayrıca Şafak Ayinlerine devletçe protokol olarak katılmak ne derece doğrudur? Ülkemizi istila için gelmiş bulunan ve Mehmetçiklerimizi şehit etmiş olan bu yabancıların o yaptıklarının yerinde olduğunu kabul ettiğimiz anlamı çıkmaz mi?
****
İngiliz Fransız ve Anzaklara mezar ve abide yapımı için Lozan anlaşması gereği tahsis ettiğimiz yerlerin bu gün idaresine de katılmak istemeleri yenilir yutulur bir talep değildir.
Bu tür taleplerin şahsiyetli bir dış polika gereği şiddetle redddilmesi gerekirken, bakalım, edelim, değerlendirelim, türünden cevaplar onları cesaretlendirmektedir. İleride bu yerlerin tapusunu bile istemek derecesine gelebileceklerini görmek gerekir. Kendi vatan toprağımızda egemence tasarruf hakkımızı kesinlikle kimseyle paylaşmamalıyız." sözlerine katılmamak imkansız değil midir ?
Çanakkale Geçilmez dediğimiz yerde her yıl bir kaç ay İngilizler, Yeni Zelandalılar ve Fransızlar dahil düşman torunları Bayraklarını dilediğince buralarda dalgalandırıyor.
 

ANZAK (ANZAC) Ne demektir .
Çanakkale Savaşlarında, İngiliz sömürgesi olan Avustralya ile Yeni Zelanda?dan toplanarak getirilmiş askerlere verilen isimdir. ingilizce Australian and New Zeland Army Corps kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur.

Erol Kara - 21.07.2020

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski