@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!

Banner


erolkaranet

İstanbul Vefasız, Vefa Çaresiz !




Adını Şeyh Vefa Külliyesi’nden alan semt, bulunduğu konum itibari ile din adamları, bilim adamları ve öğrencilerin yoğunlaştığı bir merkez halini almıştır.

Vefa semti geçmişten günümüze pek çok değişime uğramıştır. Diğer tüm semtlerde olduğu gibi bu semtin de gezilip görülebilecek pek çok tarihi mekanı bulunmaktadır. Büyük Türk şairi Yahya Kemal’in “Sade bir semtini sevmek bile bir ömre bedel” diye tanımladığı İstanbul, sırlarla ve efsanelerle dolu tarihi bir şehirdir. Her adımınızda sizi farklı medeniyetlere ait mimari yapılar karşılar. 
Ayasofya’nın büyülü atmosferi, Kız Kulesi’nin gizemi, Yerebatan Sarnıcı’nın esrarı ve daha bir çok hikâye… 
Sultanahmet Camii’nin zarifliği, Kapalı Çarşı’nın coşkun karmaşası, Eyüp Sultan’ın derinden gelen huzuru ve Topkapı Sarayı’nın mütevaziliği ise Osmanlı’nın bizlere bıraktığı ayrı bir dünya gibi. İstanbul’un 3. tepesi Beyazıt’taki Vefa semti, Fatih İlçesi’nde bulunuyor. 
Adını Şeyh Vefa’nın külliyesinden alan bu semt konum olarak Aksaray ile Unkapanı arasındaki Atatürk Bulvarı’nın doğusunda kalıyor. 
Saraçhanebaşı’nda su kemerinin kuzeyinde yer alan Şehir Tiyatroları Reşat Nuri Salonu ile Hıfzıssıhha Enstitüsü binasının bulunduğu bölge, kemerlere paralel giden Cemal Yener Tosyalı Caddesi ile Şebsefa Kadın Camii’nden gelen Katip Çelebi Caddesi ve Süleymaniye’den gelen Vefa Caddesi’nin kesiştiği küçük alan Vefa semtinin merkezi konumunu oluşturuyor. 
Kentin Osmanlı’lara geçmesinden sonra (1453) 2. Mehmed (Fatih) Bizans’ın saraylar bölgesine yerleşmiştir. 
2. Mehmed kendi külliyesini 4. tepe üzerine yaptırırken, oğlu 2. Beyazid daha sonra kendi adı ile anılacak 3. tepeyi seçecektir. Onun torunu 1.Süleyman (Kanuni) ise Süleymaniye Külliyesi’ni dedesininkinin kuzeyinde inşaa ettirir. 
Öte yandan, yine 2. Mehmed’in döneminden başlayarak saraçlar, demirciler, bakırcılar, börekçiler vb. gibi esnaf grupları da aynı tepe çevresinde yoğunlaşmaya başlamışlardır.
Günümüzde ise bu esnafların bir kısmı dede mesleğini Kapalı Çarşı’da Cebeci Han’da devam ettirmektedir. Bu gelişmeler ise Vefa semtinin de oluşumunu belirler. 
Nitekim 2. Mehmed ve 2. Beyazid döneminin ulemasından Şeyh Vefa adına burada bir külliye yaptırılır ve şeyhin lakabı, zamanla semtin adı olarak yerleşir. 
Vefa tüm Osmanlı Dönemi boyunca önemini korumuştur. 
Yalnızca varlıklıların veya soyluların oturdukları bir semt olarak kalmamış bölgede bulunmakta olan cami, medrese ve tekkeler nedeniyle din adamlarının, bilim adamlarının ve öğrencilerin yoğunlaştığı bir bölge olur. 
Beyazıt, Vezneciler, Şehzadebaşı yöresine yakınlığı sayesinde kültürlü kişilerin de oturduğu bir semt halini alır. 
Semtin bu hali 19. yy’ın sonlarına ve 20. yy’ın başlarına dek sürmüştür. 

Kentsel dönüşüm sürecinde “Vefa” 


Vefa, geçmişten günümüze birçok kentsel değişime uğramıştır. Bu değişimlerin bir kısmı yapıları korumak amaçlı iken bir kısmı ise eski yapıların yerine yine nostajik fakat yeni yapılar inşa etmek amaçlıdır. 1918’deki Büyük Fatih Yangını ile birlikte Vefa da kül olur ve sonra semtin bilinen tüm özellikleri kaybolur. Bölge ucuz yapılarla, mimarsız, mühendissiz yapılmış taş ya da tuğladan konutlarla dolmaya başlar. 

1930’lu, 1940’lı ve 1950’li yıllarda Laleli, Fatih, Beyazıt, Aksaray gibi semtlerin arka mahallelerinin geçirdiği evrimi, Vefa da geçirir. Bu olumsuz değişimler, bakımsızlaşma ile paralel olarak, diğer arka semtlerin yoksullaşması ile Vefa’yı da içine dahil eder. Vefa’da özellikle arka mahallelerde bakımsızlık ve ilgisizlik göze çarpıyor. Bu durumu keşfetmek için Vefa’da ufak bir gezi yaparsanız mutlaka denk geleceksiniz. Öyle ki yalnızca sosyal medyada paylaşılmak üzere çekilen Vefa fotoğraflarının dışında buradaki türbeleri gezmek veya eski kütüphanelere uğramak istediğinizde mutlaka bölgedeki bakımsızlık ile karşı karşıya kalıyorsunuz. 

Semte adını vermiş olan değerli zat Şeyh Vefa’nın türbesini ziyarete gittiğiniz zaman, misal türbenin arkasında bulunmakta olan eski kabristanda belki sokak hayvanları için yapılmış, ama estetik açısından hiç iyi durmayan karton yığınları görüyorsunuz. Ve aynı kabristanın içerisinde belki de eski bir kaç mezarın üzerine klima sistemi kurulmuş. Bu gibi daha birçok örneklerle karşılaşmak mümkün. En üzücü olanı ise eski Sarı Beyazıt Efendi türbesinin bir harabeye dönüşmüş olması ve madde bağımlısı bir grup tarafından konaklama yeri olarak kullanılması. 

Vefa Kilise Camii’nin çevresinde bulunan harabe evler, yine evsiz insanlara ev sahipliği yapmakta. Benzer durum Süleymaniye Külliyesi’nin Vefa semtinin arka mahallesine bakan cephesi için de geçerli. “Nasıl olur?” sorusunun cevabı bizde de bulunmuyor. Fakat Atıf Efendi Kütüphanesi güvenlik görevlisi Hasan Bey ile yapmış olduğumuz konuşma ile edindiğimiz bilgiler doğrultusunda Süleymaniye Külliyesi’nin üst tarafını Kültür Bakanlığı kullanıyor. Alt tarafını ise Vakıflar Müdürlüğü kullanıyor. Sorun şu ki Kültür Bakanlığı külliyeyi restore ederken yalnızca üst tarafını restore ediyor ve alt tarafı ise şuan o bölgede kağıt toplayanların konaklama yeri haline geliyor. Bu gibi sıkıntılardan ötürü halk her ne kadar belediyeye müracaat etse de bir değişimin olmadığından ve ilgisizlikten ötürü şikâyetler devam ediyor. 

Bu bilgileri mahallede yapmış olduğumuz kısa sohbetler ve araştırmalarımızdan elde ettiğimiz veriler sonucunda sizlere aktarıyoruz. Bölgede yaşayan halkın isteği ise kentsel bir dönüşüm olması ve nezih insanların buralara yerleşmeleridir. 

Vefa’nın da çoğu semt gibi gezilecek görülecek pek çok tarihi mekanı bulunmaktadır. Bunlardan bazıları, Vefa Bozacısı, Tarihi Vefa Leblebicisi, Vefa Lisesi, Vefa Spor Kulübü, Vefa Stadyumu’dur. Tabi bu bilinenler haricinde de pek çok yer bulunmaktadır; Vefa Kilise Camii, Vefa Vakıf Hanı, Şehit Ali Paşa Kütüphanesi, Kovacılar Mescidi, Şeyh Vefa Türbesi, Atıf Efendi Kütüphanesi gibi gizli kalmış mekanlar… Tek tek saymış olduğumuz bu tarihi mekanlar, ayrı ayrı hikayeleri ile bizlere geçmişi hatırlatmaktadır. 

Türkiye’nin en iyi boza imalat firması Vefa Bozacısı’nın arkasında yatan hikayesi güçlü ve istikrarlı bir esnaf olma örneğini teşkil etmektedir. Vefa bozacısının tek bir şubesinin olmasının nedeni ise kaliteyi korumaktır. Günümüzde, Vefa Bozası hayli zamandır kurumsallaşmış bir işletmenin ünlü mamulü olarak İstanbul’un kış aylarının sembollerinden birisi haline gelmiştir. 

Tarihi Vefa Leblebicisi’nin hikayesi ise çok manidar. Dükkan sahibi Recep Bey’in bizlerle paylaşmış olduğu hikayeye göre İstanbul’un eski kabadayılarının boza içerlerken bozanın bıyıklarına bulaşmasını önlemek için bozanın yanı sıra leblebinin de önemi artmıştır. Civarda ki başka kilise camilerden ayırt edilmek için bulunduğu semtin adıyla anılmakta olan, Vefa Kilise Camii’nin sanat bakımından Türk döneminde adını çok fazla duyuramamıştır. Yalnız, sağ tarafında yükselen minaresi, gövdesinin dikey çubuklar şeklinde yapılmış olması bakımından Orta Asya’dan beri gelen eski bir Türk minaresi geleneğini yansıtır. Bu bakımdan İstanbul’da tek örnektir. 

Bugün de eğitime devam eden Vefa Lisesi 1872’de Dersaadet İdadi-i Mülkiye-i Şâhânesi adıyla eğitime başladı. Okul kısa zamanda gelişti ve Divanyolu’ndaki Sultan Mahmud Türbesi yanındaki binaya geçti. 1881’de bugün de eğitim yapılan Vefa’daki Mütercim Rüşdü Paşa Konağı’na taşındı ve Vefa İdadisi adını aldı. 1910 yangınında bina, evsiz kalan ailelere verildiğinden okul, Vezneciler’de ki Saffet Paşa Konağı’na geçmek zorunda kaldı. Bu yıllarda adı Vefa Sultanisi’ne çevrildi. Balkan Savaşı sırasında da okul binası hastane olarak kullanıldı. Okul yine birkaç kez daha taşındıktan sonra 1917’de kendi binasına döndü. Bugün ise ana bina olarak kullanılan yapı, 1971’de hizmete girmiştir. Vefa Spor Kulübü 1908’de 2. Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra Vefa İdadisi öğrencileri tarafından Vefa İdman Yurdu adıyla kuruldu. Yeşil-beyaz renkleri seçen kulüp, Süleymaniye Camii karşısındaki ahşap bir evde faaliyete geçti. Türkiye 1. liginin de gözde ekipleri arasında yer alan Vefa Spor Kulübü daha sonra parasal imkansızlıklar nedeniyle eski gücünü yitirdi. Vefa Spor Kulübü’nden Sami Akçıköney, Hayri Ragıp Candemir, Hüsamettin Böke, Galip Haktanır, Bülent Varol, İsmet Yamanoğlu, Garbis İstanbullu, Nejat Sor, Hilmi Kiremitçi gibi ünlü futbolcular yetişmiştir.

İstanbul Vefasız, Vefa Çaresiz!
Büşra Nur Pişkin (Gazetecilik Bölümü 2. Sınıf Öğrencisi) 

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam



Reklam

Bilmeniz Gerekebilir