@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!


Banner

Peygamberimizin Postası Şeyh Çabuk Mardin'de




Mardin’de yatan Peygamber Postacısı ve Şeyh Çabuk Cami
Peygamber efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselam'ın postacısı Abdullah Bin Enes El Cüheyni türbesi..
Mardin Artuklu İlçe'sinde Çabuk Mahallesi’nde ve Birinci Cadde’nin güneyinde yer alan bu küçük mescide tazimle ve dualarla girdikten sonra iki rekât şükür namazının ardından kıldık.
Peygamber Efendimizin habercisi olarak bilinen Abdullah Bin Enes El Cüheyni'nin kabri, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Mardin'de bulunuyor.
Şeyh Çabuk lakabıyla bilenen Hz Muhammed’in postacısı Abdullah Bin Enes El Cüheyni'yi (rah) Hz. Muhammed (SAV) İstanbul’a mektup götürmek üzere görevlendirdiği ve dönerken Mardin’e geldiğinde vefat ettiği belirtilir. Vefat ettiği yere gömülen Şeyh Çabuk'un kabrinin yanında daha sonraları bir cami yapılır ve cami onun adıyla anılır.
Çabuk Mahallesi'nde 1.Cadde'nin güneyinde yer alan Şeyh Çabuk Camii, özelikle il dışından gelen misafirlerin ziyaret ettiği mekânların başında geliyor.
Vefat ettiği yere defnedilen Şeyh Çabuk (Abdullah Enes el Cüheyni) Hazretlerinin makamı etrafına bir rivayete göre Artukoğulları, diğer bir rivayete göre de Osmanlılar devrinde cami yapılmış.


Caminin yanında bir de zarif bir minare var. Silindir şeklindeki minarenin üzerindeki yazıya göre Şeyh Çabuk Camii'nin minaresi 1969 yılında Mardinli hayırsever Hacı İzzi Çaçan tarafından yaptırılmış. Şeyh Çabuk hazretlerinin medfun olduğu kabir, düz mermerden yapılmış. Bitişiğinde hanımların namaz kıldığı yerin kapısı ana caddeye açılıyor.


Birçok savaşta ve barışta Peygamber Efendimiz ile düşman orduları kumandanları arasında mekik dokuyarak haber ulaştıran ve bu yüzden Peygamber Efendimizin postası ismini alan  Abdullah Enes el Cüneyhi, hızlı haber ulaştırdığı, hızlı gidip gelmesi nedeniyle Şeyh Çabuk ismiyle anılmış.
Peygamber Efendimizin postası ünvanını alan Şeyh Çabuk lakaplı Abdullah Enes el Cüheyni, Hz. ömer'in halifeliği döneminde, 1400 yıl önce Peygamber Efendimizin (SAV) davet mektubunu Mardin ve bölgesindeki Yakubiler (Süryaniler)'e iletilmek üzere at sırtında Mardin'e gelmiş bir zat.
Hz. Peygamber'in veda haccında 120 bin sahabe hazır bulunmuş. Bu sahabeler, İslam'ı anlatmak için dünyanın değişik bölgelerine gönderilmiş. Burada yatan Peygamber Efendimizin postası unvanını alan Şeyh Çabuk lakaplı Abdullah Enes el Cüheyni, bunların sadece bir tanesidir.


Yapım tarihi belli olmamakla birlikte, bugünkü kimliğini 15. yüzyılda kazandığı tahmin edilmekte. 19. yüzyılda iki sefer onarım gören ve avlu denebilecek bahçe duvarları ile oldukça geniş bir alana yayılan Şeyh Çabuk Camii, Mardin cami ve mescitlerinin bir çeşit genel özelliği olan enine yayılan bir plana sahip. Ana mekân, enine uzun iki beşik tonozla örtülü neften oluşmakta. Güney tarafında bulunan çapraz tonozla örtülmüş mekânın türbe ya da zikir yeri olması muhtemeldir.
Bir rivayete göre, camiler ahıra çevrildiği dönemde buraya hayvanlar getirilip camiye bırakılmış. Ancak hayvanlar caminin içine girmeden telef olmuştur.
Bir başka söylentiye göre de, Abdullah-Bin Enes El Cüheyni'nin türbesini sık sık ziyaret ettiklerini söyleyen vatandaşların, "Hasta ve felçli bir kadını buraya getirip yatırdılar. Sabahleyin yürüyerek gittiğine şahit olduk. Peygamberimizin postası olan Abdullah-Bin Enes El Cüheyni'nin mekanı gizemli sırlarla doludur" dediği anlatılır


Cami Planı; Mardin camiilerinin ve mescitlerinin bir çeşit genel özelliği olarak karşılaştığımız enine yapılan bir plan vermektedir. Batı-Doğu doğrultusunda arkadan çarpık bir şekilde gelişen plan, ortadaki dört kalın paye ile ikiye ayrılmıştır.


Ziyaret etmeden Mardin‘den ayrılmayın
Şeyh Çabuk hazretlerinin medfun olduğu kabir, düz mermerden yapılmış. Caminin tavanı bir adam boyu. Bitişiğinde hanımların namaz kıldığı yerin kapısı ana caddeye açılıyor. Ayağınız Mardin‘e düşerse, Peygamber Efendimizin postası, Şeyh Çabuk hazretlerini ziyaret etmeden şehirden ayrılmayın...

*****

Cami ile ilgili Facebooık'ta bulduğumuz bilgilerin konu meraklıları için ilginç bilgi olacağı ümidiyle yer veriyoruz.

Merkez) , (2000 yılından itibaren Diyarbakırkapı mahallesine dahil edilmiştir)Diyarbakır Kapı Mahallesi’nde bulunan bu caminin kitabesi bulunmamakla beraber, yapı üslubundan XV.yüzyıla tarihlendirilmektedir. Bazı kaynaklarda da bu yapının kiliseden camiye dönüştürüldüğü yazılı ise de bu iddia kesinlik kazanamamıştır. Cami enine gelişen dikdörtgen bir plan düzeni göstermektedir. Avlusuna basit ve sivri kemerli bir kapıdan girilmektedir. Bu avlu içerisindeki camiye kuzeybatısındaki eyvan biçiminde olan kapalı bir bölümden girilmektedir. Giriş eyvanının güneyinde bir mekân bulunmakta olup, bunun türbe veya başka bir amaçla yapılıp yapılmadığı da bilinmemektedir. Bu bölümün bir dergâh fonksiyonunu üstlendiği de ileri sürülmüştür.
Şeyh ÇABUK mahallesinde Şehir merkezinden Diyarbakırkapı,ya giden yolun güneyindedir.
Yapım tarihi belli olmamakla birlikte 15. yy da bugünkü kimliğini kazanmış olma olasılığı yüksektir. Camiye adını veren Şeyh ÇABUK hakkında bilgi yoktur. Sürekli onarım geçirmiş olan yapının 19 yy.daki onarımları ile ilgili olarak Abdülgani efendi
1843 1873 yıllarını vermektedir, bahçe kapısındaki yazıt 1843 tarihlidir.
Cami oldukça geniş bir sahaya yayılmış olup girişin sağ tarafında bulunan tonozla örtülmüş mekanın türbe yada zikir yeri olması muhtemeldir.Ana mekanın örtü düzeni, yapının geçirdiği onarımları ele vermektedir. Doğudaki ikinci ayağın karşısına gelen kapı 1968 de açılmıştır. Ana mekan, enine uzun iki beşik tonozla örtülü neften oluşmaktadır. Bu oluşum bölgedeki mimari gelenekler içinde görünür. Yapının girişinde görülen zaviye benzeri yapı, 15 yüzyıldaki kolonizasyon siyaseti içerisinde önemli rol oynayan ''tekke'' ögesini akla getirdiğinden yapının AKKOYUNLU döneminde inşa edildiği olasıdır. 15 yy. OSMANLI vakıf kayıtları arasında adı geçen ''Şeyh ÇABUK mescidi'' bu tarihlendirmenin sağlığına ışık tutmaktadır.
Kaynak Bibl. Abdulgani efendi; Altun 1971 52-4 ;Dolapönü 1972.134 ;Göğünç 1969 .110; Paksoy 1967 14 ;Sözen 1981 79-80; Bizbirlik 1995 178-9 Sinclair 1989 208


ÇABUK MAHALLESİ
19. yüzyılın başlarına gelindiğinde Mardin’de mahalle sayısı 13’e çıkmaktadır: Eminüddin Mahallesi, Babü’l-Cedid Mahallesi, Tekye Mahallesi, Cami-i Kebir Mahallesi, ŞEYH ÇABUK Mahallesi, Şeyh Şeyhullah Mahallesi, Şehidiye Mahallesi, Gölasiye Mahallesi, Latifiye Mahallesi, Medrese Mahallesi, Meşkin Mahallesi, Necmeddin Mahallesi72. 19. yüzyılın sonlarına ait salnamelerde de Mardin’de mahalle sayısı, isimleri yazılmadan, 13 olarak gösterilmektedir.



Yukarıda görülen BERAT'I ŞERİF 19 KASIM 1997 tarihinde, Beyoğlu emniyetinde görevli Fikret ÇABUK'un araştırmaları sonucu bulduğu,ömrü vefa etmediğinden kimden nasıl temin ettiği hakkında bilgi alamadığım , kendi el yazısı olan görüntüdeki mektupla tarafıma ulaştırılmıştır.
Her kim ki bu satırları okuya, 2000 yılında elim bir olay sonucu hakkın rahmetine kavuşan Arkadaşım , Kuzenim Fikret ÇABUK'un ruhuna FATİHA okuya,

 
Fotoğraf orjinali deri üzerine yazılı Hicri 1257 Miladi 1841 senesinde , İslam halifesinin fermanıdır .
BERAT'I ŞERİF'in, sol üst köşesinin görünümüdür, diger parçaları Özcan ÇABUK'un çalışması ile tahrif olan kısımları onarılarak sitede gösteriminize sunulacaktır.
İzini sürdüğümüz Ecdadımızın emaneti şu anda ALMANYA 'daki UNCU ailesinde olup, Hüseyin Dedenin dayısı Hac NADİR tarafından ,O zamanın UNCU ailesinden damadı olan Mahmut BEYAZİ isimli zata verilmiş fakat bir daha teslim alınamamıştır. 
Şu andan itibaren UNCU ailesinden beklediğimiz, kendilerine de yakışan davranış bugüne kadar özenle muhafaza ettikleri ECDAD emanetimizi tekrar gerçek emanetçilerine tevdi etmeleri ve bizlerin sekteye uğramış bu görevimizi devam ettirmemizin yolunu açmaları gereğidir, Şeyh ÇABUK' un , son ÇABUK İMAM 'ın ve hatta UNCU dedelerinin ruhları da bundan sonra daha bir huzura kavuşacaktır. 
Vakıadir ki bu zamana kadar bizlerin yerine onurla sürdürdükleri bu yüce görev bundan sonra ÇABUK torunlarının hakkı ve görevidir. 
Bu emanetin devriyle şimdiye kadar yapmış oldukları bu görev daha bir kutsallık kazanacak ve ÇABUK soyunun kendilerine minnettarlığı ebede kadar sürecektir, mamafih bundan sonra rızamız olmadan ECDAD emanetimizin saklanması emanetin ruhuna bile tezat oluşturmakta ve herhangi bir süs eşyasından öte bir anlamı ve kıymeti harbiyesi kalmamaktadır.
Son imamın torunu ''Mehmet TARZAN''ın oğlu Sabri ÇABUK ALMANYA'da ECDAD emanetimizi muhafaza eden UNCU ailesi ile görüşmüş fakat bir sonuç alamamıştır, çabamız sürecek ve Bir gün SU ÇATLAĞINI tekrar bulacak.


Yazı : @erolkaranet - 01.09.2019 - Son Güncelleme : 05.06.2021 - Fotoğraflar Sosyal Medya
Etiket

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam



Reklam

Bilmeniz Gerekebilir