videoerk






Kurânda Nesh konumuza devam ediyoruz. Aslında geniş bir derya olan konu yıllardan beri pek çok tartışmalara, iddialaşmalara, kitaplara konu olmuş.

Net olarak bir sonuç elde edilmemişse de yeniden gündeme getirmek sadece yeni tartışmalara yol açacak kanaatindeyiz.

Ancak bu ağır ve ciddi meselenin araştırmayı, okumayı sevmeyen günümüz insanı için bir ışık olmasını temenni ediyoruz.

Bu yazımızda "Kur'an da nesh vardır" diyen bir yazarla olan kısa bir söyleşimize yer vereceğiz.

 BEN -  Selamunaleyküm sayın hocam.. Yazılarınızdan birinde şu cümle dikkatimi çekti. "Bekara sûresinin (Ölüm gelince, ana baba ve yakınlara vasiyet farzdır) mealindeki 180. âyeti, [Buhari’deki] (Vârise vasiyet yoktur)hadis-i şerifi ile nesh edildi." Hadisi Şerif ayeti nesh eder diyorsunuz. Yani benim anladığım kadarıyla kararname kanunu nesh eder gibi mi..

YAZAR - Ve aleyküm selam...  Bu işin yetkili âlimleri öyle bildiriyor. Allahü teâlâ, (Bilmiyorsanız âlimlere sorun) buyuruyor. Ben de bilmediğim için bu işin yetkili âlimlerin kitaplarından aldım. O yetkiyi onlara Allahü teâlâ verdi. ( Ben - Bu cümlede çok ilginç ) Hâşâ peygamber efendimiz yalan mı söylüyor? Buhârî yalan mı söylüyor? Dinde akıl değil nakil esastır. 

BEN - Değerli hocam öncelikle ellerinizden öperim..

YAZAR - Bir fıkıh kaidesi var, bilirsiniz. Bir insan küfre düşücü bir kelime söyler de İmanını düzelemezse Müslüman olamaz.Böyle kimseye saygı sunmak elini öpmek de küfür olur.

BEN - Haddim olmayarak bir anekdettan söz etmek isterim...
İmam-ı Azam Hanefi hazretlerinden .

Haricilerle olan bir tartışmada sorarlar, büyük alime..

- Mescidin kapısında iki cenaze. Biri şarap içmiş, şarapta boğularak ölmüş bir adam. Diğeri de zina etmiş, gebe kalınca kendini öldürmüş bir kadın. Bunlar hakkında ne dersin? diye sordular.
-Bunlar hangi dinden? Yahudi, hıristiyan yahut mecusi mi? diye sordu İmam-ı Azam.
-Hiçbiri değil. Bunlar Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed s.a.v.’in O’nun kulu ve Rasulü olduğuna inanan dindendir, dedi Haricîler. İmam-ı Azam sordu:
-Kelime-i Şehadet imanın kaçta kaçıdır? diye sorar büyük alim...
-İman bir bütündür, parça parça olmaz, diye cevapladı Haricîler. İmam-ı Azam:
-İşte bunların mü’min olduğunu kendiniz de kabul ediyorsunuz, diyerek ihtilaflı konuda haklı taraf olduğunu gösterdi."

Sizin bu son yazdıklarınızı neden gönderdiğinizi toparlayamadım. Ben kimseye kafir demedim. Öptüğüm elde yıllardır insanlara hakkı tavsiye ettiğini bildiğim bir eldir. Sahibi kabul eder, etmez onun takdiridir.

İnsanların imanını tartmakta bize vazife değil, yaradanın (azze ve celle) kudretindedir

Allahu Teala için biz sizi seviyoruz.

YAZAR - Nesh vardır diyen imanını tazelesin diyen kim?

BEN - Evet, Benim..

Kur-an-ı Kerimde şüpheyle bakılacak bir ayet mi vardır ?

Hiç kuşkusuz ki o Allah c.c katındadır ve O'nun koruması altındadır. Ve O Allah c.c hatadan münezzehtir. O hiç bir zaman yaptığı ve emrettiğini geri almaz. Asla ve kat'a hatada yapmaz.

Ben ki bir çiğnemlik etten onun "ol" demesiyle oldum ve her şeyimle ona muhtacım. Nasıl derim Allah c.c bir söylediğini sonradan düzeltmiştir.
İnanıyorum ki siz de benden fazla Allah c.c kudretini bilirsiniz.

Nesh var denilince ben gibi cahiller ayetlerden şüphe eder. Ederse, o Şüphe dinden çıkmaya kadar gitmez mi..Ben böyle biliyorum.

YAZAR - Bütün Ehl-i sünnet âlimleri nesh vardır diyor. Onlar da imanlarını tazelesin mi? Peygamber efendimiz  de öyle buyuruyor. İmanını mı  tazelesin hâşâ?

Sokaktaki insan böyle söylemez. Hayret ettim böyle bir söze. Mecburen nesh hakkında yeniden nakli esas alan bir yazı hazırlıyorum. 
YAZAR - Nesh ile  Kur’an-ı kerimin korunması farklı bir şey. Nesh edip hükmü kaldırılan âyet-i de koruyor.

Siz niye aklınıza tâbi olup şüpheye düşüyorsunuz ki? Nakle itibar edin İmam-ı a'zam ne demiş dört mezhep İmam-ı ne demiş, Resulullah ne demiş ona bakmalı. Sen onlara sormuyor aklına soruyorsun. Akıl Mutezilede hüccettir Ehl-i sünnette değil. akıl hüccetse Ehl-i sünnet alimlerinin aklı yok mu? Onlarınki niye hüccet olmuyor?

Nesh yok diyen bir tek müfessir muhaddis var mı? var diyenlerin aklı mı yok? İmanı mı yok? İmanlarını mı tazelesinler?

BEN - Kuran-ı Kerim'de Allahu Teala "şüphe yok" diye buyurduğu halde ve bu sözden başka kaynak aramamıza gerek yoksa onda şüphe aramak doğru değil.. Ayrıca yazdığınız bir yazıda

" Nesh ile ilgili başka bir âyet-i kerime meali: (Biz, bir âyetin yerine, bir âyeti değiştirip getirdiğimiz zaman [önceki âyetin hükmünü kaldırdığımız vakit] Allah ne indirdiğini pek iyi bilmişken, kâfirler "Sen, ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır, onların çoğu Kur'ân'ın hakikatini ve hüküm değiştirmenin faydasını bilmezler.) [Nahl 101, A. Fikri Yavuz meali]"

dediğinizde burada dayanak olarak verilen nesh edilen ayetlerden maksadın Kuran-ı Kerim'den önce indirilmiş ayetlerle ilgili olmadığı doğru değil midir.( Diğer peygamberlere gönderilenler)

Kim ki bana Kur'anda şüpheli veya nesh edilmiş ayet var derse ASLA İNANMIYORUM.

“Elif Lam Mim. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.”(Bakara 2)"

YAZAR - Sizin inanmamanız benim inanmam dinde ölçü olmaz ki.

Biz kimiz de bizim görüşümüz dinde ölçü olsun? Sözü dinde senet alimlerinden niye nakil vermiyorsunuz? ( Kur'anda şüphe yoktur diyen ayetleri vermem yazara yeterli gelmedi, kanımca...)   Kur’an-ı kerimi ben asla anlayamam anlayan âlimler ve Resulullah nesh vardır derken nasıl şüphe edilir ki? 

YAZAR - Sizin tek hatanız bu: Neshi düzeltme sanıyorsunuz? Hâşâ Allah yanıldı mı da düzeltiyor demek istiyorsunuz.Neshi yanlış olarak düzeltme olarak anladığınız için hata ediyorsunuz. Nesh düzeltme değildir. Âdem aleyhisselam zamanında niye kız kardeşle evlenmeyi emretti sonra niye yasakladı? Emrini mi düzeltti hâşâ? Diğer dinlerde çok  şeyi değiştirdi. İçki helâl iken haram yaptı. Buna düzeltme mi denir?

İç yağını haram etmişti bize helâl etti bu düzeltme değildir. Nesh edilen âyetleri teker teker yazacağım, bunlar düzeltme değildir.  Neshi düzeltme olarak anlamak Allah’ta kusur bulmak olur. Nesh vardır diyen bütün İslâm âlimleri Allah’ta kusur mu buluyor? Tevbe demek lazım.

BEN - Hep İslam öncesi olaylardan söz etmişsiniz, efendim..

YAZAR - Siz, "Kim ki bana Kur'anda şüpheli veya nesh edilmiş ayet var derse ASLA İNANMIYORUM" diyorsunuz... Resulullah dese de inanmaz mısınız: onlarca hadisten biri bu: (Bazı âyetlerde olduğu gibi, hadislerimden de birbirini nesh eden olur.) [Deylemi] 

Bütün Eshab-ı kiram nesh vardır diyor. o yazımızda bunun vesikalarını da bildireceğim.

Siz İslâm alimlerine ve Allah'ın Resulüne inanmayıp da kime inanacaksınız?


YAZAR - Neshle ilgili yazılarda da hep  Kur’an’da nesh edilen âyetleri teker bildireceğim

Sizin mantığınızla nesh yanlışı düzeltme ise Allah eskiden hâşâ niye yanlış yaptı da sonradan düzeltiyor bunu?

BEN - Allahu Teala hiç bir zaman hata yapmaz.. Sizin verdiğiniz örneklerde önceki ümmetlere verilenlerin bir çoğu hazreti Muhammed aleyhisselamın ümmetine verilmemiştir.
Öncekilere verdiğini bize vermemesi onun hata ettiğini göstermez bu ümmete rahnetini daha fazla göstermiştir. Bu lutuftur.
Mesela..
Evvelkilerin kabul edilen kurbanını gönderdiği bir ateşle kabul ettiğini göstermiş, yakarak yok etmiş bu ümmete kendisinin yemesine müsaade etmiştir.

Evvelkileri günah işlediklerinde helak etmiş bu ümmetin günahlarını af dilendiğinde bağşlamakta ve helak etmemektedir.

Bizler kötülük düşündüğümüzde günah yazmadığı halde öncekilere günah yazmıştır

Çünkü biz Muhammed Aleyhisselam'ın ümmetiyiz. İlk cennete girecek olanda bu ümmettir.

YAZAR - Elbette öyle. Siz neshi  hatayı düzeltme olarak kabul ettiğiniz için öyle dedim
Kur’an’daki neshleri de bir lütuf olarak kabul etseniz hiç mesele kalmayacak

BEN -  Hocam..

İnşaallah yakın zamanda tekrar bu konu hakkında görüşlerinizi öğrenmek nasip olur, değerli vaktinizi aldığım için kusura bakmayın..

Bu güzel ve faydalı sohbeti şimdilik bırakmak zorundayım..

Allahu Tealanın razı olduğu kullardan olmanız dileğiyle.

YAZ AR -Ben o yazıyı tamamlayayım, o zaman bekleriz  (eposta 17.02.2015)

YAZ AR - Neshle ilgili özet bir yazı hazırladım. Önyargısız ve insafla bir okuyun. Hemen elinizde bir vesika olmadan, (Nesh vardır diyen imanını tazelesin) demeyin. Çünkü başta Peygamber efendimiz, Eshab-ı kiram ve diğer Ehl-i sünnet âlimleri, (Kur’an’da nesh vardır) buyuruyorlar. Resulullah'a ve Eshab-ı kirama (İmanlarını tazelesin) denmez. Neshin var oluşu, Resulullah'tan sonra, Kur’an’da yapılan bir değişiklik değil ki, (Kur’an’ı biz indirdik, biz koruruz) âyetine ters olsun. Nesh, hâşâ eski bir hatayı düzeltme değildir. Hangi İslam âlimi öyle der ki? Yazıyı okuduktan sonra, benim için yazdığın, (İmanını tazelesin) sözünü geri almanız gerekir. 



Kıymetli yazarımızın hazırlamış olduğu yazıyı aşağıdan ya da  " Neshin dinimizdeki yeri " 'den okumak için tıklayınız


Erol Kara -



Kur'ân -ı kerim sünnetle de nesh edilebilir. Mesela Bekara sûresinin 180. âyeti, (Mirasçıya vasiyet yoktur) hadisiyle nesh edilmiştir. (Ebu Davud, Tirmizî, İbni Mâce)

Âyette had cezası olarak bildirilen zina edene sopa vurmak emri, evli olup da zina sebebiyle recmedileceklerde ayrıca sopa vurulması haddi de düşürülmektedir. Bunu düşüren ise Resulullah'ın uygulamadaki sünnetidir. Yani hem sopa hem de recm olmuyor. Sopa kaldırılmış oluyor.

Neshin her çeşidi Resulullah efendimiz hayatta iken yapılmıştır. Vefatından sonra neshin olamayacağı üzerinde icma vardır.

Bekara sûresinin, iddeti bir yıl olarak tespit eden 240. âyetinin hükmü nesh edilmiş, fakat okunuşu kalmıştır.

Bazen hüküm nesh olunmadan, tilavet nesh olunabilir. Recm âyeti gibi. Yani recm âyeti, metin olarak nesh edildiği hâlde, hükmü geçerlidir. Bazen hem tilavet hem de hüküm nesh olunabilir. Hazret-i Ebu Bekir'in şu sözü bunu ifade eder: (Babalarınızdan yüz çevirmeyiniz, çünkü o bir küfürdür) mealindeki âyeti biz okurduk. Bu âyet önce tilavet olunup sonradan nesh edilmiştir. (Buhârî, Müslim)

Buna benzer nesihler pek çoktur. (Yukarıdaki yazının tamamı Tefsir-i Kurtubî’den alınmıştır.)

Hukuk-u İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu isimli kitapta özetle deniyor ki:
353 — Nesh, aklen ve naklen caiz ve vâkidir. Allahü teâlâ, kulları hakkında dilediği gibi tasarruf edebilir, kullarını bir zaman bir hükme, diğer bir zaman da başka bir hükme tâbi tutabilir, buna kimsenin itiraz hakkı yoktur. Nesh, naklen caiz ve sabittir.
357 — Kitap Kitap’la, sünnet sünnetle ve sünnet Kitap’la, Kitap da mütevatir veya meşhur sünnetle nesh edilmiş olabilir.
Fahr-i âlem efendimize 9 zevceden başkası helâl olmayacağı âyeti kerimeyle beyan edilmişken, daha sonra dilediği kadar zevce edinmek mubah edilmiştir. Kitapla sabit olan bir yasağın hükmü, sünnetle nesh edilmiştir.

[Yalnız Kur’an diyenler, (Hadis, bir âyeti nasıl nesh eder?) diyorlar. Bunlar Kur’an-ı kerime inanmıyorlar. İnanan böyle söyleyemez. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde, (Resulüme tâbi olun, Resulüm neyi verdiyse alın, neyi yasakladıysa sakının. Onun [dine ait] her sözü vahye dayanır) buyurmuyor mu? Allahü teâlânın Resulü, (Falan âyet nesh edildi) buyuruyor. Kur’an’a inanıp Resule tâbi olanın, inanması gerekmez mi? Üstelik onun sözü vahye de dayanıyor. Yani Allahü teâlânın bildirdiğini söylüyor. Demek ki bunlar, Kur'an-ı kerimdeki (Resulüme uyun) âyetlerine inanmıyorlar. Kur’an’a inanmayanların sözlerine de itibar edilmez.]

Nesh dört kısma ayrılır:
1- Hem tilâveti, hem de hükmü mensuh olan âyetler. Ahzab sûresinin âyetleri, Bekara sûresine eşitken, daha sonra bazılarının hükmüyle beraber tilâvetleri de nesh olunmuştur.
2- Tilâveti mensuh olmayıp yalnız hükmü mensuh olan âyetler. Zina eden kadınların sözle cezalandırılması ve evlerinde hapsedilmeleri hakkındaki âyetin hükmü nesh edilip tilâveti bâki kalmıştır.
3- Hükmü bâki kalıp yalnız tilâveti nesh edilen âyetler. (İhtiyar erkek ve kadın, zina ederlerse ikisini de Hak teâlâ tarafından bir azap olarak recm ediniz) kavl-i şerifi, bir âyet iken sonra hükmü kalıp tilâveti nesh olunmuştur.

4- Yalnız tilâvetin neshindeki hikmet, ümmetin Allah'ın emrine ne derece uyduğunu göstermektedir. Çünkü tilâvet olunan bir nass bulunmadığı hâlde, onun mücerret rivayet edilen hükmüne uyulması, ümmetin ibadet hususundaki mükemmeliyetini gösterir.

Daha önce, Ramazan-ı şerif gecelerinde uyuduktan sonra yiyip içmek, zevceye yaklaşmak yasaktı. Sonra bunlar imsak vaktine kadar mubah oldu. İslâmiyet'in başlangıcında oruç tutmakla fidye vermek arasında muhayyer iken, sonra oruç tutmaya muktedir olanlar için muhakkak oruç tutmaları farz oldu. (Bu yazının tamamı Hukuk-u İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu isimli kitaptan alınmıştır.)

Şâmil Ansiklopedisinde özetle deniyor ki:
Yahudiler, neshe şiddetli karşı çıkmışlardı. Zira Yahudiler, neshi kabul ettikleri takdirde bunun, kendi şeriatlarının nesh edilmiş olduğu neticesine varacağını anlıyorlardı.

Müşrikler de, neshi İslâm için bir kusur olarak görüp, Peygamber efendimize, (Eshabına dün emrettiğini bugün değiştiriyor; bugün yapılmasını emrettiği bir şeyi yarın kaldırıyor) diyerek alay ediyorlardı. [Günümüzde de, Yalnız Kur’an diyenler, neshi hâşâ Allah'ın, yanlışını düzeltmesi olarak görmekte, bu yönden müşriklere benzemektedir.]

Yeni kurulmaya başlanan İslâm toplumunun inkişaf ve tekâmülü icabı emir ve yasakları ihtiva eden bazı âyetlerin hükümlerinin sonradan kaldırılmasından daha tabiî ne olabilir? Kaldı ki nesh, ebedî olan inançlara dokunmayıp sadece ahkâmdaki emir ve yasaklara inhisar etmektedir. Bu değiştirmeyle müminlerin dînî vecibeleri daha kolay ve pratik bir şekle sokulmuştur.

Bazı âlimler, Necm sûresinin, (O, kendi arzusuna göre konuşmaz. O'nun sözü kendisine gelen vahyden başka bir şey değildir) mealindeki 4. ve 5. âyetlerini delil göstererek, Hazret-i Peygamber'in sözlerinin de nihayet vahye müstenid olduğunu, lafzı Hazret-i Peygamber'e, mânâsı Allahü teâlâya ait kudsî hadislerin bulunduğunu, dolayısıyla bunların da vahye dayandığını söyleyerek Hazret-i Peygamber'in sözlerinin bazı âyetleri nesh ettiğini bildirdiler.

Neshin türlerine birer örnek:
1- Kur'an'ın Kur'an'la neshi: Bekara 180. âyetinin Nisâ 11. âyeti ile neshi.

2- Kur'an'ın Sünnetle neshi: Bekara sûresinin 180. âyetinin (Vârise vasiyet yoktur) hadisi ile neshi. (Buhârî)

3- Sünnetin Kur'an'la neshi: Beytül-Makdis'e doğru namaz kılarken Bekara 144. âyeti ile nesh edilip kıblenin Kâbe’ye çevrilmesi.

4- Sünnetin Sünnetle neshi: Yasaklanan kabir ziyaretine sonradan izin verilmesi.

Kur’an’ın kendi içinde neshi:
1- Kıraat ve hükmün birlikte neshi:
Sütkardeşliğinin tespitinde beş emmenin yeterli olacağı hükmü, daha önce on emme ile sabit olacağını bildiren âyeti nesh etmiştir.

2- Hükmün nesh edilip tilâvetinin bırakılması:
Bekara 115. âyeti, aynı sûrenin 144. ve 149. âyetleri ile nesh edilmiştir.

3- Tilâvetin nesh edilip hükmün yerinde kalması:
Zina eden evlilerin recmedilmeleri hakkındaki âyet bir örnektir.

Kur’an’da nesh edilen âyet sayısı âlimlere göre farklıysa da, nesh edildiğinde hepsinin ittifak ettikleri âyetler şunlardır:
Nisa 15 (Zina edenlere ev hapsi verilmesi)
Nisa 16 (Zina edenler tevbe ederse, cezalandırılmaması)
Enfâl 65 (Yüz Müslümanın bin kâfire galip geleceği âyeti, bir sonraki âyette 100 Müslümanın iki yüz kâfire galip geleceği bildirilmişti.)
Mücadele 12 (Resulullah’la konuşmadan önce sadaka veriliyordu.)
Müzzemmil 2-4 (Gece kalkıp namaz kılınması)

Diğer kitaplardan alınan bilgiler:
Buhârî’de bildiriliyor ki: Resulullah, “sallallahü aleyhi ve sellem”, Muaz bin Cebel hazretlerini Yemen’e gönderirken, zekâtın, uşrun, kimlere verileceğini bildirip, (Müslümanların zenginlerinden al, fakirlerine ver) buyurdu. Kur’an’da zekât verilmesi bildirilen müellefe-i kulüp sınıfı, zekâtı Müslümanların zenginlerinden alıp, fakirlerine vermesini bildirdiği bu hadisle nesh edilmiştir. Eshab-ı kiramın hepsi de, bunu kabul ederek, nesh edilmiş olduğu ve artık bunlara zekât verilmemesi hususunda icma hâsıl olmuştur. (İbni Âbidin, Nimet-i İslam) [Resulullah'ın buyurduğu neshi, Eshab-ı kiramın tamamı kabul ettiği hâlde, şimdi Mutezile inancındaki bazı kimselerin kabul etmemesi hayret vericidir.]

Nesh, Resulullah hayatta iken olur. İcma ise, vefatından sonra olur. Bunu bilmeyenler, Hazret-i Ömer’in nesh ettiğini sanıp, Hazret-i Ömer'e, Eshab-ı kirama ve fıkıh âlimlerine dil uzatıyorlar. [Hazret-i Ömer ve Eshab-ı kiram, din düşmanı mı da bir âyetin hükmünü kaldırsınlar? Bu ne çirkin iftiradır.]

Bekara sûresinin, (Sizden karısını geride bırakıp ölecek olanlar eşlerinin kendi evlerinden çıkarılmayarak bir yıl süreyle yararlanmasını vasiyet etsinler) mealindeki 240. âyeti, kadına miras hakkı tanıyan Nisa sûresinin 12. âyetiyle nesh edilmiştir.

Bir yıllık iddet süresi de Bekara 234. âyetiyle kısaltılmıştır. O âyette, kocası ölen kadınların, süslenmeden dört ay on gün iddet beklemeleri gerektiği bildiriliyor.

Mest üzerine meshin cevazı, sünnetle ve icma ile sabittir. (Nesaî, İbni Mâce, İ. Ahmed) [Yalnız Kur’an diyen mezhepsizler, (Kur’an’da mestle ilgili hüküm yoktur” diyerek mest giymeyi bid’at olarak kabul ediyorlar. Resulullah'a inananlarsa, mest giymeyi kabul ediyorlar.]

Haram aylarda savaşmanın yasak olduğu âyeti nesh edilmiştir. (Hindiyye)

Hanefîlere göre Kitap Kitap’la, Sünnet Sünnetle, Sünnet Kitap’la, Kitap da mütevatir veya meşhur sünnetle nesh edilmiş olabilir. (İbni Âbidin)

Mutezile ve Haricîler, Kitap’ın Sünnetle nesh edilmesini kabul etmezlerse de, meşhur sünnet, Kitap’ı tahsis eder. Bunda hiçbir ihtilâf yoktur. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea)

İmam-ı Nevevî, (Kocası ölen kadının bir sene iddet bekleyeceğini bildiren Bekara sûresinin 240. âyeti, hadisle nesh edilmiştir) buyuruyor. (Sübülüs-selam şerhi Selamet yolları - A. Davudoğlu)

Nur sûresinin, (Zina eden ancak zina edenle evlenir) mealindeki 3. âyeti, Nisa sûresinin üçüncü âyeti ile nesh edilmiştir. (Redd-ül muhtar)

Nesh ile ilgili bazı hadis-i şerifler:
(Kur’an-ı kerim âyetlerinin birbirini nesh etmesi gibi, benim hadislerim de birbirini nesh eder.) [Deylemî]

(Zekât, Kur’an’daki her sadakayı nesh etti. Cünüplükten gusül, her türlü abdesti nesh etti. Ramazan orucu, diğer oruçları nesh etti. Kurban, diğer her türlü kurbanı nesh etti.) [Beyhekî]

Bekara sûresinin, (Ramazan ayı gelince oruç tutun) mealindeki 185. âyeti, (Kudreti olanlara bir yoksul doyuracak kadar fidye vermek borçtur) âyetini nesh etti. (Ondan önce oruç tutmayıp fidye verenler de oluyordu.) [Buhârî, Müslim, Tirmizî, Ebu Davud]

(Mal çocuğa, vasiyet de ebeveyne aitti. Sonra Allah bundan dilediğini nesh etti. Erkeğe, kadına verilen hissenin iki mislini, ebeveynin her birine de altıda bir, kadına sekizde bir ve dörtte bir, kocaya yarı ve dörtte bir hisse verdi.) [Buhârî]

İki yabancı kişi, yemin eder, biri diğerine mirasçı olurdu. Nisa sûresinin, (Yeminlerinizin bağladığı kimselere hisselerini verin!) mealindeki 33. âyeti, Enfal sûresinin (Akrabalar Allah'ın kitabına göre birbirine yakındır) mealindeki 75. âyetiyle nesh edildi.) [Ebu Davud, Dâre Kutnî]

Âişe vâlidemizin bildirdiği hadis-i şerif:
(Kur’an’da, “Beş defa emmek evlenmeyi haram kılar” âyeti, “On defa emmek haram kılar” âyetini, nesh etmiştir.) [Müslim] (Şâfiîler ve Hanbelîler bu hükme göre amel ederler.)
Bekara sûresinin, (Kocaları, bekleme müddeti içinde barışmak isterlerse onları geri almaya daha lâyıktır) mealindeki 228. âyeti, aynı sûrenin, (Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutma ya da iyilikle bırakmadır) mealindeki 229. âyetiyle nesh edildi. (Ebu Davud, Nesâî)

Resulullah, (Namazlara ve bilhassa ikindi namazına devam edin) âyetini çok okudu. Sonra Allah, bu âyeti nesh edip (Namazlara ve bilhassa orta namazına devam edin) âyetini indirdi. (Müslim)

Bekara sûresinin (İçinizdekini açıklasanız da, gizleseniz de, Allah sizi onunla hesaba çeker) mealindeki 284. âyetini, aynı sûrenin (Allah hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez) mealindeki 286. âyetiyle nesh etti. (Buhârî) [Sadece kalbe gelen düşüncelerden dolayı sorumlu olmadığımızı Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâ, kalbe gelip de, söylenmeyen ve yapılmayan kötü şeyleri affeder) hadis-i şerifiyle bildirmiştir. (Buhârî)]

En’am sûresinin, (Üzerine Allah'ın ismi zikredilen [hayvan etinden] yiyin!) ve (Üzerine Allah'ın ismi zikredilmeyenden yemeyin) 118. ve 121. âyetleri nesh edilip, Ehl-i kitabın kestiği, yasaktan istisna edilerek Maide sûresinin (Kitap verilenlerin yemeği size helâl, sizin yemeğiniz de onlara helâldir) mealindeki 5. âyeti indi. (Ebu Davud)

Miras âyeti gelince, kadının, kocasının evinde iddet beklemesini bildiren âyet nesh oldu. Kadın, artık dilediği yerde iddetini geçirir. (Buhârî, Ebu Davud, Nesâî) [Bekara sûresinin, 240. âyeti, Nisa sûresinin 12. âyetiyle nesh edilmiştir.]

Kanun hükmünde kararname



Sual: Bir yazar, (Bir hadisin bir âyeti nesh etmesini, kararnamenin kanun hükmünü almasına benzetiyorum) diyor. Peygamber efendimizin dine ait sözleri vahye dayandığına göre, bir âyetin nesh olduğunu hadis-i şerifle bildirmek dine aykırı mıdır? Kararnameye benzetmek yanlış değil midir?

CEVAP

Elbette yanlıştır. Resulullah efendimiz, "sallallahü aleyhi ve sellem" Allahü teâlânın bildirdiğini söyleyince, hâşâ (Bu söz dine aykırıdır) denmez. Eğer o sözün söylendiğinden şüphe ediliyorsa, sadece (Resulullah böyle söylememiştir) denebilir. Ama kaynak sağlamsa, ona da itiraz edilmez. Sağlam kaynaklar kabul edilmezse, ortada din diye bir şey kalmaz. O zaman, (Yalnız Kur’an) diyenler, âyetleri istedikleri gibi tevil edip dini rahatça yıkarlar. Resulullah'ın (Nesh vardır) diye bildirdiği hadis-i şerif, en sağlam hadis kitabı olan Buhârî’de vardır. Nesh olan âyeti Allahü teâlâ Resulullah’a bildirince, O da bunu bir hadis-i şerifle açıklarsa, buna yanlış demek, Nassa inanmamak olur.

Tenkitler ilmî olmalı, sadece akla değil, nakle de dayanmalıdır. Mesela, (Kurtubî tefsirinde nesh vardır) denmişse, (Hayır Kurtubî’de öyle bir ifade yoktur) veya (Kurtubî’de öyle bir ifade var, ama Kurtubî tefsiri muteber değildir veya falanca muteber tefsirde de nesh yoktur diye yazılıdır) gibi bir cevap olmalı. Böyle bir şey söylemeden, (“Nesh vardır” diyen imanını tazelemelidir) gibi ciddiyetten uzak bir cevap, ilim adamına yakışmaz. (Nesh var) diyen Resulullah'a ve Eshab-ı kirama, (İmanınızı tazeleyin) mi denir? Yahut (Nesh var) diyen muteber kitapların yalan yazdığı mı söylenir? Hadis kitaplarına inanılmazsa ortada din kalmaz. Hele (Şevkânî de nesh yoktur diyor) demek daha büyük yanlıştır. Şevkânî’nin mezhepsiz biri olduğu sitemizde vesikalarıyla bildirilmektedir.

Kararname ve kanun benzetmesi de hiç isabetli değildir. Kanun hükmünde kararname çıkarılabiliyor. Bakanlar Kuruluna bu yetki verilmişse, buna yanlış denir mi? Hattâ yetki verilse kanun da çıkarır. Yetkiye bağlı bir şeydir. Anayasa’ya (Bakanlar Kurulu, kanun çıkarabilir, mevcut kanunları değiştirebilir ve iptal edebilir) şeklinde bir madde konsa, kimin ne demeye yetkisi vardır? Allahü teâlâ, Kur’an-ı keriminde kanun çıkarma yetkisini Resulullah'a vermiştir. Mesela Kur’an’da sadece domuz eti haram iken, Resulullah köpek, yılan gibi hayvanların etini de haram etmiştir. (Niye Allah, peygamberine bu yetkiyi verdi?) demeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Resulullah efendimizin, Allahü teâlânın verdiği yetkiyi kullanmasından daha tabiî ne olabilir? Buna itiraz etmek, sapıklık değilse nedir?

(Yalnız Kur’an) diyenler, (Hadis, bir âyeti nasıl nesh eder?) diyorlar. Bunlar Kur’an-ı kerime inanmıyorlar. İnanan böyle söyleyemez. Çünkü Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde, (Resulüme tâbi olun, Resulüm neyi verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan sakının! Onun [dine ait] her sözü vahye dayanır) buyurmuyor mu? Resulü de, (Falan âyet nesh edildi) buyuruyor. Kur’an’a inanıp Resule tâbi olanın, buna inanması gerekmez mi? Üstelik Resulullah'ın sözü vahye de dayanıyor. Yani Allahü teâlânın bildirdiğini söylüyor. Demek ki bunlar, Kur’an’a inanmıyorlar. İnanan kimse, Resulullah'ı yalanlayamaz ve Resulullah'ın sözlerini bildiren hadis kitaplarını yok sayamaz. Bunları yok sayanlar varsa, onlara asla itibar edilmez!

Cevabımız - eposta 10.04.2015

Selamunaleyküm...

Aşağıdaki yazınızı okudum.. Nesh konusundaki düşüncelerimizi zaman zaman aşağıdaki linkten paylaşıyorum. Takip edip etmediğinizi bilmiyorum ama tamamlanınca ayrıca bildirmek istiyorum. Buna da kısmet olursa cevap yazarım

Bu yazınıza gelince "

Sual: Bir yazar, (Bir hadisin bir âyeti nesh etmesini, kararnamenin kanun hükmünü almasına benzetiyorum) diyor. Peygamber efendimizin dine ait sözleri vahye dayandığına göre, bir âyetin nesh olduğunu hadis-i şerifle bildirmek dine aykırı mıdır? "diyor ve sorunun içinde çelişkiyle başlıyor yazınız..

Soruya başlarken "Bir hadis ayeti nesh edemez" diyorsunuz. Siz de de böyle başlıyor cümle sonunda da "bir ayetin nesh olduğunu bildirmek'"ten söz ediyorsunuz.

Ayetlerin nesh olduğunu tabii ki peygamber bildirir. Sözleri ile Allahın bildirdiğini nesh edemez. Kaldı ki mevcut Kuran-ı Kerim'de nesh olmadığı konusundaki düşüncemi ister aklen deyin ister ilmen verilmiş karar deyin ısrarla söylüyorum.

Buna ilişkin ayeti kerimelerle yazılarımı desteklemeye çalışıyorum

Tabii siz de bu saatten sonra mevcut Kuranda nesh yoktur diyemeyeceğinize göre yapacak bir şey yok.

Şu an elimizde mevcut bulunan ve amel ettiğimiz Kuran-ı Kerimdeki her bildirim kıyamete kadar geçerli olup bunlardan biri dahi geçersizdir diyemeyiz.

Ayrıca özellikle söylüyorum. Allahın birliğine bildirdiğine, elçilerine ve kitaplarına inanmadığım konusunda benim şüphem yok. Ve rehberim Kuran ve Resullullah aleyhisselamdır. Ve sırada ne varsa... Yanlız Kur'an diyenlerden biri değilim..

Vesselam

eposta 16 Ekim 2015


Ben : Yukarıdaki yazıya istinaden

"Âyetlerin iniş sebepleri vardır. Bunları bilmeden meale bakılarak hüküm çıkarılmaz. Anlamaya çalışan da işte böyle hata eder, hattâ Müslüman ise, imanını kaybedebilir. İşte bunun için meal değil, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okumalıdır."

Kesinlikle "Kur’an’da çelişki olmaz"  
Yani Kur'an-ı Kerim'de "nesh" de yoktur

Allah razı olsun hocam... Kaleminize sağlık
Daha yeni Daha eski