@erolkaranet'te Aradığınız Kelime veya Konuyu Buraya yazınız!


Banner


Hoş Geldiniz..

"Ben Müslümanım" demek iman etmek için yeterli midir?




 Esirgeyen , bağışlayan , her şeye gücü yeten alemlerin rabbi AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH'ın adıyla....

 “Aralarında hüküm vermek üzere Allah’a ve Resulüne çağrıldıklarında müminlerin söyleyecekleri tek söz: “Dinledik ve itaat ettik” demelerinden ibarettir. işte felaha erenler ancak bunlardır.” (Nur: 51)

“Allah ve Resulü bir işe hüküm verdikleri zaman erkek olsun kadın olsun hiçbir mü’min için o işinde istediği (başka) birşeyi tercih etmek yetkisi yoktur. Kim (başka bir tercihte bulunarak) Allah’a ve Resulüne isyan ederse, şüphe yok ki apaçık bir sapıklıkla sapmış olur.” (Ahzab: 36)

Esselamu aleykum ve rahmetullahi  ve berekatuhu ve magfiretuhu Hamd ve Sena Allah'a Salat ve Selam Onun Resulune, Resulunun ehline, ashabına, sevenlerine ve müminlerin üzerine olsun
"Ben Müslümanım" demek iman etmek için yeterli midir?

İnsanın sadece diliyle Müslüman olduğunu söylemesi tek başına yeterli değildir. Çünkü iman etmek, dil ile tasdik etmenin yanında Allah'ın dinini fiili olarak yaşamak ve yaşatmakla mümkün olur. Allah Kuran'da iman eden insanları şu özellikleriyle tarif etmiştir:

Din ahlakının yaşanması için çaba gösteren, gerektiğinde dinin menfaati için kendi çıkarlarından özveride bulunan, nefsinin bencil tutkularını yenen, başkalarının hatalarını bağışlayabilen, öfkesini tutup itidalli davranabilen, ihtiyaç içinde olsa bile başkaları için fedakarlıkta bulunabilen, malını Allah yolunda harcayan, sabreden, dinin yayılması için gece gündüz İslam'ı tebliğ eden, Allah'ı çok anan, ibadetlerini titizlikle yerine getiren, herhangi bir haksızlıkla karşılaştığında itidalini kaybetmeyen, adaletli ve bunun gibi daha pek çok konuda çaba harcayan kimseler...
  
Dikkat edilirse sayılan bu fiillerin hiçbirisi sadece sözle yerine getirilebilecek konular değildir. Yani insanın fiili bir çaba içinde olmadan, "ben çaba harcıyorum" demesinin bir anlamı olmaz. Ya da malını harcamadan, "ben malımı ihtiyaç olduğunda veririm" demesi yeterli olmaz. Bu nedenle "ben Müslüman'ım" demek belki iman etmenin ilk aşamasıdır, ancak gerçek iman ancak Allah'ın hükümlerini tümüyle yaşamakla mümkün olur. Kuran'da bu konu şöyle açıklanmıştır:

Allah'a çağıran, salih amelde bulunan ve: "Gerçekten ben Müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir? (Fussilet Suresi, 33)

İslâm'ın yaşanması deyince şeriatı kastetmiyorum. Bugün şeriatın tatbik edildiği ülkelerde de İslâm yaşanmıyor. Kur'ân-ı Kerim'de bildirilen ve Son elçi Hazret Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ( salat ve selam O'nun ve ailesinin üzerine olsun ) ve sahabelerin tebliğindeki DİN olmaktan çok uzakta kalmaktadır.
Bugün yaşanması gereken İslâm yaşanmıyor. Sahabeyi mutluluğa ulaştıran ve "Asrı Saadet" olarak 1400 yıl önceki zamana damgasını vuran, 14 asır evvelki İslâm yaşanmıyor. Neden yaşanmadığını fark etseydiniz, aynı saflarda olurduk ve böyle bir site yapılmasına da gerek olmazdı. .

Dünyada ve Türkiye''de İslâm yaşanmıyor.

Bugün bütün dünyadaki İslâm ülkelerinde ve Türkiye''de İslâm yaşanmıyor. Şeriat kaideleri ile yaşamak İslâm'ı yaşamak değildir. Çünkü şeriat eksiktir. Çünkü Kur''ân-ı Kerim''deki, insanı cennet mutluluğuna ve dünya mutluluğuna ulaştıran farzlar bugün uygulanmakta olan şeriatın muhtevasında yoktur. Bu sebeple şeriat uygulanan hiçbir İslâm ülkesinde İslâm yaşanmamaktadır.

"Biz İslâmın 5 şartını yerine getiriyoruz, öyleyse İslâmı yaşıyoruz" diyenler İslâmı yaşamıyorlar.
Türkiye''de "şeriat geri gelirse İslâmı ancak o zaman yaşarız" diyenler ise bugün yaşamadıkları gibi o zaman da İslâmı yaşayamazlar. Çünkü...

Çünkü İslâm 14 asır evvel yaşandı. Peygamber Efendimiz SAV ve sahabe,sadece onlar...

İslâm deyince, Kur'ân-ı Kerîm'deki İslâm anlaşılıyorsa, bu İslâm'ı Sahabe yaşadı bir bütün olarak.
Çünkü onlar Kur'ân-ı Kerîm'in bütününe iman ettiler ve Kur'ân-ı Kerîm'in bütününü hayatlarına tatbik ettiler, onu bütün safhalarıyla yaşadılar...

"Ha entüm ülâi tuhibbünehüm ve lâ yuhibbuneküm ve tü'minûne bilkitâbi küllih." Al-i İmran-119

"Onlar size muhabbet duymazken (sizi sevmezken, size buğzederken) siz onlara muhabbet beslersiniz. Çünkü siz kitabın bütününe iman edersiniz..."

Peki bugün bütün dünya Müslümanları kitabın bütününe tabi oluyor mu,olmuyor mu?

Olmuyor.

Hem de bütün hayatî konulardaki Kur'ân-ı Kerîm emirleri uygulanmıyor. Kur'ân-ı Kerîm'de bütün emirler var. Ama hayatî önem taşıyan emirler, sahabeyi İslâm yapan emirler, onlar tatbik edilmezse, insanın İslâm olması mümkün olmayan emirler, tatbik edilmiyor...

Yok edilmiş, bütün dünya Müslümanlarının hayatlarından koparılmış..

.O emirler ki insanları mutlaka cennet ve dünya saadetine sadece onlar ulaştırabilir. Bir ihanetle karşı karşıyayız! 14 Asırda safha, safha tamamlanan bir ihanetin son safhasındayız. Kimse de vaziyetin vahametinin farkında değil...

İddia ediyoruz ki, İslâm'dan Sahabeyi, sahabe yapan büyük parçalar kopmuştur ve sizler bu kopan parçalardan haberdar değiliz.

Öyle bir zamana geldik ki Müslüman olduğumuzu ispat etmekte güçlük çekmeye başladık.
  
Neden..
  
Çünkü yaşantımız bir İslam ferdine yakışmıyor. Yakışmamakta da... Bakın en yakınınızdan en uzağınıza bakın.

Faiz , zina, fuhuş , hırsızlık , alışverişte hile , ticarette hile , terazilerde oyunlar emanete hıyanetler, aile içi ensest ilişkiler , ve daha nice İslam kuralları dışında örnekler var ki adeta gayri İslam bir yaşam sarmış bizi bir uçuruma doğru gidiyoruz.

Diyanet Teşkilatının üst düzeyini Teşkil edenler, Türkiye'de 14 asır evvel yaşanan İslâm'ın yaşanmasına sanki bazı yerleri memnun edercesine verdiği fetvalarla engel oluyor görüntüsü içerisinde..

Yıllardır Radyo Televizyon  olsun yazılı basın olsun İslam'a o kadar saldırdı o kadar çok iftira attı diyanet gibi devlet denetimindeki formalite bir din kurumu insanları yıllardır İslam'a aç bıraktı ki; daha doğru düzgün abdest almayı bilmeyen besmelenin ne demek olduğunu bilmeyen karakterler Müslümanlara her fırsatta eziyet edip din dersi vermeye İran'a gidin vs demeye başladılar..

İmanın esaslarını bilmeyen 32 farzı öğrenmemiş nice insanlar MÜSLÜMAN'IZ diye ortaya çıkmıştır.
Bunların münafıklardan başka neye benzediği tartışılır

Başörtüsü yüzünden okula alınmayanlar hatta hastaneye alınmayıp ölüme terk edilenler alınıp işkence görenler...

Hepimiz Müslüman'ız peki bu tezat neden? 

Teorik olarak hepimiz Müslüman  olsak ta pratikte öyle değil; 

Kimisi sözde Müslüman'dır; İnsanlara Müslüman olduğunu söyler ama bunu sadece onların arasına girip fesat çıkarmak için yapar. 

Bazısı Müslüman'ım der Kuranın emirlerine, Peygamberimizin sünnetlerine, ehli sünnet alimlerinin nasihatini dinlemez. Ona göre kendi kafasında oluşturduğu dürüst insan kalbi temiz insan modeli örnek Müslüman'dır, hatta bunlara göre kitaba bile gerek yoktur! 

Bazısı Kuranı kabul eder sünneti inkar eder, günümüzde sünnetin uygulanamayacağını, sünnetin fitneye sebep olacağını düşünür. 

Bazısı Kuran ve sünneti kabul eder ehli sünnet alimlerini küçümser, her insanın kuran ve sünnete bakarak dini hüküm çıkarabileceğini savunur. Yani insan kendinin doktorudur doktora gitmeye ne gerek var gibi bir şey :O) İki tane ayet öğrenince her şeyi biliyorum sanırlar! oysa daha taharetlenmeyi bile bilmiyordur.
Müslüman'ın mübarek Cuma günü ülkemizde Hıristiyan'ın Pazarı, Yahudi'nin Cumartesi ile değişti! 

Kıyafeti değişti! Yazısı değişti!

Müslüman gibi giyinmek yasak ama Yahudi şapkası takarsanız alkışlanırsınız hatta size hayran olurlar! Kısacası kültürümüz inancımız yerle bir ediliyor, farkında değiliz!

Durumun vahametini anlayabiliyor musunuz? 

"Bir milletin kültürünü kontrol etmek, o milletin dilini kontrol etmekle; bir milleti imha ise nesilleri mazisinden, tarihinden ve bilhassa milli ve manevi değerlerinden koparmakla mümkündür." Bernard Lewis

Eğer kıyafet dil devrimi ile çağdaş olunuyorsa neden geri kaldık? 
  
Japonya dilini değiştirmediği halde ilerledi? 

Alfabemizi değiştirmekle bir şey kazanmadığımız ortada ama binlerce insanımız bir anda cahil oldu!

ONU DA ŞİMDİ AVRUPA BİRLİĞİ UĞRUNA YENİDEN DEĞİŞTİRECEKLER

İnancımıza geçmişimize sahip çıkmadıkça hem bu dünyayı kaybedeceğiz hem sonsuz olan ahret hayatını,  

Müslüman'ım diyorsun ama camiye gitmiyorsun,
  
Kuran Okumuyorsun, Bu kitap acaba cenazede okunmak için inmiş bir ağıt mı ki? 

Fıkıhtan haberin yok, 

Hukuktan haberin yok, 

Hadisten haberin yok! 

Bu kitap acaba aklı olmayan hayvanlara mı indi de biz sahip çıkmıyoruz?  

Hayır tabi ki değil; 

Allah-u Teala "Ey akıl sahipleri" diye emrediyor. Kime akıl sahiplerine...

EY MÜSLÜMAN TİTRE VE KENDİNE DÖN...

TAKLİDİ İMANDAN UZAK DURUN

İnanmanın yollarından biride taklittir. Bu şekilde inanmak için insan çevresini, atalarını, anne ve babasını gözetler ve onlar gibi davranır. Müslüman bir anne-babanın çocuğu onları taklit ederek Müslüman olur. Mecusi bir ailede yetişen çocuk da ailesini taklit eder kuvvetli ihtimal ile Mecusi olur. Burada iman taklit etme yoluyla olur.

Cahiliye Araplarının ve peygamberlere inanmayan insanların en çok eleştirildikleri nokta budur: Körü kürüne ataları taklit. Bir araştırma yapmadan, kafa kalp olarak kendini hazırlamadan aileden ve cevreden gördüğü şeylerle iman etmesine, iman-I taklidi denir. Taklidi bir iman, hususan bu zamandaki dalalet,sapkınlık karsısında çabuk söner. Bir de bunun karsısında olması gereken bir iman vardır.
İman-I tahkîkî ; Başlangıçta ailesinden ve çevresinden görerek inansa bile bir insan zamanla imanın esaslarını delilleriyle öğrenir, ibadetle bunları korumaya alir ve artik hiçbir güç bu insanin imanını sarsmaya yetmez.Tahkiki iman ise sarsılmaz, sönmez bir kuvvettir. Tahkiki imani elden eden bir kimsenin, iman ve İslamiyet'i dehşetli dinsizlik kasırgalarına da maruz kalsa, o kasırgalar bu iman kuvveti karsısında tesirsiz kalmaya mahkumdur

Risale-i Nur'dan

Müslümanlar için dünyada en önemli nimetlerden biri ahirette cenneti kazanmayı umabilmeleridir. Allah dünyayı Müslümanların cennete özlem duyacakları şekilde yaratmıştır. Allah'ın ve ahiretin varlığına iman eden herkes, dünyada var olan nimet ve güzellikler karşısında hep cenneti hatırlayacak, bu nimetlerin geçici olduğunu bilerek cennetteki asıllarını isteyecektir. Nitekim böyle bir kimsenin cennete kavuşma isteği ve bundan duyduğu heyecan, tavırlarından, konuşmalarından, din ahlakını yaşama konusundaki samimi çabasından hissedilecektir

Allah, rızasını kazanan kulları için, dünyadaki bu kısa yaşamın ardından, sonsuz ve eşsiz bir hayat yaratmıştır. Dünya hayatındaki bu ömür göz açıp kapayıncaya kadar, hızla tükenip geçmektedir. Bu süre içerisinde sabır gösteren, güzel ahlakta kararlı davranan, Allah'a samimi bir kul olan kimseler ahirette çok büyük bir mükafatla; sonsuz cennet hayatıyla karşılaşacaklardır.

Muhakkak ve şüphesiz DOĞRUYU ANCAK ALLAH BİLİR
EROL KARA
editör * 1999
Etiket

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Asılsız yorum yapmayınız. Mesajlar Yönetici tarafından denetleniyor.

Reklam



Reklam

İlginizi Çekebilir

Reklam