İster bekleyin, ister beklemeyin canınızın istediği şekilde yaşasanız da
geçmişte olduğu gibi bu yıl da
ÜÇ AYLAR geliyor.
Kıyamete kadar da gelecek.
Siz
yaşasanız ya da yaşamazsınız da fark etmez.
Allah-u Teâlâ’nın
hükmü yerine gelecek.
Birkaç gün sonra
ÜÇ AYLAR dünyanın
üzerini rahmetle donattığında isteseniz de istemeseniz de vuku bulacak.
Recep, Şaban ve
RAMAZAN… MUTLAKA
YAŞANACAK.
Havalar çok sıcak, gündüzler upuzun.
Bilhassa
RAMAZAN’ da bu “upuzun
ve sımsıcak” şikâyetleri artacak.
Kimi kime şikâyet edeceksiniz. İsterseniz protestolar edin, pankartlar asın,
savcılıklara suç duyurusu yapın. Meydanları doldurun, yollarda yürüyün. Nafile
Bu
ÜÇ AYLAR MUTLAKA
YAŞANACAK.
Yaşanacak yaşanmasına siz bu
ÜÇ AYLAR’ın neresinde
olacaksınız.
Hele bir
RAMAZAN gelsin bakarız
diyenlerden misiniz?
Receb ayının ilk gününü heyecanla bekleyenlerden misiniz?
Yoksa tamamını “ hele bir yaşlanayım,
Allah-u Teâlâ’nın
rahmeti geniştir. Bir tevbe eder Müslümanlığımızı yaşarız “ hezeyanı içinde
olanlardan mısınız?
Yoksa benim işim olmaz, bana ne bunlardan mı dersiniz.
Aaa,
üç aylar mı geliyor diyorsunuz.
ÜÇ AYLAR
gelse de gelmese de fark etmez diyebilir , huyumuzdan vaz geçecek bir düşüncemiz
yok veya Müslümanlığımızı 2 ay sonra gelecek
RAMAZAN ayına ertelersek
ne çıkar diye düşünebilirsiniz de..
Bu
Müslüman’ca yaşama heyecanını
RAMAZAN ayına
erteleyebilirsiniz tabii ki. Hatta
RAMAZAN ayında
Ramazan Müslümanlığı ile birlikte
evinizin bir kenarında kalmış seccadenizi koltuğunuzun altına alıp, teravih
kılmak için cami yolunu tutabilirsiniz. Bu sizin özgürlüğünüz tabii.
Hatta çocuklarınıza, şurada bir kitap vardı tarzında bir soru sorarak nerede
olduğunu pek hatırlayamadığınız
KURAN-I KERİMi
çıkarttırıp geçmişte hafızanızda kalmış bilginizle Cuma akşamlarında,
sabahlarında da okumak suretiyle hatırlayabilirsiniz de..
Diyelim ki
ÜÇ AYLARa dikkat
ediyoruz. Gelmesini heyecanla bekliyoruz. Geldiği günü takip edip o gün neler
yapabileceğimizi araştırıyoruz
Bakın bakalım Recebin, Şaban’ın ilk günleri, ya da Regaip, Berat ve Kadir gibi
kandil gecelerinde ne ibadetler yapar da affa uğrarsınız. Araştırın.
Artık sabahlara kadar bilmem kaç rekât namaz kılarsanız, kaç bin tane tespih
çekersiniz, kaç gün oruç tutarsınız, kaç camide kaç rekât namaz kılarsınız, kime
nasıl sadaka vererek
Allah-u Teâlâ’nın sizi
affedeceğine inanırsınız. Bunları öğrenme heyecanına girebilirsiniz.
Çünkü bunları yaptığınızda bir anda günahlardan arınıp, evliya gibi insan
oluyorsunuz. Affedilip yaptığınız günahların silindiğini ve hiç ama hiç hesaba
çekilmeyeceğinizi düşünüyorsunuz. Hatta ve hatta Cennetin tapusu cebinizde artık
sanıyorsunuz. Ta ki bir daha ki
ÜÇ AYLARa,
RAMAZANa, kandil
gecelerine kadar…
Ama
hiç düşünmez misiniz?
Kiminle neyin pazarlığını yapıyorum.
Yahu sen, anandan bir damla su sonunda bir çiğnemlik et iken, ne babanın ne
ananın hatta ne kendinin hiçbir emeği ve gayreti olmadan insan olarak geldiğin,
en güzel şekilde yaratıldığın, üzerinde gezdiğin yeryüzünde büyüyüp
gelişeceksin de ve hatta beslenirken dahi yediklerine sen et olacaksın, sen kan
olacaksın , sen gözlerime ışık olacaksın , sen tırnak olup atılacaksın, sen
vücuduma yaramaz olduğun için idrar yolu ile atılacaksın deme zahmetinde
bulunmadığın yaşam şekline aldırmadan bir de
UKALALIK edip
Allah-u Teâlâ’dan
RAHMET isteyeceksin.
Bir aylık hadi bilemedin ÜÇ AYLIK yüzeysel ibadetlerle CENNETİN tapusunu
isteyeceksin.
Sen, İyi misin? Aklın yerinde mi.?
İşe
gitmesen patronun sana ücret ödüyor mu?
İtaat etmeyeni kurallara uymayanı asker ocağında barındırırlar mı?
Para vermesen sana ekmek verirler mi?
Çocuklarına aş getirmesen baba olur musun?
Sadece doğurmakla ana olunuyor mu?
Parasını ödemediğin takdirde elektrik, su, gaz, ulaşım hizmeti alabiliyor musun?
Ehliyetsiz araç kullana biliyor musun?
Pasaportsuz ülkeler dolaşabiliyor musun?
İlaç almadan hastalıktan kurtuluyor musun?
Reçetesiz ilaç alıyor musun?
Bu
örnekleri çoğaltmak mümkün de, laf ebeliği yapmayalım. Anlayan anlamıştır da.
Sen; ticaret yaparken karşındakini aldatacaksın. Katmerli fiyatlarla ürün
satacaksın, gıda terörü yapıp hileli ürünlerle insanlara zararlı yiyecekler
satacaksın. Terazide oyunlar oynayacaksın, ilan ettiğin fiyatın üzerini vermeyip
bozuğum yok bahanesi altına girip satış fiyatını yükselteceksin, hile
yapacaksın, aldatacaksın, yapman gereken hizmette nasıl olsa anlamaz diyerek
kusur işleyip hatalı bozuk iş yapacaksın. Birinin yanında işçi, memur olarak
çalışırken kaytaracak, işi asacak, hile yapacak, işverenine, işine zarar
vereceksin, yanında çalıştırdığın işçinin ücretini geciktirecek, haklarını,
sosyal güvencesini vermeyeceksin. Ücretini nasıl keseceğini bulmak için 40
tilkiyle dolaşacaksın, sadece canın istediği için keyfi olarak tazminatsız
kapıya koymak için bahaneler üreteceksin ve ardından utanmadan
ELHAMDÜLLİLLAH
MÜSLÜMANIM diyeceksin.
Sen; ar, edep, hayâ demeyeceksin. Zina ya da fuhuş yapacaksın. Filancanın
karısı, kızı, teyzesi, halası demeyeceksin zina edeceksin. Kendi teyzen , halan,
karın, kızına yaptıklarında cinayet işleyeceksin ,
Allah-u Teâlâ’nın
büyük günah dediği bu edepsizlikle dalga geçeceksin. Hanımefendi olarak örtün
emrine karşı gelerek göğüslerini çatalına kadar açıp, hatta daha aşırıya kaçıp
teşhir edeceksin. Kısa etek, askılı bluz giyip, yatakta olabileceğin kıyafetle
sokağa çıkacaksın, boyanacaksın, kokacaksın caddelerde fink atacaksın, hem
kendini hem çevreni günaha sokacaksın. Zinaya, fuhşa, sapıklığa yol olacaksın.
Ve
ELHAMDÜLLİLLAH
MÜSLÜMANIM diyeceksin.
Malına mal katmak için, daha refah düzeyinde yaşamak için, yatlar, katlar,
hanlar hamamlar diyebilmek için bankalara, çevrene borç yapacaksın. Ödeme
sıkıntısı içinde olduğunda “gel, canımı mı alacaksın. “ yüzsüzlüğüne geçip borcu
ödemekten kaçacaksın. Borcu ödememek için her türlü sahtekârlığı yapacaksın ve “borcunuzu
ödemekte acele ediniz” hadis-i şerifine aykırı olarak
alacaklıları deli edecek ve
ELHAMDÜLLİLLAH
MÜSLÜMANIM diyeceksin.
Pekâlâ, faiz almak için banka, tefeci kuyruğuna girene ne demeli. Hani Peygamber
Aleyhisselam “
faizin her türlüsü ayağım
altındadır” demişti. Evim yok ev alacağım, dükkâna mal alacağım,
çocuğu lüks okulda okutacağım, oğluna askerlik yaptırmamak için yurt dışında
okutacağım, karım araba istiyor, kafama gör tatil yapacağım , evleneceğim , son
model eşya alacağım gibi bahanen olacak. Ve
FAİZ HARAMDIR emrine kulak
ardı edip “gelin
yuvanızı biz yapalım” diyen bankanın peşine koşacaksın. Ödemeyip malına
mülküne el konduğunda isyan edip, olay çıkartacak hatta Rabbine isyan edeceksin.
Ve Faizle yaşarken
ELHAMDÜLLİLLAH
MÜSLÜMANIM diyeceksin.
“Bugün nikâh yarın mahkeme” diyen hanımlara ne demeli. Koca bulunur diyerek koca
derdi çekmek istemeyen veya evliyken başkasının tavuğunu kaz sayan evli
erkeklere ne demeli. “Boşa bizi hâkim bey” derken, varacağın kadını ya da erkeği
boşamayacağının garantisi kimde. Boşanan bir kadın bir yıl evinden iddet
süresince çıkamaz ilahi emri unutuldu. Ta mahkeme kapısında başka eş aramaya
çıkılırken,
Allah-u Teâlâ’nın
emrini duymazlıktan geleceksin
ELHAMDÜLLİLLAH
MÜSLÜMANIM diyeceksin.
İçindeki putlar seni esir almış, para, servet, makam, mevki, mal, çocuk, kadın,
erkek, rüşvet, dolandırıcılık senin tanrın olmuş. Bunlara tapar dururken yılın
bir ayında günah çıkartacağını mı sanıyorsun.?