-
Varoluş
nedeninizin müşteriler olduğunu, hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın
Semt pazarlarında gırtlağını
çatlatırcasına, “gel abla gel, malın iyisi burada” diye bağıran pazarcılar
tarihe karışıyor artık. Şimdi onlar da teknoloji kullanmaya başlamışlar.
Seslerini banda kaydetmişler, elektronik cihazları bağırtıyorlar. Müşterilerinin
dikkatini çekmek ve mallarını satabilmek için tüm olanakları değerlendiriyorlar.
( bazılarının ne dediği anlaşılmasa da dikkat çektiği kayda değer bir
gelişmedir. Hani o , küçük ve salaş kamyonetlerle batatesssss ,
suuuvaaaaaan diye bağıran satıcıların hoparlörlerine karışan motor
sesleri yok , en azından…..) Hatta tezgah üzerlerinde canlı (!) cansız
manken dahi kullananlara rastlamak mümkün….Tabii canlı mankenden kasıt ,
Televole ’lerden tanıdık olduğumuz kağıt bebekler değil , erkek tezgah
çalışanının bayan iç çamaşırı ya da elbisesi giyerek tezgah üstünde
komik figür yapanları kast ettiğimizi anlamış olmalısınız….
Müşterilerin
dikkatini çekebilmek tabii ki çok önemli. Ürünü tanıtmak, farklı yönlerini
ön plana çıkarmak, reklam ve promosyonu yerinde ve doğru olarak kullanmak
gerekli. Ancak ben, bundan daha önemli bir konudan bahsetmek istiyorum.
Müşteri sadakati. Yani, sizin ürününüzü, kullandığı için
sizden daha iyi tanıyan ve sizden daha iyi anlatan ve satan müşterilerden
bahsetmek istiyorum.
Sizin OLUMLU PROPAGANDANIZI yapabilecek
böyle müşteriler oluşturabilmek gerçekten zordur. Kolay olan sizin OLUMSUZ
PROPAGANDANIZDIR ki , bu her müşteri tarafından kolaylıkla yapıla bilinir
ve bunun için özel çaba harcamanız gerekmez… Çünkü tüm müşteriler mağazanıza
, tezgahınıza bu zihniyetle gelir…Bir hata yakalamak , bir açık bulmak ve
bunu ALEYHİNİZDE kullanmak….İşte
, olumlu propagandanız yapabilecek müşteriler edinmek zordur ve bunun için
inanç, kararlılık ve sabır gerektirir.
Şimdi,
Toplam Kalite Yönetimi uygulayan kuruluşlar artık müşteri memnuniyeti değil,
müşteri sadakati ölçüyorlar.
Müşterilerin
memnun edilmesi artık yetmiyor. Onları hayran bırakmanız gerekiyor. Onların
bugünkü ihtiyaçlarını değil gelecekteki beklentilerini karşılamak
durumundasınız.
Çok iyi
bir ürününüz ve çok iyi satış elemanlarınız olabilir . Müşterinin
beklentileri çok farklı olabilir, bu beklentileri yerine getirmek için
satıcılar çok kolay söz verirler. O ayın satış kotasını tutturmak
zorundadırlar. Patron sorar, “ bu ay ne kadar satış yaptın bakalım,
aferin sana bütçeni ve hedeflerini aşmışsın ” Bilmez ki patron, bir daha
ki aylarda satışlar düşecektir. Sebebini de bir türlü anlayamaz. Verilen sözler
tutulmamış. Mutsuz olan müşteri, şikayet etmiş, şikayetlerine
de cevap alamamış. Aldatıldığı, yani ticari ve amiyane tabiri ile
kazıklandığı algılaması ile nefret ve intikam ile diğer potansiyel müşterilerinize
sizin ne kadar kötü bir kurum olduğunuzu ve ürünlerinizin ne kadar
kalitesiz olduğunu, hiç hak etmediğiniz bir şekilde abartarak
anlatmaktadır. Bir müşteriyi mutsuz kılarak en az beş-altı gelecek müşteriyi
kaybettiniz.
Bunun
tam tersini düşünelim . Müşteri ürününüzü almış, tüm
beklentileri karşılandığı gibi gelecekten de bir endişesi yok. Satıştan
sonra hiç bir sıkıntısı yokken, elemanlarınız ya da siz arıyorsunuz,
hatırını soruyorsunuz, daha başka neler verebileceğinizi, yeni
isteklerinin olup olmadığını araştırıyorsunuz. Satış sonrası
hizmetlerinizde kusur etmiyorsunuz. Bu müşteriniz artık sizin
reklamınızı gönüllü olarak yapacak ve yeni müşteriler kazanmanızı sağlayacaktır.
Müşterinizin gönül payını kazandınız.
Şimdi artık tüm pazar payları sizin. Daha sonra kâr
gelecektir. Ama önce gönül payı, sonra pazar payı, en sonrada kârı
hedefleyiniz.
Müşteri tatmini ve müşteriyi hayran bırakmanın temelinde,
çalışanların mutluluğunun yattığını hiç unutmayalım. Cephede savaşan,
rakiplerle mücadele eden, müşteriyi mutlu kılmaya çalışan,
verdiği sözleri tutan yapamayacaklarını söz vermeyen çalışanlar, eğer
kendileri mutlu değilse ve kurumunuzda çalışmaktan gurur duymuyorsa,
onların müşterinizi mutlu kılması, hayran bırakması söz konusu
olamaz. Önce çalışanlarımızı kazanalım. Onların kurumunuzda salt geçimlerini
sağlamak için değil, zevk alarak mutlu olarak gurur duyarak çalışmalarını
sağlayalım ki , onlar da müşterilerimizi mutlu kılsınlar.
Kurumunuzun topluma neler verdiği , etik değerleri , çevre
bilinci, spora, sanata ve eğitime olan katkıları da çalışanlarınızın
ve de müşterilerinizin gurur duymasını sağlayacaktır. Artık müşteriler
çevreye zarar veren ürünleri almıyor. Ülke eğitimine, sporuna ve sanatına
katkıda bulunan, vergisini kaçırmayan dürüst kurumlarla çalışmak
istiyorlar.
Varoluş nedeninizin müşteriler olduğunu, müşterilerin
daima haklı olduğunu hiç bir zaman aklınızdan çıkarmayın.
Teknolojik ve global pazar trendlerini yakından izleyin . Müşterilerinizin
gelecekteki beklentilerini tahmin edin. Politika ve stratejilerinizi bu
bulgulara göre yeniden gözden geçirin.
Şimdi tarih olmaya yüz tutmuş bir zamanların
“ Bakkal amca ” sının tozlu tezgahının arkasında asılı duran “Müşteri velinimetimizdir.” tabelasını
daima hatırlayın.