videoerk



GAP turumuzdaki son şehre 25 Ağustos 2019 sabahı doğru yola çıkmak üzere otelde ve turumuzun son kahvaltısını yaptık.

Adıyaman'daki bir şişe suya bile para isteyen, çayı paralı satan İsias otelden ayrıldıktan sonra Besni üzerinden Gaziantep'e doğru yola çıktık.

Gaziantep Şahinbey'de bulunan kalenin önündeki meydana geldiğimizde saatler 10.30'u gösteriyordu.



Burada kısa bir konuşma yapıldıktan sonra Kale'ye doğru yürüdük. Kalenin çevreninde tarihi yapılar, hanlar, müzeler ve otantik otelleri görmek mümkün.

Gaziantep Kalesinin girişine yapılan panoramik müzeye girmek için kişi başına 2 TL ödedik.

Daha önce ücretsiz olan ama yine de makul giriş ücreti ile girdiğimiz, Gaziantep halkının ve askerlerinin gösterdiği mücadele ve kahramanlıklar müze içerisinde kronolojik olarak anlatan bölüme girmek için girdiğimiz yolda ki yaralı veya şehit olmuş asker heykellerinin arasından yürüdük.


Resimler, heykeller ve makalelerle anlatılan olayların en etkileyici sahneleri rölyeflerle anlatılan kabartmalar, Müze içerisine konan birçok televizyonda Antep savunmasının belgeseli eşlik ediyor bizlere.


Antep’in işgali, açılan cepheler ve savaşan insanlar, halkın yaşadığı sıkıntılar, gerek bilgi panoları gerekse rölyefler aracılığıyla ziyaretçilere aktarılıyor.

Burada gezindikten sonra tekrar geldiğimiz yoldan geri döndük.

Çarşı içinde yöresel ürünler satan  ve hemen hemen her yerde görebileceğiniz dükkanların önünden geçerek tur sorumlusu ve rehberimizin tavsiyesi ile yöresel ürünlerin satıldığı bir dükkana girdik.

İçerisinde yöresel her türlü gıdayı bulabileceğiniz Zeytin Han adlı dükkanda küçük bir alışveriş yaptık. Ancak piyasaya göre fiyatların burada uçuk olduğunu söylemem gerek yok, herhalde.


Mesela , Antep fıstığı 95 lira gibi bir rakama satılırken dışarıda en pahalısı ve kalitelisini, 80 TL 'ye almanız mümkün. Baharatlarda öyle.. Yağlar pek kaliteli gelmedi. Her yerde bulabilirsiniz, her ne kadar kendi markasını koymuş olsa da..Bunun yanı sıra kurutulmuş sebzelerin fiyatı da pazara göre daha pahalı..

Aldığımız ürünlerin otobüse kendileri tarafından götürüleceğini söylemeleri bir incelik.

Burada yaklaşık 1 saat durduk. Zira kafilenin alışverişi pek bitmek bilmedi. Buradan dışarıya Eski Gümrük caddesi üzerinden yürümeye başladık.

Az sonra YeniHan denilen hanınm avlusundan içeriye Kaleoğlu Mağarası yazılı alana yürürken sağda solda "biz de aynısı var, kahveyi biz de deneyin" çağrışımları arasından Gaziantep`in en önemli kervansarayları arasındaki Yeni Han`ın girişinde bulunan Kaleoğlu Mağarasına girdik.


Adeta koşarak servis yapan personeli izlerken bir yandan da mekana bakıyoruz. Mağara girişindeki kitapçı, tuhafiyeci benzeri dükkanın girişinde Adem adı verilmiş olan Jako cinsi papağana biraz takıldık. Hatta kafesten çıkartıp beraber fotoğraf çekmek istediysekte bunda başarılı olamadık. Zira sert gagası ile parmağımızı kopartabilirdi.


Antep işi yöresel eşyalarla döşenmiş,her köşesinde resim çekilebileceğiniz otantik kafe tarzı yerde fazla durmadık. Burada 2 kahve bir soda için ez az 25 TL ödeyeceğinizi unutmayın.

Ve bize yaklaşık 3 saat serbest zaman tanındığı belirtildi. Artık serbesttik. Cadde boyu yürüdük. Bakırcılar çarşısı bulunduğumuz yerden 200 metre ötede imiş.

Eski Gümrük caddesi üzerinden yürüyerek Bakırcılar Çarşısını gezip alışveriş etme imkanı bulduk.


Bakırcılar çarşısına girdiğimizde ilk duyduğumuz bakırı döven çekiç sesleri, gülümseyen yüzler, dükkanların önünde sıkça rastladığımız küçük satıcılar, Bakır eşyalar, güzel takılar, baharat kokuları ve Gaziantep'e özgü birçok ürünün sergilendiği ve satıldığı bu çarşı bana İstanbul Kapalıçarşı'nın hemen arkasında buluna eski bakıcılar çarşısını ve Mısır Çarşısını hatırlattı.  

Dükkanlarda satılan ve hoşumuza giden bakır eşyanın fiyatıonca ince el emeğinin karşısında son derece makul rakamlardı. Ancak burada kalite farkına çok dikkat etmelisiniz Her ne kadar birbirine benzese de kalınlık incelik, işçilik vs gibi etkenler bilenin gözünde fark ediliyordu.

Hemen aşağıda ve caddenin diğer tarafında yer alan dükkanlarda antep fıstıklarının bol bol çeşidini görüyorsunuz ve farklı fiyatlarını...

Çarşıya girişte bakır üzerine çalışan ustaya bir kaç ürünün fiyatını sorduğumuzda sözleriyle, gözleriyle ve davranışıyla bie esnafla karşılaşmış izlenimini ben de uyandırmıştı. Kendisine biraz daha dolaşıp döneceğimizi söyledim Canı gönülden "başım üstüme" sözü de çok içten gelmişti.

Çarşıyı dolaştık. Ve alışverişe başlamadan önce tatlı yemeden olmaz dedik ve civarın en iyi tatlıcısını aradığımızda karşımıza çıkan Baklavacının ismini internetten sorguladım. Sayısız beğeni almış olan baklavacıdan içeriye girdik.

Gaziantep'in en leziz baklavasını Çelebioğulları'nın Elmacıpazarı şubesinde bulduğumuzu belirtmeden geçemeyeceğim.


Sıcak havada dahi etkilenmeden yediğimiz baklava sonrası eşe dosta baklava götürmek istediğimizde yolumuzun uzunluğunu , gideceğimiz zamanı öğrenen satıcının "Ben size baklava satamam, gidene kadar bozulur" sözü de dürüst satıcıyı bir kez daha karşımıza çıkarmıştı.

Buradan çıkarak tekrar Bakırcılar çarşısına girdik. Fiyatları sora sora ilk karşılaştığımız Yunus Emre El Sanatları adı ile satış yapan o ustamızın dükkanına girdik.

Ürünler hakkında tertemiz şekilde bilgi veren ve paragöz olmayan adının daha sonra Mesut olduğunu öğrendiğim ustamızdan bakır eşyaları alarak çıktık. İlla ikramda bulunacağım diyen ustamızın nazik teklifini geri çevirerek namazımızı kılmak için cami aramak üzere yola çıktık


Bakırcılar çarşısında esnaf gibi esnaf diyebileceğimiz dükkandan satıcıdan alışveriş yaptıktan sonra ve camide namazımızı kıldıktan sonra buluşma yerimize doğru yola devam ettik.

Yolda Antep fıstığı satan dükkandan da alışveriş yaptık ve Gaziantep Kale meydanına buluşma noktasına giderek hareket saatimizi beklemeye başladık.

Şunu samimi olarak söyleyebilirim ki Şanlıurfa'nın mistik havası, alabildiğine uzanan ve çevresinde dağ görmediğimiz bereketli ovalarından sonra Gaziantep beğendiğimiz ikinci şehir oldu.

Erol Kara - 16.10.2019

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski