videoerk


Gebze kalkışlı 18 Ağustos 2017 gece saat 22.30'da başlayan ve ertesi günü sabah 06 civarında Konya ile başlayan gezimizde ilk durağımız MOLACOFFEE KAHVALTI adlı dükkan oldu.

Eskişehir üzerinden yaptığımız yolculukta Afyon Karahisar otogarının bylunduğu yerin yakınından İzmir'den gelen tur yolcularını aldık.

Afyon'dan sonra ilk durağımız Konya oldu.

Konya'da salaş pek de ilgi çekecek bir yer olmayan MOLACOFFEE KAHVALTI denen yerde kahvaltı için durduk.
İsmin cafcafına kanmayın. 
Daha önceden rezervasyon yapılan yerde kahvaltı "eh işte" denecek düzeyde hazırlanmış. Sofraya kaynamadan dolayı ya da çatlak olartak kaynatılan patlamış,içine su kaçmış rafadan bir şekle dönmüş yumurtaların dahi dikkatsizce konulduğu masalara oturduk.

Konya'nın yöresel kahvaltı ürünlerinin dışında her evde bulunabilecek sözde kahvaltı çeşidi ile bir kaç kadının ver arada dolaşan orta yaşın üzerinde erkek hizmetlilerin servis yaptığı lokanta tarzı yerde kahvaltı etmeye çalıştık.



Yol yorgunluğunun üzerine iyi gidecek dediğimiz kahvaltı da yolcuları şok eden söz "ikinci çaylar ücretli" sözü oldu.

Bir bardak çaydan sonrasının parayla satılacağı söylenmesi üzerine bir çok kişi mırıldanırken kendilerine göre duble bize göre normal büyüklükteki bardaklardaki çay kahvaltıya az bile gelmiş ve mecburen ikinci yada üçüncü bardak çayı paramızla içmek zorunda kalmıştık.

Her ne kadar tur kayıtlarında kahvaltıda içecekler yolcuya ait denilse de her yerde kahvaltı setiyle sınırsız çay sunulurken burada ikinci bardak ve sonrasının 3'er TL'den satılması hoş değildi.

Zaten tur kayıtlarındaki "içecekler yolcuya ait " tabirinden hiç kimsenin kahvaltıdaki çayı kastedileceği kimsenin aklına gelemezdi.

Zira "ekstra bir içecek" sayılmayan ( kahve, süt, meyve suyu vs olsa neyse de) ve her kahvaltıda içilen çayın burada para ile satılması hoş değildi. Böyle bir şartın tur sözleşmesinde de çayı kestedeceği asla ve kat'a kimsenin aklına gelemezdi. Gelmez de..

Tur firmasının ya da kafeterya'nın kahvaltıda çayın ücretli olmasına neden olacak bir sözleşme yapması anlamsızdır.

Müşterinin çay dışında ekstra olarak talep edeceği içeceklerden  ( kahve, süt, meyve suyu vs)  tercih ettiği durumda para alınması uygun olur ve buna kimsenin itirazı da olmazdı.

Ve sanıyorum ki Konya'da olsun olmasın tüm şehirlerde sınırsız çay ve kahvaltı verecek çok yer vardır.

Bir de MOLACOFFEE'nın çalışanlarının kılık ve kıyafetleriyle dahi kendisinin kalitesizliğini gösterdiği lokantanın öyle ahım şahım bir yer olmadığını da belirtmek isteriz.

Turla gelen müşteriyi "yolunacak kaz" gören ilk dükkanı da tanımış olduk.( Müşteri yolmayı seven diğer dükkan ve otellerdendiğer paylaşımlarımız içerisinde söz edeceğiz.)

Kahvaltı sonrası Alaaddin tepesine geldiğimizde 0930 idi.

Alaaddin tepesinin bir tarafın üste çıktığımızda orman vari bir izlenimle birlikte her tarafa ekilmiş güller arasından camiye doğru yürüdük.

Alaaddin tepesinde bulunan Alaaddin caminin halen restorasyon aşamasında olması da pek şaşırtmadı. Zira ülkemizde restorasyonların kısa sürede bitirilmesi gibi bir gayret hiç bir yerde söz konusu olmadığı gibi adam gibi restore çalışmasının yapıldığını kimse söyleyemez

Cami adından da anlaşılacağı üzere Sultan Alaaddin tarafından yaptırılmış. Sütunların değişik olması çivisiz ahşap minberi oldukça ilginç. Ne yazık ki türbeleri ve camiyi gezemedik ama hemen yanındaki namaz kılma alanında rehberimizi dinledik.

REHBERİN YANLIŞLIĞINI CAMİ GÖREVLİSİ DÜZELTTİ


Yol boyu dindar olmasa bile kafa bulandıran dini sorular sormaya çalışan rehberimizin mihrap konusunda da cehaleti burada karşımıza çıktı. Rehberimiz İhsan beye son cemaat yeri olarak ayrılan bölümdeyken buranın cami olarak söylemesi, (cami ziyarete kapalı) resimlerle mihrap görüntüsü verilen duvarlardaki mihrapları gerçekmiş gibi anlatması üzerine dayanamayan cami bekçisi onların geçici olarak konduğunu, cami bölümünün diğer tarafta olduğunu ve kapalı olduğunu söylemişti laik rehberimizin sinirlerini gerse de pek belli etmemesi dikkat çekti.



Buradan çıktıktan sonra Zafer meydanında fotoğraf çekip Sultan Selim camiine ve oradan da Mevlana hazretleri türbesine ve camisine gittik.

Şemsi Tebrizi'nin türbesi restore halinde olduğundan oraya geçemedik. Ayrıca Konya'ya has yemekleri de görmedik.

Konya'da serbest zamanımız olmadığı için çarşı pazar dolaşamadık. Mevlana müzesini de gördükten sonra Saat 12.00 ye gelmeden  Tarsus'a doğru yola çıktık.


Oysa tura çıkmadan önce hayalimde bamya çorbası ve Konya etli ekmeği ve Konya bamyası alabilmek için çarşı alışverişini hayal ediyorduk ki olmadı..



22.10.2019 - Erol Kara

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski