videoerk



Gap Turumuzun bir başka durağı Şanlıurfa Halfeti oldu.

Halfeti Batık Şehir yakın bir tarihte iyice sular altında kalacak kalmasına da tarihi ve turistik bu bölgenin bir sahibi olmadığı da gün gibi aşikar.

Tur otobüsümüzle geldiğimiz Halfeti gölü yani Fırat Nehri'in Şanlıurfa bölümünde yalnızlık ve kaderine terk edilmişlik buram buram kokuyor.

Aslında bir köy ve çevresindeki binlerce yıl öncesinden kalan tarihi yapılar belki de kimsenin umurunda olmayacaktı.

Bugün Anadolu'nun pek çok yerinde kimsenin umursamadığı o kadar çok tarihi yapı var ki başlarına bir musibet gelmesini bekliyor gibi.

Şanlıurfa Halfeti ikiye bölünmüş.

Yeni Halfeti Eski Halfeti ve eski Halfeti'de Tekne turu..

Tekne gezisiyle gezerken gördüklerinize hayran kalıyorsunuz.

Halfeti yemyeşil sularıyla harika bir manzaraya sahip.. Onlarca tekne sahibi kişi başına 15 TL ya da tekne başına aldıkları 200 TL ile geçimlerini sağladıkları Halfeti Gölüne adeta ihanet ediyor gibi.

Devlet bir marina yapmış. Tekneler burada müşteri bekliyor. Ve kıyı boyunda gölün üzerine kurulmuş ya da hemen kenarında yer almış irili ufaklı lokantalar göze batsa da gözümüze asıl batan gölün ve kıyının çöplük içinde olması.

Güzelim mekan göz göre göre çöplüğe dönüşüyor. Sularda pislik adacıkları var.


O an sosyal medyadan paylaştığım fotoğraflarla yetkilileri göreve çağırdım.

Sosyal medyadan yazdığım "Şanlıurfa Halfeti'de Belediye yok mu? Hergün yüzlerce insanın ziyaret ettiği onlarca yolcu motorunun Binlerce lira kazandığı Batıkşehir eski Halfeti gölü ve marina yolları fotoğrafta görüldüğü şekilde çöplüğe dönmüş. Temiz çevre bilincini göle mi düşürdünüz.?" yazısını gören bir yetkili oldu mu bilmem ama Halfeti'den ekmek yiyenlere yakışmıyor.

Halfeti evet görülmesi gereken yerlerden biri.

Tekne gezisi amacına uygun değil. Yaklaşık bir saatlik tur bizim İstanbul Boğazında Boğaz turu yapan motorlar gibi.  Gördün gördün göremedin,geçti gitti.

Tekneler sanki ulaşım amaçlı çalışıyor. Eğer hopörlerden verilen bozuk sesi net olarak algılayabilirsinzei. Halfeti hakkında bilgileri duyabilirsiniz. Bir de Urfa ve Antep türkülerini dinleyebilirsiniz.

Öyle net değil tabi,,cazırtulu cuz<urtulu bir ses. Buna karşına insan sesi ve teknenein rahatsız edici motor sesi.

Halfeti terkedilmiş gib bir yer değil. Öyle.. Nankörlüğün resmini çizebileceğiniz bir manzara..

Adı gibi saklı bir şehir ve bu şehirde sular altında kalmış camiiyi vb. yapıları görünce şaşırıyorsunuz.

Barajdan dolayı sular altında kalmış olan bu şehir gizemli gibi bir izlenim veriyor.

Karagülü ünlü olan Halfeti'de göremedik. Karagül kolonyası varmış dediler ama ne kadar doğru bilmiyoruz.




BİRAZ DA HALFETİYİ ANLATALIM

Rumkale. Geç Roma döneminde ilk yaşamın izlerine rastlanılan Rumkale’nin özellikle Hristiyan alemi için ayrı bir önemi var. Hz. İsa’nın havarilerinden biri olan Yohannes’in bir süre Rumkale’de yaşadığı ve İncil’in bir kopyasını buradaki mağaralarda sakladığı ve Hristiyanlık dinini buradan yaydığı düşünülmekteymiş. Rumkale’nin içerisinde 1173 yılında Şair Aziz Nerses tarafından yaptırılan Aziz Nerses Kilisesi, Barşavma Kilisesi ve yüzyıllardır ayakta kalmayı başarmış kalıntılar da bulunuyor.

Birecik Barajı suları altında kalan Savaşan Köyü ve Rumkaleyi gördük.

Farklı ve mistik bir atmosferi var buranın.Suyun turkuaz rengi öyle güzel ki kendinizi bambaşka bir tatil beldesinde gibi hissedebilirsiniz.

2000 yılında Birecik Barajı’nın yapımının tamamlanmasıyla Halfeti ve çevresindeki köyler sular altında kalmış. Düşünsenize eviniz, ocağınız, mahalleniz, sokağınız en önemlisi anılarınız sular altında kalıyor, sizse suyun üstünde. Elinizden hiçbir şey gelemiyor, sadece batan şehrinizi yukarıdan izleyebiliyorsunuz.

Baraj suları çıkagelmeden önce burada yaşayan halka köylerini terk etmeleri için yüksek miktarda paralar verilmiş. Kimi kabul edip gitmiş kimi ise terk edememiş toprağını, ocağını. Sonra ise olan olmuş maalesef. Sular gelmiş, köyü içine almış ve insanlar yine evlerinden ayrılmak zorunda kalmış ama daha acıklı bir şekilde…

Oysa bu topraklarda yetişmeyen sebze-meyve yok imiş, öylesine verimliymiş. Yerleşilen yeni toprakların gülü ise kara renkte bitmiş, kara günleri unutturmamak istercesine.

Evet doğru okudunuz, Halfeti’de güller kara bitiyor. Buranın siyah gülü dillere destan, televizyonlara dizi oldu. Bu meşhur gül başka yerde bitmiyor hatta bölgede bile belli yerlerde yetişiyormuş. Siz tohumu alıp ekseniz de gül hiç büyümüyor, büyüse bile rengi siyah olmuyormuş.



HALFETİ EFSANESİ

Halfeti'nin adında ölümsüz bir aşk hikayesi gizli.

Söylenceye göre birbirlerini delicesine seven Halil ve Fatma adında iki gencin kavuşmasına aileleri engel olmuş. Bunun üzerine Halil ile Fatma el ele tutuşarak kendilerini Fırat'ın azgın sularına bırakmış. Onların anısına o tarihten sonra ilçe Halil ile Fatma'nın kısaltılmış hali olan "Halfeti" adıyla anılmaya başlamış.

Nergis Efsanesi ;

*Rivayet edilir ki Rumkale beyinin Nergis adında bir oğlu varmış. Nergis o kadar güzelmiş ki onu gören tüm kızlar ona âşık olurlarmış. Ne var ki aşklarına karşılık görmeyen kızlar buna dayanamayıp intihar ederlermiş. Fakat Nergis buna anlam veremezmiş. Ta ki bir gün kaleye düşmanlar saldırana kadar. Kale beyi, oğlunu korumak ve kaçırmak için kalede bulunan su kuyusuna götürmüş. O anda kuyu suyu o kadar berrakmış ki Nergis suyun aksinde kendini görüyor ve kendine âşık oluyor. Tam suyun aksinde âşık olduğu görüntüye ulaşmak isterken suda boğuluyor ve orada bir çiçek açıyor. Adına da ‘Nergis’ deniyor. Yine rivayet odur ki, dünyanın hiçbir yerindeki nergisler Halfeti’de koktuğu kadar güzel kokmazmış.

Siyah gül efsanesi ;

Halfeti’de sular altında kalan Ulu Cami’nin Ermeni ustası olan Asadur’un, Vartuhi adında çok güzel bir kızı varmış. Vartuhi evlerinin avlusunda Halfeti’nin en güzel kırmızı güllerini yetiştiriyormuş. Annesi doğarken ölmüş olan Vartuhi,Asadur ustanın dünyadaki tek varlığıymış.

Nehrin karşı kıyısında da güvercin ve keklik yetiştiren ,Müslüman bir delikanlı varmış.Bu genç,bir gün kaçan güvercinin peşinden koşarak, Vartuhi’nin güllerinin bulunduğu Asadur ustanın avlusuna gelmiş.Bu delikanlı, burada çok güzel bir kız olan Vartuhi’yi görünce aşık olmuş.Bu gençte çok yakışıklıymış. Bu İki genç daha sonra tanışarak birbirlerine aşık olmuşlar ve buluşmaya başlamışlar.Vartuhi’nin babası daha sonra bunu öğrenir.ve kızının bununla evlenmesine karşı çıkar.Çocuklar birbirlerini çok sevmektedir.ve artık ayrılacak gibi değillerdir.Artık babası Asadur’un baskısına dayanamayan ve birbirlerini çok sevipte kavuşamayacaklarını anlayan bu iki genç, kendilerini Fırat’ın sularına atarak intihar etmişledir. Ve derler ki; bu iki gencin ölümünden sonra Halfeti’deki tüm kırmızı güller siyaha dönüşmüş.Artık bu güller Halfeti’den başka yerde yetişmezmiş.

Bir diğer KARAGÜL EFSANESİ ise ;

Karagül Şeytanın gülü olduğundan kimse dokunmazmış bu güle ancak bir gün halktan bir kıza madalyon olarak gözükmüş bu gül. Kız bu madalyonu sahibine vermek için aldıktan sonra tüm halk kızı cadı olarak görmeye başlamış. Bu masum kızı yok etmek için çarmıha germişler. Şeytan, kızı çarmıhtan kurtarmaya çalışsa da halkın taşlamasından kurtaramamış. Kız oracıkta can vermiş. Şeytan da herkesin aşkını simgeleyen kırmızı gülün dünyanın her köşesinde yetişebileceğini ancak onun aşkının bu “kara gül” ile sadece kızın öldüğü bu toprakta acı bir iz olarak kalacağını söylemiş.

Bu arada önemli not gülün sadece orada siyah yetişmesinin sebebi ise iklim ve hava koşullarıymış.

Erol Kara - 09.09.2019

Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski