videoerk



Tarihi taş evleri, camileri, kiliseleri ve manastırlarıyla açık hava müzesini andıran Güneydoğu'nun incisi Midyat'ta Mağara Evlerini geziyoruz.

Yörenin taş ustalarının üstün ve incelikli becerileri Midyat'a adeta açık hava müzesi görünümü kazandırmış. Midyat'ın doğal örtüsü olan taşlar, eksi binaların restore edilmesiyle yeniden hayat bulmuş. Midyat için taş herşeydir, yaşamdır, sevinçtir, mutluluktur. deniliyor


Midyat'ta taş mimariden yapılmış çok sayıda cami ve türbe bulunduğu söylense de biz sadece Merkez Cevat Paşa Camii'ni görebiliyoruz. Vakit namazımızı da burada eda ediyoruz. Yaşlı bir Mardin'li Cevat Paşa camiini anlatıyor, bana..

Midyata gelen Cevat Paşa burada caminin olmadığını görünce emir veriyor ve buraya ilk İslam mabedini yaptırmış oluyor. Yaşlı Midyat'lı ona dua ediyor.

Bir de mağara evlerinden bir örneği geziyoruz.

Midyat Mağaraları eski uygarlıklar boyunca günümüze kadar varlığını korumaya çalışıyor. Gezdiğimiz mağara evi sadece bir örnek.

Tarihi mekanların bulunduğu Işıklar Mahallesi’nde, bir dönem Süryani ailelerin yaşadığı mağara evler aslına uygun restore edilmiş.

Gezdikçe bir labirentte dolaşıyormuş hissi veriyor. Kapı girişlerine takılmış plastik doğramalar çirkin bir görünüm verse de sosyal yaşamı canlandırmaları açısından bir örnek olmuş. Tabii, turist para demek para için böylesine eserlere restoran, kafe yapmamak olmaz.(!)
Taş mağaraya plastik doğrama kapı (!)

Kişi başı biletsiz olarak 2 TL vererek girdiğimiz mağara evinde kullanılmış eşyalardan eski yeni örnekler yer alıyor. Mağara özel bir kişiye ait. Kendi imkanlarıyla turizme kazandırıldığı söyleniyor. Kurumsal değil yani.

Mağaralarda ilk yaşamlarını sürdürenlerde Süryaniler olmuş.

Mağaranın içinde eski dönemlerde kullanılan mutfak ve ev eşyalarını görebilirsiniz.

Mağara evini gezdiğimiz sırada rehberimiz kafileden bir grubu alarak filmcilere stüdyo olmuş olan Mardin evlerine gidiyor. Kafilenin yarısı bundan habersiz bir arada aranıyoruz. Daha sonra bugünlerde popüler bir dizi olan Hercai adlı dizinin çekildiği ve Şadoğlu Konağı olarak adlandırılan binanın olduğu yerde bulunduklarını öğreniyor ve oraya gidiyoruz.

Çekim meydanı kalabalık. Halk ilgi gösteriyor. Kalabalığı dağıtmakta olan set işçilerden biri halktan bazı kişilere hakaret edince orada kısa süreli bir tartışma çıkıyor ve bu gerginlikten dolayı orada ziyareti kesiyor ve yemeğe gidiyoruz.



Midyat'ın en tanınmış Cağdaş Et lokantasının nefis yemeklerinden önerilenlerden seçim yaparak karnımızı doğuruyoruz.

Çok bahsedilen Mardin Ulu camiini göremiyoruz. Sadece bu mu derseniz  göremediğimiz eserlerinden bazılarını sayıyorum.. Şeyh Abdullatif Türbesi , Hacı Abdurrahman Cami, Deyr-ül Umur ve Mor Gabriel manastırları, Mor Smuni, Mor Barsavmo, Mor Aksanoya, Mor Sabrel, Meryem Ana, Mor Abraham ve protestan kiliseleri ve Devlet Konuk Evi ve Midyatlıların bahsettiği Beyazsu.....

Yaklaşık 4 saat kaldığımız Midyat'ta da diğer şehir gezilerimiz gibi geldik, gördük ve ziyaret edemedik deyip ayrılıp Hasankeyf'e doğru yola çıktık.

Herhalde butik gezi buna diyorlar. Gidiyorsun. Bir kaç saat takılıp çekip geri geliyorsun. Zaten 5-6 güne bu kadar vilayeti gezmek ancak bu kadar olur. Zaten yolculuğumuzun çoğu otobüste geçiyor




Yorumunuzu yazın

Daha yeni Daha eski